Seyhan Muhtarlar Dernek Başkanı Feridun Dağlık’ın davetiyle, Hanedan Mahallemizde Seyhan’ımızın kıymetli muhtarlarıyla bir araya geldik.
Değerli görüş ve katkılarıyla ev sahipliği yapan tüm muhtarlarımıza teşekkür ediyorum.
Madımak’ta o ateşi yaktıranlar, katliama seyirci kalanlar, mazeret üretenler, linç ve çullanma kültürünü görmezden gelenler vardı. Bu büyük cürmün suçluları ve sorumluları onlardır.
Orta Doğu’nun burnunun dibinde laikliğin ve demokrasinin aynı anda kıymetini bilerek, toplumsal barışımıza gözümüz gibi bakarak, yalnızlığını bilsen de gerçeği savunarak ve daima insan kalarak yaşamak bize görevdir.
2 Temmuz 1993 acısında kaybettiğimiz canları sevgiyle, özlemle ve rahmetle anıyorum.
Koç grubuna yapılan silahlı saldırılar devam ediyor.
Doğru bulmuyor ve durması, durdurulması gerektiğine inanıyorum.
Rahmi Koç’un anlattığı fıkra elbette kabul edilemez; itirazımı yazdım, eleştirilerimi birkaç kez yaptım ve paylaştım.
Paylaşımlarımın da sonuna kadar arkasındayım.
Anlatılan da, anlatılana gülmek de doğru bir davranış değildi.
Ancak, görünen o ki, mesele KOÇ grubu ve ailesiyle siyasi bir hesaplaşmaya evrilmiş görünüyor.
Mevcut kutuplaşmanın bu siyasi hesaplaşmayı beslediği, meselenin Kürt kimliğini ve kadınını savunma boyutunu epey aştığını görmek son derece üzücü bir durumdur.
Grubun işletmelerine yapılan silahlı saldırıların hiç bir haklı tarafı yoktur.
Aynı şekilde Koç Ailesini, aile içi evlilikler ve ilişkiler üzerinden itibarsızlaştırmaya ve kişilik katline uğratmaya kimsenin hakkı olmamalıdır.
Rahmi Koç, anlattığı fıkrayla haklı tepkilere yol açtı.
Tatminkar bulunmamış olsa da, özür diledi, hakkında soruşturma açıldı.
Herkes söylediğini söyledi, eleştirisini yaptı.
Bu saatten sonra, hadiseyi, geçmişi çok eskilere dayanan ve siyasi iktidar mücadeleleri tarihini belirleyen kadim bir bölünmenin mecrasına taşımak, bu mecranın bir parçası kılmak, kimseye bir şey kazandırmaz.
Grubun ürettiği malları boykot, ve en kötüsü ailenin manevi ve mahrem alanlarına ilişkin, terbiye sınırlarını aşan söylemler üretmek, işletmelere saldırılar, bütün bunlar asıl meseleyi gizlemeye yarar, amaca hizmet etmez.
Eğer amaç inkarla yüzleşmek ve Kürt kadınına sahip çıkmaksa gidilecek yol, bu yol değildir.
Türkiye’nin asıl meselesi, etnik hınç ve öfke, inkar, şovenizm, ötekileştirme ve nefret suçlarıyla yüzleşmeyi göze almaktır.
Bu hadiseyi zihinlerdeki nefretle yüzleşmek ve değerlendirmek için bir fırsat gibi görmek ve anlamak başka, banka şubelerini, işletmelerini kurşunlamak başka!
Fıkra elbette ırkçı bir anlayışın ürünüdür. Ama bu bütün bir grubu, aileyi ırkçı yapmaz. Grupta binlerce Kürt çalışmakta, Doğu- Güneydoğu’da çok sayıda müessese Kürt işadamları eliyle işletilmektedir.
Diyarbakır ve IKBY- Erbil’deki Divan Oteli dahi tek başına buralara yapılmış önemli yatırımlar arasında görülmeyi hak ediyor.
Entegrasyondan kim ne anlıyor bilemem, ama KOÇ grubu, iktisadi manada önemli bir entegrasyon kurumudur, bu da unutulmamalı ve hatırlanmalıdır.
Adli süreç beklenmeli, aklı selim hakim olmalı ve fay hatlarını tetikleyecek, içinde bulunduğumuz sürece zarar verecek davranışlardan ve provokasyonlardan uzak durulmalıdır.
İlk göz ağrımız, güzeller güzeli kızımız Ilgın ile sevgili damadımız Eren Şengün'ün düğün törenini büyük bir mutluluk ve inanılmaz bir sevinçle gerçekleştirdik. Düğün törenimize katılan Saygıdeğer Genel Başkanımız Özgür Özel başta olmak üzere, TBMM Başkanvekilimiz Sayın Tekin Bingöl, TBMM Grup Başkanvekillerimiz Sayın Gökhan Günaydın, Sayın Murat Emir ve Sayın Ali Mahir Başarır, Kadın Kolları Genel Başkanımız Sayın Asu Kaya, Milletvekillerimiz, Belediye Başkanlarımız, çok değerli parti büyüklerimiz, değerli yol arkadaşlarımız ve dostlarımız, sevgili ailelerimiz ile iş ve meslek dünyasından tüm konuklarımıza mutluluğumuza ortak oldukları için gönül dolusu teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyoruz. Çocuklarımızın mutluluğu daim, en kötü günümüz böyle olsun.
Baba ocağımız Cumhuriyet Halk Partisi'nin Adana İl Başkanlığını ziyaret ederek İl Başkanımız Doç. Dr. Anıl Tanburoğlu ve kıymetli yol arkadaşlarımızla bir araya geldim.
Bu süreç boyunca desteğini, dayanışmasını, dualarını esirgemeyen tüm partililerimize gönülden teşekkür ediyorum.
Hep birlikte umudu büyütmek için aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.
Tam 212 gündür haksız ve hukuksuzca siyasi tutsak olarak Silivri zindanlarında kalan Başkanımız Zeydan Karalar ile nihayet o çok sevdiği Adana'mıza geldik. Geride kimse kalmayacak, her şey çok güzel olacak. @ZeydanKaralar01
Nusaybin–Kamışlı sınır hattında şanlı bayrağımıza yönelik YPG terör örgütü yandaşları tarafından gerçekleştirilen saldırıyı lanetliyoruz.
Bu alçak provokasyon, milletimizin birlik ve beraberliğini hedef alan, Terörsüz Türkiye yürüyüşümüzü sekteye uğratma çabasından başka bir şey değildir.
Bu provokatörler aklından çıkarmasın. Ay yıldızlı bayrağımız, şehitlerimizin emaneti, milletimizin namusudur. Bayrağımız için milletimizin her bir ferdi şehadete yürümekten asla geri durmaz.
Bayrağımıza uzanan her kirli el, tarih boyunca hak ettiği cezayı bulmuştur ve her daim bulacaktır. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın!
Kardeşliğimize pusu kuranlara karşı en büyük cevabımız; daha fazla kenetlenmek, Büyük ve Güçlü Türkiye’yi inşa etmek için canla başla çalışmaktır🇹🇷