Yerli imkânlarla üç yılı aşkın süredir geliştirilen elektrikli ticari Karluna'nın satışı resmen başlıyor!
💰 849.000 ₺ başlangıç fiyatı
🔋30/60/90 kWh LFP batarya
🛣️370/640/770 km yüksüz WLTP menzil
⚡15 kW yerli üretim elektrik motoru
✅1.000 kg'a kadar yük taşıma kapasitesi
🔌3,7/11/22 kW AC şarj opsiyonları
📌 İnternet bağlantısı, mobil uygulama desteği
İzmir merkezli elektrikli araç girişimi Karluna, sıfırdan kendi imkanlarıyla geliştirdiği L7e-CU sınıfı ticari aracının fiyatını açıkladı.
30, 60 ve 90 kWh olmak üzere üç farklı batarya seçeneği bulunan Karluna Pratik, en büyük batarya ile yüksüz olarak neredeyse 800 km, yüklü olarak yaklaşık 500 km yol katedebiliyor.
30 kWh'lik Karluna'nın fiyatı Busworld fuarına özel 50 bin lira indirimle 849.000 ₺, 60 kWh'lik 640 km menzil sunan model 1.089.000 ₺, 90 kWh'lik 770 km menzilli model ise 1.349.000 ₺'den alıcı bulacak.
Elektrik motoru Aksaray merkezli AEMOT tarafından üretilen Karluna, araç içerisindeki batarya paketi, DC/DC konvertör, OBC, VCU ve telemetri sistemlerinin tamamını kendi geliştirip üretiyor.
Temmuzda İzmir'de üretilmeye başlayacak Karluna Pratik'ten sonra N1 ve N2 sınıfı ticari araçların da geliştirilip piyasaya sürülmesi bekleniyor.
Rasim Ozan Kütahyalı'nın durumu, AK Parti'nin nüfuzunu kullanarak iş takibi yapan başta "Gazeteciler" ve siyasetçilere ders olsun. Kütahyalı, Hz. Muhammed'in "Ademoğlunun iki vadi dolusu malı olsa, bir üçüncüyü ister. Ademoğlunun karnını topraktan başka bir şey dolduramaz. Allah, tövbe edenlerin tövbesini kabul eder." kavlinin ete kemiğe bürünmüş halidir ve ibretliktir.
İbrahim Kalın’a hayranım. Şu şu temsil gücüne bakar mısınız? Ortadoğu’yu sadece çatışmayla ananlara inat; bilimi, felsefeyi ve 'Selam'ın gücünü dünyaya hatırlatan bu vizyona selam olsun.
BİZ GERÇEKTEN KUR'AN OKUYOR MUYUZ?
"Düşüne düşüne oku" diyen Allah ile adeta dalga geçiyoruz (haşâ) ve şarkı söyler gibi Kur'an okuyup, kaval dinler gibi Kur'an dinliyoruz.
Mest oluyoruz, keyif alıyoruz, “sevap alıyoruz” ama bir türlü ibret almıyoruz, öğüt almıyoruz, ders almıyoruz.
Hiç neşemiz kaçmıyor.
Hiç kafamız karışmıyor.
Hiç derdimiz artmıyor.
Hiç sorularımız çoğalmıyor.
Hiç beynimiz gerilmiyor.
Hiç bedenimiz ağırlaşmıyor.
Hiç kalbimiz sarsılmıyor.
Hiç umudumuz artmıyor.
Hiç ortalık aydınlanmıyor.
Hiç güneş doğmuyor.
Hiç yağmur yağmıyor.
Hiç yollar açılmıyor.
Yüzümüze tebessüm olmuyor.
Bizi bir yoksul kapısında bırakıvermiyor.
Bir din satıcısıyla kavgaya tutuşturmuyor.
Bir zalimin karşısına dikmiyor.
Hüzünlendirmiyor.
Ağlatmıyor.
Derin bir nefes aldırmıyor.
Bir “ah” çektirmiyor.
Düşüp kafamızı gözümüzü yaracak kadar;
tekrar kalkıp doğrulacak kadar sarp yokuşlara vurmuyor.
Hata yapacak, tekrar hata yapacak ve tekrar tekrar baştan başlayacak kadar dirayet vermiyor.
