Sıcakta tesettürü anlamayanlar hakkında:
"Münafıklar 'Bu sıcakta sefere çıkmayın' dediler. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı" (Tevbe Suresi 81).
Müslüman kadınlar için tesettür bir cihat eylemidir...
Ahlaki açıdan uç yapılara tepki mi?
Yoksa henüz onlardan etkilenmeyen kesimlerin bilinçlendirilmesine yönelik projeler geliştirmek mi?
Sorular kafa karıştırabilir.
Ama plansız tepkiler reklam anlamına gelebileceği gibi, tepkiyle tatmin olmak, uç yapıların kökleşmesine de yol açabilir.
Bahsi geçen çalışmalar batıda yapılmış ve sonuç alınamamıştır. Sonuç alınsa bile kreşte nesil yetişmez. "Baba yoksunluğu" diye bir literatür var ve doğurduğu sonuçlar malum; akran zorbalığı, çeteleşme, amaçsızlık, kimlik kaybı vs. tırmanışa geçmiştir.
Kadın politikaları önce erkekliği/babalığı bitirdi, şimdi de anneliği/kadınlığı bitiriyor. Bunun bir sonucu olarak cinsiyetinden uzaklaşan gençler evlenmiyor. Dahası artık kadınlar ve erkekler birbirine ilgi duymamaya başladı. Eşitlikçi yaklaşımlar kadınları erkekleştirdi, erkekleri kadınlaştırdı; aile kurmaktan, anne-baba olmaktan uzaklaştırdı.
Kısacası kadınların çalışması, yalnızca kadınların işe gidip gelmesinden ibaret değildir; topluma yönelik sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik pek çok dönüşü vardır ama bu ısrarla görülmek istenmiyor. Bir defa evlenmek, anne/baba olmak, çocuk büyütmek bugün değerli bir şey olarak görülmüyor. Üremeye indirgenmiş basit bir olay. Önemli olan iş hayatı, kariyer vs. Halihazırda birkaç çocuk doğurmuş ve doğurmayı düşünen ev hanımlarına kadın politikalarında yer bile verilmiyor, sorunları dinlenmiyor, deyim yerindeyse kadından sayılmıyorlar. Onun için yıllardır atanamamış bir genç kız evlenip çocuk doğurmak yerine otuz yaşında hala kpss çalışıyor!
Bugün çocuk doğurmak ve büyütmek için gereken fizyolojik ve psikolojik yeterliliğin zirvede olduğu 18-25 yaşlarında genç kızlar "test ile tost arasına sıkıştırılmış"; evlenmek ve anne olmak gibi gündemlerden çok uzaktırlar. Eskiden olmayan ve bugün olan "gelecek kaygısı" onları evliliğe ancak otuzlu yaşlarda hazır hale getiriyor ki bu yaşlardan sonra da evlenmeleri çok mümkün olmuyor. Halihazırda çalışmasalar bile "çalışmak zorunda oldukları hayat" onları aile evinde mukim çaresizliğe sevk etmiştir. Ne atanabiliyorlar ne evlenebiliyorlar. 90 nesli hali hazırda bu sancıyı yaşamaktadır.
Velhasıl bu konuya sosyolojisi, psikolojisi, ekonomisi vb. pek çok amil dikkate alınarak çok daha derinlemesine bakmak gerekir. Kadınlar, erkeklerle yarışmak zorunda oldukları bir dünyada kadınlığını kaybederler, aile ve anne olamazlar. Bunun tabii bir sonucu olarak erkeklerde erkekliğini ve baba olma içgüdüsünü kaybederler. Onları savaşmaya ve güçlü olmaya itecek sebepler ortadan kalkar. Bugün süreç bu yönde ilerlemektedir ve şimdilik 6 milyon ev gencimiz var.
