Doğru Parti
Ekonomiden Sorumlu
Genel Başkan Yardımcımız
Sn Meriç Köyatası;
👉 Savaş mutfağa sıçradı, rezervler eriyor, NATO İle ilişkiler işkillendiriyor
https://t.co/PqdvOH1718
Kuzey Marmara Otoyolu Fenertepe mevkiinde polisleri taşıyan servis aracının da aralarında olduğu zincirleme kazada şehit olan polis memurumuza Allah’tan rahmet, yaralı polis memurlarımıza ve vatandaşlarımıza acil şifalar diliyoruz.
DOĞRU PARTİ DUYURUSU
Türkiye’nin NATO MASKESİ ile KUŞATILMASINA HAYIR…
Dış borç batağına saplanan, usulsüz uygulamaların sonuçları itibarı ile tüm kontrolünü ABD’ye kaptıran AKP iktidarı ve koşulsuz destekçileri, şimdi de Türkiye’yi, NATO aracılığı ile ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet eder hale getirdi. Çıkarları için yanı başımızda süren emperyalist saldırılar ve bu saldırının zaferle bitmesi için Türkiye’nin etkin katkısına duyulan ihtiyaç ekseninde NATO üzerinden boğazımıza bir ilmek geçirip soluksuz kalana kadar sıkma niyetini ortaya koyuyor.
Trump’ın NATO’yu kötülerken Türkiye’ye güzellemeler yapması, hayra alamet değildir. Dünyada NATO’nun sonu geldiği konuşulurken, Türkiye’nin Adana’da NATO Kolordu Karargahı kurması, İstanbul Boğazında NATO Deniz Unsur Komutanlığı konuşlandırması girişimi NATO’yu kuruluş amacı savunma paktı olmanın dışına itmekte veABD’nin çıkarları doğrultusunda bir saldırı paktına dönüştürülmek istenmektedir. NATO ile yapılan iş birlikleri, Türkiye’nin savunması için değil, Türkiye’nin ABD ve İsrail adına çatışmalara girmesine neden olabilecektir. Bu hamleler Türkiye'nin güvenliği ve çıkarları için tehdittir. Hatta Türkiye için felakettir. Nasıl mı?
· Adana'da kurulacak NATO Kolordusu İran ve Ortadoğu’da İsrail'in güvenliğine ve İsrail’in bölgede kurmaya çalıştığı hegemonyaya hizmet edecektir.
· İstanbul'da Anadolu Kavağında konuşlanacak NATO Deniz Unsur Komutanlığı komşumuz Rusya için kurulmaktadır. Bu girişim, Türkiye için yaşamsal derecede önemli olan Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni yok edecek ve 1936’dan beri Boğazlar üzerinde egemenliğini sürdüren Türkiye Boğazların kontrolünü, NATO maskesi altında ABD’ye bırakacaktır. Türkiye, kendi eliyle Karadeniz’i NATO’ya açmaktadır. Bu tehlikeli girişim, her an Türkiye ile Rusya’nın çatışmasına yol açabilecek riskler taşımaktadır.
ABD ve Türkiye arasında kapalı kapılar ardında yapılan çalışmaların sonuçları da ortada. Savaş ortamında Türkiye’ye gelen sıcak para kaçmakta, Türk milletinin büyük bedeller ödeyerek biriktirdiği rezervler erimektedir. Böyle bir ortamda, trilyonlarca dolarlık varlığı yöneten, bu konuda dünyanın en büyüğü olan, dev şirketlere, bankalara ve devletlere yatırım yapan BlackRock'ın Başkanı Yahudi kökenli Larry Fink'in Türkiye ziyareti ve Erdoğan’la baş başa görüşmesi bir tesadüf olamaz.
Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu dövizin ve yabancı yatırımların ne karşılığında geleceğini sorgulamak ve öğrenmek, Türk milletinin en doğal hakkıdır. BlackRock’ın Başkanı ile Erdoğan’ın görüşmesi ile Türkiye’nin topraklarını ve Boğazları NATO’ya açması arasında önemli bir ilişki olduğu izlenimi doğmuştur. Ekonomide borç batağına saplanan Türkiye, askeri jeopolitiğini satar hale gelmiştir.
