11 Ağustos 2017 tarihinde Trabzon’da PKK teröristlerce yapılan saldırıda 15 yaşındaki Eren Bülbül şehit oldu. Olay sırasında Eren’i korumak için üzerine kapanan kahraman şehidimiz Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik’in vücudundan 41 mermi çıkarıldı. Yer Trabzon, ölen 15 yaşındaki çocuk, üzerinden 41 mermi çıkan 41 yaşında şehit!
Bu millet sizi affetmez!
2023’te rakibini PKK ile gizli iş birliği yapmakla suçla, “Bunları seçerseniz Apo’yu serbest bırakırlar” diyerek milleti korkut.
Aradan üç yıl geçsin…
Bugün, dün suçladıklarınla aynı süreçte buluşup PKK’lıları affetmek için yasal düzenleme yap.
Peki şimdi ne oldu ?
Dün söylediklerin mi yalandı, bugün yaptıkların mı?
Eğer bugün yaptığın doğruysa, 2023’te millete anlattıkların neydi?
Terörün bitmesini herkes ister. Benim itirazım buna değil.
Benim itirazım; “terörü bitiriyoruz” paketi ile sunulan ülkeyi bölünmenin eşiğine sürükleyen bir sinsi planın ilk adımının atılmasınadır.
Daha önce de “merak etmeyin, böyle olmayacak” denildi ve defalarca aldatıldınız.
“Hayır öyle değil” diyenlerin hepsi ileriyi göremeyen daha önce de defalarca aldatıldık diyenlerdir.
Devlet yönetiminde sizin saflığınızın bedelini millet ödemek zorunda değildir!
Bu ülke sizin deneme tahtanız, milletin iradesi de siyasi hesaplarınızın malzemesi değildir!
Hazine ve Maliye Bakanı’na göre Türkiye’de kişi başına gelir 18 bin dolarmış. Yani her vatandaş yılda yaklaşık 850 bin TL gelir elde ediyormuş.
Milyonlarca insan asgari ücretle geçiniyor, bu aylık 28 bin, yıllık 336 bin TL eder. Milyonlaca emekliye ayda 23.500 TL, yılda 282 bin TL veriyorsunuz. Hani nerede 850 bin TL?
Zengin ettikleriniz üzerinden yaptığınız uydurma hesapların gerçeklikle hiçbir karşılığı yok! Yeter artık sayılara ve bu millete eziyet çektirdiğin Mehmet Şimşek. Düşün bu milletin yakasından.
Bugün gelinen noktada, bu iktidarın ülkeyi yönetemediği; adaletten eğitime, ekonomiden tarıma, sağlıktan çevre ve hayvan haklarına kadar hemen her alanda açıkça görülmektedir. Topluma bu denli büyük bir refah kaybı yaşatan, insanların geleceğe dair umutlarını törpüleyen bir anlayışın uzun vadede ayakta kalması mümkün değildir.
Ancak bu tablonun değişmesini geciktiren bir başka gerçek daha var. Halkın önemli bir kesiminin umut bağladığı muhalefet, “nasıl olsa kazanıyoruz” rehavetine kapılarak siyasetin en temel ilkelerinden biri olan kurumsal kaliteyi göz ardı etmektedir. Oysa siyasette de bir kalite kontrol mekanizması olmalıdır. Sorumluluk sahibi, ahlaklı, liyakatli ve topluma hizmet etmeyi amaçlayan kadrolar yerine; ahbap-çavuş ilişkileriyle öne çıkan, makam ve maddi çıkar hırsını önceleyen isimlerin tercih edilmesi, değişim umudunu zayıflatmaktadır.
Toplum artık sadece iktidarın yanlışlarını değil, muhalefetin eksiklerini de görmektedir. Türkiye’nin ihtiyacı; kişiler üzerinden yürüyen siyaset değil, liyakatin esas alındığı, ahlakın ve hesap verebilirliğin egemen olduğu güçlü kurumsal bir siyaset anlayışıdır. Gerçek değişim ancak bu anlayışla mümkündür.