✒️~AYDINLIK BİR GELECEK İÇİN YAPMAMIZ GEREKENLER~🖋
📌 Doğru kaynak kullanımı
📌 Üretim
📌 İhracat
📌 Tasarruf
📌 Denk bütçe
📌 Adaletli hukuk sistemi
—————————————-
Övgüleriniz için teşekkür ederim. Fazla abartmayın lütfen. Böyle şeyleri ben hep yapıyorum ve bunu görev biliyorum. Onyedi yıldan beri https://t.co/ECoIY76s8G.’dan ücretsiz yararlandırıyorum. Benden hukuki mütalaa isteyenlere, konu basitse telefonla konuşarak
yardımcı oluyorum veya hangi kitabımın hangi sayfasında aradıklarını bulacaklarını, isterlerse
o sayfanın foto-kopisini mahkemeye sunmalarını
söylüyorum.
Eğer benim için bir şeyler yapacaksanız, hukuk savaşına katılın. Ayrıca ülke sorunlarıyla ilgilenin, kurtuluş yolları arayın. Ülke kurtulamazsa, hukuk hepten yokolur.
Farkındasınız mutlaka, ülkemiz tehlikeli bir dönemeçte.
İzninizle, hukuk sorunlarına üç gün ara vereceğim
Ve ülkemizi felakete götürecek korkunç girişimlerden
ve ürkütücü olaylardan söz edeceğim.
Mısır 2-0'dan sonra oyunun hızını, temposunu sakatlık numaraları, uzun süren oyuncu değişikliğiyle kesebilirdi. Yapamadılar çünkü yeni kurallar izin vermiyor. Yerden kalkmayan, topu saklayan, her faulde dakikalar çalan futbol tipi bitti gibi görünüyor. Artık 2-0 öne geçen takım zamanı harcamak yerine oyunu yönetmek zorunda. Bu yüzden de geri dönüşler ve sürpriz sonuçlar arttı diye düşünüyorum. Bu kurallar Türkiye'de de eksiksiz uygulanmalı.
Bu dünya kupasında gördük ki futbolcuların pozisyon sonrasında dakikalarca yerde kıvranmaları, sağlık ekiplerinin koştura koştura sahaya girmeleri hepsi bir yalanmış .
1 dk saha dışında bekleme kuralı geldiğinden beri sahada yatan futbolcu görmüyoruz.
Futbolcularımızın her demeçlerinde "üzerlerindeki baskı"dan bahsetmesi aklıma Shaquille O'Neal'ın meşhur baskı hikayesini getirdi. Bilmeyenler vardır belki, özet geçeyim:
Shaq, Lakers'taki kariyerinin ilk yıllarında, henüz Lakers'la three-peat kazanmadığı günlerden birinde babası Philip Harrison'a "Baba, üzerimde inanılmaz bir baskı var, artık kaldıramıyorum" diye dert yanar.
ABD ordusunda uzun yıllar eğitim çavuşluğu yapan ve sert, disiplinli yapısıyla bilinen Harrison hiçbir şey söylemez, Shaq’ı arabaya bindirir ve gecenin bir yarısı bir köprü altına götürür. Karanlıkta beklerler.
Bir süre sonra köprü altında çatılmış olan yıpranmış çadırdan bir adam çıkar. Arkasını dönüp çadırdaki eşini ve çocuklarını öper. Elindeki yemek poşetiyle sabahın köründe işe gitmek için yola koyulur.
"Sarge" hiddetle o an direksiyona vurur ve Shaq’a dönüp "Baskı ne demek biliyor musun? Baskı, yarın çocuklarına ne yedireceğini bilememektir. Baskı, aileni köprü altında yaşatıp sabahın 5'inde o soğukta işe yürümektir! Sen milyonlar kazanıyorsun, lüks içinde yaşıyorsun ve tek yapman gereken s....n topunu çemberden geçirmek! O yüzde bir daha sakın bana kalkıp "oyundan dolayı 'baskı altındayım' diye ağlama!" diye bağırır. Shaq tek kelime daha etmez ve yola devam ederler. O'Neal bugün bile bu hikayeyi "o gün aldığım ders bana kariyerimin devamında hep yol gösterici oldu" diye anlatır.