Sonuç olarak Türkiye’nin güvenlik mimarisini doğrudan etkileyen bu iki girişimde uluslararası yükümlülüklerle millî egemenlik, Montrö rejiminin korunması ve uluslararası kazanılmış hakların kaybı yanında komşu ülkelerle olan ilişkilerin bozulmasını ülke çıkarlarına uygun olmadığı, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası alandaki güvenilirliğini ve kurumsal tutarlılığını daha da zayıflatacağı kanaati hasıl olduğundan DOĞRU PARTİ olarak bizler; Türkiye’nin NATO MASKESİ ile KUŞATILMASINA HAYIR diyoruz.
Rıfat Serdaroğlu
DOĞRU PARTİ Genel Başkanı
AÇILIM TEHLİKESİ VE MİLLİ BİRLİK PANELİ
Tarih: 5 Nisan 2026 Pazar
Yer: Asmina Davet ve Balo Salonları, Namık Kemal Mah., Sütçü İmam Cd., No:88, Ümraniye / İSTANBUL
Türk milleti davetlidir!
11:45-12:00 Açılış Konuşması
Eylül Han Tezel - @EylulHanTezel
12:00-12:40 Şehit Aileleri Ve Gazilerin İsyanı
Pakize Akbaba - @Pakize_Akbaba
İdris Tuğunmuş - @idrisTugunmus12
12:40-13:00 Ankara Penceresinden İran Savaşına Bakış
Orkun Özeller - @OrkunOzeller
13:00-13:20 İran’daki ‘Kürdistan’ Oyunu
Erdem Atay - @medreyata
13:20-13:40 İmralı Tutanakları: Öcalan Ne İstiyor?
Eray Çelebi - @celebieray
13:40-14:00 Algılar Ve Olgular
Prof. Dr. Nur Serter
14:00-14:20 Kahve molası
14:20-14:40 Emperyalizm, BOP ve Türkiye
Arslan Bulut - @ArslanBulut9
14:40-15:00 Açılım Kıskacında Türk Ekonomisi
Ufuk Söylemez
15:00-15:40 Türk Milletinin İnşası: Yeniden Cumhuriyet Devrimi
Serkan Öz - @CVPSerkanOz
Rifat Serdaroğlu - @rifatserdaroglu
15:40-16:20 Siyasi Partilerin Açılım Tavrı
Engin Balım - @enginbalim
Buket Müftüoğlu - @MuftuogluBuket
16:20-16:40 Kahve molası
16:40-17:00 Medya, Türkçemiz ve Açılım
Gülgûn Feyman - @GFeyman
17:00-17:20 Neolitik’ten Demir Çağlarına Doğu Anadolu Zagroslar Bölgesinde Etno-Kültürel Oluşumlar
Prof. Dr. Semih Güneri - @SemihGneri7
17:20-17:40 AKP’nin Bölücü Anayasa Girişimi
Av. Belçin Acka Niran - @AvukatBelcin
17:40 Soru cevap
18:00 Kapanış konuşması
Eylül Han Tezel - @EylulHanTezel
Not: Katılım ücreti ve sınırlaması yoktur.
Kızılcagün Platformu İletişim:
Tel: +90 506 181 27 12
Mail: [email protected]
İnstagram: @kizilcagunplatform
Demir dağları eritip Ergenekon'dan çıkan Türk'ün bayramıdır Nevruz.
Her gelen bahar; yalnız tabiat için değil, milletimiz için de bir diriliş vesilesidir.
Nevruz Bayramı'nın milletimize ve tüm Türk Dünyası'na umut, huzur ve mutluluk getirmesini diliyoruz.
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
YENİ YARGI SULTANIMIZ
Adalet Bakanı Gürlek, dört “Bakan Yardımcısı”, yirmi iki Bakanlık üst düzey
görevlisini değiştirdi. Bu, Cumhuriyet Döneminde ilk defa olmaktadır.
