Anlatılana göre, okula gelen müfettişler ilkokul dördüncü sınıftan liseye kadar her sınıftan ikişer öğrenci seçti. Çocuklar sırayla kütüphaneye götürüldü. Müfettişler çocuklara üçer soru sordu: “Din dersinde ders işleniyor mu”, “Din yerine başka bir ders yapılıyor mu”... En ilginci; “Derste cumhurbaşkanına hakaret ediliyor mu”diye sordu...
https://t.co/YqaX6jV2Oh
İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu bugün ifade verdi. İfadenin bitmesinin ardından, biz avukatları olarak, daha hukuk büromuza gelmeden, ifade metninin “imzasız hali” servis edilmiştir. Bunu yaparak soruşturmanın gizliliğini ihlal eden ilgililere bu sefer teşekkür ediyoruz (!) Kamuoyu onlar sayesinde gerçeği hızlı şekilde görmüştür.
Ancak bir kesim var ki, günlerdir kamuoyunda temelsiz iddiaları manipülatif şekilde yazanlar, bu ifadeyi kamuoyu öğrendiğinde çok üzüldüler. Çünkü günlerdir yaratmaya çalıştıkları algı tek bir ifade ile alt üst oldu.
Gerçekleştirilen gözaltıyla önce Sayın İmamoğlu’nun toplum nezdinde itibarının sarsılması amaçlanmıştır. Ardından CMK’nın 58. maddesinde yer alan kimliği gizlenen tanık düzenlemesi tamamen suistimal edilerek “Gizli Tanık” üretilmiştir. Üstelik bu tanıkların ifadeleri bir bütün halinde okunmak yerine, parça parça ve bir kurgu altında seçilip sunularak buralardan soru üretilmeye çalışılmıştır. Keza nasıl, nerede kaydedildiği belli olmayan Sayın İmamoğlu’nun tarafı ve bilgisi dahi olmayan ses kaydı, son derece karmaşık olarak sunulan HTS kayıtları, kimler tarafından gerçekleştirildiği belli olmayan ve bütünden, bağlamdan koparılmış beyanların bu soruşturmanın ne denli hukuka aykırı olduğunu ve hukuki olmaktan çok politik kaygıları yansıttığını kesin ve açık olarak ortaya koymaktadır.
Süreç bize dosyadaki kısıtlılık kararının adeta sadece savunma tarafı için getirildiğini göstermiştir. Çünkü, dosyada şüpheli sıfatıyla yer alan kişiler ve avukatları dosya hakkında tek bir bilgi bile edinemezken soruşturma konusu olan neredeyse tüm olaylar, iktidara yakın medya tarafından gerçeklerden uzak bir şekilde servis edilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da soruşturma içeriğini bir basın bülteni haline getirerek isnat olunan suçlar kamuoyuna duyurmuştur. Hatta savcılık bir adım daha ileri giderek bahsi geçen basın bülteninde yasada ve hukukta yeri olmayan şekilde “suç örgütü lideri” ifadesini kullanmış, sayın İmamoğlu’nun masumiyet karinesini ve lekelenmeme hakkını ihlal etmiştir. Tüm bunların hukuk devleti ilkeleriyle izah edilebilecek hiçbir yanı yoktur.
Yapılmak istenen, olmayanı var etme çabasıdır.
Soruşturma dosyası, ilgisiz ve suç delili olamayacak evrakla doldurulmuş, kamuoyu nezdinde sanki kapsamlı bir soruşturma varmış gibi algı yaratılmaya çalışılmıştır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi faaliyetleri bir suç örgütü faaliyeti olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Örneğin Sayıştay tarafından denetlenen ve mevzuata uygun bulunan ihaleler ve Danıştay tarafından soruşturma izni kaldırılarak hukuka uygun bulunan ve yasalara uygun davranıldığı kanıtlanmış olan bazı işlem ve eylemler suçlama konusu yapılmıştır.
Hatta kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş birtakım kişisel husumetlerden kaynaklanan mesnetsiz iddiaların dahi bu soruşturmaya konu edilmesi asla kabul edilemez.
