Bir vatandaşın isyanı:
“Dişim ağrıdan duramayacak hale gelince devletin ağız ve diş sağlığı merkezine gittim.
Röntgen çekildi, ‘Bu dişe kanal tedavisi lazım’ dediler. Tamam, yapalım dedim. ‘Burada bugün yapamayız, endodontiden randevu almanız gerekiyor’ dediler.
MHRS’ye giriyorum randevu yok. Birkaç hafta sonrasını bekleyecek halim de yok; gece ağrıdan uyuyamıyorum.
Mecburen özel dişçiye gittim. Adam aynı gün kanal tedavisini yaptı, dolgusunu kapattı. 6.500 TL ödeyip çıktım.
Şimdi benim anlamadığım şu:
Ben yıllardır SGK primi ödüyorum. Devletin koskoca diş hastanesine gidiyorum, doktor var, cihaz var ama tedavimi yaptıramıyorum. Sonra mecburen özelde binlerce lira ödüyorum.
Parası olmayan ne yapacak? Ağrıya mı dayanacak, dişini mi çektirecek?
Madem kanal tedavisi için sonunda özele gideceğiz, devlet diş hastanesinde bu bölümler neden var?”
Narin Güran cinayetinin soruşturma sürecini yakından izleyen her basiret sahibi, elinde güç ve yetki bulunduran odakların bu soruşturmayı kasıtlı olarak saptırdığını görebilir.
Bu cinayet; laik kemalist cumhuriyet tarihi boyunca nüfuzlu katillerin kollandığı binlerce karanlık dosya gibi, gerçek azmettiricilerin koruma kalkanına alındığı bir vakadır.
İmaj için “katil oğluna yardım ve yatakçılık yapan Tunceli Valisini tutuklayan” hükümet, birilerini korumak ya da kendi imajına darbe vurulacağı kaygısıyla bu cinayeti aynı hassasiyetle incelemekten kaçınıyor.
Bu dosya, bir kere daha göstermiştir ki gerçek adalet; güçlülerin güçsüzleri ezdiği, hukuk ve adaletin siyasetin oyuncağı haline getirildiği bu çürümüş laik kapitalist sistemin gölgesinde değil, ancak Allah’ın hükümlerinin egemen olduğu İslam nizamındadır.
Bu korku evini andıran, tüneller vasıtasıyla ulaşılan, bodrumun kaçıncı kıvrımında bulunan, en ucra, kuytu köşede, belki de morgların veya atıkların bulunduğu depoların olduğu yerde EGE ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ "MESCİDi"‼️😡
Bu Müslüman yurdunda Müslüman'a yapılan zulüm değil mi❓
Devletin diş hastanelerinde neden kanal tedavisi gibi esaslı diş tedavilerinin yapılmadığını anlatmış.
Devlet diş hastaneleri, sadece diş taşı temizleme ve diş çekimi yapılan yerler midir?
İl Başkanımız Mehmet Eşin'den çağrı !
Burası İstanbul’un kalbi, maneviyatımızın ve medeniyetimizin simgesi Eyüpsultan.
Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri'nin yanı sıra Ebussuud Efendi, Gönenli Mehmet Efendi, M. Esad Coşan Hoca ve nice âlimin medfun bulunduğu bu tepe, tarihimizde İdris-i Bitlisî Tepesi olarak bilinmektedir.
Tepenin; inanç ve medeniyet değerlerimizle uyuşmayan Fransız Pierre Loti’nin adıyla anılması tarihimize ve maneviyatımıza yakışmamaktadır.
İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Eyüpsultan Belediyesi ve Kaymakamlığına çağrımızdır: Bu tepenin tarihî adı olan İdris-i Bitlisî isminin iade edilmesini ve resmî kayıtlarda da bu şekilde yer almasını talep ediyoruz.
🔴 Eski Ayasofya İmamı Prof. Dr. Mehmet Boynukalın, HÜDA PAR'ın teklifine destek verdi.
"Eyüp Sultan'daki tepeye ümmeti birleştirmeye hizmet etmiş bir zat olup o civarda türbesi bulunan İDRÎS-i BİTLİSÎ'nin adı yakışır. Rahmet olsun Yavuz Sultan Selim ve Idris-i Bitlisi'ye."
Lgbti vb sapkınlıklar bir bütün olarak ele alınmalıdır. Sadece bu yapıların yurtdışından fonlanmasını kesmek problemi çözmez. Buna götüren bütün yollar kapatılmalıdır. Bu ahlaksızlığı yayan dernek kurmak yasaklanmalı, mümkünse tedavi ve ıslah etmek için uğraşılmalı, cinsiyet değiştirme ameliyatları engellenmeli, fikir bazında insanı insan yapan din ve ahlak temelli öğretilere eğitim sisteminde ağırlık verilmelidir. Özgürlük cinsel sapkınlıkların, uyuşturucu ve alkolün esiri olmak değildir. Topyekun bir eğitim, ahlak ve hukuk ıslahı hedeflenmelidir.
