@nilayornek Takanik-Yeniköy
Journey-Cihangir
Yüksel Balık-Tarabya
Kaktüs-Cihangir
Urban-Beyoğlu
Aşkana Mantı-Ulus
(Beyoğlu cok var aslında ama biliyorsunuzdur diye yazmayayım:)
5 yaşında kızımı okuldan aldım. Pastaneye gittik, dönüşte emlakçının köpeği Salvo’yu sevdik. Eve gelince aldıklarımızı tabağa koydum. Masaya oturunca bana döndü ve “Bugün çok güzel bir gün” dedi.
Arkadaşlar içim acıyor, gerçekten bu çocuğun, çocuklarımızın çok daha güzel bir geleceği olabilirdi ve belki hala olabilir. N’apıcam arkadaşlar ben bu çocuğu. Annannesinden, babannesinden, dedesinden, kuzenlerinden, dilinden, toprağından koparıp bir yerlere mi gideyim? Evet kızım, çok güzel bir gün mü diyeyim? Kızım, aslında güzel de değil pek mi diyeyim? Kızım dolar düşer, euro artar, borsa oynaklaşır mı diyeyim???
Yazık ya hu, hepimize çok yazık. Kendi ayağımıza sıkıyoruz. Benim menfaatinle beni yönetenlerin menfaati bu kadar çelişiyorsa buna ne demek lazım. Kuzuyu kurda emanet edenlere yazıklar olsun.
Türkiye’de internet üzerinden yurt dışından alışveriş yapma olayı - ben 1996’da vermiştim ilk siparişimi - an itibarı ile çok çok büyük oranda sonlanmıştır.
Yurt dışından sipariş verilen ürünlerle ilgili zaten 150€ olan limit 30€’ya inmiş, üzerine ayrıca yeni vergi bindirmesi gelmiş.
Yine hangi şirket(ler) rahatsız oldu da bu kanun çıktı acaba? Giderek dünyaya açılmaktan uzaklaşıp sıkışıp kalıyoruz canım ülkemde.
For international friends: Nothing is lost. On the contrary, the game is on. Mark my words; we will have two ‘interesting’ years in #Turkey#Türkiye and then we’ll witness a rebirth of a democracy which will be a lesson of #HowNOTToLoseACountry#electionTurkey
We all chose to believe that we could throw down a well-established, 20 years old authoritarian regime overnight. We all knew that it wouldn’t be that easy but believed otherwise. Now we have two difficult weeks ahead. And I still choose to believe that human dignity will prevail over moral midgets. #Türkiye
Sevgili arkadaşlar, seçim sonuçlarının sorumuluğunu şuna ya da buna yüklemek anlamsız, çünkü nedenler köklü ve yapısal. Şimdiki işimiz tohumlara iyi bakmak, sulamak, çalışmak, birleştirmek. Kavga etmek değil.
Baştan (ortada itiraz edecek bir şey yokken) hazırladıkları itiraz dilekçelerini vererek geride oldukları sandıkların sonuçlarının sisteme girmesini geciktiriyorlar. Bunun tek bir sebebi olabilir; "diğer partilerin görevlileri sıkılıp gitsin, biz tutanakla başbaşa kalalım" ümidi.
Dibinde hastane varken #turkcellvadi etkinliklerinde bu kadar ses olmasına nasıl izin veriliyor? @SariyerBelediye GS stadından bile bu kadar ses çıkmıyor.
Ülkemizdeki sisteme göre bir aday "ben ilk turda üçüncü olacağım, seçim ikinci tura kalacak" diyorsa bu "benim kazanmam mümkün değil; bu işe tek katkım seçimin ilk turda bitmemesini sağlamak olacak" anlamına gelir.
Helallik, kader, kısmet, elhamdülillah, hamdolsun gibi kelimeleri duydukça mide bulantısı geliyor artık. Dini bütün olanlar kusuruma bakmasın, tamamen içi boşaltıldı.
Psikoloji alanında bir sağlık çalışanı olarak, şu anda insanların yaşadığı genel 'sahip olduklarından suçluluk duyma' yani 'sıcacık evimden, sırtımdaki monttan utanıyorum' hali üzerine bir şeyler söylemek isterim.
Yıllardır iş kitaplarında anlatılan uydurma bir hikayedir:
Roma lejyonları, bir köprüyü ilk defa kullanmadan önce sorumlu mühendis ve ailesi altında durumuş. Köprü sağlam değilse hepsi enkaz altında kalsın diye.
Buna ihtiyaç var. Her müteahhit yaptığı binada ailesiyle oturmalı.