A Haber’in servis ettiği Oğuzhan Uğur’un gözaltına alınma anına ait bu görüntüler polis kamerasıyla mı, basın kamerasıyla mı çekildi?
Eğer polis kamerasıyla çekildiyse, bu görüntüler A Haber’e hangi usulle ulaştı?
Eğer basın kamerasıyla çekildiyse, gözaltı işlemi sırasında basın organı olay yerinde hangi kapsamda bulunuyordu?
Bu yayın biçimi, kamuoyunda kişi hakkında peşin hüküm oluşmasına ve itibarının zedelenmesine yol açmaz mı?
20 ay önce PKK ve elebaşı Öcalan ile başlayan "müzakere" süreci, ne yazık ki bir "teslimiyete" dönüşmüş durumda.
PKK silah bırakmadığı halde Doğu ve Güneydoğu'daki 2.763 güvenlik noktası kaldırıldı.
Üstelik Cumhuriyet Gazetesi'nin haberine göre Öcalan ve PKK'lılar için çıkarılacak yasa taslağı, TBMM'ye sunulmadan önce terör örgütü elebaşı Öcalan'ın onayına sunulacak.
AKP'li Bülent Turan, "bir 40 yıl daha mı kaybedelim?" diyor.
Bülent bey biz 40 yıl kaybetmedik; vatanımızı savunduk, bölünmesini engelledik! Şehitlerimizin ve gazilerimizin hakkını kimseye yedirmeyiz.
Zafer Partisi olarak tekrar ilan ediyoruz; Bebek katillerine, Mehmetçik katillerine AF YOK!
Türkiye terörü tamamen yok edecek güçtedir.
Adamın siyasi görüşü kötüydü ama sesi güzeldi diye birşey yok. Adamın kendisi kötüyse filmleri de sesi de kötüdür. Sanatçılara bakış önce onların Türklüğe bağlılıklarıyla ilgilidir, sonra sanatına bakılır.
“Toprak ve çift dil isteyenlerle barış olmaz.”
Cüneyt Arkın
Prof. Dr. Halil İnalcık:
“Tanzimat'tan sonra Türk aydınları, azınlık liderlerine yalvarırdı:
‘Gelin; Ermeni, Kürt, Rum, Arnavut yerine Osmanlıyız diyelim.’
Kabul ettiremediler. Türkler hariç, hepsi etnikçilik yaptı.
Ne zaman ki Cumhuriyet kuruldu ve Atatürk, ‘Büyük Türk Milleti’ diye ortaya çıktı; hepsi ağız değiştirip Osmanlıcı kesildi.”
Ne Şam’ın şekeri ne de Arap’ın yüzü. -Türk atasözü-
“Böylece, Türk halkına yıllardan beri "Savaş bitince Suriyeliler dönecek." diye söylenen yalan, resmî ağızdan açıklanmış oldu. Yani Suriyeliler dönmüyor, Türkiye'de kalıyorlar ve kalanların hepsine de vatandaşlık vermeye hazırlanıyorlar.”
-Ümit Özdağ-
Son dönemde bazı belediye başkanlarının seçildikleri partilerden istifa ederek AK Parti saflarına katıldıklarını görüyoruz.
Bu gelişmeler, Türk demokrasisi ve seçmen iradesi açısından çok ciddi ve çok yıpratıcı bir süreçtir.
Belediye başkanları, görevlerine yalnızca kendi şahsi kimlikleriyle değil; seçmenlere verdikleri sözler, temsil ettikleri siyasi program ve mensubu oldukları partilerin desteğiyle gelmektedir.
Türk milletinin vermediği belediye başkanlıklarını, düşman ceza hukuku ile almak ise siyasi bir gücün değil, siyasi bir etik yoksulluğunun göstergesidir.
Bu istifalar ve katılımlarda rol alanlar; çocuklarına ve torunlarına miras olarak bir övünç değil, bir utanç bırakacaklardır.
Seçim döneminde bir siyasi partinin politikalarını savunarak vatandaşlardan oy isteyenlerin, seçim sonrasında farklı bir siyasi çizgiye geçmeleri etik açıdan tartışmalıdır.
Seçmen, sandıkta tercih yaparken yalnızca bir kişiye değil, aynı zamanda bir siyasi anlayışa ve programa da oy vermektedir. Bu nedenle, seçim sonrasında gerçekleşen parti değişiklikleri seçmen iradesinin zedelenmesine yol açmaktadır.
