Dünyanın anasını ağlatan milletleri ülkeleri sömüren devletlerin başına bela olan şirketlerden oluşmuş aslında devlet olmayan şirketlerin yönettiği emperyalist ABD den konuşma zaten şirketleşme adı altında insanları köle ettiniz şimdide 21 Yy da yapay zeka ile insanların işlerini elinden alacaksınız son zamanlarda da algı yapıyorsunuz yapay zeka kontrolden çıkıp siber pandemi yapacaksınız sığır kendini akıllı sanma boka sürülecek akıl yok senin gibilerde emperyalistin borazanlığını git başka yerde yap dingil
Sayın Oğuz Alper Öktem, bir sorumuz var!
Çinli CalmCar, 2025 yılında sürücüsüz robotaksi teknolojisini tanıtmış. Siz de bugün RoboMartı’yı büyük bir teknolojik devrim gibi duyuruyorsunuz.
Peki bu araçların hangi teknolojileri Türkiye’de geliştirildi? Yazılım, sensörler ve otonom sürüş sistemlerinin ne kadarı yerli?
Ama asıl mesele teknoloji değil!
Bugün TAG üzerinden direksiyon başına geçen binlerce insan, yarın sürücüsüz araçlar yaygınlaştığında ne yapacak?
Taksi esnafını yıllardır “tekel” söylemiyle hedef alanlar, yarın ulaşımın birkaç büyük teknoloji şirketinin kontrolüne geçmesinin önünü mü açıyor?
Bugün rekabet ve özgürlük diyorsunuz. Peki yarın araçların, uygulamanın, fiyatlandırmanın ve müşteri verilerinin tek bir şirketin kontrolünde toplandığı sistemin adı ne olacak?
Taksicinin bir plakası olunca tekel, bir teknoloji şirketi binlerce sürücüsüz aracı yönetince özgür piyasa mı oluyor?
Biz teknolojiye karşı değiliz. Teknoloji bahanesiyle ulaşım sektöründe ekonomik gücün birkaç elde toplanması ihtimalinin sorgulanmasını istiyoruz.
Mesele taksi değil, gelecekte İstanbul’un ulaşımını kimin kontrol edeceği meselesidir!
Çinli CalmCar, Maxus MIFA 7 aracına kendi geliştirdiği yapay zekâ, sensör ve L4 otonom sürüş sistemini entegre ederek ConnectOne adlı sürücüsüz robotaksiyi Eylül 2025’te tanıttı.
Sen nerde serbest piyasa adı altında marketin önüne tezgah açan gördün yada gördün diyelim zabıtanın neler yaptığınıda görmüşsündür.Korsan eskidende vardı eskiden korsan durakları vardı bunlar yönetirdi sistemi şimdi digitalleşti ama korsan yasal olmadı adı değişti yani insan aklı ile dalga geçmeyin…Taksi mesleğini kaosa sürükleyenler ile kendi planlarını uygulayanlar aynı merciiler o nedenle insanlara sözde şimdilik para kazandırıp tag yapanları arkaya alıp bak benim arkamda bukadar insan var demek samimi değil çünkü yasal olduğu halde (ki olmayacak) yine kasa kazanacak bu sefer yerden yere vurulan taksiler mumla aranacak..Kaldı ki taksiler artık kirli değil şoförler eskisi gibi değil ama problem yokmu her sektörde olduğu gibi var çözüm sorunları tespit etmek ve çözmek ama burda çoğu çiftlik bot hesaplar olduğu için anlamazlar.
Bursa’da yapılan denetimde Martı Tag sürücülerine ceza yağdı!
Çevirmeye giren dört araca ve dört yolcuya toplam 415.480 TL para cezası uygulandı. Sürücülerin araçlarına 60 gün ehliyetlerine ise 30 gün el konuldu.
🚨 SON DAKİKA!