Soruşturmadaki tanık beyanları tıpkı gizli tanık beyanlarında olduğu gibi bütünlükten ve bağlamından koparılıp özellikle seçilerek sunulmuştur. Gizli olmayan tanıkların tanık isimlerinin yer almaması da yasaya aykırı olduğu gibi Savcılığın da, yalnızca dedikodu niteliğinde duyumlara dayanarak beyanda bulunan tanıklarına güvenmediğini ve bu gözaltı sürecinde tanıklarını hukuka aykırı şekilde gizleme amacı taşıdığını göstermektedir. Tanıkların kişisel gözlemden ziyade önceden hazırlanmış bir dil ve kalıp içerisinde konuştukları da aleni bir şekilde görünmektedir. Bütün bunlar açıkça gerek ulusal gerekse uluslararası hukuka göre yasak sorgu usulleridir.
Belirtmemiz gerekir ki bu yöntemler 2016 Temmuz ayından önceki yargı pratiğinin bire bir örneğini teşkil etmektedir.
Sonuç olarak; yasal olmayan gözaltı, sözde kanıtlar, gizli tanıklar, normal tanık olmasına rağmen ismi belirtilmeyen ve bu sayede gizlenen tanıklar, yasal olarak elde edilmeyen ve Sayın İmamoğlu’yla da ilgisi olmayan ses kayıtları gibi gerçek dışı iddialara dayanan bu soruşturmanın hiçbir mantıki, hukuki ve ikna edici bir yanı bulunmamaktadır.
Bu soruşturma, adil yargılanma hakkının ihlalidir. Bu ihlal, hukukun ve adaletin Anayasaya, temel hak ve özgürlüklere aykırı olarak yargıya erişimin yargı eliyle önlenmesi ve hukukun ortadan kaldırılmasıdır.
Açıklama | İzmir’de Yaşananlar Hakkında
Futbol Takımımızın ligin 2. haftasında Göztepe ile oynadığı müsabakanın devre arasında;
hala stada alınmayan ve biber gazına maruz kalan taraftarlarımızın yaşadığı mağduriyetin çözümü için yöneticilerimiz dışarıda yetkililerle görüşmekteyken, Başkanımız Ali Y. Koç ve Genel Sekreterimiz Burak Kızılhan da taraftarlarımızın olduğu tribüne gitmiş ve yetkililerle görüşmüştür.
Devamında, taraftarımızın içeri girmesi ve olayların yatışmasıyla Başkanımız ve Genel Sekreterimiz yerlerine gitmekteyken,
hiçbir sebep olmaksızın Göztepe akreditasyon kartına sahip bir futbol teröristi tarafından başkanımıza arkadan fiili saldırıda bulunulmuştur.
Yaşanan menfur saldırının ardından, yetkililerce ilgili kişinin spor şubede ifade vermek üzere alındığı belirtilmişse de şahsın maçın geri kalanını akreditasyon kartıyla takip etmeye devam ettiği, hakkında hiçbir işlem yapılmadığı öğrenilmiş, elini kolunu sallayarak ve kıyafetini değiştirmiş halde stadyumdan ayrıldığı da bir gazetecinin dikkati sayesinde kamuoyunun gözleri önüne serilmiştir.
Ülkemizde yıllardır uygulanmakta olan 6222 sayılı yasa gereği en ufak taşkınlıklarda ilgililer hakkında derhal işlem yapıldığı ve tedbir uygulandığı herkesin malumuyken,
Göztepe akreditasyon kartlı bu şahsın ayrıcalığı kimden ve nereden gelmektedir?
Milyonların gözü önünde suç işlemekten çekinmeyen ve hakkında hiç bir işlem yapılmamış halde elini kolunu sallayarak stattan ayrılan bu şahsa bu cesareti kimler vermektedir?
Başkanımız Ali Y. Koç tarafından futbol teröristi bu şahıs başta olmak üzere ihmali olan tüm yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olup, süreç hassasiyetle takip edilecektir.
Ayrıca ilgili maçın öncesi, sırası ve sonrasında taraftarımıza yaşatılanlara dair de gereken tüm adımları atacağımızı kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.