Highest rates of prostitution in the World :
1.Thailand (Buddhist)
2.Denmark (Christian)
3.Italy (Christian)
4.Germany (Christian)
5.France (Christian)
6.Norway (Christian)
7.Belgium (Christian)
8.Spain (Christian)
9.United Kingdom (Christian)
10.Finland (Christian)
Highest rates of theft in the world:
1.Denmark and Finland (Christian)
2.Zimbabwe (Christian)
3.Australia (Christian)
4.Canada (Christian)
5. New Zealand (Christian)
6.India (Hindu)
7.England and Wales (Christian)
8.United States (Christian)
9.Sweden (Christian)
10.South Africa (Christian)
Highest rates of alcohol addiction in the world:
1.Moldova (Christian)
2.Belarus (Christian)
3.Lithuania (Christian)
4.Russia (Christian)
5.Czech Republic (Christian)
6.Ukraine (Christian)
7.Andorra (Christian)
8.Romania (Christian)
9.Serbia (Christian)
10.Australia (Christian)
Highest homicide rates in the world:
1.Honduras (Christian)
2.Venezuela (Christian)
3.Belize (Christian)
4.El Salvador (Christian)
5.Guatemala (Christian)
6.South Africa (Christian)
7.Saint Kitts and Nevis (Christian)
8.The Bahamas (Christian)
9.Lesotho (Christian)
10.Jamaica (Christian)
Most dangerous gangs in the world:
1.Yakuza (non-religious)
2.Agberos (Christian)
3.Wah Sing (Christian)
4.Jamaica Posse (Christian)
5.Primeiro (Christian)
6.Aryan Brotherhood (Christian)
Largest drug cartels in the world:
1.Pablo Escobar – Colombia (Christian)
2.Amado Carrillo – Colombia (Christian)
3.Carlos Lehder – Germany (Christian)
4.Griselda Blanco – Colombia (Christian)
5.Joaquín Guzmán – Mexico (Christian)
6.Rafael Caro – Mexico (Christian)
And then they say that #Islam is the cause of violence and terrorism in the world and want us to believe that.
Who started World War I?
Not Muslims.
Who started World War II?
Not Muslims.
Who killed about 20 million of Australia’s indigenous people?
Not Muslims.
Who dropped the nuclear bombs on Nagasaki and Hiroshima in Japan?
Not Muslims.
Who killed more than 100 million Native Americans in South America?
Not Muslims.
Who killed about 50 million Native Americans in North America?
Not Muslims.
Who kidnapped more than 180 million Africans as slaves from Africa, of whom about 88% died and were thrown into the oceans?
Not Muslims.
First, we must define terrorism or understand how terrorism is viewed by non-Muslims.
If a non-Muslim commits a terrorist act, it is called a crime; but if a Muslim commits it, it is called terrorism.
We must stop dealing with double standards.
Her şeyden önce şeriatın temeli olan akide muhafaza edilir. Sonra onun üstüne mebni ibadât ve muamelât muhafaza edilir. Sonra bunların hedeflediği kemal olan tarikat muhafaza edilir. Tarikat marifete ve marifetullaha ulaştıran menhecler bütününün adıdır. Tasavvuf bütün bu daireyi içine alan güçlü ve sarsılmaz binadır. Temelden yoksun bir bina yıkılmaya mahkumdur. Yapıyı daha şatafatlı hale getirme adına temelden malzeme çalan, yapıyı sadece kendinin değil içinde olan herkesin başına yıkar. Hepimizin içinde olduğu gemide bir yudum su menfaati için delik açmaya çalışan hepimizin canına kastetmiştir. Agah olmak icab eder.
Yusuf Ziya Gümüşel Hocayla ilgili ürpertici bir iftira yaşandı.
Davada, kararı, Yargıtay oybirliğiyle bozdu, savcı tahliye istedi.
Yalan dolan iftira ile bir âlimin hayatı cehenneme dönüştürüldü. Mahkeme de isnat edilen suçların hepsini delilleriyle reddetti.
Yusuf Ziya Hocanın suçsuzluğu tescil edilmesine rağmen bölge adliye mahkemesi (istinaf) heyeti, bazı vicdansız ideolojik yapıların baskısıyla yargıtayın bozma kararına direnme ve tutuklulukların devamına karar verdi.
Çok büyük bir zulüm var.
Bu zulmün durdurulması gerekiyor.
#YusufZiyaHocayaAdalet
@abakingurlek@adalet_bakanlik@TC_icisleri
Belki Anadolu'nun fethi günlerinden beri Türkiye'nin ilginç sorunlarından biri, "kendini başkalarından üstün gören ve gerçekle uyuşmayan, abartılı büyüklük düşüncesi" olarak tarif edilen "megolamanlık" sorunudur.
Her yapı, kendisini "cihanı kurtaracak en büyük, yeryüzünün biriciği, en üstünü" olarak görür, mürşidine de o mahiyette makamlar yakıştırır.
Bu, birliğin önünde engel olduğu gibi, camiaların inandırıcılığına da zarar vermektedir.
Bu kervan Allah'ın kervanıdır. Bu kervanın koyunu olarak, bezmi elestten beri Mustafamızı(sav) beklemişiz. Tüm kainat bunun için yaratılmış. Bu anlamı gözünde küçültme.
