Akşama not.
Dikkat!
Sokaktaki asayişin, evlerimizdeki huzurun, iş yerlerimizdeki güvenliğin ve siyasette rahat hareket edebilmenin temel şartlarından biri, polis teşkilatımızın güçlü olmasıdır.
Polis teşkilatımız elbette güçlüdür. Ancak bu gücün sürdürülebilir olması için polislerimizin moral ve motivasyonunun da aynı ölçüde güçlü tutulması gerekir.
Ne yazık ki polislerimizi çoğu zaman bir insan gibi değil, adeta bir makine gibi görüyoruz.
Üzerlerindeki üniformaya olan sadakatlerinden dolayı, “Nasıl olsa itiraz etmezler”, “Daha ne istiyorlar, polis olmuşlar”, “Yapamıyorlarsa istifa edip gitsinler” ya da “Mecbursunuz kardeşim” anlayışıyla hareket ediliyor. Eğer böyle düşünüyorsak, ciddi bir yanlış yapıyoruz.
Unutulmamalıdır ki polis de sokaktaki herhangi bir vatandaş gibi etten kemikten bir insandır.
Sinirleri vardır, ruhu vardır, kalbi vardır, aklı vardır.
Hayata dair beklentileri, ailesi, sevinçleri, üzüntüleri ve sosyal yaşamı vardır.
Son dönemlerde özellikle dikkat çekmemize rağmen, polislerimizin moral ve motivasyonunu yükseltecek adımların atılması konusunda yeterince ilerleme kaydedemediğimizi görüyorum.
Kusura bakmasınlar ama bu süreci yöneten arkadaşlara açıkça söylemek istiyorum: Arka koltukta oturup, karakolda görev yapan polisin,terör şubedeki polisin,Çevik Kuvvet’teki polisin, istihbarattaki polisin nasıl bir hayat yaşadığını anlamak kolay değildir.
Özellikle karı-koca her ikisi de polis olan ailelerin, birbirlerini haftada ancak bir kez görebildiği bir çalışma düzenini anlamak kolay değildir.
Amirinin iki dudağı arasından çıkacak bir emirle, günün ya da gecenin herhangi bir saatinde göreve gitmek zorunda kalmanın ne demek olduğunu anlamak kolay değildir.
Eve gelip üniformasını çıkarıp dinlenmeye fırsat bulamadan yeniden göreve çağrılmanın ne anlama geldiğini hissetmek kolay değildir.
Üzülerek ifade ediyorum ki bunu siyasetteki birçok arkadaşımızın da tam anlamıyla kavraması güçtür.
Özellikle mülki idare açısından da bunu anlamak kolay değildir.
Çünkü onların kapılarını açan da, güvenliğini sağlayan da yine polislerimizdir.
İşte bu nedenle bu konuyu yeniden ele almak zorundayız. Polislerimizin yaşadığı sıkıntıları, beklentilerini ve taleplerini samimiyetle dinlemek, çözüm üretmek ve onların moral-motivasyonunu güçlendirecek adımları vakit kaybetmeden atmak mecburiyetindeyiz.
Gelin, polislerimizin yaşadığı sorunları birlikte konuşalım.
Ne bekliyorlar, ne istiyorlar, hangi sıkıntılarla mücadele ediyorlar; bunları anlamadan güçlü güvenlik teşkilatımızın gücüne her zaman çok ihtiyacımız vardır
@tcbestepe@RTErdogan@MHP_Bilgi@dbdevletbahceli
#Polis
#Emniyet
@smail69346934 Türkçe okuma yazman bile yarım yamalak iken kendinden nasıl bu kadar emin olabiliyorsun? Birde okuma yazman tam olsa uzayda gezinirsin zannımca...
Bilmeyenler için söylüyorum
12/36 sistemi memur 8-5 çalışarak haftada 40 saat çalışıyor ya
İşte polis haftada 45 saat çalışacak
Her hafta 5 saat fazla
Resmi tatilleri de düşersen memur haftada 35 saat çalışıyor polise Resmi Dini tatil olmadığı için 45 saat çalışacak eğer Kanun çıkarsa
#Polis
#MeslekKanunu
“Emniyet can çekişiyor yıllardır görmezden gelinen sorunlarla boğuşuyor!
Hak edilen özlük hakları, adil çalışma koşulları ve insanca bir yaşam için artık somut adımlar atılmalı. Güçlü teşkilat, güçlü gelecek! #PolisMeslekKanunuİstiyor
12-12 sistemi: Modern köleliktir.
Sadece fiziken değil, ruhen de çökertir.
12-12 çalışanlar gece gündüz ayakta.
İzin yok, sosyal hayat yok, insanlık yok.
Buna artık 'çalışma sistemi' demeyelim de ne dersek diyelim.
#Polis
@TaTaR_RaMaZaN99 Bekçiler hariç kısmı yazma zorunluluğu meslek kanunu çerçevesinde çalışıyor olmalarıdır,bu yüzden önemli meslek kanunu... Meslek kanunu mesleği iki dudak arasına mahkum etmekten kurtarır... Zorunlu görev yoğunluğu tabiki 12-12 olabilir ondada mesai ücreti,yıllık izne ekleme olur