Kızılcagün Platformu olarak beşinci durağımız Kocaeli!
20 Haziran Cumartesi günü düzenlenecek "Açılım Tehlikesi ve Milli Birlik" panelimize Türk milletini davet ediyoruz.
Yer: İzmit Belediyesi Dernekler Yerleşkesi (Eski Necati Gençoğlu Kültür Merkezi)
Orhan Mah. Devran Cad. No: 77, İzmit/Kocaeli
#kızılcagün #kızılcagünplatformu
Buket Müftüoğlu’nun @MuftuogluBuket kaleme aldığı “Suna” adlı kitabı okurken Suna Dumankayayı tanıdım. Mücadeleyle dolu hayatında pes etmemiş ve şifa dağıtarak başarıya ulaşmış bir Türk kadını. Kitapta yer alan Anneannesi Fatma Öktem’e dair hikayeler de çok etkileyiciydi.
Diğer taraftan bu kitabı bana başka bir Suna’yı da çağrıştırdı.
Mesleki başarısıyla beraber, mücadele ve çilelerle geçen ömrün şehadetle son bulan hikayesi ile J.Yb Songül Yakut’u.
Diyarbakırda görev yaptığımız dönemde bir gün Sunam türküsü çalarken, annesinin kendisine Suna ismiyle hitap ettiğini ve “Uyan Sunam” Türküsüyle sevdiğini söylemişti. Nereden bilebilirlerdi ki bu türkünün sanki Songül ile annesi için söylenmiş olduğunu…
Şafak söktü yine Sunam uyanmaz
Hasret çeken gönül derde dayanmaz
Çağırıram Sunam sesim duyulmaz
Uyan Sunam uyan derin uykudan
Rahmet ve dua ile….
Kızılcagün Platformu olarak beşinci durağımız Kocaeli!
20 Haziran Cumartesi günü düzenlenecek "Açılım Tehlikesi ve Milli Birlik" panelimize Türk milletini davet ediyoruz.
Yer: İzmit Belediyesi Dernekler Yerleşkesi (Eski Necati Gençoğlu Kültür Merkezi)
Orhan Mah. Devran Cad. No: 77, İzmit/Kocaeli
Buket Müftüoğlu, Kızılcagün Platformu’nun ABD Büyükelçiliği’ne yürüyüşü öncesinde konuştu:
"Türk milletinin, damarlarındaki asil kanı unutmaması için bugün 19 Mayıs’ta bu kadar anlamlı bir günde bir eylem gerçekleştiriyoruz. Niteliği çok kıymetli bir eylemdir bu. Çok kıymetli insanlar bir aradayız."
https://t.co/QN0fmITFuP
Ben başka yıldızların çocuğum, onbinlerce yıldır Arap çölünün develeri Anadolu yaylalarının soğuğuna dayanamadı, tutunamadı… Bugün Aydın’da seyrettiğiniz deve güreşlerinin develeri, Arap çölünden değil Orta-Asya’dan gelmiştir..
İslamcılar bir mezhep kavgasıyla doğdu bin yıllar geçti hala bir mezhep kavgasıyla çürüyorlar..
Bu sözümona yenilikçi özgürlükçü liberaller bir ‘etnik kavgayla’ doğdu, hala Türkiye’nin en büyük muhalif partisi ve gazetesini bir etnik kavgaya doymadılar kurban ediyorlar, çürümeleri de rezaletleri hepsi etnik kavgadan…
CHP ve Cumhuriyet Gazetesi ‘süreç’e katılarak AKP’yle aynı siyasi gömleği çoktan giydi..
Şimdi CHP partiyi kapatıp topyekün AKP’ye katılsa dahi AKP bunu istemez..
İslam’ın ilk devresinde Müslümanlar Müslümanlığa girmek isteyen Hristiyanları kırbaçlıyor ve onların müslüman olmasını istemiyordu. Çünkü hristiyanlar müslüman olursa ‘haraç’ı kimlerden alacak? Yüzyılımızın en büyük tarihçisi Braudel işte bu soruyu sorar.
Aynı soruyu soruyorum, AKP bu kadar kafası karışık duruşu iradesi paramparça bir CHP’nin kapatılıp kendine katılmasını niçin istesin..
Yoksa her seçim dönemi siyasi haracını kimden alacak!
Her seçim öncesi gelsin Kemal Derviş Sarıgül Ekmeleddin gitsin Apo Sezgin Tanrıkulu Öz Savunma Güçleri… AKP’ye bundan daha büyük hizmet mi olur!
Gözlerimizin önünde Libya Suriye Irak üçer beşer parçalara bölündü!
Kim böldü! Böldürenleri siyaset meydanında dillendiren tek bir CHP’li kaldı mı?
Ülkelerin niçin bölündüğünü tarihlerin en büyük savaşlarının içine neden sokulduğunu gizli angajmanları gereği söyleyemeyen parti ve gazetelerle nereye kadar?
Müslümanları kim öldürüyor diyemiyoruz? Ülkemizi kim böldürüyor diyemiyoruz? Askerimize kim kumpas kurdu ve Türk Silahlı Kuvvetlerini kimler tasfiye etti diyemiyoruz? CHP’yi Cumhuriyet Gazetesi’ni ve Türkiye’yi kim dizayn etti diyemiyoruz!
