BURASI, ÇİN’DEN BİR DEVLET LİSESİ
Bizim devlet liselerimiz bu kadar rezil vaziyette iken, Çin’de nasıl bu kadar gelişmiş düzenli ve uzay üssü gibi bir devlet okulu olabiliyor?
Bizim gibi, eğitim ihtiyacı üzerinden insanları sömürme amaçlı bir vurgun düzeni kurmadıkları ve dejenere eğitim sistemine geçit vermedikleri için.
Çünkü;
-Çin’de bizdeki gibi bir “özel okul kepazeliği” yok; devlet bu tezgah altında vatandaşlarının soyulmasına izin vermiyor.
-Çin’de eğitim teşkilatı ve okul yönetimleri; okullarını perişan halde, hijyensiz, güvenlik yönünden riskli ve öğrencilerine karşı ilgisiz bırakıp özel okullara gitmek zorunda bırakmıyor.
-Çin’de eğitim bakanlığı yetkilileri ve okul yöneticileri, çocuklarını; yönettikleri devlet okuluna güvenmemezlik edip, ücretsiz veya çok sembolik ücretlerle özel okullara göndermiyor.
-Çin’de öğretmenler, haftalık zorunlu ders saatleri içinde gerekli ilgiyi göstermedikleri öğrencilerine; ders dışı saatlerde para karşılığı özel ders vermiyorlar.
Dolayısıyla Çin'de, Türkiye'deki gibi özel sınava hazırlanmayı destekleyici kurslardan veya etüt merkezlerinden oluşan devasa "gölge eğitim" sektörü yoktur. Böyle bir yapıyı oluşturmak, “Çifte Azaltma” yasasıyla neredeyse tamamen engellenmiştir.
Bu bağlamda, hafta sonu veya okul çıkışında, çocuklara kâr amaçlı takviye dersi verilmesi kesinlikle yasaktır.
-Kamunun eğitim ödenekleri kuruşuna kadar verimli kullanılıyor, devlet bu alanda herhangi bir yolsuzluğa geçit vermiyor.
Çin'de, 6-15 yaş arası zorunlu eğitim (ilkokul ve ortaokul) döneminde kâr amaçlı özel okul işletmek tamamen yasaktır. Bu dönemdeki tüm özel okulların "non-profit" (kâr amacı gütmeyen) vakıf statüsünde olmaları ve elde edilen geliri sadece okula yatırmaları zorunludur. Hatta devlet, bu alanda kuralları tavizsiz uyguladığı ve çok sıkı denetim yaptığı için, birçok özel okul sahibi, kurumlarını devlete devretmek zorunda kalmıştır.
Çin, lise düzeyinde kâr amaçlı okul açılmasına izin verse de; okul açılması için gerekli şartları (okul binası, bahçesi, eğitim araçları) o kadar yüksek standartlarda tutmuştur ki; özel okul bizdeki gibi iştah açıcı ve kârlı bir iş olmaktan çıkmıştır.
Sonuçta, bizdekinin tersine, Çin’de en prestijli, cazip ve başarılı okullar devlet okullarıdır.
Orta Doğu’daki savaş artık Pasifik’in güç dengesini doğrudan etkiliyor.
ABD, Güney Kore ile tatbikatlarını küçültüyor veya iptal ediyor. Pasifik’te bulunması gereken 30’dan fazla Amerikan savaş gemisi Orta Doğu’ya kaydırılmış durumda. Tayvan’a onaylanan yaklaşık 30 milyar dolarlık silah teslim edilmeyi beklerken Japonya da Tomahawk dâhil sevkiyatlarda gecikme riskiyle karşı karşıya.
Bu sırada Japonya, tarihinde ilk kez Hindistan’a savaş uçakları gönderiyor ve Çin’e karşı güvenlik ağını genişletiyor.
ABD’nin aynı anda birden fazla cephede güç ve mühimmat tüketmesinin Asya-Pasifik dengelerine etkisi giderek daha görünür hale geliyor.
191 sayılı Asya Pasifik Raporu bu hafta değişen küresel güç dağılımının kritik gelişmelerini ele alıyor.