Çok yakında, özellikle Büyük Şehirlerdeki kritik Mahkeme Başkanlarının da değişeceği, hepsinin yerine Gürlek’in ekip elemanlarının ve AKP’de görev yapmış, mülakat ile Savcı-Yargıç yapılmış tetikçilerin getirileceğini göreceğiz. Sanki AKP yeni iktidar olmuş, yirmi dört yıldır Erdoğan ülkeyi yönetmiyormuş, gibi! Bakan, kendinde öyle bir güç topluyor ki, isterse tüm AKP’li Bakan-MV’ni tutuklayabilir!
Demokratik Hukuk Devletinde “Adalet Bakanının mal varlığına ilişkin usulsüzlük iddiaları karşısında, Medyanın/Baroların/Yargıtay-Danıştay-Sayıştay Yüksek Yargıçlarının suskun kalmaları, görmezden gelmeleri, “Normal” bir durum olarak değil, “Hukuk Güvenliği” açısından ciddi bir sorun olarak değerlendirilmelidir.
Medya’nın tavrına bakarsanız, özellikle “Anadolu Ajansı-Demirören Ajansı-İhlas Haber Ajansı” olayı yok saydılar! Havuz Medyası ise gözleri olmadığı için doğal olarak görmedi! Sözde muhalif kanallar ise, sadece ilk gün olayı aktardılar. Sonra, iddia edilen mülklerle ilgili ne bir araştırma, ne bir inceleme, fotoğraf vs göremedik!
Barolar, 1136 sayılı Avukatlık Kanununa göre “Hukukun üstünlüğünü ve İnsan Haklarını savunmak ve korumak” zorundadır. Adalet Bakanlığının,
Yargının ilginç ilişkileri olan bir grubun tamamen hakimiyetine geçmesi, Türkiye Barolar Birliğini hiç mi ilgilendirmez?
Yüksek Yargı mensubu Yargıçlar, böyle çirkin olay için “Suskun Kalmanın”
kamuoyunda bu usulsüzlüklerin “Normal karşılanması” kötülüğüne yol açacağını bilmezler mi? Çocukları bu ülkede yaşamayacaklar mı?
Gelelim siyasetin suskunluğuna!
Sizlere defalarca yazdım, uyarmaya çalıştım. Türk Siyaseti çok kirlendi. Elbette siyasetçiler de kirlendi. Siyasetin itibarı Türk Milleti nezdinde, yerlerde sürünmektedir.
Peki, bu rezillikten çıkabilmek için “Siyaset yoluyla Demokratik Halk Hareketinden” başka yol var mıdır? Kirlenmiş insanlarla mı DOĞRU SİYASETİ kuracağız? Türk Milleti olarak bu çürümüş, halkını soyan ve soyulmasına göz yuman Küresel Çete elemanlarının tamamını sandığa gömmezsek, başaramayız.
Cumhur İttifakını oluşturan altı partinin, Organize Suç Çetesi gibi çalıştığını, dipten tepeye yolsuzluk çamuruna bulaştığını, halkı soyduğunu bilmeyen var mı? Bunlardan hayırlı bir iş bekleyen, “Sağırın, Dilsizden duyduklarını köre anlatmasını” beklemekle eşdeğerdir.
Aziz Türk Milleti;
İYİ Parti- Zafer Partisi-Saadet Partisi-Anahtar Parti Genel Başkanları,
Adalet Bakanının YOLSUZLUK iddiaları karşısında neden konuşamadıklarını hiç düşünmediniz mi? Neden korkuyorlar? Saray ile ilişkilerini bozmak mı istemezler?
Peki, teşkilatlanmasını tamamlayan, Haziran ayında BÜYÜK KONGRESİNİ yapacak olan DOĞRU Parti, neden hiç korkmadan konuşabiliyor?
Neden tüm hırsızlıkların-ihanetlerin üzerine gidebiliyor? Bunu da lütfen düşünür ve değerlendirir misiniz? Zahmet olmazsa…
Sağlık ve başarı dileklerimle 22 Mart 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
"Meral Minibüsü" Saray'a 1 yolcu daha taşıdı!
