Basın İlan Kurumu’nun verdiği cevap, sorunu çözmek yerine ayrımcılığı kurumsallaştırmaktadır. Kurum, azınlık gazetelerine yardımın devam ettiğini kabul ederken, sonradan oluşturduğu “yönetim yeri İstanbul’da olma” şartıyla yıllardır yayın yapan ve daha önce desteklerden yararlanan Sabro Gazetesi’ni destek kapsamı dışına itmektedir.
5187 sayılı Basın Kanunu’nda bulunmayan bir kriterin idari kararla dayatılması, hukuki dayanaktan yoksun ve eşitlik ilkesine aykırıdır. Daha önce yardım alan Sabro Gazetesi’nin bugün keyfi şartlarla dışlanması, Süryani toplumunun sesinin susturulmasına yönelik açık bir uygulama görüntüsü vermektedir.
Azınlık hakları İstanbul sınırlarıyla ölçülemez. Mardin’de, Midyat’ta ve Tur Abdin’de yaşayan Süryaniler de bu ülkenin eşit vatandaşlarıdır. Devletin görevi azınlık basınını desteklemekken, coğrafi gerekçelerle cezalandırmak değildir.
Bu kararın hukuki ve vicdani hiçbir izahı yoktur. Basın İlan Kurumu’nu, Sabro Gazetesi’ne yönelik bu haksız ve ayrımcı uygulamadan vazgeçmeye ve kamuoyuna tatmin edici bir açıklama yapmaya davet ediyoruz.
#SabroGazetesi #Süryaniler #BasınÖzgürlüğü #AzınlıkHakları #BasınİlanKurumu #Eşitlik #Ayrımcılık #CİMER
Komisyonumuzdan sorumlu eş genel başkan yardımcımız Yüksel Mutlu’nun açıklaması; Seyfo’nun 111. yılında Süryani halkının acısını paylaşıyoruz.
https://t.co/D1rdQTuom8
Sayfo Anma Töreni'nden görüntüler. Süryani Dernekler Federasyonu tarafından organize edilmiştir. Midyat, Tur Abdin. 14 Haziran 2026.
@EvgilTrker#Sayfo#Sayfo1915#turkiye#turkey
Basın İlan Kurumu'nun Süryani toplumunun gazetesi Sabro’nun destek kapsamı dışında bırakması hk. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sn. Cevdet Yılmaz’a soru önergesi verdim.
"Sabro gazetesinin kapsam dışında bırakılması eşitlik ilkesine aykırıdır."
https://t.co/l9vbq3bPqj
📌“Sabro’nun desteklenmemesinin nedeni nedir?”
▪️Gazete Sabro’nun, “Yönetim yerinin İstanbul olması” şartı nedeniyle Basın İlan Kurumu’ndan yardım alamamasını Meclis gündemine taşıyan İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu (@myeneroglu), “Süryani toplumunun gazetesi olan Sabro, destek kapsamına neden alınmamıştır? Bu gazetenin kapsam dışında bırakılmasının hukuki ve idari gerekçesi nedir?” diye sordu.
https://t.co/RYFBzaFsZm
Çok Güzel Hareketler Bunlar içerisinde yayınlanan “Papaz” skeci, mizah adı altında Hristiyanların ve özellikle Süryani toplumunun kutsallarını hedef alan açık bir saygısızlıktır. İnanç sembollerini, din adamlarını ve kutsal değerleri ucuz kahkaha malzemesine dönüştürmek sanat değil; bilinçsizce yapılan toplumsal ayrıştırmadır. Yüzyıllardır bu topraklarda varlığını korumaya çalışan bir halkın dinî kimliğiyle alay edilmesi, “skeç” bahanesiyle normalleştirilemez.
Türkiye’de azınlık toplulukları zaten yıllardır ötekileştirme, yok sayılma ve nefret diliyle mücadele ederken; ulusal ekranlarda bu tarz içeriklerin yayınlanması kabul edilemez bir sorumsuzluktur. Aynı yaklaşım başka bir inanca yönelik yapılsaydı ortaya çıkacak tepkinin çok daha büyük olacağı açıktır. Bu çifte standart, ülkedeki Hristiyanların ve Süryanilerin hassasiyetlerinin hâlâ yeterince önemsenmediğini göstermektedir.