Yunan gazetesi Ta Nea, Türkiye’ye karşı dört aşamalı bir “önleyici darbe” senaryosu yayımlamış:
1.Türkiye’yi elektronik olarak kör et,
2.Önemli hava üslerini ve Foça başta olmak üzere amfibi kuvvetlerini vur.
3. Türk karşı saldırısını “Aşil Kalkanı” ile durdur.
4. Sonunda 24 saat dolmadan Türkiye’yi askerî olarak felç edip masaya “güçlü taraf” olarak otur.
Kâğıt üzerinde ne kadar da kolay görünüyor.
Yunanistan’ın İsrail ile giderek derinleşen askerî ilişkilerinin, Atina’daki bazı çevreleri İsrail’in önleyici vuruş doktrinine özendirdiği anlaşılıyor.
Diğer bir değişle Yunanistan da İsrail gibi uluslararası hukuku tanımayan ilk vuruş doktrini ile harbi başlatma sorumluluğunu almayı kabul ediyor.
Ancak hukuk dışında unutulan küçük bir ayrıntı var. Türkiye, İsrail’in bugüne kadar hava gücü ve sürpriz saldırılarla vurduğu Suriye, Lübnan veya Irak değildir.
Türkiye ile Yunanistan’ın kara sınırı vardır. Türk ordusu Kıbrıs’tadır. Ege adaları Anadolu kıyılarının hemen önündedir. Türk Deniz ve Hava Kuvvetleri de birkaç pist ve liman vurularak 24 saatte savaş dışı bırakılabilecek kuvvetler değildir.
Daha önemlisi, savaşı başlatan ilk füzenin sahibi savaşın ne zaman biteceğine tek başına karar veremez.
Ta Nea’nın senaryosundaki asıl stratejik fantezi Atina’nın ilk 24 saati planlaması ancak 25’inci saatin planını Ankara’nın yapabileceğini unutmasıdır.
Üstelik senaryoda Türkiye’nin karşı saldırısını durduracağı varsayılan “Aşil Kalkanı” bile bugün tamamlanmış değildir. Yunan Savunma Bakanı Dendias, sistemin ancak 35 ay içinde bütünüyle operasyonel olacağını açıkladı.
Tarih de benzer stratejik hesap hatalarıyla doludur.
1919’da İzmir’e çıkan Yunan ordusunun arkasında İngiltere başta olmak üzere dönemin büyük güçleri vardı. Mondros sonrasında ordusu dağıtılmış, silahları toplanmış ve ülkesi işgal edilmiş bir Türkiye karşılarında duruyordu. Sonrasını Churchill dahi acı biçimde hatıratında ( World in Crisis) kayda geçirdi. Zincire de vurulsa Türk hâlâ hayattaydı ve Yunan İzmir’e çıktıktan sonra savaşma iradesini yeniden kazanmıştı.
Sonrası Sakarya’dır. Büyük Taarruz’dur. 9 Eylül’dür.
Dolayısıyla Atina’ya dostça tavsiyemiz şudur:
İsrail’den silah alabilirsiniz; ama İsrail’in savaş doktrinini Türkiye’ye karşı kopyalamaya kalkmayın.
Hele “24 saatte vurur, sonra NATO ve AB’yi çağırır, masaya otururuz” hesabına hiç güvenmeyin.
Çünkü bilgisayardaki savaş oyunlarında “restart” tuşu vardır. Tarihte yoktur.
Bir küçük hatırlatma daha:
Türkiye’de 7,6 milyon motosiklet, 100 bini aşan özel tekne ve yaklaşık 15 bin balıkçı teknesi vardır.
Savaş yalnızca savaş uçakları, fırkateynler ve füze bataryaları arasındaki matematik değildir. Hele karşı kıyısı birkaç mil ötede, 85 milyonluk bir ülkeye karşı hiç değildir.
Kısacası Atina, İsrail’in savaş doktrinini ithal ederken Türkiye’nin coğrafyasını, insan gücünü ve tarihini de hesaba katsın.