Bir otomobili PPF kaplama yaptırıyorsunuz; 2 günde bitiyor, 100.000 TL normal.
Bir düğün için fotoğraf ve video çekimi yaptırıyorsunuz; 1 gün sürüyor, 100.000 TL normal.
Saç ektiriyorsunuz; bir günde bitiyor, 100.000 TL normal.
Bir telefon alıyorsunuz; 100.000 TL normal.
Bir saat alıyorsunuz; 100.000 TL normal.
Bir haftalık aile tatiline gidiyorsunuz; 100.000 TL normal.
Bir oturma grubuna 100.000 TL veriyorsunuz; normal.
Mutfak tadilatına 100.000 TL veriyorsunuz; normal.
Çocuğunuzun bir yıllık özel okul taksitinin küçük bir kısmı 100.000 TL; normal.
Bir diş implantı ve kaplamalar 100.000 TL'yi geçiyor; normal.
Bir otomobilin yıllık kasko ve bakım gideri 100.000 TL'yi buluyor; normal.
Işıklı bir reklam tabelası yaptırıyorsunuz; 100.000 TL normal.
Birkaç günlük fuar standı kuruyorsunuz; 100.000 TL normal.
Bir klima sistemi taktırıyorsunuz; 100.000 TL normal.
Bir mutfak dolabı yaptırıyorsunuz; 100.000 TL normal.
Bir iş makinesini birkaç gün kiralıyorsunuz; 100.000 TL normal.
Bir telefonun ekranını kırıyorsunuz; tamiri bile servetine yaklaşıyor, normal.
Ama bir avukatın; 5-6 yıl takip edeceği, duruşmalarına gireceği, dilekçelerini yazacağı, istinaf ve temyiz süreçlerini yürüteceği, sürekli mevzuat ve içtihat takibi yapacağı, mesleki sorumluluğunu üstleneceği, hata yaparsa disiplin ve tazminat riski taşıyacağı, sonucu müvekkilin hayatını doğrudan etkileyecek bir dava için istediği 100.000 TL çok geliyor.
Avukatlık ücretini saatle ölçenler, aynı mantığı diğer mesleklere uygulamıyor. Çünkü ücret; harcanan sürenin değil, bilgi birikiminin, sorumluluğun, riskin ve yılların bedelidir.
Bunları biliyor muydunuz?
☝️hakimler duruşma günü hastalanırsa, duruşma için bütün avukatlar mazeretliymiş gibi dilekçe verirler. Çünkü hakim işini yapmamış gibi olmasın.
☝️avukatın para almadan baktığı dosyanız için maliye para almış gibi avukata ceza kesebilir ve bu durum her avukatın başına gelmiştir.
☝️cmk görevlisi bir avukat ise duruşmaya kaçırırsa dogrudan yargılanır ve ceza alır.
☝️ günün her saati bir avukatın mesaisi olabilir, ve bazen duruşmalar geceye ya da sabaha kadar sürebilir.
☝️avukatın icralık olması ve aciz halinde olması halinde ruhsatı iptal olur
600 yıl önce bir adam devletlerin nasıl battığını tek cümlede yazdı.
Ne IMF okumuştu, ne de Bloomberg.
Sadece tarihi izlemişti.
Ve dediği şey bugün aynen yaşanıyor. 👇👇👇
KAYMAKAMIN OĞLU OKULA GELMEDİ…
ÖĞRETMENE SAYGI
Bayburt’ta yaşanmış gerçek bir hikâye…
1965 yılında Bayburt Kaymakamı olan Sebahattin Çakmakoğlu’nun oğlu Deniz, ilkokul 4. sınıf öğrencisiydi. Bir gün sınıfta bir yaramazlık yapınca öğretmeni Enver Özkan tarafından kulağından hafifçe tutulup uyarıldı.
Ertesi gün Deniz okula gelmeyince öğretmen büyük bir endişeye kapıldı.