Kur’an hayatımızın her alanına inmek istiyor, bizi yetimlerin kalbine indirmek istiyor; biz oraları terk ediyoruz.
Kur’an bizi kendimize yükseltmek istiyor, biz kendimizden alçak yerlere kaçıyoruz.
Kur’an bize kendimizi tanıtmak istiyor; biz kendimizi görmek istemiyoruz.
Kur’an bizi kendimize getirmek istiyor; biz kendimizden geçmek istiyoruz.
Kur’an bizi kendi şahsiyetimizle var etmek istiyor; biz bir sürünün içinde yok olmak istiyoruz.
Kur’an bizi hakikate çağırıyor; biz masal dinlemek istiyoruz.
Kur’an bizi delile çağırıyor; biz delilere gidiyoruz.
Kur’an bizi akıllandırmak istiyor; biz aklımızdan kurtulmak istiyoruz.
Kur’an bizi anlama çağırıyor; biz anmalar düzenliyoruz.
Kur’an bizi Rasülullaha çağırıyor; biz Mekke’nin çocuğunun yaşam şartlarını, elbiselerini, soyunu, Mekkeliliğini ve Araplığını kutsuyoruz.
Kur’an bizi insan olmaya çağırıyor; biz insanlığımızdan soyunuyoruz.
Kur’an her birimizi yeteneklerimize göre giyindirip kuşandırıp kimimizi dağlara, kimimizi göklere, kimimizi makinaların başına, kimimimizi kalemin-defterin başına, kimimizi laboratuvara, kimimizi ormana, kimimizi denizlere çağırıyor ve oralarda fiili (gerçek) dua etmemizi istiyor; biz cübbelerimizi giyip, sarıklarımızı sarıp, kravatlarımızı takıp, kokularımızı sürüp, sürmelerimizi çekip eşyanın, hayatın, zamanın sırrına vakıf olmaya çalışıyoruz.
Kur’an yeniliğe çağırıyor; biz eskiye öykünüyoruz.
Kur’an zamana, imkânlara, değişen dünyaya nüfuz etmek istiyor, onun ahlakını, hukukunu oluşturmak, şekillendirmek istiyor; biz Kur’an’ın bu işlerden anlamayacağını iddia ediyoruz.
Kur’an hayatın her alanına, zamanın her ânına aralıksız nazil oluyor; biz ona geçmişin fıkhıyla, geçmişin yorumlarıyla; başka koşullara, başka insanlara, başka hayatlara, başka ânlara inmiş haliyle cevaplar yetiştiriyoruz.
Kur’an kaliteli, nitelikli, kişilikli bireyler olarak hayatta var olmamızı, hayatın öznesi olmamızı istiyor; biz güneşten korunmaya çalışan koyunlar gibi kafalarımızı birbirimizin karnının altına sokuyoruz.
Kur’an, hizipleri yıkmak istiyor; biz onunla hizbimizi güçlendirmeye çalışıyoruz.
Kur’an her bireyin yüreğine bir “İnsan devleti” kurmak istiyor; biz insan devletlerini tarumar edip “Şeriat devleti” kurmak istiyoruz.
Kur’an ayet indirmek istiyor, anlam indirmek istiyor, hayat indirmek istiyor; biz hatim indirmek istiyoruz!
Kur'an rehber olmak istiyor; biz ezber etmek istiyoruz.
Ramazan Yaman
Haber doğrulanmış..
Türkiye’de gıda denetimi konusunda maalesef yasaklar ve denetimler Avrupa daki gibi ne zaman olacak bilmiyoruz
Mesela Glukoz ve guluten neden yasaklanmaz?
İngilize olursa farklı Ülker
Türksen ayrı muamele Ülker
Ülker ürünleri yemiyorum etrafıma herkese yemeyin diyece tebliğe başlıyorum
Kişisel kararımdır.
Gelin!
Siyasetçisinden bürokratına,
hakiminden valisine kadar herkesin mal varlığını,
şeffaf bir şekilde milletin denetimine açalım.
"Nereden buldun?" yasasını derhal çıkaralım.
Geçen gün peygamberimizin küfürlü karikatürü için hesabı kapatılan İzzet Murat vardı ya, hatırlarsınız.
