Zira tek parti rejimleri nerede ve kimin/kimlerin olursa olsun daima zulmet olmuş ve geride vahşet bırakmıştır. Bu nedenle kardeşlik (hak-hukuk, huzur ve güven) adına atılan/atılacak her adım önemsenmelidir.
https://t.co/FPRSyMExMQ
Vahdettin İNCE:
“Tek Parti rejimi,genelde bütün milletimizin,özelde Kürtlerin çok şeyini gasp etti,dinini,dilini,kimliğini, yazısını talan etti.Bu yüzden kardeşlik uğruna atılan,atılacak olan her adımı,az çok demeden, yitiğini bulmuş gibi büyük bir sevinçle karşılamak gerekir.”+
Sonuç olarak fıkıh daha fazla dünyevi bir karaktere bürünmeye başlamıştır.” (sf.32)
Maygül Aydın, Fıkhın Dünyevileşmesi Tartışmaları, UludağÜniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, Bursa, 2023. https://t.co/VhOjGKSr6g
“Fıkhın Dünyevileşmesi Tartışmaları”:
“Müslüman toplumlarda görülen bu değişim, dinin toplum üzerindeki kontrolünün daha sınırlı hale gelmesini beraberinde getirmiştir. Bu durum fıkhın ahlâkî ve itikadî gücünün toplum üzerindeki etkisinin giderek azalması anlamına gelmektedir. +
Bunun bir sonucu olarak, dini kaygılar ve toplumsal otokontrol sistemi giderek zayıflamış, buna mukabil fukaha, kişilerin diyanetine bırakılan birçok hususta devlet gücüne dayalı maddi yaptırımı olan hükümler ortaya koymayı gerekli görmeye başlamıştır. +
Doç. Dr. Ahmet Bardak ile birlikte “İslam Düşüncesinde Tekfir Tartışmaları: Gazzâlî’nin Tehâfüt’ü ve Devvânî’nin Yorumu” konusunu değerlendirdik.
https://t.co/SjkJt2kv0r
samimiyetsiz mutasavvıflardan yakınan ilk sûfîlerdendir. Onun, “Bugün tasavvufun ismi var, hakikati yoktur; oysa eskiden hakikati vardı ama ismi yoktu” sözü çok meşhurdur. https://t.co/31NIHaclJc
Sûfî Ebu’l-Hasan Bûşencî’nin (ö.348/959) tanım ve tespiti bence de yerindedir:
Ona göre içi dışından iyi olan velî; içi dışı aynı olan âlim ve içi dışından kötü olan cahildir. Tasavvufu “hürriyet, fütüvvet ve cömertlikte samimiyet, ahlâkta kibarlık” diye tarif eden Bûşencî +
Bkz. “Ümmü’l Fadl’ın Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e Süt Anneliği Yapması Konusundaki Rivayetlerin Tarih Açısından Tenkidli Bir Değerlendirilmesi”, Atatürk Ü. İlahiyat F. Dergisi, 16, (2001), 107-122.
Prof. Dr. Mustafa Ağırman aynen şöyle diyor:
“Hadis kitaplarında ve İslâm Tarihi kaynaklarında geçen İslâm tarihi ile ilgili rivayetlerin, tarihî gerçekler ışığında değerlendirilip test edildikten sonra kabul ve reddedilmesi veya yeniden yorumlanması gerekmektedir.” sf. 122.
Hikmet ehli nasihat babından demiş ki:
Ne ekersen onu biçersin.
Şeytanla kabak ekenin kabak başına patlar.
Şeytanla buğday eken samanını alır.
Şeytanın dostluğu yatsıya kadardır.
Körle yatan şaşı kalkar.
Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.
+ Sonra da bu ilkeleri temellendirir, öylece muhabbet ve merhamet ile toplumla paylaşır ve nihayetinde bu tarzda bir paradigma oluştururuz. Artık kim bunu nasıl anlamış, ne demiş bunlar bir bahs-ı diğerdir, deriz.
KELAMCI DURUŞU
Biz kelamcıların cedel ve münakaşa ile işi olmaz. Tartışma konularını iman değil bilgi nesnesi düzleminde değerlendiririz. Biz okur veya dinleriz. Okuyup dinlediğimizi anlamaya çalışır, harmanlayıp tahlil eder ve böylece zandan uzak ilkelere dönüştürürüz. +