“Acaba kaymakama bir şey mi anlattı?” diye düşünmeye başladı.
Ders devam ederken kaymakamın cipi okul bahçesine girdi.
Kaymakam Sebahattin Bey, kızı Alev ve oğlu Deniz ile birlikte sınıfa yöneldi.
Öğretmenin heyecanı daha da arttı…
Kaymakam sınıfa girip öğretmene günaydın dedikten sonra şöyle dedi:
“Hocam, Deniz dün sınıfta bir kabahat işlemiş. Bu yüzden sizden özür dilemeye geldi.”
Ardından oğluna dönüp öğretmeninden özür dilemesini istedi.
Sonra da öğretmene dönüp şu unutulmaz sözü söyledi:
“Hocam, eskilerin dediği gibi; eti senin, kemiği benim…”
İşte büyüklük buydu…
İşte idarecilik buydu…
İşte öğretmene verilen gerçek değer buydu…
— Emekli Öğretmen Tahir Kayseri
Kendi çalıştığım yerde benden 3 gömlek üst düzeyde olan, işin en ağır sorumluluğunu alan adam benim 2-3 katım kazanıyor ve bu bana zerre batmıyor. Neden? Çünkü sorumluluk ve risk arttıkça gelir katlanır. Dünyanın her yerinde sistem budur.
Aynı şekilde benden kıdem olarak altta olandan benim 2 kat fazla almam normal aksi halde bu dengesizlik olursa bu işi kime yaptırabilirsin?
Bizim ülkede ise durum şu: Hastanede temizlik görevlisi olan işçi abiyle, TUS'ta ömrünü çürüten, uykusuz nöbetlerde insan hayatı kurtaran uzman doktor üç aşağı beş yukarı aynı parayı alıyor.
Sorun kesinlikle temizlikçinin aldığı maaş değil. Asıl devasa sorun; bu ülkede insan canı sorumluluğu almanın ve 20 yıl dirsek çürütmenin hiçbir maddi karşılığının kalmamasıdır.
Diplomaları yırtıp atalım, herkes risksiz işlere geçsin o zaman? Okuyanı böyle cezalandıran bir sistem ayakta kalamaz.
llber Ortaylı'nın "Her nefis ölümü tadacaktır ayetini bankalara ve makam koltuklarına yazmalı. Tabutlara ve mezarlıklara değil..." sözünü duyduğumdan beri her rastladığımda dönüp dinlemiş, ne diyor diye bakmışımdır.
Büyüklük şikecilerin gazına gelip kendi oyuncunu ıslıklamak değil
Şımarıklardan korkup Dzeko'ya mutfakta plaket vermek değil
Ezeli rakibine giden emektar oyuncuna plaket verip onu onore etmektir
Büyük kulüp böyle olunur
Tebrikler Fenerbahçe Beko
Aynı arabayı 10 yıldan fazla kullanmak normaldir.
Aynı telefonu bozulana ve bozulana kadar kullanmak normaldir.
Her gün işe yiyecek götürmek son derece normaldir.
Aynı kıyafetleri ve ayakkabıları tekrar tekrar giymek çok normaldir.
Maddi olarak karşılayamayacağınız şeylere hayır demek çok normaldir.
Normal ol.
Metroda 5-6 yaşlarında bir çocuk ve anne birer koltukta otuyorlardı. Tren kalabalıklaşınca anne çocuğuna
-Hadi teyzeye yer ver sen yanıma otur, dedi.
Çocuk tek başına oturmak istedi.
Ayaktaki yaşlı kadın:
-Bırakın çocuktur otursun, dedi
Anne hepimize ders gibi bir cevap verdi.
- Çocuklar keyiflerinin her istediğini yapamayacağını öğrenmeli. Şimdi, burada bunu öğrenmezse ömür boyu öğretemem, dedi ve çocuğunu yanına aldı.
***
Çocuklara aşırı hoşgörü göstermek, her istediğini yapmak da ona bir kötü muameledir.
***
Erdemli anneler erdemli çocuklar yetiştirir.