Sapkınlıkla mücadele kapsamında son günlerde sapkınlara yönelik atılan adımlar söz konusu şebekenin beslendiği bataklığın kurutulması açısından büyük önem taşımaktadır.
Bu doğrultuda atılabilecek değerli ve sembolik adımlardan biri de isim iadesidir. Asıl adı 'İdris-i Bitlisi Tepesi' olan ancak 1934 yılında sapkın eğilimleriyle bilinen Pierre Loti'nin adıyla değiştirilen Eyüp Sultandaki bu mekanın yeniden tarihi ismine kavuşturulması son derece anlamlı olacaktır.
Devletin lgbti ahlaksızlığına yönelik her türlü adımını destekliyorum. Bu bir hak değildir, insanı insan olmaktan çıkaran, aile ve toplumu bozan bir pisliktir. Din, ahlak ve hukuk bu pisliğe izin veremez.
Devlet diş hastanelerine bir denetleme yapmalı bir sürü diş hastanesi var fakat gittiğinizde doktorların tavırları hiçbir işleme yanaşmamaları özellikle kanal tedavisi ve dolgu işlemlerinde surat ifadeleri neyin nesi.. o zaman neden bir sürü diş hastanesi var bir işe yaramıyacksa
🔴 HÜDA PAR:
Hasta mahremiyeti bir tercih veya lütuf değil, insan onurunun, özel hayatın korunmasının ve sağlık hakkının ayrılmaz parçasıdır.
Özellikle muayenenin niteliği gereği hassasiyetin arttığı durumlarda hastanın hekim tercihine ve açık iradesine saygı gösterilmesi hukuki ve insani bir yükümlülüktür.
Bu konuyu daha önce dile getirmiştik. Yalnızca kadın hekim ve sağlık personellerinin görev yaptığı, kadın hastalara özel hastanelerin kurulması yönündeki taleplerin ve milyonlarca vatandaşın bu konudaki hassasiyetlerinin dikkate alınması gerekir.
Adana Şehir Hastanesi haberi sonrasında doktorlardan mesaj ve mail almaya başladım.
Bir doktordan gelen mesaj böyle.
Konya'da yaşanan mesaj skandalı zaten bilinen gerçeği ispat etmişti. Vatandaşın şüphesi hep haklı çıktı. Yetkililer buna kulak vermeli ve yeni düzenlemelere gidilmeli.
Malesef artık Şehir Hastanelerine mahremiyet sahibleri olarak gitmek istemiyoruz, Bi randevu var ama sadece giriş bileti gibi, kim kimdir, kaşe kimin doktor nerde asistan adı ne , kadına alıyorsun hep erkek ve bazende kalabalık...
Emsal olur inşallah bu konu
Hastanelerde mahremiyetine dikkat edilmiyor. Kadın doktor talep eden hastalar, doktora verilen kod hakkı marifetiyle suçlu gibi polis zoruyla alınıyor.
Hatta doğumhaneden çıkarılıp, gönderilen hasta biliyorum.
Böyle şey olmaz!
Buna çözüm bulunmalıdır.
T.C. Sağlık Bakanlığı
Alternatif hastane modelleri hayata geçirilmeli; karma hastanelerle birlikte kadınlarımızın jinekolojik muayene, tedavi ve doğum hizmetlerinde mahremiyetlerini koruyabilecekleri 'personelinin tamamı kadınlardan oluşan kadın hastalıkları ve doğum hastaneleri' kurulmalıdır.
İsteyen kadın isteyen hastanede hiç çekinmeden sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkına sahip olabilmelidir.
Sağlık sektörü artık mahremiyet sorunu yaşayan kadınlar açısından eziyete dönüşmekten çıkartılmalıdır.
Adana Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları Polikliniğinde kadın hekimden randevu alan bir hastanın, muayene odasında erkek hekim ve erkek asistanlarla karşılaşması ve mahremiyet hassasiyetini dile getirmesinin ardından yaşanan gerginliğin emniyete intikal etmesi kamuoyuna yansımıştır.
Adana Şehir Hastanesi’nde yaşanan olay, hasta mahremiyetinin sağlık hizmetlerinin her aşamasında titizlikle korunması gerektiğini bir kez daha göstermiştir.
Hasta mahremiyeti bir tercih veya lütuf değil; insan onurunun, özel hayatın korunmasının ve sağlık hakkının ayrılmaz parçasıdır. Özellikle muayenenin niteliği gereği hassasiyetin arttığı durumlarda hastanın hekim tercihine ve açık iradesine saygı gösterilmesi hukuki ve insani bir yükümlülüktür.
Anayasa ve Hasta Hakları Yönetmeliği ile güvence altına alınan bu hakkın kâğıt üzerinde kalmaması, sağlık idaresinin gerekli tedbirleri alması ve uygulamada yeknesaklığın sağlanması gerekir.
Sağlık Bakanlığını; hasta tercihinin gözetildiği, mahremiyetin tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde güvence altına alındığı açık ve bağlayıcı tedbirleri hayata geçirmeye davet ediyoruz.