Benim bastığım ateist odasında “artık israilde değilim” diyen aynı İzzet Murat. Hatırlarsanız o odada Fırat Avcı da vardı.
Yine peygamberimize ve eşlerine küfür eden Albear adlı Tel-aviv’de yaşayan kadına cevap verenleri susturan da aynı Fırat Avcıydı. Küfür ettiği esnada “Albear abla Albear abla” deyip duruyordu.
Yine Egemen https://t.co/r54w6xayh4şe ve efendimize küfür ettiğinde de bu eleman bağıra çağıra müslümanları susturuyordu.
İşid’den dosyası devam eden bu eleman sağı solu tehdit ediyordu. Şimdi yine bizim gençlere sarmış, dm’den tehdit vs.
Bunun tehdit, şantajla korkuttuğu 20’li yaşlarında müslüman kadınlara “cariye” diye hitap ettiği videolar ifşalamıştık.
Tabi adamlara tehdit ve her türlü suç free olduğu için yine aynı tarza döndüler.
Ee ne olacak yani şimdi ? Bu adamlarla mı uğraşalım biz gençleri korumak için ? Hangi normal vatandaş bu kadar suç işleme hürriyetine sahip ?
Saygınlık bir uzun yoldur. Sonunda hasıl olacak meyveyi başında isteyen saygın addedilene sataşarak yolun kısasını bulmaya çalışır.
Yol yürümeye mecali olmayan bu kısa yola tevessül eder. Meziyetsiz ve nefisperest adam işidir, meyve vermez.
Belki görünür olur ama saygın olamaz. İşin aslı saygınlık ihlas olmadan da elde edilemez. Bu da sünnetullahın bir cilvesidir.
Şu camiada görünür olmayan ama saygın olan nice adam vardır. Tamamı da uzun yol boyu sebat etmiş ve müslümanların bir derdine derman olmuş ya da olmaya çalışmıştır.
Bölgemizdeki ve dünyadaki tüm saldırganlıkların sebebi sapkın siyonist yapı ve her durumda ona güç veren Abd yönetimidir. Elbette İran'ın yanlış işleri var ama azgın yapı siyonizm her şeyden daha fazla kınanmalı ona güç verenler kısıtlanmalı...
25 Aralık 2025 günü.
Azerbaycan Havayolları’na ait bir yolcu uçağı Bakü’den Grozni’ye giderken Aktau’da Rus füzesiyle düşürüldü.
38 yolcu öldü.
Üstelik Putin de uçağı Rus hava savunmasının düşürdüğünü kabul etti.
Ne ‘şerefsiz’ dendi.
Ne ‘Kafanızı koparırız’ diye tehdit savruldu.
Şimdi İran ‘füzeyi biz atmadık’ dediği, henüz olay aydınlatılmadığı halde bu öfkenin sebebi ne?
Tek sebep İsrail mi?
Rıza Pehlevi niçin İran’a dönemeyeceğini şu yazdığı ile ispat etmiş oldu. Ülkesini bombalayan askerler için üzülen bir kişi gelip ülkeyi yönetebilir mi? Kendi ülkesinde öldürülen siviller için bir çift laf etmeden ölen ABD askeri için üzülmüş şehzade.
— Altay Cem Meriç:
“Irak’a ABD girdiğinde insanlar göbek atıyordu. 1.5 milyon insan öldü Irak’ta. Şimdi o göbek atan adam onu düşünmüyordu. “Beşinci Kol” faaliyetiyle zihni uyuşturulmuştu.”
Somali Genelkurmay Başkanı Odawa Yusuf Rageh görevden alındı. Yeni Genelkurmay Başkanı Albay İbrahim Mohamed Mahmud oldu. Konunun bizi ilgilendiren tarafı Mohamed Mahmut'un Türk Askeri Akademisi mezunu olması ve çok iyi Türkçe konuşmasıdır. Bilmem anlatabildik mi...
"Bir kere haksızlığa uğrayanlar çok sayıda değil, az sayıdadır. İnsanların çoğu görünüşte kendi karşılarında yer alanlarla işbirliği halindedirler. Kaldı ki insanların çoğu uğradıkları neyse ona "müstehak"tırlar..."
İsmet ÖZEL