Bu sürü içinde kalmayı nimet olarak yetersiz sanan, bu sürüye çoban olmak isteyen aldanır. Yol da sürü de kervan da koyunlar da Allah'ındır kardeş. Onun sürüsünü almaya kimsenin gücü yetmez.
Arkanda gördüklerin yolun aynı olduğu için arkanda yürüyen müslümanlar. Senin arkanda değiller, davete icabet ettiler hakikat istiyorlar. Yolda olduğun için onların senin peşinden geldiklerini sanıyor ve ardını kalabalık vehmediyorsun.
Kervanda bir kaç iş sana nasip olsa da kervanı senin sansan ve nefsine hizmet edecek bir başka yola zıplasan, o koyunların ''koyun gibi'' peşinden gelmediğini anlarsın.
İnsan çok aldanır. Kendi kudretine bir anlam atfeder. Gurur da mağrur olmak da aldanmaktan gelir. Beşer dediğinin kudreti nedir ? Kervanın anlamına muvafık düşen söz, amel ve fikirlerin dışında senin ne ehemmiyetin ve gücün olabilir ?
Mağrur olup nefsine aldanan gayrını da aldatmaya çalışır. Şahsına insanları davet eder. Allah'ın kervanından eşkiya gibi koyun çalmaya kast eder. Yine de zaten sürüye layık olmayandan gayrısını peşinden sürükleyemez.
Allah hak etmeyen kimsenin aldatılmasına da aldatmasına da müsaade etmez. Herkes layığını bulur.
Senin ya da benim için en büyük itibar Allah'ın kervanında yolu tamamlamaktır.
Bu kervan bezmi elestte düzüldü kardeş. Kaç zaman Mustafasını bekledi. İçindeki koyunlar da bir beşerin değil, Allah'ın sürüsüdür.
Dil zehirli bir yılandır,onu sağlam bağla.
Başarı anındaki susman güven belirtisidir.
Kızgınlık anında susman güç belirtisidir
Sana kötülük yapıldığında susman hikmettir.
Kışkırtma esnasında susman zaferdir
Senle alay edildiği an susman büyüklüktür.
İhtiyaç duyduğun an susman izzeti nefistir.
Üzüntü anında susman sabır ve tevekküldür.
İnsanlar sana öğüt verdiğinde susman edeptir.
İkna olmadığın an susman saygıdır, hürmettir.
Konuşman susmandan daha hayırlı olmayacaksa konuşma.
Sakın susan kişinin cahil veya gafil olduğunu sanma
Yer suskundur ama içinde yanardağlar vardır.
Susarak zafer elde etmen, cevap vererek başarılı olmandan daha hayırlıdır.
Suskunluğunu anlamayanın sözünü de asla anlamayacağını unutma.
(Alıntı)
@dailyislamist Kur'an'ın insanın ruhunu okşayan, içini ısıtan tilaveti insan fıtratına bu kadar uyumlu olması bir işaret değil midir? Kalbin derinliklerinde bu sözlerin yabancı olmadığı, insana bir zamanlar rabbi ile ahdini hatırlatması açısından onun başlı başına mucize olduğunu göstermez mi ?
Topluluk İçinde Genel Adap Kuralları
Vakar ve Duruş: İnsanlar arasında sürekli sağa sola bakma. Kalabalığın önünde (yolu kapatacak veya dikkat dağıtacak şekilde) dikilip durma. Oturduğun zaman edepli bir tavır takın.
El ve Vücut Hareketleri: Parmaklarını birbirine geçirme, yüzüğünle oynama. Dişlerini karıştırma, elini burnuna sokma. Yüzüne konan sineği (sürekli ve telaşla) kovalamaya çalışma. Çok fazla gerinme ve esnemekten kaçın.
Konuşma Üslubu: Münasebetsiz konuşma; sözlerin ölçülü ve tartılı olsun. Sana güzel bir söz söyleyeni dikkatle dinle ancak aşırı hayranlık göstererek dalkavukluk etme.
Ölçülü Olmak: İnsanlar karşısında kendini küçük düşürme ve aynı sözü sürekli tekrar etme. Çok gülenlere ve boş hikâye anlatanlara kulak asma.
Mütevazılık: Evladınla yahut hizmetçinle (yakınlarınla) övünme. Yapmacık tavırlardan ve köle gibi zelil (ezik) görünmekten sakın. Her işinde dengeli ol.