Toplumun kutsallarını aşağılayarak reyting toplamak ne mizah özgürlüğüdür ne de sanat. Bu yayın, milyonlarca insanın inancını hafife alan ve dini kimlikleri küçümseyen problemli bir anlayışın ürünüdür. Bu nedenle söz konusu skecin ilgili platformlardan ve yayın akışlarından kaldırılması, benzer içeriklerin tekrarının önlenmesi adına gerekli adımların atılması gerekmektedir. Ayrıca Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’ün de toplumun dini ve manevi değerlerini hedef alan bu yayın hakkında inceleme başlatması ve gerekli yaptırımları uygulaması kamu vicdanının beklentisidir.
İnançlara saygıyı yalnızca çoğunluk için isteyenler, adaletten değil ayrıcalıktan söz ediyordur. Türkiye’de yaşayan her halkın, her inancın ve her kimliğin kutsalı eşit derecede değerlidir. Buna yönelik alaycı ve aşağılayıcı yayınların “mizah” adı altında korunmaya çalışılması kabul edilemez.
Bugün Mardin sadece bir maçı değil, yılların özlemini kazandı! 🏆💙❤️
Bu şehir inandı, mücadele etti ve sonunda hak ettiği yere yükseldi.
Sokaklarda sevinç, tribünlerde gurur, yüreklerde tarih var bugün.
Tüm takımı, emeği geçen herkesi ve son düdüğe kadar inanan taraftarı kutluyoruz.
Mardin artık 1.Lig’de! 🔥🔥🔥
@mardinsporsk
#mardin #midyat
Basın İlan Kurumu tarafından açıklanan azınlık basınına yönelik destek kararında yer alan “İstanbul merkezli olma” şartı, İstanbul dışında yayın yapan tek azınlık gazetesi olan Sabro Gazetesi’ni doğrudan sistem dışına itmiş olup, bu durumun teknik bir kriter mi yoksa bilinçli bir dışlama mı olduğu kamuoyu açısından ciddi bir soru işareti yaratmaktadır; bu nedenle @basinilankurumu ve @dmmiletisim tarafından acilen ve açık bir şekilde şu hususların gerekçelendirilmesi gerekmektedir: İstanbul merkezli olma şartı hangi somut ihtiyaç ve objektif ölçütlere dayanarak belirlenmiştir, bu şart neden Türkiye’nin diğer şehirlerinde faaliyet gösteren azınlık basınını kapsam dışı bırakacak şekilde kurgulanmıştır, İstanbul dışında yayın yapan tek azınlık gazetesi olan Sabro Gazetesi’nin bu destekten yararlandırılmamasının hukuki ve idari gerekçesi nedir ve en temel soruyla, Mardin Türkiye Cumhuriyeti değil midir? Eğer öyleyse, aynı ülke sınırları içinde, aynı azınlık statüsü kapsamında ve aynı amaçla yayın yapan bir gazetenin yalnızca bulunduğu şehir nedeniyle dışlanması nasıl izah edilecektir; bu sorular cevapsız bırakıldığı sürece söz konusu karar bir destek politikası olarak değil, sonucu baştan belirlenmiş ve belirli bir yayını sistem dışında bırakmaya yönelik hazırlanmış bir uygulama olarak değerlendirilmeye devam edecektir.
Turabdin’de Paskalya,
sadece bir bayram değil…
bir hafızanın kuşaktan kuşağa aktarılmasıdır.
Evlerde günler öncesinden başlayan hazırlıklar,
annelerin mutfakta yoğurduğu hamurlar,
fırında yükselen kokular…
hepsi bir geleneğin sessiz anlatıcısıdır.
Çocuklar, büyüklerinden öğrendikleri gibi yumurtaları boyar…
her renk, her desen bir hikaye taşır.
