Öyle bir kişi düşünün ki banka hesabına her 24 saatte bir 50 bin dolar net nakit akıyordu..
Büyük şirketlerdeki milyar dolarlık devleri dize getirmiş, dünyanın en çok indirilen uygulamasını tek başına yazmıştı.
Sonra bir sabah uyandı ve ona bu serveti kazandıran şeyi kendi elleriyle internetten tamamen sildi.
Karşınızda modern dijital çağın en tuhaf psikolojik vakası: Flappy Bird ve Dong Nguyen.
Yıl 2013. Dong, Vietnam'da kendi halinde, sessiz bir bağımsız geliştiriciydi. Flappy Bird'ü hafta sonu sadece birkaç gün içinde kodladı. Oyunda hiçbir hile, karmaşık mekanik veya yatırımcı sunumu yoktu. Sadece bir kuş ve yeşil borular.
Oyun aylar sonra kendi kendine patladı. Küresel bir histeriye dönüştü.
Günde 50.000 dolar reklam geliri, adeta bir para basma makinesi.
Herhangi bir girişimci bu noktada ne yapardı?
Hemen bir şirket kurar, oyuna yeni özellikler ekler, şirketi milyonlarca dolara satmak için yatırımcı kovalardı.
Ama Dong için bu devasa başarı, hızla bir karabasana dönüştü.
İnsanlar oyuna bağımlı hale gelmişti. Annelerinden oyun yüzünden çocuklarının uykusuz kaldığına dair e-postalar alıyordu. İşini kaybedenler ona küfür dolu mesajlar atıyordu. Evinin önüne gazeteciler kamp kurmuştu. Kendi halinde kod yazmayı seven o sessiz adam, artık devasa bir küresel stres topuna dönmüştü.
Büyümek, onun istediği bir şey değildi.
Ve 2014'te o meşhur tweeti attı: "Artık buna dayanamıyorum."
Flappy Bird'ü zirvedeyken, en çok para kazandırdığı o en tepedeki günde App Store'dan sildi. Milyonlarca doları elinin tersiyle itip, sessiz ve sıradan hayatına geri döndü.
Bugün "hustle" kültürü bize sürekli daha fazlasını istememizi söylüyor. Daha çok büyü, daha çok kazan, imparatorluk kur. Bize öğretilen tek doğru bu.
Oysa Dong bize çok nadir bilinen bir gerçeği gösterdi.
Gerçek güç, masada bırakamayacağın kadar büyük bir parayı ellerinle itebilmektir.
Bazen en büyük başarı, bir imparatorluk kurmak değil; o imparatorluğun seni esir almasına izin vermeden, sadece yeter diyebilmektir.
@turkcedusunuyor Şerefsiz salak, ingiltere'de gitdd güvenli ülke gör.
5-6 sene sonra sürek avına çıktıklarında Avrupada, köpek gibi yalvaracaksın "ülkem beni alsın, uçak göndersin''diye..
Yer içlerine kaydedelim bu postuda, yarın illa ki düşer.
@halktvcomtr Açgözlülüğün böyle bir sonucu olması ibret verici, oysa ki define işi gayriyasal bir iş ve doğal olan kuyumcunun kolluk kuvvetlerine haber vermesiyken, bunun yerine kanuni olmayan bir işden elde edilen sözde defineden yağ çıkarmaya çalışmış.
Yazık cidden
Buna "sosyal medyada ördek sendromu" deniyor.
Bir çift düşünün; evden çıkıp sinemaya gidiyorlar. Adam karısına geç hazırlandığı için kızıyor. Asansörden tartışarak iniyorlar. Yolda trafik sıkışıyor. Adam bir yandan kendisini sıkıştıran araçlara bağırıp çağırıyor, bir yandan da geç kalmalarına sebep olan karısına saydırıyor. Park yeri bulamayıp bir on dakika da öyle dolanıyorlar ve tam bir sinir harbi yaşıyorlar. Film de hoşlarına gitmiyor. Çıkışta bu sefer kadın, kötü bir film seçtiği için eşini suçluyor. Tartışarak eve dönüyorlar.