İstanbul Taksiciler Esnaf Odası bünyesinde gece gündüz çalışan Türk mühendisleri, uzun süren AR-GE çalışmalarının ardından Çin’den getirdikleri ilk sürücüsüz taksiyi kamuoyuna tanıttı! 😂
Martı TAG’ın “taksi tekeline son vereceğiz” açıklamalarından ilham alan oda yönetimi, bir sonraki aşamada 19 bin sürücüsüz taksiyi Martı’ya kaydettirmeyi hedefliyor.
Oğuz Alper Öktem’in yeni projeden oldukça endişeli olduğu, rekabetin bu kadarına kendisinin de hazır olmadığı öğrenildi.
Not: Haber tamamen mizah amaçlıdır. Ama teknoloji ithal edip devrim yaptık diye anlatma işi artık ciddi ciddi komik olmaya başladı.
@ismetDALCI@OguzAlperOktem #martıtag
Oğuz Alper Öktem, taksi esnafı üzerinden kamuoyu algısı oluşturmaya devam ediyor!
Şimdi de 19.461 taksicinin Martı’ya başvurduğu haberleri servis ediliyor.
Peki bu rakamın dayanağı ne? Bağımsız olarak doğrulanmış bir veri var mı? Bu başvurular hangi tarihlerde yapılmış? Kaçı gerçekten aktif taksi şoförü? Kaçı onaylanmış ve fiilen çalışmaya başlamış?
Ortada kamuoyuna sunulmuş somut bir doğrulama yokken bu rakamları büyük bir başarı hikâyesi gibi pazarlamak, bana göre açıkça algı yönetimidir.
Daha düne kadar taksi esnafını hedef alan söylemlerle gündeme gelenlerin bugün birdenbire taksicilere kucak açması da ayrıca düşündürücü.
Sayın Öktem, bu işler sosyal medya videolarıyla, büyük rakamlarla, sürekli gündem oluşturarak olmaz.
Madem 19 bin taksici size başvurdu, çıkın kamuoyuna bu rakamı bağımsız şekilde doğrulatın.
Taksi esnafını algıyla değil, belgeyle ikna edin!
Çünkü insanların aklıyla oynamak kolay, iddialarınızın arkasında somut verilerle durmak zordur.
Sayın Oğuz Alper Öktem, bir sorumuz var!
Çinli CalmCar, 2025 yılında sürücüsüz robotaksi teknolojisini tanıtmış. Siz de bugün RoboMartı’yı büyük bir teknolojik devrim gibi duyuruyorsunuz.
Peki bu araçların hangi teknolojileri Türkiye’de geliştirildi? Yazılım, sensörler ve otonom sürüş sistemlerinin ne kadarı yerli?
Ama asıl mesele teknoloji değil!
Bugün TAG üzerinden direksiyon başına geçen binlerce insan, yarın sürücüsüz araçlar yaygınlaştığında ne yapacak?
Taksi esnafını yıllardır “tekel” söylemiyle hedef alanlar, yarın ulaşımın birkaç büyük teknoloji şirketinin kontrolüne geçmesinin önünü mü açıyor?
Bugün rekabet ve özgürlük diyorsunuz. Peki yarın araçların, uygulamanın, fiyatlandırmanın ve müşteri verilerinin tek bir şirketin kontrolünde toplandığı sistemin adı ne olacak?
Taksicinin bir plakası olunca tekel, bir teknoloji şirketi binlerce sürücüsüz aracı yönetince özgür piyasa mı oluyor?
Biz teknolojiye karşı değiliz. Teknoloji bahanesiyle ulaşım sektöründe ekonomik gücün birkaç elde toplanması ihtimalinin sorgulanmasını istiyoruz.
Mesele taksi değil, gelecekte İstanbul’un ulaşımını kimin kontrol edeceği meselesidir!
Ne şirketin var senin ???
Sayın Oğuz Alper Öktem, bir sorumuz var!
Çinli CalmCar, 2025 yılında sürücüsüz robotaksi teknolojisini tanıtmış. Siz de bugün RoboMartı’yı büyük bir teknolojik devrim gibi duyuruyorsunuz.
Peki bu araçların hangi teknolojileri Türkiye’de geliştirildi? Yazılım, sensörler ve otonom sürüş sistemlerinin ne kadarı yerli?
