Kamuoyunun Dikkatine,
Milletvekilliği görevim süresince;
AKP’nin yaptığı yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararları üzerine kamuoyunu aydınlatmaya çalışıyorum.
Bu nedenle AKP’nin ve türlü güç odaklarının hedefinde ve tehdidi altında olduğumun farkındayım.
Fon vurgunu konusunda yaptığım açıklamalar ve üzerinde çalıştığım dosyalar nedeniyle AKP’nin saldıracağını biliyordum.
Ama bunu eşim üzerinden yapacak kadar alçalacaklarını tahmin etmiyordum.
Konu, bana dokunamadıklarından ailem üzerinden beni tehdit etmelerinden ibarettir.
Hem geçmişte hem de bugün, geniş bir kadroyla çalışmalarımı sürdürüyorum. Bunların arasında danışmanlarım, çeşitli alanlardaki uzmanlar, hukukçular ve siyasetçiler vardır.
Ortaya atılan asılsız iddianın amacı, fon vurgunu meselesinin konuşulmasını engellemektir.
Bana buradan, hem de eşim üzerinden saldırmak bir itibar suikastı ve susturma girişimidir.
Bu operasyonu yapanlar açıkça şunu diyorlar: “Sen ve partin, bu fon vurgunu meselesini daha fazla kurcalamayın!”
Benim üzerimden tüm milletvekillerine ve ailelerine verilmek istenen bu aşağılık mesajı reddediyorum.
Bu tehdide, bu alçaklığa pabuç bırakacak değilim. AKP’nin yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararlarının üzerine gitmeye kararlılıkla devam edeceğim.
Fatma Betül Sayan Kaya, 'Yapmadım' dememiş. Lafı çevirip affını isteyerek milyarlar cebinde kurtulmaya çalışıyor. Olmaz öyle, cevap vereceksin. Fona koyacak 163 milyon lirayı nereden buldun? Fondaki soyguna nasıl, kim tarafından ortak yapıldın? Vurgun planını nasıl yaptınız? Vurgunla elde ettiğin milyarlar nerede? Bu tezgahtaki diğer siyasi ortakların kimlerdi? Neden gözaltına alınmıyorsun?
Geçtiğimiz yıl Türkiye'nin başkentinde emeklilerin, leş gibi otel odalarında günlüğü 200 liraya 4-5 kişi kaldıkları, duş bile alamadıkları ortaya çıktı.
Aile Bakanı "bireysel bir tercih" diyerek dalga geçti. Birkaç sol, sosyalist örgüt dışında sokağa çıkıp protesto eden olmadı.
Çok üzgünüm…
Ankara’da emeklilerimizin geçim sıkıntılarını ve hak taleplerini dile getirdiği eylem sırasında bir emeklimizin yaşamına son vermesi sözün bittiği yerdir.
Hiçbir insanın çaresizliği, hayatından vazgeçecek kadar büyümemeli.
Emekli polis memuru Ali Şekeroğlu’na Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır diliyorum.
Önce diplomasını iptal ettiniz, ardından tutukladınız.
Siyasete girdiği ilk günden bu güne ülkesinin ve milletinin menfaatini her şeyin önünde tutarak gece gündüz çalışan Ekrem İmamoğlu’nu ve arkadaşlarını haklarında tek bir somut delil olmadan 18 aydır siyasi tutsak olarak cezaevinde tutuyorsunuz. Milletin iradesini, milletin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu ve haksız tutsak edilen arkadaşlarını serbest bırakın.
#EkremİmamoğluSiyasiTutsaktır
GÖKÇEKLERİN BİTMEYEN DÜĞÜN ALTINLARI!
Melih, Ahmet ve Hülya Gökçek savcılıkta ne anlattı?
Benim ONLAR yayınında anlattığım, Cumhuriyet’te yazdığım ve kendilerinden günler önce savcılığa verdiğim bilgileri noktasına varana kadar doğrulamışlar.
Ama hikâyeyi yine birbirine uyduramamışlar.
Melih Gökçek, HAMAG’ı “Murat Ağırel’den öğrendim” demişti.
Ahmet Gökçek ise HAMAG ödemelerinde sıkışınca babalarından yardım istediklerini söylüyor.
Hülya Gökçek de 2023’te ödemelerde sıkıştıklarını ve kayınpederinden yardım aldıklarını kabul ediyor.
Peki Melih Gökçek’ten 1 milyon 265 bin dolar yani bugünkü kur ile 61 Milyon Türk Lirası nasıl alınmış?
ELDEN!
Üstelik rakamı da tutturamamışlar:
Ahmet Gökçek: 1 milyon 200 bin dolar
Hülya Gökçek: 1 milyon 300 bin dolar
Melih Gökçek: 1 milyon 265 bin dolar
Aynı para, üç ayrı rakam!
Dahası var.
HAMAG 30 Ağustos 2022’de kuruldu.
Öyleyse 2018’de verildiği söylenen para, 2023’te HAMAG ödemelerinde sıkışılınca nasıl yeniden “yardım parası” oluyor?
Bir başka işlem daha:
Hülya Gökçek, villasını Asuman Çil’e 31 milyon TL’ye sattığını söylüyor.
Ardından Asuman Çil’in eşi Fatih Çil lehine HAMAG’ın Almanya’daki binasına 6,5 milyon Avroluk ipotek konuluyor.
Faiz: yıllık yüzde 9.
Yani yılda 585 bin Avro.