Demokratik siyasetin temelinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve seçmene sadakat bulunmaktadır. Eğer bir belediye başkanı seçildiği siyasi görüşü artık temsil etmediğini düşünüyorsa, en doğru ve demokratik yöntem milletin hakemliğine yeniden başvurmak, yani seçim sürecini işletmektir.
Siyasi ahlakın korunması, demokratik kurumların sağlıklı işlemesi için vazgeçilmezdir.
Bu vesileyle, seçmen iradesine saygının ve siyasi etik ilkelerinin tüm siyasi aktörler tarafından gözetilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.
Parti değiştiren belediye başkanlarını istifaya zorlayanlar ve saflarına katılmaya ikna edenler bu süreçten güçlenerek değil, halk iradesine saygı duymadıklarından dolayı zayıflayarak çıkacaklardır.
Zafer Partisi olarak devlet ve demokrasi için mücadelemiz kararlılıkla ve kesintisiz olarak devam edecektir.
Sabahın 6’nda kalkıp maçı izledik!
Türk halkına bunu yaşatan kim varsa kovun!
Bahisçileri açıklayın!
Fransa’da yılın kalecisi seçilen Berke’yi takıma almayanı bulun ve iki kez kovun!
Mikrofonda kabadayılıkla futbol yönetilmez.
Türk’e bu yaşatılamaz.
6 yaşındaki bir kız çocuğunu 'evlendiren' bir sapığı tahliye olduğu için sevinçle karşılıyorlar...
Ve bunların ağına hapsettiği daha nice çocuk var...
Tarikat ve cemaatler bu ülkenin istikbalini çalan milli güvenlik sorunudur...
Soldaki Rahmi Koç, Kürtlerle alakalı anlattığı yersiz bir fıkradan dolayı soruşturma açıldı.
Sağdaki Rümeysa Eker adlı AKP’li Türk halkının belli kesimine her türlü hakareti etti fakat soruşturma açılmadı…
Türk milletinin belli kesimine hakaret etmek serbest sanırım?
Vaktinde kim Fetö’yü daha iyi yalayacak diye yarışıyorlardı, şimdi kim Apo’yu daha iyi yalayacak diye yarışıyorlar.
Ülkenin sorunları falan umurlarında değil.
@zaferajansmedya Kurulduklannda CHP ve MHP BÜYÜK ses getiren terör örgütleri ile aralarına SET ÇEKEN, GÜVENİLİR partilerdi,
Bugün ki chp ve mhp ise tıpkı isimlerinin küçük harf karakterleriyle yazılmaya layık derecede
terör örgütlü pkk ile demlendiler güvenilirliklerini yitirdiler.
Emekli İmam Mehmet Ali Öz:
Atatürk'ün soy kütüğü 500 yıl öncesine dayanıyor, Türk oğlu Türk'tür. Dedeleri Balkanlarda Türklüğün ve İslam'ın yayılmasına hizmet etmiştir.Bunu Osmanlı tapu tahrir defterleri, nüfus defterleri, temettüat defterleri ve şecere belgeleriyle kanıtlıyor.
Atatürk'e iftira atanlar ise cebinde İngiliz ya da Alman pasaportu ile dolanıyor. Atatürk'e Türk değildir diyenler kendi soyları ile peşinden gittiklerinin soyunu ispat etmelidir.
Ümit Özdağ: “Durum bu kadar vahimken Somali’ye 30 milyon dolar taze para hibe ediyoruz!
O zaman emeklilerimiz Somali’ye taşınsınlar.
Sarayın hatırlaması gereken bir şey var! Türkler de insan Türk milletine de yardım yapın! Türk milletinin de insan olduğunu hatırlayın.
Geçen sene 8 milyar dolar yardım yapmışlar dünyanın değişik ülkelerine.
Sığınmacı ve kaçaklara yılda 11 milyar dolar harcıyorsunuz ama mesele Türk emekçisine geldiğinde onların maaşına zam yapınca enflasyon artar diyorsunuz.
Enflasyonu arttıran şey maaş zammı değil MEB’in Antalya’da 30 milyon TL’ye lüks otelde toplantı yapmasıdır.
55 bin makam aracı arttırıyor, 14 özel uçak artttırıyor. Har vurup harman savurmanız arttırıyor.
1 Mayıs’ta gözlerine biber gazı sıktığınız ‘açız’ diye bağıran işçilerin aldığı maaş enflasyonu arttırmıyor.
Bu insanımızı açlığa mahkum eden iktidarı en kısa zamanda muhalefete yollamak, Türk milletinin boynunun borcu, bizim de asli görevimizdir!
Bunu gerçekleştireceğiz inşallah!”