Hepiniz bir araya gelin, ne kadar Cumhuriyet Düşmanı
Darbeci-Mafya bozuntusu-Yobaz-Hırsız varsa toplayın
yine de YENİLECEKSİNİZ.
Çünkü sizlerin emperyalist babalarınız var!
Sizlerin Atatürk'ünüz yok!
Ama Türk Milletinin ATATÜRK'Ü VAR....
(7 Şubat 2023-Akbelen)Depremden 1 gün sonra, insanlar betonun altında soğuktan donarak ölürken, iş makinelerini deprem bölgesine göndermek yerine kömür çıkarmaya devam eden LIMAK-ICTAŞ'ı unutmadık. ( SATH-I MÜDAFAA)
https://t.co/cTQoaJgniN
Bahçeli Pazara,
Erdoğan Nazara,
Öcalan Mezara
Mehmetçik Makam-ı İtibara,
Çıkıncaya kadar bu mücadele devam edecek.
Ne Mutlu Türküm Diyene ve Sözünden Dönmeyene...
SORUNLARIMIZI HANGİ PARTİ ÇÖZER?
ASAL Araştırmanın yaptığı son ankete, vatandaşlarımıza sorulan soru;
“Türkiye’nin sorunlarını hangi siyasi parti çözebilir” idi!
AKP %20/ CHP %18.3/ DEM %3 / MHP %2,5/ İYİ % 1,8/ Zafer %1,3 / YRP%1/
Anahtar % 0.7/ Diğer %5,5/ Cevap yok %5,7/HİÇBİRİ % 40,2
Asal Araştırmanın paylaştığı veri, Türkiye siyasetinde uzun bir süredir biriken “Temsiliyet Krizinin” en somut göstergelerinden biridir.
Toplumun % 40,2 sine, Diğer ve Cevap Yok şıkları da eklenirse, toplumun yarıdan fazlasının, mevcut partileri “Çözüm Aracı” olarak görmemektedir.
Yıllardan süregelen, iktidar tarafından kurgulanan keskin kutuplaşma, seçmeni kendi mahallesine hapsetmişti.
Ancak gelinen noktada ekonomik zorluklar, açlık sınırının altında yaşamanın zorluğu, halkın borç ve icracı tehdidi altında kalması, sığınmacı sorunu, Hukuk Devleti yokluğu, Eğitimin tarikat-Cemaat-Vakıf-Dernekler kanalıyla dinselleşmesi gibi sorunlar, ideolojik aidiyetlerin önüne geçmeye başladı.
Bu araştırmadaki %50’yi geçen yüksek oran aslında apolitik bir kitleyi değil,
arayışta olan kitleyi temsil ediyor. Bunda da en büyük neden, muhalefetin bir türlü iktidar alternatifi olmamasındandır…
Demokratik sistemlerde temel kural şudur:
Yetki kimdeyse, sonuçların sorumluluğu da ondadır.
24 yıldır Türkiye’de yetki kimde? Tek yetkili kişi CB Erdoğan’dır.
Aparsa da köpürse de, ben Allah’tan başka kimseye hesap vermem dese de
bu böyledir. Siyasette her şey sonucu ile ölçülür. Bugün nüfusumuzun YİRMİ milyonu AÇLIK SINIRI, 40 Milyonu YOKSULLUK SINIRI altında yaşamak zorunda bırakıldı ise, bu rezilliğin TEK Sorumlusu CB Erdoğan’dır.
Okurlarım, sıklıkla bana şu soru sorarlar; Tamam da çare ne?
Ben de ısrarla şunları söylerim; 24 yıldır Türkiye’yi yönetenler demokrat değildirler. Dünyada hiçbir faşist dikta seçimle gitmez. Demokrasiye inanmayan kafa, doğru-eşit-şeffaf-adil bir seçim yapmaz.
Bu faşist dikta, halkı soyuyor parasını çalıyorsa, oy da çalar, gitmemek ve hesap vermemek için her türlü usulsüzlüğü yapar.
Çare Türk Milletidir!