Ama asıl mesele teknoloji değil!
Bugün TAG üzerinden direksiyon başına geçen binlerce insan, yarın sürücüsüz araçlar yaygınlaştığında ne yapacak?
Taksi esnafını yıllardır “tekel” söylemiyle hedef alanlar, yarın ulaşımın birkaç büyük teknoloji şirketinin kontrolüne geçmesinin önünü mü açıyor?
Bugün rekabet ve özgürlük diyorsunuz. Peki yarın araçların, uygulamanın, fiyatlandırmanın ve müşteri verilerinin tek bir şirketin kontrolünde toplandığı sistemin adı ne olacak?
Taksicinin bir plakası olunca tekel, bir teknoloji şirketi binlerce sürücüsüz aracı yönetince özgür piyasa mı oluyor?
Biz teknolojiye karşı değiliz. Teknoloji bahanesiyle ulaşım sektöründe ekonomik gücün birkaç elde toplanması ihtimalinin sorgulanmasını istiyoruz.
Mesele taksi değil, gelecekte İstanbul’un ulaşımını kimin kontrol edeceği meselesidir!
Şimdi taksi tekeli diyenlr buna ne diyecek?Tekel olan kim?Aylık evine 3 kuruş götürmeye çalışan taksi sahibi mi yoksa aylık 9.684.000.000 tl cebine koyan sözde halk kahramanı Oğuz Alper Öktem ve arkasında ki gizli yapı mı???Uyanın uyanın milleti devleti soyanlar bunlar esnaf dğl
Değerli Taksi Esnafımız,
Korsan Martı Tag ın , sürücülerden topladığı illegal para;
Aylık 9.684.000.000 TL,
Yıllık ise 11 milyar TL nin üzerinde.
Üstelik, korsan Martı Tag fatura olarak da "Scooter" faturası kesiyor.
Bu devasa paranın,VERGİSİ YOK,
çalışanların SİGORTASI YOK, korsan araçların SİGORTASI ise HUSUSİ araç, dolayısıyla cüzi.
Ama korsan başının dili uzun, eli uzun, ağzı da boş laf yapıyor.
Yetkili Bakanlıklarımızı, Gelir İdaresi Başkanlığını, Sigortacılık Denetleme Kurulunu, göreve davet ediyor, acil denetim talep ediyoruz.
Tekrar hatırlatalım:
Korsan Martı Tag erişim engeli DAVA süreci YARGITAY da DEVAM EDİYOR.
Bekleyelim ve adaletin tecellisini görelim.
İSMET DALCI
İSTANBUL TAKSİCİLER ESNAF ODASI BAŞKANI
@MehmetYiginer@tsofresmi@istesob
Zerre kafan çalışmıyor ulan ülkede okadar şirket var bi martımı?Hala sunu anlayamıyorsun bu şirket Türk şirketi değil Oğuz Alper öktemin şirketin hiçbiryerinde kaydı yok Cayman adalarında kurulmuş bir şirket ya araştır be kardeşim araştır bukadar cahil olmayın ne cahil adamlarsınız
Bence bu mesele yalnızca bir ulaşım girişimi olarak değerlendirilmemeli. Asıl sorgulanması gereken, bu yapının arkasındaki sermaye gücü ve uzun vadede ulaşım sektöründe nasıl bir hâkimiyet kurmak istediğidir.
Şöyle bir beyin fırtınası yapalım: Yarın İstanbul trafiğinde bu sisteme bağlı on binlerce araç olduğunu düşünün. Öncelikle denetim ve yolcu güvenliği meselesi var. Ancak bence daha önemli bir konu gözden kaçıyor: Araçların içindeki dijital ekranlar ve bu sistemin oluşturabileceği medya gücü.
Her gün yüz binlerce insana ulaşabilen bu ekranlar üzerinden sürekli belirli mesajlar verilirse ne olur? Bu güç yalnızca ticari reklamlar için mi kullanılır, yoksa zamanla kamuoyunu ve hatta siyaseti etkilemek için de kullanılabilir mi?
