'Peki şimdi mutlu musunuz?' diye sordum. ‘Evet,’ dedi, ‘çünkü başarılı oldum ve bu başarıya kendi çabalarımla ulaştım. Kendimden başka hiçbir insan bana yardım etmedi...’
Birden sustu. ‘Hayır, bu doğru değil. Bana yardım eden bir kişi vardı; o da bir kadındı. Bu kadın,’ diye devam etti, ‘Annemdi. Başlangıçta bana karşı çıktı. Benim bir Müslüman din adamı olmamı istiyordu. Ama ben dokuz yaşındayken ülkeme hizmet edebilmek için asker olmaya karar vermiştim. Selanik’teki askeri okula girmeyi çok istiyordum ama annemin izni olmadan kayıt yaptıramazdım. Fikrimi değiştirmem umuduyla beni beş gün boyunca odama kilitledi. Fakat kapımın önünde durduğu her seferinde, içeride bir aşağı bir yukarı yürüdüğümü, komutlar verdiğimi ve hayalimdeki ordumu yönettiğimi duyuyordu.’
Beşinci günün akşamı,’ diye hatırladı, ‘Annem bir rüya gördü. Rüyasında İstanbul’da bir minarenin üzerinde altın bir tepside oturan bir çocuk görmüş. Sonra bir ses şöyle demiş: ‘Bu çocuk halkına önderlik etmek için seçildi.’ Ertesi sabah kapıyı açtı ve bana izin verdi.’
İfade dolu elleriyle yaptığı kısa bir hareketle, yaşamının pek az söz ettiği bu dönemini yeniden geçmişte bıraktı.
Gladys Baker
Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümünde, adadaki Türk varlığını ve soykırımı durduran aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Yunan ve Rum tanıklıklarından derlediğim bu bilgiselle harekâtın bir yüzünü aktarıyorum ilk olarak Kıbrıslı Rum gazeteci, araştırmacı ve tarihçi Spyros Papayorgiyu (Σπύρος Παπαγεωργίου) hissiyatı aktarır:
"Savaşın o ilk saatlerinde, Yunanistanlı ve Kıbrıslı Rum savaşçıların ve sivillerin heyecanını tarif etmek imkânsızdı. Herkes zaferin Yunan tarafının olacağından ve Yunanistan'ın Kıbrıs'a yardım etmek için tüm gücüyle koşacağından emindi. Askerlik şubeleri, cephenin ön saflarına koşmak için acilen silah isteyen yedeklerle dolup taşıyordu. Makariosçular, Grivasçılar ve diğer tüm siyasi grupların mensupları el sıkışıyor, Vatan için canlarını feda etme arzusu taşıyordu. Seferberlik emri olmayan siviller tüfekler veya hafif otomatik silahlarla kuşanıp Türklerin sokak aralarından sızmasını engellemek için Lefkoşa'nın 'Yeşil Hat' bölgesinde mevzilenmeye koşuyordu."
📖 Kaynak: Σπύρου Παπαγεωργίου, Πεθαίνοντας στην Κύπρο, εκδόσεις Κ. Επιφανίου, Αθήνα 1984, σελ. 23-25.
Rumlar zafer hülyalarıyla sokaklara dökülmüştü; ancak TSK'nın kararlılığı karşısında bu yanılsama çok hızlı dağılacaktı.
@no_dy_bo@migferhaber Aç oku Halil İnalcık’ın yazdıklarını. (Kendisi de Kırımlı) hiçbir zaman da Tatar demedi kendine. Stalin’in yapıştırdığı adı neden kabul edelim? Cahil sensin, soysuz köpek!