Kamuoyuna duyurulur.
Bu kapak için az linçlenmedik. Mesele şampiyonluk değil, kaos amaçlı korkunç bir provakasyon olduğunu tarif ediyordu. O olaydaki fail ve arkasındaki güç bulunsaydı bugün bunlar yaşanmayacaktı.
Suudların diretmelerine karşın her iki kulübümüzün Atatürk konusunda diretmeleri ve maçı oynamadan yurda dönmeleri, camialarına verdikleri en büyük 100. yıl armağanıdır.
Dilerim bu ortak duruş, bundan sonrası için de bir dostluk köprüsü oluşturur...
@ekrem_imamoglu İETT’ye elinizi uzatsanız? Yetersiz sayıda ve yoğun saatlerde gelmeyen otobüsler,iptal edilen seferler nedeniyle sıkış tepiş bir sonraki otobüse binmeye çalışanlar.Haftaiçi sabah akşam iş saatlerinde 6-esatpaşa↔️harem hattına bakabilirseniz kazanamama ihtimalinizi görürsünüz.
1⃣Birazdan okuyacaklarınız sizi şaşırtabilir. Belgeleri ile koyuyorum ki yalan söyleyip makam işgal edenler bir nebze utanırlar, onlar utanmaz iseler onları o mevkilere taşıyanlar “biz doğru mu yaptık?” desinler diye. Burada özellikle @fahrettinaltun beyi etiketliyorum zira kendi personelinden birinin dezenformasyonu sebebiyle hakkımda olmadık ithamlar ve haberler yapılmıştır. Bu personelin twitine dair de hukuki haklarımı ülkede geriye kalan hukukta ne kadar takip edebilirsek edeceğim. Başlıyoruz. Sn. Fahrettin Altun, aşağıdaki kişi benim hakkımda fetö ile irtibat ve iltisakım olmadığını söyleyen savcılık kararına karşın gerçeğe aykırı haber yayarak kurumunuzu töhmet altında bırakıyor. Bu kişinin verdiği bilgi gerçeğe aykırı olup tutuklanma sebebimle de ilgisi yoktur. Evime, Suriyeliler ve mülteciler hakkında yazdığım twitler sebebiyle 16 ekim 2023 tarihinde gece vakti denilmeyecek zaman diliminde girilmiş olup, gecikmesinde sakınca bulunan bir hal durumu olmadan yasalara aykırı olarak yapılan aramada dahi suç unsuru bulunmamış olmasına rağmen, tutuklanma sebebim ise okuyanlara garip gelebilir ama Azerbaycan'ın Karabağ operasyonu öncesinde ihtiyaç duyduğu top mermilerini Bosna'dan temin etmek gibi imkan dairesinde olmayan bir suçlamadır. Buradan beni seven sevmeyen, az da olsa tanıyan tüm Türk halkına gerçekleri ve meseleleri nasıl çarpıtıp bu noktaya getirdiklerini BELGELERİYLE açıklayacağım. Devletin belgeleriyle. İlk belge, Edirne Cumhuriyet savcısının hakkımdaki FETÖ iltisakı olmadığına dair kararıdır.⬇️
@serdildara Organizasyon çok kötüydü,barkovizyonlar yetersizdi,caddenin çoğu yerinde marşlar duyulmadı,duyulan yerlerde de yeni marşlar yoktu,Parla’sız nasıl olur bu yürüyüş!kendi kendimize takıldık,yazık ettiniz o kalabalığa @kadikoybelediye
“Ben ne hayrını görmüşüm” dediği Cumhuriyet sayesinde bugün Adıyaman’dan çıkıp okuyabilmiş, siyaset yapıp bugün TBMM’yi yöneten Sırrı Süreyya Önder…
O beğenmediğin Cumhuriyet olmasa anca tarlada maraba olur,”padişahım çok yaşa” derdin.
Aha da buyrun yüklendi.Yarın açacaktık, engelemeye çalıştıkları için şimdi yayınlıyoruz!
100..Yıl Cumhuriyet Marşı!
Yaşa! Var ol! Türkiye!🇹🇷
https://t.co/HU7LvkhZPh