Yoksa 24 saatlik savaş planı, 24 saat sonra bambaşka bir savaşa dönüşebilir.
📍Gazi Evrenos Bey, Osmanlı’nın Rumeli fetihlerinde büyük rol oynayan, Balkanlar’da şehirler fetheden ve vakıf eserleri bırakan en önemli uç beylerinden biridir.
🔺Gazi Evrenos Bey’in babası Pranko Lazarat, (Osmanlı kayıtlayında Prankı İsa Bey olarak geçer), Süleyman Paşa ile birlikte Rumeli fütuhatına katılmış ve Makedonya’nın fethi sırasında Radoviš’in güneybatısında, Kriva Lakavica Deresi kıyısında şehit düşmüştür.
🔺Kuzey Makedonya’nın Konçe bölgesinde şehit düşen İsa Bey’in mezarı üzerine türbeyi oğlu Gazi Evrenos Bey yaptırmış; babasının ruhu için burada bir vakıf kurmuştur.
🔺1530 tarihli Rumeli Defteri, vakıf gelirleriyle türbenin bakımının yapıldığını ve gelip geçen yolcuların yemeklerinin karşılandığını bildiriyor.
🔺Bugün harabe hâlindeki bu türbe, Osmanlı’nın Balkanlardaki ilk fetih yıllarından kalan sessiz fakat çok kıymetli bir tarih yadigârıdır.
🚨 BREAKING:
Actor Brian Cox on Donald Trump:
"He may be an idiot, but he's a dangerous idiot. I won't be going back to America. I can't stand the man. I can't believe they elected him. They don't see what he is. He's a liar."
🔴 Fatma Betül Sayan Kaya ve eşine ilişkin borsa iddialarıyla gündeme gelen Özata Denizcilik’in bağlantılı şirketinin TSK’nin "HİSAR" projesinde yer aldığı belirtildi
📌 Emekli Tümamiral Bağcıoğlu, Savunma Sanayii Başkanlığına inceleme çağrısı yaptı
https://t.co/HUxqb0fzxs
🚨 BREAKING:
Swedish billionaire Roger Akelius made the largest individual donation to UNICEF Sweden, donating $76 million to Palestine.
The funds will help rebuild 400 schools and support more than 100,000 Palestinian children.
Samimi olanları tenzih ediyorum:
Kimi Atatürk, Nutuk, 6 Ok diyor; soyuyor.
Kimi Tanrı Dağı, Gökbörü, Asena diyor; soyuyor.
Kimi Hira Dağı, Şeyh/Hocaefendi, Hayırlı Cumalar diyor; soyuyor.
Sizin Allah belanızı versin.
Denetlenmeyen güç çürür. Yolsuzluk , hırsızlıkla değil, denetimsiz güçle başlar. Kamu görevlileri kendilerini hukukun üzerinde görmeye başladığında kamu ile özel arasındaki sınır silinir. Devletin imkânı, iktidarın imkânına; kamu kaynağı ganimete; makam, ayrıcalığa dönüşür. Yolsuzluğun ilk yasası şudur: Hesap vermeyen güç, sonunda kendisine ait olmayanı kendisinin sanır.
Meslek dışından kastım bu hanımefendinin meslek memuru olmadığı, onlar gibi giriş sınavıyla Bakanlığa girip tecrübe kazandıkça yükselmediğidir. Bu aşamalardan geçmeden çok genç bir yaşta direkt büyükelçi oldu.
Tabii ki ailesinin işlemiş olabileceği suçlardan sorumlu değildir. Ancak, ablası suç işlemişse cezalandırılmasını beklediğini açıklaması gerekir. Yoksa Finlandiya’da attığı her adımda bu olayı karşısında bulacak çünkü bütün Kuzey ülkelerinde olduğu gibi Finlandiya’da etik kuralları çok önemli.
Bundan 25 yıl önce İsveç’te büyükelçi olarak görev yaptığım sırada bir Bakan 5 avro değerindeki bir çikolata tabletini resmi kredi kartıyla ödediği için istifa etmek durumunda kalmıştı.