Cüneyt Özdemir:
1997 yılıydı, Mehmet Ali Birand ile birlikte İstanbul Üniversitesi'ne gitmiştik. İBB Başkanı Erdoğan orada öğrencilerin sorularını yanıtlıyordu.
Bir kız öğrenci İngilizce olarak "İleride Başbakan seçilirseniz dünya liderleriyle hangi dilde konuşacaksınız" diye sordu. Erdoğan İngilizce bilmediği için anlamadı. Bir daha sordu aynı soruyu İngilizce.
Erdoğan, Birand'a dönüp "Ne diyor" dedi. Birand tercüme etti. Erdoğan da o dönem "Türkçe" demişti.
Yıl 2026, NATO'nun açılış konuşmasını Cumhurbaşkanı Erdoğan 32 lidere Türkçe yapıyor.
Biz hafızası çok şey bir toplumuz unutuyoruz bir dönem neler yaşandığını.
Dönemin başbakanının dünya liderlerinin buluştuğu bir yere eşinin başörtüsü var diye alınmadığını ya da;
bir belediye başkanına İngilizce olarak küçümseyerek "Ya sen İngilizce bilmiyorsun günün birinde ne diye hitap edeceksin" diye sorduğunda "Türkçe" dediğinde insanların güldüğünü ve bugün tam da o gün o salonda dediği gibi Türkçe konuştuğunu görünce insan tabi nereden nereye diyor.
Prof Dr. Nevzat Tarhan,
“Zeki ve çalışkan, bilgisayar mühendisi olmuş; hackerlık yapıyor.
Kimyacı olmuş, sentetik esrar üretiyor.
Hekim olmuş, yenidoğan çetesi kuruyor...
Demek ki zeki ve çalışkan olmak yetmiyor.
Erdem ahlakını öğretmek gerekiyor!”
Hicrî 61. yılı Âşûrâ günü şehid olan Hz. Hüseyin (ra) Efendimiz hakkında Nûr dedesi Rasûlullâh ﷺ’ın buyruklarına gönül kulağı verelim:
“Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir.”
“Allah’ım! Ben onları seviyorum, Sen de onları sev; onları sevenleri de sev.”
Hz. Hüseyin Efendimiz muhiblerin miracıdır.
Efendimiz ﷺ buyurmuş:
“Hüseyin’i seveni Allah ﷻ sever.”
Hüseyin Efendimiz hem Allah ﷻ sevgisine ve hem de Rasûlullâh’a ﷺ miracımızdır.
Efendimizin ﷺ mübarek kalbinin arşına ulaştıran en yakın yol Hüseyin Efendimizi sevmektir.
Hicrî 61. yılı Âşûrâ günü şehid olan Hz. Hüseyin (ra) Efendimiz hakkında Nûr dedesi Rasûlullâh ﷺ’ın buyruklarına gönül kulağı verelim:
“Hasan ve Hüseyin benim dünyadaki iki reyhanımdır.”
“Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim. Allah, Hüseyin’i seveni sevsin.”
🔴 Offf! Kaya Çilingiroğlu 1995'ten girmiş, 2026'dan çıkmış..
Hem de TRT ekranlarında, hem nalina hem mıhına.
Dünya kupası hezimetini yorumluyor:
Bu ülkenin çocukları sadece Bizim çocuklar mı?
Hicret, bir sene daha yaşlanman değildir.
Kâmil bir müminin yetişmesinde bir mihenk taşıdır.
Hicret, insandaki beşerî ve nefsî hâllerin beşeriyetten ve nefsânîyetten kurtulup rahmâniyete dönme yolculuğudur.
Hicret, kalbin bütün cihetleriyle Allah ve Rasûlü’ne kâmilen dönmesidir
Hicret bir takvim yaprağının değişmesi değildir.
Hicret, ilâhî bir mekteptir.
Hicret, bir şehirden çıkmak değildir.
Hicret, Allah'a ﷻ yönelmektir.
Hicret, coğrafî olarak bir mekan değiştirme değil, Allah'a ﷻ kulluk yolculuğudur.
İmam Gazâlî, Mîzânü’l-Amel adlı eserinde şöyle demiştir:
Fazilet (erdem) bazen yaratılıştan (doğuştan) hasıl olur; nitekim nice çocuk vardır ki doğru sözlü ve cömert olarak yaratılır. Bu fazilet bazen alışkanlıkla, bazen de öğrenmeyle meydana gelir. Her kim hem yaratılıştan, hem alışkanlıkla, hem de öğrenmeyle fazilet sahibi biri haline gelirse, o faziletin (erdemliliğin) en zirve noktasındadır.
Bu vatan evlatlarını kimse konvoy yaparak, villa vadederek cepheye göndermedi. Onlar da giderken “yatacak yerimiz var mı, yiyecek ekmeğimiz var mı?” diye sormadı. Ne olursa olsun, “Yeter ki vatan sağ olsun” dediler.
A Milli Takım oyuncuları ve TFF yöneticileri, bu şımarık tavırlarınızın niyeti ve maksadı nedir?
Hayatınızda bir farklılık başlatabilirsiniz.
Sesi gönlünüze hitap eden bir okuyucudan her gün Kur’an’dan düzenli olarak bir sureyi tekrar tekrar dinleyebilirsiniz.
İki ay boyunca o sureye diliniz ve kalbinizle eşlik ederek Kur’an ile hemhal olmaya yoğunlaşabilirsiniz.
Mesela Tahrim suresini böyle yüzlerce defa dinleyebilir, arada bir açıp mealini okuyabilirsiniz.
Haftada bir tefsirinden okuyup sure üzerinden derin düşüncelere dalabilirsiniz.
Surede kendinizi görmeye çalışarak gün içinde dünya işlerinden biraz da olsa kopmaya çalışabilirsiniz.
Aklınıza takılan soruları not alarak bir bilene sorup ilim yolunda Allah’a yaklaşabilirsiniz.
Kendinizi Kur’an’ın iklimine salabilir ve iki ay sonra Allah’ın izniyle kalbinizdeki değişikliği hissedebilirsiniz.
Allah muvaffak eylesin.
Tasavvufun özü ne keşiftir, ne keramettir, ne de makamdır.
Tasavvuftaki maksadı keşif, keramet ve makam olanın kalbi Allah'a dönmemiş demektir.
Kardeşim,
Sen bu yola keşif, keramet ve makam için geldiysen, dışarıya!
Nefis tezkiyesi için geldiysen,
başım gözüm üstüne!