...Çünkü sen geldin; kumrular geldi
İçim içime sığmıyor
Umurumda mı sanki ayrılık trenleri
Ateşten gemiler, çöl çiçekleri
Ay tutulması, rasathaneler
Umurumda mı sanki
Sen geldin; çöllere yağmurlar geldi
Kokusunu unuttu dünyanın çiçekleri
~Nurullah Genç
Hoş geldin ❤️🕊
Beş yıldır internette ilmî videolar çekiyorum. ilk kez benden bu kadar sert bir ifade duyacaksınız.
Çünkü gerçekten artık bu toplumu anlamakta zorlanıyorum.
Karıkoca evin içindeki her hâlini çekiyor. Hamilelik testini Kâbe’nin karşısında açıklıyor. İnsan kendi mahremini milyonlara servis eder mi? Türkiye’de açılan domuz çiftliklerinden midir, yediklerimizden içtiklerimizden midir bilmiyorum ama size ne oluyor kardeşim? Hiç mi arınız, namusunuz, hayânız kıskanmanız kalmadı?
İmam olanlar, din görevlisi olanlar bile eşini evin içinde çekip paylaşıyor. Yüzünü göstermiyor ama sırtından çekiyor; sanki çok takvalı bir iş yapıyormuş gibi… Siz ne yapıyorsunuz Allah aşkına? Bu nasıl bir şuursuzluk?
Geçen bir video gördüm. Birisi
Elli-altmış yaşındaki anne babasına “Birbirinize sarılın, video çekeyim” diyor. Siz ne yiyorsunuz, ne içiyorsunuz? Yatak odanızı, özelinizi, hamile kaldığınızı, çocuk doğurduğunuzu, yediğiniz yemeği, kavganızı, sarılmanızı… Her şeyi paylaşıyorsunuz. Sizin hiç özeliniz yok mu?
Bırakın Müslümanlığı, bu bir insana yakışır mı?
Az önce gördüğüm video yüzünden bu kadar sinirlendim. Kâbe’nin karşısındaki otelde namaz kılıyorlar. Üç tane kamera koymuş etrafa. Namazın ortasında hamilelik testini çıkarıp “Hamileyim” diye gösteriyor. Bu nasıl bir şuursuzluk, bu nasıl bir edepsizliktir? Kardeşim özelini özel yaşasana
Eskiden insanlar anne babasının yanında böyle meseleleri konuşmaya utanırdı. Siz şimdi milyonların önünde mi konuşuyorsunuz bunları?
Size yazıklar olsun.
Ama suç sadece onlarda değil. Asıl suç toplum da .
Neden biliyor musunuz? Çünkü bu insanları izliyorsunuz. Takip ediyorsunuz. Prim veriyorsunuz. Onlar da o primden şöhret ve para kazanıyor. Sonra sizin çocuklarınız da onlara özeniyor. Evlenen çocuklarınız da aynısını yapıyor.
Yazıklar olsun.
Başka hiçbir şey söylemiyorum.
Rabbim bu toplumu hayâsızlığın, teşhirin ve edepsizliğin şerrinden muhafaza eylesin.
Epstein davasıyla ilgili bir annenin yazdığı bir mesajı okudum.
“Kızımın beş arkadaşı da bize gelecek” diyordu.
Altına yapılan bir yorum beni yıllar öncesine götürdü.
“Ne zamandır anne babama kızıyordum, beni arkadaşımda yatıya göndermedikleri için…” diyordu biri.
Ben de çocukluğumdan beri aynı şeyi yaşadım.
Babam ve abim denizciydi, çoğu zaman evde olmazdı. Ne zaman arkadaşımda kalmak istesem annemin cevabı hep aynıydı:
“Bizim evde erkek yok. Arkadaşların da kız. En doğrusu onların bize gelmesi. Sen çağır kızım.”
Ben de bu cümleyi defalarca arkadaşlarıma ilettim.
Sonuçta arkadaşlarımın bize gelmesi, benim onlara gitmemden hep daha kolay oldu. Aileleri de rahat izin verirdi. Ama annem bununla da yetinmezdi.
Evimize gelen her arkadaşım mutlaka ailesiyle önceden sesli sonrasında da görüntülü konuştururdu.