Şimdi gelelim sosyal medyaya. Siz bu çiftin arkadaşı olduğunuzu düşünün; evinizde pijamalarla huzur içinde oturuyorsunuz. Bu arada Instagram’a arkadaşınızın fotoğrafı düşüyor. İki tane gülümseyen yüz, kucakta kocaman bir patlamış mısır paketi, arka planda filmin afişi. Fotoğrafın altında şöyle yazıyor; “harika bir bahar akşamı, enfes bir film, patlamış mısır ve aşkım.” Cümlenin sonunda bir de kalp var.
Moraliniz bozuluyor. “Ben evde atletle oturuyorum, millet nasıl da eğleniyor!” diye canınızı sıkıyorsunuz. İşte sosyal medyanın illüzyonu bu. Herkes ucu bucağı olmayan bir podyumda sürekli poz veriyor. Seyirciler de bu büyük kıyaslama oyununa sürekli özeniyor. Sosyal medyada mutlu gözükmek için harcanan çok büyük bir gayret var ama ekranda bu gayret gözükmüyor.
Stanford Üniversitesi'nde konuyla ilgili çalışmalar yapan araştırmacılar işte bu durumlar için bir kavram geliştirmişler; “ördek sendromu.” Ördekler gölün üzerinde hiçbir çaba sarf etmiyormuş gibi, rahat ve dingin bir şekilde süzülürler. Gölün altında kalan ayakları bir makine gibi çalışır ama dışarıdan bakınca hiç belli olmaz.
Sosyal medyada suyun altında kalan kısımlar da ekranda gözükse, inanın kimse moralini falan bozmaz.
@silayavarsam@medya_post Şu an ki hayatın sabah 6.30 kalkıp 45 dk hazırlanıp paldır küldür sokağa çıkıp işine yetişmeye çalışmak mı? Buna öykünenin aklından zoru olmalı..
Cidden kadınların bir kısmı sadomazo, eziyetten haz alıyor.
Videoda ki kadın o kadar haklı ki, zeki bir kadın olduğu ortada
@barst90 Yine çok somut bir delil daha kur'an`dan;
"Günahları sebebiyle suda boğuldular; ardından ateşe sokuldular."
Nuh suresi 25. Ayette görüldüğü üzere öldükleri gibi ateşe sokuldukları ifade edilmekte, henüz kıyamet kopmamış ne peki bu ateşin anlamı?
@barst90 Sen misin dinde kaynak? Kur'an'da kabir azabıda var üstelik.
Firavun ve efradının sabah akşama ateşe sunulması, üstelik kıyamet henüz kopmamışken ne anlama geliyor.
Ayette ki vurguya dikkat edilirse gayet kolayca anlaşılabilir kabirde azabın hak olduğu
İmplant ve Protez Devrini Bitirecek Yeni Teknoloji:
🔶 Güney Kore’de dişleri yeniden çıkarmayı hedefleyen bir yama geliştirildi.
🔶 Mikro iğneli yama, diş kök hücrelerini yeniden aktive etmeyi amaçlıyor.
🔶 Yamada büyüme faktörleri ve Tideglusib adlı ilaç kullanılıyor.
🔶 İlaç, diş yenilenmesini baskılayan GSK-3 proteinini hedef alıyor.
🔶 Hayvan deneylerinde dikkat çekici sonuçlar elde edildiği öne sürülüyor.
🔶 Küçük çürüklerin 4-6 haftada iyileştiği belirtiliyor.
🔶 Çatlak dişlerde 8 haftada yeni diş dokusu oluştuğu aktarılıyor.
🔶 Deneklerin %30’unda yeni diş tomurcukları görüldüğü iddia ediliyor.
🔶 Yöntemin delme ve dolgu gerektirmemesi hedefleniyor.
🔶 Yama, hasarlı dişin üzerindeki diş etine uygulanıyor.
🔶 Mikro iğneler etken maddeleri hedef dokuya iletiyor.
🔶 Teknoloji, implant ve protezlere alternatif olabilir.
🔶 Benzer yöntemin kemik yenilenmesinde de kullanılabileceği düşünülüyor.
@sauywm5@Enesk4925@RdLine4 Kırmızı et, beyaz et gibi değil. Doğru saklama koşullarında çok üzün süre kendini muhafaza eder. 1 dünya savaşından kalma konserve eti canlı yayında çatır çutur yiyenleri bile gördüm