Bugün ulaşım sektöründe pazar payı elde etmeye çalışan bir yapı, yarın milyonlarca insana erişebilen bir algı ve iletişim gücüne dönüşebilir.
Küresel sermayenin etkisini de hesaba kattığımızda meseleye yalnızca taksi–Martı TAG rekabeti olarak bakmak bana oldukça yüzeysel geliyor.
Burada kimseyi peşinen suçlamıyorum. Ancak bu kadar büyük bir ekonomik gücün, veri birikiminin ve iletişim ağının kimlerin kontrolünde olacağını, nasıl denetleneceğini ve ileride siyasi baskı aracına dönüşüp dönüşemeyeceğini sorgulamak gerekiyor.
Bence bu mesele yalnızca bir ulaşım girişimi olarak değerlendirilmemeli. Asıl sorgulanması gereken, bu yapının arkasındaki sermaye gücü ve uzun vadede ulaşım sektöründe nasıl bir hâkimiyet kurmak istediğidir.
Şöyle bir beyin fırtınası yapalım: Yarın İstanbul trafiğinde bu sisteme bağlı on binlerce araç olduğunu düşünün. Öncelikle denetim ve yolcu güvenliği meselesi var. Ancak bence daha önemli bir konu gözden kaçıyor: Araçların içindeki dijital ekranlar ve bu sistemin oluşturabileceği medya gücü.
Her gün yüz binlerce insana ulaşabilen bu ekranlar üzerinden sürekli belirli mesajlar verilirse ne olur? Bu güç yalnızca ticari reklamlar için mi kullanılır, yoksa zamanla kamuoyunu ve hatta siyaseti etkilemek için de kullanılabilir mi?
Bugün ulaşım sektöründe pazar payı elde etmeye çalışan bir yapı, yarın milyonlarca insana erişebilen bir algı ve iletişim gücüne dönüşebilir.
Küresel sermayenin etkisini de hesaba kattığımızda meseleye yalnızca taksi–Martı TAG rekabeti olarak bakmak bana oldukça yüzeysel geliyor.
Burada kimseyi peşinen suçlamıyorum. Ancak bu kadar büyük bir ekonomik gücün, veri birikiminin ve iletişim ağının kimlerin kontrolünde olacağını, nasıl denetleneceğini ve ileride siyasi baskı aracına dönüşüp dönüşemeyeceğini sorgulamak gerekiyor.
Bence bu mesele yalnızca bir ulaşım girişimi olarak değerlendirilmemeli. Asıl sorgulanması gereken, bu yapının arkasındaki sermaye gücü ve uzun vadede ulaşım sektöründe nasıl bir hâkimiyet kurmak istediğidir.
Şöyle bir beyin fırtınası yapalım: Yarın İstanbul trafiğinde bu sisteme bağlı on binlerce araç olduğunu düşünün. Öncelikle denetim ve yolcu güvenliği meselesi var. Ancak bence daha önemli bir konu gözden kaçıyor: Araçların içindeki dijital ekranlar ve bu sistemin oluşturabileceği medya gücü.
Her gün yüz binlerce insana ulaşabilen bu ekranlar üzerinden sürekli belirli mesajlar verilirse ne olur? Bu güç yalnızca ticari reklamlar için mi kullanılır, yoksa zamanla kamuoyunu ve hatta siyaseti etkilemek için de kullanılabilir mi?
Bugün ulaşım sektöründe pazar payı elde etmeye çalışan bir yapı, yarın milyonlarca insana erişebilen bir algı ve iletişim gücüne dönüşebilir.
Küresel sermayenin etkisini de hesaba kattığımızda meseleye yalnızca taksi–Martı TAG rekabeti olarak bakmak bana oldukça yüzeysel geliyor.
Burada kimseyi peşinen suçlamıyorum. Ancak bu kadar büyük bir ekonomik gücün, veri birikiminin ve iletişim ağının kimlerin kontrolünde olacağını, nasıl denetleneceğini ve ileride siyasi baskı aracına dönüşüp dönüşemeyeceğini sorgulamak gerekiyor.