Bu topraklarda Paskalya,
Yalnızca bir dini ritüel değil;
bir kimliktir, bir aidiyettir.
Bu etkinlik,
Süryani Dernekler Federasyonu (SÜDEF) merkezinde, Süryani Kadın Derneği (SURKADİM) öncülüğünde,çocukların neşesi ve geleneklerin sıcaklığıyla hayat buldu.
Çocuklar oynarken, öğrenir…
gülerken,hatırlar…
ve farkında olmadan kendi kültürlerini geleceğe taşırlar.
Çünkü Turabdin’de her bayram,
geçmiş ile gelecek arasında kurulan bir köprüdür.
Ve o köprüde
en güçlü adımlar…
çocuklara aittir…
Hürmüz Diril cinayetinde 6 yıl sonra tutuklama
‘Apro Diril cinayeti tek başına işlemedi’
HÜLYA EMEÇ’İN (@isteboylee) ÖZEL HABERİ
Hürmüz Diril’in 2020’de kaybolmasına ilişkin açılan davada, eşi Şimoni Diril’in katili ve bu olayın da baş şüphelisi Apro Diril, 6 yıl sonra görülen duruşmada tutuklandı.
Dava avukatlarından Rojhat Dilsiz (@rojhatdilsiz7), zanlının cinayeti tek başına işlemediğine neredeyse emin olduklarını söyleyerek, diğer zanlıların gizlendiğine dikkat çekti.
https://t.co/sfAm9Tzf55
Havro İzla’yı bugün sadece hatırlamıyoruz; eksikliğini yüreğimizde, mücadelesini omuzlarımızda taşıyoruz.
O, sürgünlerle parçalanmış bir halkın hafızası, susturulmak istenen bir dilin sesi ve ayağa kalkmayı seçen Süryani kadınlarının iradesiydi. Her yasakta direnişi, her sessizlikte sözü, her unutuluşta hafızayı büyüttü.
Çünkü biliyordu: Bir halk önce kadınları yalnızlaştırıldığında, dili unutturulduğunda ve geçmişi silindiğinde kaybettirilir. Bu yüzden Havro İzla’nın mücadelesi sadece bir kadın mücadelesi değil; var olma, hatırlama ve kimlikte ısrar etme mücadelesiydi.
Bugün sene-i devriyesinde acımız da sözümüz de politiktir.
Unutmak teslimiyettir; hatırlamak direniş.
Onun bıraktığı yerden konuşmaya, direnmeye ve kimliğimizi savunmaya devam edeceğiz. Çünkü mücadele edenlerin yolu yarım kalmaz.
Havro İzla yaşıyor; kalbimizde bir yara, mücadelemizde bir umut olarak.
Christian Teacher Iman Georges Killed in Homs Over Suspected Identity.
As the European Syriac Union (ESU), we strongly condemn this act of barbarity. Killing a teacher and a mother, leaving children orphaned, is unacceptable. Perpetrators of such crimes have no place in society.
21 Şubat Dünya Ana Dil Günü:
21 Şubat Dünya Ana Dil Günü vesilesiyle hatırlıyoruz: Ana dilimiz Süryanice sadece bir iletişim aracı değildir; yok sayılan bir halkın hafızası, susturulmaya çalışılmış bir tarihin yaşayan tanığıdır. Kaybettiğimiz köylerin sesi, boşaltılan toprakların hatırası ve kiliselerde yankılanan duaların son nefesidir.
Diasporada unutulan her kelime, biraz daha görünmez kılınmaktır. Çünkü bir halkı silmenin en sessiz yolu, onun dilini susturmaktır. Dil yaşarsa kimliğimiz yaşar; dil susarsa tarih inkâr edilir.
Ana dilimizi konuşmak bir tercih değil, kültürel bir direniştir. Süryaniceyi yaşatmak geçmişimize sahip çıkmak, bugün var olduğumuzu ilan etmek ve geleceğe açık bir mesaj vermektir: Biz hâlâ buradayız ve dilimizle var olmaya devam edeceğiz.