Öncelikle, yönetime getireceği partiyi ve onun Genel Başkanını çok iyi incelemesi gerekir. Türk Seçmeleri, bir Siyasal İslamcıyı veya bölücü kafalı birini seçerse, sonucuna da katlanacaktır. Ülkemizin bütünlüğünü sağlayacak, kimseyi ayırt etmeden hizmet edecek, devlet adamı niteliğine sahip bir vatan evladını görevlendirmelidir.
İşin özü, Türk Milleti kaderine el koyacak ve vatanına sahip çıkacaktır.
Önümüzdeki günler çok şeylere gebedir. Bizler, Atatürk İlke ve Devrimlerini
Türk Devletinde yeniden etkin ve hakim kılmak için, yapılması gereken siyasi faaliyetleri yapacak ve Türk Milletine duyuracağız…
Sağlık ve başarı dileklerimle 28 Ocak 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Kurucu Genel Başkanı
LOZAN VE AZİZ SANCAR
LOZAN, Türkiye Cumhuriyetinin dönüm noktalarından biridir.
Türk Gençliğine güvenen ve ülkenin geleceğini gençlere emanet eden Büyük Atatürk, Kurtuluş Savaşımızın en önemli antlaşmasını Türk Gençliğine, Türkiye’nin tapu senedi olarak armağan etti…
1923 yılından 23 yıl sonra Mardin-Savur’da 8 kardeşin 7 incisi olarak Aziz Sancar adında bir bebek doğdu. Ailesi okuma-yazma bilmeyen Aziz, çok zor şartlarda ilk ve orta eğitimini tamamladı.
Yılmadı ve Tıp Fakültesine 1963 yılında girmeyi başardı.
Amerika’nın saygın üniversitelerinde çalıştı. 300 bilimsel makalesi ve 12 binden fazla atıfla, tüm dünyanın dikkatini çekmeyi başardı.
Sonunda Nobel Ödülünü kazanarak Türk Milletine büyük bir onur yaşattı…
Aziz Sancar, Büyük Atatürk’ün Cumhuriyet felsefesinin ete-kemiğe bürünmüş halidir.
Yıllardır taraflı ve haince yapılan bir ihanet projesini, tek başına yırtıp atmıştır.
Aziz Sancar Nobel’i kazanmakla tüm dünyaya şöyle seslenmiş oldu;
-Atatürk Cumhuriyetinde, kimseye etnik kökeninden, inancından dolayı ayrım yapılmamıştır. Herkese fırsat eşitliği tanınmıştır.
-Kürtçü-Bölücülerin ve Şeriatçıların propagandaları külliyen yalandır. Cumhuriyet, ayrımcılığa karşı çıktığı gibi, Lâiklik ilkesiyle de herkesin inancına saygılı olmuştur.
-Cumhuriyet; fikri özgür, inancı özgür, barışçı insanlar yetiştirmiştir.
-Cumhuriyet Dönemi eğitim sistemi çağdaştır ve konularında dünyadaki muhataplarıyla yarışacak kalitede gençler yetiştirmiştir…
Aziz Sancar, Hacettepe Üniversitesinde yaptığı konuşmasını şu sözlere bitirmiştir;
“Nobel, Cumhuriyet ve Atatürk sayesinde kazanıldı…”
Aziz Sancar, Dünyadaki Türk düşmanı hiçbir lobinin peşine takılmadan, hakkıyla aldığı Nobel ödülünü 19 Mayıs günü Büyük Atatürk’ün manevi huzurunda, Anıtkabir’e bırakarak, Cumhuriyete ve Atatürk’e bağlılığını tüm dünyaya haykırmış oldu.
Teşekkürler Aziz Sancar, sayende Cumhuriyetin yıkılamayacağını başımızdaki
şer odaklarına bir daha göstermiş oldun…
Ne Mutlu Türküm Diyene…
Sağlık ve başarı dileklerimle 23 Ocak 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Kurucu Genel Başkanı
NORMALLEŞMEKTEN/ BENZEŞMEYE
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i, Sözcü TV’deki “Tek Başına” programında
ilgiyle izledim. Bir daha anladım ki, Özgür Bey’in, CB Erdoğan’ı sandıkta yenmek için daha kırk fırın ekmek yemesi gerek.