Hatta bazen,
“Evi de göster annene, içi rahat etsin,”
dediğini dün gibi hatırlıyorum.
O zamanlar bunu fazla bulduğum çok oldu.
Ama şimdi… şimdi geriye dönüp baktığımda, bunun ne kadar bilinçli, ne kadar koruyucu ve ne kadar sağlıklı bir duruş olduğunu çok daha iyi anlıyorum.
Öyle ki bu tavır bana da geçti. (Yetişkin bir birey olduğumda )
Beni yakından tanıyanlar bilir; ne kadar samimi olursam olayım, geç saate kadar dursam da kimseyle kolay kolay bir yerde kalmam. Bu artık sadece bir kural değil, bir karakter parçası oldu.
Bugün bir kez daha şunu görüyorum:
O “katı” sandığımız anneler, aslında en büyük güvenlik çemberimizi kuranlarmış.
Müslüman anne babaların o sezgisel feraseti…
Türk aile yapısının o koruyucu refleksi…
İslam’ın insan fıtratına en uygun ölçüleri…
Hepsi bazen bir çocuğun canını sıkan küçük bir “hayır”ın içinde gizliymiş.
Şimdi dönüp bakınca,
İyi ki o “hayır”lar varmış. 🌸
yaptığım en büyük hata, kendimi fazla açıklamak oldu. oysa anlamaya gönlü olanın uzun açıklamalara ihtiyacı yok. bunun farkına hayli bir geç vardım. anlaşılırım umuduyla paragraflarca anlattım, uzun uzun dil döktüm; ama hiçbir karşılığı olmadı. ne anlaşıldım, ne de dinlenildim.
cuma gecesi duâsıdır.. Rabbim bir şeyler değişsin artık. içimizdeki yük hafiflesin, gönlümüz genişlesin, kaderimiz güzelleşsin. Allah’ım, kalbimizi karıştıran ne varsa, yolumuzdan çekilsin ve öyle bir sabır ver ki sonunda alacağımız her müjdeye değsin.
"Ben yenildim. Yardım et."
Nuh aleyhisselam böyle dedi. Allah'a. Yenilmek bize peygamberlerden kaldı. Musa aleyhisselam "Senin indireceğin zerre hayra muhtacım" dedi. Zerre dedi, o kadar muhtaçtı. O kadar acizdi. Aciz kalacağız.
Başıma niye bu geldi? Haksızlığa uğradım. Gelecek. Başka da gelecek. Çünkü yenileceksin. Yenildikçe hiçbir kudretinin olmadığını anlayacaksın. Mecbur kalacak, Allah'a yöneleceksin. Zerre hayra muhtacım diyeceksin. Dedirtecek Allah.
Bela yoksa günaha gireceksin. Yani bu sefer de nefsine yenileceksin. Günahın tadı bitip azap başladığında sen bile kendine şaşıracaksın. Nasıl yaptım ben bunu diyeceksin. Hiçbir kudretinin olmadığını anlayacaksın. Ne olur affet beni diye yalvaracaksın. Allah'a. Zerre hayra muhtacım diyeceksin. Dedirtecek Allah.
Yoksa nefsin ezilmez. Köpeğe dönecek nefsin. Nefis ölmez, nefse tahakküm edilir. Köpeğin gibi olacak. Gel dediğinde gelecek, git dediğinde gidecek. Bunun için de ezilmesi lazım. Firavun için bir kez olsun başının bile ağrımadığı rivayet edilir. Günahını zaten günah olarak görmüyordu. Hiç yenilmedi yani zahiren. Suda boğulurken yenildiğini anladı ve secde etti. Ama iş işten geçmişti. Yenildim demek için suda boğulmayı bekleme.
O yüzden şikayet yok. Benlik yok. Havalananın başını ezerler, yerin dibine girer. Allah korusun. Susan, maddi olarak kaybetse manevi olarak kazanır. Manada kazananın da eninde sonunda maddi alem kölesi olur.
Musa aleyhisselama Firavun'a git emri gelince “Rabbim, ben onlardan bir adam öldürdüm, korkarım hemen beni öldürürler" dedi. Korktu yani. Korku da insan olmaktan. Hepsi normal.
