Rize’nin Çayeli ilçesinde İran’dan çay toplama işi için getirilen 38 İranlı işçi saldırıya uğradı.
15 gün boyunca çalıştırıldıktan sonra ücretlerini talep eden işçiler, işveren M.Y. ile birlikte yaklaşık 15 kişi tarafından darp edildi.
Rahmi Koç’un Kürt kadınlarına yönelik, “fıkra “ adı altında dile getirdiği ayrımcı ve aşağılayıcı söylem; yalnızca bireysel bir dil sürçmesi değil, yıllardır Kürtleri ve özellikle Kürt kadınlarını ötekileştiren egemen, jakoben ve inkârcı anlayışın dışavurumudur.
Kürt kadınları, anadilde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan yetersizlikler nedeniyle sağlık hakkından eşit biçimde yararlanmakta ciddi zorluklarla karşı karşıya kaldı/kalıyor. Bir halkın yaşadığı dil bariyerini mizah konusu yapmak yerine, bu sorunun neden hâlâ çözülemediğini sorgulamak gerekir.
Çünkü sağlık hizmetlerinde dil bariyeri; yanlış tanılara, tedaviye uyumsuzluğa ve sağlık hakkının ihlaline yol açıyor.
Utanmaz haysiyetsiz!
Kürd'ün namusunu aşağılayıp espri yapan bê namus.
Kürt kadının namusunun kırıntısı sizde olsa birazcık haysiyetiniz olur.
Binali Yıldırım da utanmadan bu alçakça rezilliğe gülüyor.
Sen de bir Kürtsün.Sende hiç onur haysiyet yok mu ki bu rezilliğe kahkaha atıyorsun?
Yargı önünde bunun hesabını vereceksin.
Bir Kürt olarak RAHMİ KOÇ’ı kınıyor!
Yazıklar olsun, ayıp yahu ayıp..
KONU KÜRT KADINI !!!
Koç anlatıyor.
“Doktor Kürt kadının derdini dinlemiş. “Hanımefendi perdenin arkasına giyinin, soyunun” deyince, kadın demiş ki "Doktor Bey, ilk sen soyun”.
#rahmikoçözürdile#rahmikoç #rahmikoç #rahmikoçözürdile #TaşacakBuDeniz seçim istiklal partisi Karadeniz'de Türk emlak katılım Cübbeli faiz #kizilcikşerbeti
İki gündür
Bu fotoyu görmemeye çalışıyor.
Bu konuyla alakalı birşeyler yazmamaya çalışıyorum
Ama içim yandı be içim.
Bir gençlik nasılda gözümüzün önünde çürüdü.
Halen Aslanlar gibi dik duruyor
Ama içimi cız etmesi
Yutkanmama sebep olması😔😔😔
#SelahattinDemirtaşaÖzgürlük
🕊️🕊️🕊️✌️✌️✌️✌️
Bu yıl 60 yaşına giriyorum.
Yaş almanın herkes için aynı şey olmadığını daha iyi anlıyorum artık.
Ben de iki kız çocuğu babasıyım.
Hayatın en büyük armağanlarından birinin, çocuklarının büyümesine tanıklık etmek olduğunu biliyorum. Onların değişen yüzlerini, büyüyen hayallerini, sevinçlerini ve kırgınlıklarını yaşayarak görmek…
Bu satırları yazarken, iki kız çocuğu babası Selahattin Demirtaş’ı düşünüyorum.
53 yaşında.
Hayatının yaklaşık son on yılını cezaevinde geçirdi.
Bir baba olarak bunun ne anlama geldiğini hissedebiliyorum. Çünkü zaman, en çok çocuklarımızın hayatında görünür. Kaçırılan her yıl, geri getirilemeyen bir hatıradır.
Ama mesele yalnızca bir babanın çocuklarından uzak kalması değildir.
Mesele aynı zamanda hukuk, adalet ve özgürlüktür.
Demokratik toplumların gerçek gücü, farklı düşünen insanların da kendilerini özgürce ifade edebilmesinden gelir. Hukuk, yalnızca sevdiğimiz ya da katıldığımız insanlar için değil; herkes için gerektiğinde anlamlıdır. Adalet de ancak herkes için işlediğinde adalettir.
Bugün dünyaya baktığımızda görüyoruz ki, hukukun zayıfladığı yerde kutuplaşma büyüyor, adalet duygusunun aşındığı yerde toplumsal barış yara alıyor.
Bir insanın özgürlüğünden mahrum bırakılması, yalnızca onun hayatını değil; ailesinin, çocuklarının ve yakınlarının hayatını da etkiler.
Bu nedenle Selahattin Demirtaş’ın durumuna yalnızca siyasi bir mesele olarak değil, aynı zamanda vicdani ve insani bir mesele olarak bakıyorum.
On koca yıl... Çok uzun bir zaman...
Bir insanın hayatından, bir babanın çocuklarından, bir ailenin birlikte yaşayabileceği yıllardan alınmış çok uzun bir zaman…
60 yaşıma girerken şuna inanıyorum:
Hukuk intikamın değil, adaletin aracıdır.
Özgürlük bir lütuf değil, temel bir haktır.
Ve adalet geciktiğinde, yalnızca bireyler değil, toplumlar da zarar görür.
Bu nedenle, hukukun evrensel ilkeleri ve adalet duygusu çerçevesinde, Selahattin Demirtaş’ın bir an önce özgürlüğüne kavuşması ve serbest bırakılması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü bazen bir insanı özgür bırakmak, yalnızca o insan için değil; hukuk devleti, toplumsal vicdan ve ortak geleceğimiz için de doğru olanı yapmaktır.
#SelahattinDemirtaşaÖzgürlük