Kişisel Bakım: Kişisel bakımında (sürme, yağ veya koku kullanımında) aşırıya kaçma, israf etme.
Sosyal İlişkiler: Elinle çok fazla işaret ederek konuşma. Yetkililerle veya makam sahipleriyle beraberken ihtiyatlı ol; saygısızlık ederek öfkelerini üzerine çekme.
Değerler: Malını asla namusundan (onurundan) üstün tutma. Halk içinde tükürme ve sümkürme gibi kaba davranışlardan kaçın.
Dostluk ve Şaka: Seni inciten her şeyi (sırlarını veya dertlerini) dostuna dökme. Akıllı kişiyle fazla şakalaşma, darılabilir; cahille şakalaşma, sana karşı cüretkârlaşır.
Şaka Hakkında Uyarı
Unutma ki: Şaka vakarı kırar, değeri düşürür ve insanın saygınlığını zedeler. Yersiz şaka; üzüntü doğurur, dostluğun tadını kaçırır, kişiyi ciddiyetten (ve Rabbinden) uzaklaştırır, hataları ve kusurları gün yüzüne çıkarır.
Selam ve dua ile Allah'a emanet olunuz.
Sistemle Bozulan İstemle Düzelir Mi?
Bugün birçok insan, kötülükle mücadeleyi sadece bireysel nasihat seviyesinde düşünüyor. Elbette emr-i bi’l-ma‘rûf yapılacaktır. Bir Müslüman, bir gencin elinden tutacak, bir bağımlıyı kurtarmaya çalışacak, bir harama düşeni uyandıracaktır. Bu vazife küçümsenemez. Fakat modern dünyanın en büyük yanılsamalarından biri şudur:
Sistem eliyle yayılan bir fesadı, sadece bireysel gayretlerle durdurabileceğimizi zannetmek…
Bir tarafta sokak sokak dolaşıp birkaç kişiye ulaşmaya çalışan insanlar var; diğer tarafta ise tek bir ekranla milyonların evine giren bir medya düzeni..
Bir tarafta bir genci haramdan uzak tutmaya çalışan bir aile; diğer tarafta ise haramı "özgürlük", "eğlence", "modernlik" diye pazarlayan devasa bir kültür endüstrisi..
Hakikat ortadadır:
Kanun eliyle normalleştirilen bir fuhşiyatı, sadece bireysel çabalarla durduramazsınız.
Zira insan sadece vicdanıyla yaşayan bir varlık değildir. İnsan, maruz kaldığı ortamlardan etkilenen, gördüğüyle şekillenen, hasbihal olduğuyla hemhal olan bir varlıktır. Binaen aleyh, sürekli maruz kaldığı şey, zamanla ona normal görünmeye başlar.
Bir toplumun haram algısını bozan şey, çoğu zaman tek tek bireyler değil; o haramı görünür, ulaşılabilir, sıradan ve cezasız hâle getiren sistemdir.
İslam’ın hükümleri bu yüzden sadece bireysel takvâ çağrısı değildir. İslam, aynı zamanda toplum inşa eder. Sadece "içki içmeyin" demez; içkiyi yaygınlaştıran zemini de hedef alır. Sadece "zinadan uzak durun" demez; zinayı teşvik eden yolları da kapatır. Çünkü İslam, insan fıtratını bilen nizamdır.
Bugün ise tuhaf bir tutarsızlık sergileniyor:
Bir yandan toplumun ahlâkını tarumar eden diziler, reklamlar, uygulamalar, sosyal medya algoritmalarının önü açılıyor öbür taraftan da Müslümanlardan sadece bireysel mücadeleyle bu seli durdurmaları bekleniyor.
Bu, bir şehri ateşe verip sonra birkaç insana kovayla su taşıma görevi vermeye benziyor adeta..
Sistem bozsun, istem düzeltsin deniliyor Müslümanlara. Oysa herhangi bir kanunun önünü açtığı bir münker binlerce vaazla durdurulamaz.
Ekranlarla kirletilen zihinleri, birkaç konuşmayla temizlemeye uğraşıyoruz biz.
Sistematik şekilde teşvik edilen bir şehvet kültürüne karşı, bireysel gayretler tek çözüm gibi sunuluyor Müslümanlara..
Oysa İslam’ın tepeden tırnağa bir "nizam dini" oluşu tam burada ortaya çıkar.
İslam camide okunan ayetlerin hayatın her karesini düzenlemesi gerektiği şuurunu taşır.
