@r_zelyut Bu nasıl tahrik edici bir dil!!! Övünülecek ne var? Bir gün senin de kim adına çalıştığın ortaya çıkar da ne zaman çıkar bakalım. Tanıdığım en kişiliksiz tiplerden birisin. Yanında yer aldığın paşanın Dersimde yaptıkları ile de övünüyormusun? Hadi bakalım? Cevabını bekliyorum.
@nevzatcicek İşte o zaman Mazlum Abdi yeni bir Selahattin Eyyubi gibi bütün bölge halklarının gönlünde bir efsaneye dönüşür. Bölgedeki bütün halklar nezdinde de Kürtlerinin imajını olumluya çevirir. Esas büyük barış o zaman olur. Bir gün hangi Kürt lider bunu yaparsa çağın Selahattin’i olur…
@nevzatcicek Mazlum Abdi’ye bir vazife daha düşüyor:
Kürtler İslam Ümmetinin bir parçası, bu coğrafyanın en asli unsuru olduğunu, bundan sonra hiç bir surette Türklere, Araplara ve Farslara karşı kullanılmayacağını; bütün Kürt askerlerinin ilk hedefinin Kudüs olduğunu deklere etmesidir.
@HerodotDiyorKii@nedimsener2010 Tekke ve zaviyelerin kapatılması, bu tür dini görünümlü fason yapıların ortaya çıkmasının birinci nedenidir. Bu yapılar hem dini bakımdan gem de kamusallım bakımında kontrol efilnez hale gelmiş, bu gibi körü sltı yapılar devletin boş bıraktığı alanı foldurmuştur.
İlginç bir siteye denk geldim. Edebi eserlerin konu aldığı mekanları haritada görselleştiriyor. Dilerseniz zaman akışına uygun şekilde, adım adım ilerliyorsunuz. #kitap https://t.co/vHd1U8UW5Q
Osmanlı tarihte hiç en zengin devlet olmadı. Ama sosyokültürel açıdan en çeşitli, gelir dağılımının en adaletli olduğu devlet oldu. Konutsuz ya da aç insan bırakmadı. Dilencilik sıfır seviyesindeydi. Çünkü Osmanlı bunu hedeflemişti.
@ardanzenturk Ardan bey niye saçma? 28 Şubat muhafazakar kesimin kurumları tasfiye ederek sahayı boşalttı. Herkesi baskılarken bunlar boşalmış alana yerleştiler. En büyük kadrolaşmayı Ecevit zamanında yaptılar.
İDE Uluslararası | Mâverâünnehir Yaz Seminerleri
Prof. Dr. Mustafa Demirci, 5. Maveraünnehir Yaz Seminerleri Programı kapsamında verdiği “Maveraünnehir Medeniyeti” başlıklı seminerinde, Maveraünnehir’in dünya tarihini ve İslam medeniyetini derinden etkileyen önemli bir ilim ve kültür havzası olduğunu vurgulamıştır.
Hocamız, bu coğrafyanın hadis, kelâm, fıkıh, felsefe, tıp, matematik ve tasavvuf alanlarında büyük isimler yetiştirdiğini belirtmiştir. Maveraünnehir, hadis ilminin en önemli merkezlerinden biri olmuş; İmam Buhârî, İmam Tirmizî gibi büyük muhaddisleri yetiştirmiş, Sahîh-i Buhârî, Sünenü’t-Tirmizî ve Sünenü’d-Dârimî gibi hadis literatürünün temel eserlerine kaynaklık etmiştir. İslam düşüncesinin akılcı yönünü temsil eden Hanefîlik, Mâtürîdîlik ve Mûtezile’nin burada gelişip yayılması; Hârizmî ve Bîrûnî gibi tabiat bilimlerinin öncü isimlerinin, Fârâbî ve İbn Sînâ gibi büyük filozofların yetişmesi ve Nakşibendiyye gibi önemli tasavvuf hareketlerinin bu coğrafyada ortaya çıkması, Maveraünnehir’in İslam medeniyetindeki merkezi konumunu açıkça göstermektedir. Ayrıca Semerkant ve Buhara başta olmak üzere bölgede bulunan görkemli mimari ve sanatsal eserler de bu büyük medeniyet mirasının günümüze ulaşan somut göstergeleri arasında yer almaktadır.
Prof. Dr. Demirci, bu tarihsel birikimi ortaya koyduktan sonra, “Böylesine büyük bir medeniyet yeniden dirilebilir mi?” sorusunu gündeme getirmiştir. Ona göre bunun önündeki ilk engel, Sovyet döneminden miras kalan pozitivist eğitim anlayışı ve bürokratik zihniyettir. İkinci önemli sorun ise bölgeyi parçalayan ve ortak medeniyet bilincini zayıflatan mikro milliyetçiliktir. Üçüncüsü ise, gelenek ile modernlik arasında sağlıklı ve üretken bir ilişkinin kurulması gerekliliğidir. Bunun için savunmacı zihniyetten uzak, ilmî ve fikrî derinliğe sahip, çağın gerçekleriyle yüzleşebilen ve yeni modeller üretebilen insanların yetiştirilmesi önemlidir.
Hocamızın üzerinde özellikle durduğu son mesele ise kültürel ve zihinsel hegemonya olmuştur. Maveraünnehir medeniyetinin yeniden ihyası için Avrupa-merkezci düşünce ve bilgi anlayışının etkisinden kurtulmanın ve kendi medeniyet birikimimizden hareketle özgün bir düşünce geliştirebilmenin zorunlu olduğunu belirtmiştir.
Seminerin sonunda hocamız, bu meselelerin aşılabilmesi için Muhammed İkbal, Aliya İzzetbegoviç, Mâlik bin Nebî ve Roger Garaudy gibi mütefekkirlerin düşünce ve eserlerinden yararlanılması gerektiğine işaret ederek konuşmasını tamamlamıştır.
#MaveraünnehirYazSeminerleri