Gelememeyi sen anlat,
Gidememeyi ben anlatayım.
Gözüm değil gönlüm kaldı,
Beklemek değil özlemek yordu.
Hani derler ya;
Aşk arafta bir yoldu,
Giden gitti dönen yoktu.
Ve ekler Nazım Hikmet mektubun sonuna: Herkese selam, sana hasret...
Nazım Hikmet
İnsanların, egolarını tatmin etmek için koydukları kişisel hedefleri destansı bir başarı hikayesi gibi pazarlayıp bir de hayranlık beklemeleri, bana göre en komik performanslarından biri.
@mimarintersi Yalnız olmadığımı biliyordum. Pms benim için çok zorlu geçiyor. Hem fiziksel hem ruhsal. Magnezyum desteği ile bir dönem hallettim diye düşündüm.. 🤷♀️
İstakozların büyüme hikayesini bilir misiniz?
İstakozlar bize sessiz bir hakikati öğretir:
Büyümenin bedeli, güvenli olanı terk etmektir. En sağlam kabuklar bile bir süre sonra zindana dönüşebilir.Bizi koruyan şey bir gün gelişimimizin önündeki en büyük engel haline gelir..
Türkler her yerde Türk. Floransa- Roma treninde 1 saat boyunca yüksek sesle konuşan tek kişi Türk ve hepimiz onların seyehat planını dinliyoruz. Çok konuşan insana tahammül edemiyorum.
Bir deneyde bazıları 6 aylık anılarını hatırlarken, bazıları 6 yaştan sonrasını… Zihnimi zorladım; 3 yaşına kadar gidebiliyorum. Peki unuttuklarımız? Gerçekten unutuyor muyuz yoksa sadece perdeledik mi?
Freud’a göre, insan zihni çocuklukta yaşanan yoğun korku, arzu, suçluluk ya da çatışmaları doğrudan hatırlamak istemez. Bunun yerine, önemsiz gibi görünen bir anıyı “öne çıkarır.” Bu sıradan görünen anı aslında daha derin ve bastırılmış bir duygunun üzerini örten bir “perdedir.”
Haziran manifestosu;
Çok gez, çok eğlen, anda kal.
İyi giyin, Sağlıklı beslen, Sporu aksatma.
Az konuş. Az dinle.
Güzel kok.
Nazik ol, Mütevazı kal.
Dramadan uzak dur.
Hedeflerinin peşinden git. Çok çalış.
Değişmekten ve vazgeçmekten korkma.
Kolay olmayacağını bil ve kabullen.
Ve karar dediğimiz şey, çoğu zaman fırtınadan sonra gelen o derin dinginlikte alınır: artık hiçbir şeyi değiştirmeye çalışmadan, sadece hakikati kabul ederek.
Bazı mekânlar artık hatıra değil, ağırlık taşır; bazı zihinler nezaketi incelik değil, zayıflık sanır; bazı bağlar ise insanın ruhundan sessizce eksiltir. Bir noktadan sonra gitmek, bir tercih olmaktan çıkar; insanın kendi varlığına duyduğu saygının kaçınılmaz sonucuna dönüşür.
Bugün içimde uzun zamandır kilitli duran o kapıyı açtım. Pas tutmuş bir sessizlik çıktı içinden; ardından da unuttuğumu sandığım ben. Şimdi o sessizliği dağıtma, kaldığım yerden yeniden başlama zamanı. Sıfırdan korkmadan...