Sokağa, ticarete, aileye, hukuka, medyaya müdahale eden bir nizamdır İslam. Çünkü kötülüğü sadece kalple reddetmek yetmez; ona güç veren zemini de kurutmak gerekir.
Bugün birçok insan "neden bu kadar bozulduk?" diye soruyor ama kimse şu soruyu sormuyor:
Bir toplum, haramın bu kadar ulaşılabilir olduğu bir ortamda nereye kadar temiz kalabilir? Harama bulaşanlar elbet suçlu ama bulaşılmasına ön açan düzene sözümüz yok mu?
Telefonunda bir tuşla fuhşa ulaşabilen, ekranlarında gün boyu ahlâksızlığı izleyen, reklamlarda bile şehvet kullanılan bir nesilden; Yusuf aleyhisselâm iffeti bekleniyor.
İslam’ın hükümlerinin uygulanma tarafını konuşunca rahatsız olanlar da şunu unutuyor:
Hiçbir medeniyet kanunsuz ayakta kalmaz.
Bugün seküler dünyanın kendi ideolojisini okuluyla, medyasıyla, yasasıyla, yaptırımıyla korumasına kimse "baskı" demiyor da; Allah’ın hükümleri bahis mevzuu olduğunda mı -hâşâ- baskıdan söz ediliyor?
Çünkü modern dünya, kendi ahlâk dayatmasını "özgürlük" diye pazarladı yıllarca..
Hâlbuki tamamen serbest bırakılmış bir toplum, en güçlü arzunun en zayıf vicdanı ezdiği bir ormana dönüşür. Ve bugün yaşadığımız kriz tam olarak budur:
Teknoloji büyüdü, ekranlar çoğaldı, erişim hızlandı; fakat nefis terbiyesi zayıfladı, aile çözüldü, utanma duygusu aşındı günden güne.
Artık mesele sadece bireysel günah meselesi değildir.
Mesele, günahın endüstrileşmesidir.
Ve endüstrileşmiş bir kötülükle mücadele, sadece bireysel çabayla değil; aynı zamanda hakikati merkeze alan İslâmî toplum nizamıyla mümkündür.
Çok yoğun çalışan, gençlik yıllarımdan dahiliyeci bir doktor arkadaşım, çalışmaya ara vermiş, neden diye sordum:
Hep nefsimiz için çalışıyoruz, biraz da ruhumuz için çalışalım, dedi.
Harika bir söz.
Yine de olması gereken, dünya ve ahiret dengesini tutturmaktır.
Buna denge denir mi, bilmiyorum. Zira İslam'da asıl olan tekliktir. Ahirette Havzı- Kevser'de buluşma hedefinin kişisel olmasa da toplumsal bir dünya cenneti getireceğine inanarak çalışmaktır.
Buradaki teklik şöyle ifade edilmiştir:
Toplum içinde iken Allah'ı zikretmek ve Allah'ı zikrederken toplumdan soyutlanmamak.
Müslümanların İslam'la yükselişi böyle olmuş, geri düşmeleri de bu dengeyi kaçırmalarından kaynaklanmıştır.
Müslümanın ibadeti batıyor da batıyor. İslam kadar yardımlaşmayı tavsiye eden başka din var mı acaba? Zekat, kurban, sadaka, infak, fitre, fidye ve dahası… Kur’an’ın neredeyse her sayfasında şu kelimelerden birine kesin rastlarsın. Ama tutmuş 3’te 2’si dağıtılan kurban zamanı yine kendince erdem satıyor.
Seni tutan mı var? Yap. Sen bu hayrı yaparken biri gelip kolundan tutup dur bunu yapamazsın, kurban kesmelisin dedi mi? Ama sen tutup cacık cacık benim yaptığım daha iyi dersindesin, kıyasındasın. Az ötede takıl kardeşim. Bırak müslümanı. Bırak onun hayrını. Kendine bak sen.
Söyletmiş işte Mevlâ.
Ruhu şâd olsun.
"..Birbuçuk asırdır yanıp kavrulan, bunca keşfine ve oyuncağına rağmen buhranını yenemeyen ve kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığını, türkün de yine birbuçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını çözecek ve her sistem ve mezhep, ortada ne kadar hastalık varsa tedavisinin ve ne kadar cennet hayali varsa hakikatinin islâm'da olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna islâm âlemine ve bütün insanlığa numunelik teşkil edecek bir gençlik...
"kim var! " diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert "ben varım! " cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur! " duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...
Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nisbette strateji ve taktik sahibi bir gençlik..."