Kardeşlerim, üç kişiyiz beş kişiyiz yok binde sıfırız yok onbinde sıfırız…kutsal olan bağımsızlıktır, toprağımızdır, heyecanlarım müziğim annem ailem sevgilim aşkım her şeyim yurttaşlık ve bölüşmedir…
Kaç kişi olursak olalım insanı insan yapan coşturan sarhoş eden insanlık değerlerinden vazgeçmem mümkün değildir..
Şeytanlıkla karanlıkla cemaatle kumpasla işimiz olmaz!
Tarihte siyasette edebiyatta tanıdığım bütün yırtıcı kuşlar karar verirken tereddüt etmez acı çekmez gözyaşı dökmez…
Çünkü yırtıcı kuş’un ölümcül yarası ‘özgürlüğü’ uğrunadır!
Özgürlüğün tek başına uçmaktan başka ilacı yoktur!
Otuşbeş yılı deviren yazarlığımın kırk bin acı gecesinden sağsalim kalabilmeyi ve kanatlarımı kopartmdan her sabah bu sayfalarda uçabilmeyi ‘özgürlüğüme’ borçluyum..
Kardeşlerim kırk yıldır, öz yurdumda kimsenin susturamayacağı bir yazar olmak istedim..
Kimsenin adamı olmayan kimsenin tezgahına değirmenine su taşımayan..
Bu topraklarda özgür insan beyninin graniti parçalayabileceğinin çok nadir birkaç şahidinden biriyim!
Özgür beynimi kimseye pabuç gibi bırakmam..
Değil yüzde kırk yüzde doksan oy alsalar, aklımın iç kalesini kimseye parçalatmam..
Seçim sonrası hangi netice çıkarsa çıksın bu kalem sabırlı yürekli taşkın bağımsız insanlar için yazmaya kaldığı yerden neşeyle devam edecek!
Yazarlığımın hiçbir döneminde yol gösteren bir adam olmadım.
Yol ne kadar çetrefil ne kadar bataklık yoldan ne kadar ağır beton mikser arabalar vızır vızır son sürat geçiyor olursa olsun.. Altında kalırım ezilirim boğulurum bu sütunlar şahidimdir demedim.. Yol’a Çıkan Adam oldum..
Kızgın kanla soğuk kan uyuşmaz…
Hayatı sansür zindanla geçmiş ve öldürülmüş yazarlarımız gibi biz de zaptedilemeyen kızgın kanın bağımsız başka yıldızların çocuklarıyız, kaderimizi biliyoruz: BU YOLDA ÖLECEĞİZ!
Nihat GENÇ
Bu bilgi Açılım saçılım sürecinin sona erdiğinin göstergesidir .
Terörsüz Türkiye diye başlatılan süreç terör örgütü tarafından kandırılmadan sona ermiş demektir .
İstihbarat birimlerimizin terör örgütünün silah bırakmadığını raporladığı belirtilmekte ki ben de doğru olduğuna inanıyorum.
Peki bundan sonra ne olacak sorusunu da bana değil Süreci başlatanlara sormak lazım.
Erdem Atay’ın ayrılığı sonrası pusuda bekleyen, fırsat kollayan ne kadar Veryansın düşmanı fitne tüccarı varsa harekete geçti!
Veryansın bir partinin kanalı olacakmış… Veryansın ideolojik kavgalara tutuşmuş…. Veryansın’da makam/mevki kavgaları, “bağımsız gazetecilik” tartışmaları başlamış… İyi niyetli eleştirilerin başımızın üstünde yeri var ama köşede bekleyen çakalların farkındayız!
Veryansın Tv’yi tanımayanlara tekrar hatırlatıyoruz;
Veryansın Tv, taraftır.
Açılıma karşı çıktığı için itibar suikastına uğrayan şehit anası Pakize ananın tarafıdır.
PKK’lılara karşı vatan savaşı veren gazi İdris Tuğunmuş’un tarafıdır.
Atatürk’e “faşist” diyenlere meydan okuyan Serkan Öz’ün tarafıdır.
Maaşlarını ve özlük haklarını alamayan Doruk Maden işçilerinin tarafıdır.
“Kürdistan” tertibine karşı dik durduğu için demir parmaklıkların arkasına gönderilen Orkun Özeller’in tarafıdır.
Yabancı holdinglere peşkeş çekilen vatan toprağını savunan köylülerin tarafıdır.
“Andımız” ihanetini anlattığı için Dersimli Kemalcilerin saldırısına uğrayan Buket Müftüoğlu’nun tarafıdır.
İmtiyazlı tarikatlara karşı Cumhuriyet’i savunanların tarafıdır.
Veryansın Tv görevi Atatürk’ten alır. Büyük Önder’in Türk gazetecilerine öğütlediği gibi, “Cumhuriyet’in etrafında çelikten bir kale, bir düşünce kalesi oluşturmak” ana hedeftir.