Özgür Bey “Yumuşamadan, Normalleşmeye” geçeceğini söylemişti. Ama gördük ki, Özgür Bey, yapışık kardeşler gibi Erdoğan’a benzemeye başlamış!
Kafanızda, Özgür Bey’in Sözcü TV’deki programını canlandırın, birde CB Erdoğan’ın Uçaktaki basın toplantısını yanına koyun. Fark var mı? Yok’
İkisinin de karşısında yandaş gazeteciler sıralanmış oturmuş, gerçek gazeteci hiç yok, birbirlerini hoşça vakit geçirtecek sözde sorular!
Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanısınız. Araya bir tane olsun, gerçek gazeteci yi neden almazsınız? Köy kahvesindeki sohbeti andıran bilgi düzeyiyle, insanları nasıl tatmin edeceksiniz?
Özgür Bey’in, neler söylediğini hatırlayan var mı? Bol bol laf!
Ülkede Hukuk Devleti bitmiş! Çözümü var mı? Varsa neden anlatmıyor?
2011 yılından uygulanan Suriye Politikası, ülkemizi parçalayacak kadar önem kazanmış, çaren ne arkadaşım, çözümün ne? Namık Tan’ın, Sezgin Tanrıkulu’nun, Atatürk Düşmanı Genel Başkan Yardımcılarının aklıyla mı çözüm üreteceksiniz?
Ortağınız DEM’in, YPG/SDG’yi destekleyen tavrı için ne düşünüyorsunuz?
DEM Partinin “Terörsüz Türkiye” komisyonunda verdiği rapordaki taleplerine
nasıl bakıyorsunuz?
Bakın Özgür Bey, Atatürk’ün Cumhuriyeti yıkılmak üzere! Cumhuriyet yıkıldıktan sonra, siz Genel Başkan olsanız ne olur, olmasanız ne olur?
İki soru sorarak, sizi Özgür bırakalım;
1) CB Erdoğan’ı demokratik rejim içinde nasıl yenmeyi planlıyorsunuz?
2) 2002 Genel Seçimlerinden sonra her seçimde SANDIĞA SAHİP olamadınız. Önümüzdeki seçimde sandığa nasıl sahip çıkacaksınız?
Özgür Bey;
Türk Tarihinin en riskli döneminde, çok önemli bir konumdasınız.
Cumhuriyeti, Türk Milletini ve Atatürk İlke ve Devrimlerini, canınız pahasına
ya koruyacaksınız ve Türk Milletinin gönlüne yerleşeceksiniz, ya da “Ben Genel Başkan kalayım da gerisi ne olursa olsun” anlayışıyla İmamoğlu’nun yardımcısı olarak kalacaksınız!
Bu yazdıklarınızın doğruluğunu nereden biliyorsunuz Serdaroğlu, derseniz, anlatayım. Siz daha öğrenci iken, biz 12 Eylül öncesi Türkiye’nin cehenneme çevrildiği bir dönemde Belediye Başkanı, İzmir İl Başkanı idik. Askeri Darbeler muhatap olup, darbenin ertesi günü demokrasi mücadelesi verdik.
Sıkıyönetim Mahkemelerinde çile çektik. Bizim çektiklerimizin kırkta birini siz çekseydiniz, eczanenizde bankonun arkasında oturuyor olurdunuz.
Siyasal Ümmetçilerle, İhvancılarla, Bölücü Kürtçülerle, Hüda Par gibi aşağılık çetelerle nasıl mücadele edileceğini bizlerden öğreneceksiniz.
İlk örneği 27 Aralık’ta bir avuç vatanseverle verdik İnşallah ders alırsınız…
Sağlık ve başarı dileklerimle 09 Ocak 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Kurucu Genel Başkanı
@rifatserdaroglu Erdoğan, "CHP bizden kötü, bunlar ülke yönetemez" stratejisi uyguluyor, Özgür Özel ise bu stratejiyi( bilerek/bilmeyerek ) destekler politika izliyor.