Gafletteki kişi korkmaz. Pişman olmaz. Boynunu bükmez. Sanır ki her şey yolunda. Allah'ın azabı ise bir anda gelir. Allah cümlemizi korusun. Günahlarımızı, belaları kemalatımıza vesile eylesin.
Ne diyordu Ahmet Murat:
"Haklı çıktın, sen kazandın, aferin
Kaybetmekti oysa şu dünyada hünerin"
Şu gerçeği herkesin bilmesini, anlamasını istiyorum:
Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasına esas olan bilgi ve belgeleri getirenler CHP’lilerin bizzat kendileridir.
Karşımızdaki tablo tam olarak şudur:
Yolsuzluğu yapan, rüşveti alan, paraşütle diploma sahibi olup yüz binlerce gencin hakkını yiyenler CHP’li…
Bu paraların bir kısmını siyasi ajandaları için kullanan, bir kısmını da kurdukları suç örgütü üzerinden şirketlerine aktaranlar CHP’li…
Soruşturma başlayınca hem emniyette hem savcılıkta itirafçılık sırasına girenler CHP’li…
Soruşturma derinleştikçe savcılığa yeni belge ve bilgi yağdıranlar CHP’li…
Suç örgütünün medyada ve sosyal medyada kullandığı tetikçilerden, trol ordularından yılan, yorulan, bıkanlar CHP’li…
Kurultayda “şaibe var” diyerek mahkemeye şikâyette bulunanlar CHP’li…
Dönen dolapları, alınan rüşvetleri, yapılan hırsızlıkları ekran ekran dolaşıp anlatanlar CHP’li…
Ama suçlu AK Parti…
Ya Allah aşkına, biz böyle bir iç hesaplaşmanın neresinde olabiliriz?
Sizin paylaşım kavganız sebebiyle başlayan yargı sürecini niye bize mal ediyorsunuz?
Partiniz içindeki ihbarcılık yarışına niçin bizi karıştırıyorsunuz?
siz var ya nasıl insanlarsınız aklım almıyor.. gazze’de bebeklerin başlarına bombalar yağdırılıyor dedik çadırlara füzeler atılarak insanlar diri diri yakılıyor dedik bunlara destek olanları boykot edelim böylesine insanlık dışı bir zulme ortak olmayalım boykot edelim dedik dalga geçtiniz bizim boykotumuzla ne olacak dediniz gülerek markalardan almaya devam ettiniz, hırsız bir belediye başkanı için nasıl da örgütlendiniz ama.. siz insan değilsiniz ve biz asla ama asla sizlerle aynı safta yer almayacağız.
@hakiremsenyil Şu hayatta pişman olduğum bir çok şey var ama iyi ki dediğim en önemli şey, senin tadı tuzu olmayan hayatıma tüm sadeliğinle gelip dünyamı bir anda çiçek bahçesine çevirmendir❤ Hayatımda olduğun iyi kötü her âna şükürler olsun ❤ Seni çok seviyorum cancağızım❤
Gazze’de çocuklar ölürken, kadınların iffeti çiğnenirken sessiz kalmak zulme ortak olmaktır. Allahumme ya Mumtakim! Bu siyonistlere müslümanların elleriyle öyle acılar yaşatki yetim kalan bütün yavruların, evladına ağlayan bütün anaların yürekleri rahatlasın.
Peygamberimizin en büyük yoldaşı Hazret-i Ebûbekir -radıyallâhu anh-’ın çok aç olduğu bir gün, evde kendisine yemesi için bir miktar süt ikram edilir. O da açlığının şiddetinden, o gıdanın nereden geldiğini sormadan bir lokma alıverir. Fakat o lokmanın câhiliye döneminde işlenen fal bakma gibi bir günâhın ücreti olmak üzere hizmetçisine verildiğini öğrenince, derhal parmağını boğazına götürüp (bütün eziyetine rağmen) yediklerinin hepsini çıkarır. O yiyeceği getiren hizmetçisine de:
“-Yazıklar olsun sana! Neredeyse beni helâk ediyordun!” der. Kendisine:
“-Bir lokma için bu kadar eziyete değer miydi?” diyenlere de şu cevabı verir:
“-Canımın çıkacağını bilseydim, yine de o lokmayı çıkarırdım. Zira Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
«Haramla beslenen vücudun müstahak olduğu yer, Cehennem’dir!» buyurdular.”