31 milyon TL’lik satışa karşılık yaklaşık 350 milyon TL’lik ipotek!
Rakamlar ortada.İfadeler ortada.Çelişkiler ortada.
Bu nasıl bir düğünmüş arkadaş?
Takılar 2002’de takılmış ama aradan 24 yıl geçmiş, hikâye hâlâ bitmemiş.
Şimdi asıl soru:
Bu paranın kaynağı ne?
Bugünkü yazım
Alıştınız sahte videolarla insanları hedef gösterip gözaltına, tutuklamaya sürüklemeye…
İstediğiniz olmayınca da ağlıyorsunuz. :)
Patronun ifade verdikten sonra sana bir hâller oldu. Sinirlerin hayli bozulmuş, belli.
Mercimek kadar yüreğin varsa sosyal medyada tatava yapmazsın; her namuslu, şerefli insan gibi savcılığa gider, suç duyurusunda bulunursun.Ama nerede sende o yürek!
Aklın sıra Adalet Bakanı @abakingurlek e aba altından sopa gösterip,
“Kendi hukukumu kendim sağlayacak güce ve cesarete sahibim” diyerek beni tehdit edeceksin. :)
Hiçbir halt edemezsin.
Yıllardır yaptığın gibi bağırır, çağırır, hedef gösterir durursun.
FETÖ kumpasları dönemindeki sicilin de ortada; kimlerle yan yana durduğun, hangi kitapları yazdığın,hangi operasyonlarda nasıl pozisyon aldığın da…
Belediye anketçisi seni.
Ergenekon kumpaslarının FETÖ tanığı seni.
Şimdi gürültüyü bırak.
“Gücüm var, cesaretim var” diyorsun ya…
Görelim o gücü de, cesareti de. Ne yapacaksın merakla bekliyorum …
Selahattin Günday sadece gazetecilik yaptığı için gözaltına alındı. Oysa Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünün şüpheli olduğunu ilk o yazmıştı. Kozinoğlu’nu suçlayan haberlere FETÖ’cülerle birlikte imza atan bugünün yandaşlarına dokunulmazken Selahattin Günday gözaltına alındı.
İBB davasında rüşvet verdiği iddia edilen şirketlerden biri, Gaziosmanpaşa Belediyesi’nden 139 milyon 977 bin TL’lik ihale aldı.
Danış’ın şirketler grubundaki bir firma, Silivri’deki yeni duruşma salonunun betonunu verdi.
Dosyada adı geçen başka bir şirket ise Şanlıurfa Şehir Hastanesi’nin düzenlediği ihaleyi aldı.
Soruşturma dosyaları bir yanda, kamu ihaleleri diğer yanda.
Bugünkü yazım
‘’Abdullah Öcalan’a İmralı Adası’nda bir ev inşa edildiğini söyledi. Önünde bahçesi olan, insani yaşam koşulları sunan, ev konforuna sahip bir yer…
Öcalan’ın burada normal hayatın akışına uygun şekilde yaşayabileceğini, ancak henüz bu eve geçmeyi kabul etmediğini anlattı.
‘Neden?’ diye sordum. Verdiği yanıt şu:‘Çünkü statü istiyor.’’
Bir düşünün…
On binlerce insanın hayatını kaybettiği PKK terör örgütünün elebaşı terörist için cezaevinde bahçeli, ev konforunda yeni bir yaşam alanı hazırlanıyor.Kabul etmiyor ‘’Statü’’ istiyormuş !
Daha önce Adalet Bakanı Akın Gürlek gazetecilere bu iddiayı yalanlamıştı.
Melih Gökçek, oğlu ve gelininin Almanya’da kurduğu şirketi haberden sonra öğrendiğini iddia ediyor.
Oğlu Ahmet, babasını yalanlıyor.
Ahmet Gökçek, “Şirket ödemeleri için babamdan yardım istedik. Bu şekilde şirketten haberdar oldu” diyor.
Gökçek, oğluna 1.265.000 dolar vermiş.
35 kişinin ölümüne yol açan pastane sahipleri serbest bırakılmış, maalesef hiç şaşırmadım. Ayıp olmasın diye kondukları cezaevindeyken bile, devlete milyonlarca liralık dondurma satıyorlardı.
Eğer öldürüldüyse MİT’in Asya Bölgesi başmüşavirini Afganistan dağlarından indirip hapiste öldürmek 11 gardiyanın boyunu aşan bir iş. Devamını görür müyüz bilmem. Ama kesin bir şey var. Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili şüpheler ortadayken 2012 yılında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı takipsizlik kararı verdi. Adalet Bakanlığı bugün yaptığı açıklamalarla o gün yürütülen soruşturmanın eksik yapıldığını da kabul etmiş oldu.
https://t.co/eGcrNbiiQF
Ayrıca komedyen Deniz Göktaş’a bu iki sanığa verilen cezadan daha fazla ceza isteniyor. Deniz Göktaş 35 kişiyi öldürmedi, şaka yaptı. Şaka yapmak 35 kişinin ölümüne neden olmaktan daha büyük bir suç mu?
876 yılla yargılanan isimlere 8 yıl ceza verilmesine diyecek söz yok!
İstinaf, 12 yaşındaki kız çocuğunu istismar eden Müftü İshak Yıldırım’ın cezasını onadı. 2 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına rağmen Diyanet’teki görevine devam eden İshak Yıldırım’ın memuriyetten atılması gerekiyor