Veryansın Tv bu milletin tarafıdır, toplumun gören gözü duyan kulağıdır.
Türkiye’nin bölücü ve gerici kuşatmayla karşı karşıya kaldığı bu günlerde Veryansın Tv’de çalışan herkes bu büyük milletin menfaatinden yana hakikat işçisidir.
Nihat Genç’ten aldığı miras budur.
Nihat Genç’in onurunu taşıyan Laçin Genç’le, Veryansın Tv’nin vicdanı Merve Duman’la, emekçimiz Barış Yurteri’yle, “devrimci gazeteci” kardeşimiz Burakhan Başaran’la, “malım, mülküm, tüm varlığımla sizinleyim” diyen Oğuzhan Ardıç’la görevimizin başındayız.
Nihat ağabeyin dediği gibi “kürklerimizin sıcacıklığıyla değil, pençelerimizle yazacağız, tatlı tavşan dostlarımızla değil, köpek dişlerimizle” eleştireceğiz.
5 Nisan 2026 tarihinde İstanbul’da bir panelde, 24 Nisan 2026’da sosyal medya üzerinden kamuoyuyla paylaşılan açıklamada yer alan hususların tamamının arkasındayım.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile gerçekleştirilen görüşmede, Andımız’ın kaldırılmasına ilişkin paylaşılan haber üzerine verdiği cevap ve kullandığı ifadeler, tarafımdan kamuoyuna doğru ve eksiksiz biçimde aktarılmıştır.
Bu konuda yapılan yalanlama girişimleri gerçeği değiştirmeyecektir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına beyanlarımı tekrar ediyor, sözlerimin arkasında durduğumu açıkça ifade ediyorum.
Türk Milletinin gözü önünde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile bu konuyu dilediği kanalda, dilediği platformda, yüz yüze açık şekilde konuşmaya ve kamuoyu önünde yüzleşmeye hazırım.
Ayrıca, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik tarafından şahsıma yönelik hakaret içeren sosyal medya paylaşımı hakkında gerekli hukuki süreç başlatılacaktır.
Kamuoyunun dikkatine saygılarımla sunarım.
Bir Ulus Doğdu Küllerinden... https://t.co/eCPnLEKMSu @YouTubeMusic aracılığıyla
Sözlerini yazdığım, bestesini yapay zekadan yardım alarak yaptığım marşımı buradan sizlerle paylaşmak istiyorum.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun.
🇹🇷
19 Mayıs’ta ABD Büyükelçiliği önündeyiz!
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Antalya Diplomasi Forumu’nda Türkiye’yi değerlendirdiği konuşmasında Ortadoğu’da monarşi modellerini öven sözleriyle bir kez daha diplomatik sınırları ihlal etmiştir.
Göreve başladığından bu yana ABD’nin sömürge valisi gibi hareket eden Barrack’ın “dokunulmazlığı” artık Türk milleti için kabul edilebilir değildir. Dışişleri Bakanlığı’nın herhangi bir diplomatik adım atmaması, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile yaptığı görüşmelerdeki oturma düzeni, Barrack’a “yüksek komiser” payesi verildiğini göstermektedir.
Türkiye için en iyi devlet düzeninin “yeni Osmanlı” olduğunu belirten, PKK/PYD’nin müttefikleri olduğunu ilan eden, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını isteyen ve Bartholomeos’u “Ekümenik” ilan ederek Lozan’ı delme hedefini saklamayan Barrack, şimdi de Türkiye’ye “monarşik cumhuriyet” gömleği biçme hadsizliğinde bulunmaktadır. Türk milleti ve devletinin onuruna dokunan bu tür açıklamalar asla kabul edilemez, edilmeyeceği de bilinmelidir.
Kızılcagün Platformu olarak, “yeni Osmanlı” tuzağına, “Terörsüz Türkiye” adı altında ABD himayesinde sürdürülen ve Türkiye’nin üniter bütünlüğünü hedef alan açılım tertibine karşı; Türk milletini 19 Mayıs’ta ABD’nin Ankara Büyükelçiliği önüne çağırıyoruz.
Atatürk’ün Milli Mücadele'yi başlattığı tarihte, Barrack’ın “Persona non grata”, “istenmeyen adam” ilan edilmesi için yapacağımız kitlesel basın açıklamasına tüm siyasi partileri ve demokratik kitle örgütlerini davet ediyoruz.
Monarşileri yıkan Türk milleti, Türk devletine egemenliğine dil uzatanlara gerekli yanıtı verme kararlığına sahiptir.
Ne mutlu Türk’üm diyene!
Kızılcagün Platformu
@Pakize_Akbaba@medreyata@celebieray@HarpCografyasi@CVPSerkanOz@OrkunOzeller@rifatserdaroglu@idrisTugunmus12@turkalican@MuftuogluBuket
Bu kadim millet İran -Türkiye çatışmasının kimin işine yarayacağını çoktan çözdü de, yönetim kadroları -hangi arap saçı ilişkiler içinde- kime ne sözler veriyor bilmiyoruz! Her ne olursa olsun ‘derin millet’ katil ABD ve İsrail için komşularıyla düşman olmayacaktır!