Bu dönemde de sonuç alamazsak bundan sonraki nesiller de bizi hayırla yad etmeyecektir. Dolayısıyla bir seferberlik haliyle her birimizin inisiyatif alması, mücadeleye zamanını, emeğini, yüreğini vakfetmesi gerekmektedir.
#3sayılıcetveluyanıyor
Merkez denetim elemanları ve merkez kariyer uzmanları son birkaç yıla kadar özlük hakları konusunda mücadele etmek zorunda kalmadıkları için standart bir mücadele ve eylem planı yoktur ve olmayacaktır. Zira bizim böyle bir geleneğimiz ve kas hafızamız yoktur. Bu belirsizlik hali sebebiyle atacağımız her adım bazı arkadaşlarımız tarafından aşırı, başkaları tarafından yetersiz görülebilir. Mücadelemizin yumuşak karnı budur. Ancak bir ortak yol haritası belirleyip mücadeleye devam etme kararlılığımız olduğunu memnuniyetle görüyorum.
#3sayılıcetveluyanıyor
Liyakatla yetiştik, sınavlarla seçildik, yıllarca emek verdik.
Devletimiz için sorumlulukla görev yapmaya devam ediyoruz.
Talebimiz ayrıcalık değil, hak ettiğimiz özlük haklarının teslim edilmesidir.
#3sayılıcetveluyanıyor
Merkez kariyer meslek mensupları aynı cetvelde yer aldıkları meslektaşlarıyla birlik olmuşlardır.
Bu birlik sağlandıktan sonra hakkımızı alacağımıza dair inancım tamdır.
#3sayılıcetveluyanıyor
Son zamanlarda özlük haklarımızla ilgili olarak karar vericilerde bulunan duyarsızlık hali ve verilen sözlerin tutulmaması göz önünde bulundurulduğunda, 2025 yılı Aralık ayında derneğimizin öncülüğünde kurulmuş olan Merkez Kariyer Uzmanları ve Denetim Elemanları Platformunun tekrar bir araya gelmesi ve birlikte mücadele edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla tüm merkez kariyer uzmanları ve merkez denetim elemanları derneklerini 04.08.2026 Salı günü saat 14:30'da Sosyal Güvenlik Müfettişleri Derneğimizin merkezinde toplantıya davet ediyoruz.
#3sayılıcetveluyanıyor
Kariyer Uzmanları ile Denetim Elemanlarının ortak sesi ne kadar güçlü çıkarsa, taleplerimizin karşılık bulma ihtimali de o kadar artacaktır.
Birlikte hareket etmeye, ortak aklı büyütmeye ve haklı taleplerimizi güçlü bir iradeyle dile getirmeye devam edeceğiz.
Vergi Müfettişleri Derneği olarak, tüm kariyer uzmanları ve merkezi denetim elemanları derneklerini bu ortak mücadeleye katkı sunmaya davet ediyoruz.
Bize tarih vermeyin, haklarımızı verin. Müfettiş ve merkez kariyer uzmanların çalışma motivasyonları da, işlerine ve kurumlarına aidiyetleri de kalmamıştır. Bu haksızlık devletin en nitelikli çalışanlarına reva değildir.
Eylül'de gel!
Müfettişler ve merkez kariyer uzmanların maaş zammı için bu defa da Eylül ayının işaret edildiği iddia ediliyor. Biz bu filmi son 5 senedir defalarca izledik. Eylül ayında da Ocak ayı işaret edilecek, sonra Meclis kapanmadan yaparız denilecek. Bıçak kemiktedir. 20 senedir ertelenen hakkımız hemen şimdi teslim edilmelidir.
“Teraziyi Kim Tuttu?”
Güzel bir ülkede, kimsenin çok konuşmadığı ama herkesin sırtına yük bindiren bir meslek grubu vardı.
Onlar sayıları saymaz, sayılmayanları bulurdu.
Gece ışıklar kapandığında çalışır, gündüz herkes uyanıkken hesap verirdi.
Uzun zamandır bir beklentileri vardı:
Yaptıkları işin ağırlığıyla orantılı bir karşılık.
Ne fazlası, ne eksiği.
Sadece hak edilen.
Bu beklenti konuşulmaya başlandığında, iki farklı ses yükseldi.
Birincisi sakindi.
“Elbette herkes değerlidir,” diyordu,
“ama emeğin değeri, yapılan işin sorumluluğuyla ölçülür.
Eşitlik, herkese aynı vermek değil;
hak edene hakkını vermektir.”
Bu ses teraziyi tutuyordu.
Bir kefede liyakat,
diğer kefede adalet vardı.
İkinci ses ise daha gürdü.
Kalabalıkların arasından konuşuyor,
mikrofonu elinden bırakmıyordu.
“Durun!” diyordu,
“Birine fazla verirsek düzen bozulur.
Herkes aynı olmalı.
Fark oluşursa adalet zedelenir.”
Bu sözler,
normalde hakkı savunması beklenen bir yerden gelince
herkes bir an durup düşündü.
Çünkü garip bir mantık vardı ortada:
Çok çalışanla az çalışan arasındaki farkı yok etmek,
adalet sayılıyordu.
Kalabalıktan biri fısıldadı:
“Demek ki bu ülkede adalet,
kimsenin rahatsız olmamasıymış.
Rahatsız olanlar zaten yıllardır sayılmıyormuş.”
Hikâye burada biraz komikleşti.
Çünkü hak almak için kurulan yapı,
hak verilmemesi için( @_aliyalcin_ )gerekçe üretmeye başlamıştı.
Teraziyi tutan ses yeniden konuştu:
“Biz kimsenin önüne geçmek istemiyoruz.
Sadece görünmez olmaktan çıkmak istiyoruz.
Liyakat adaleti bozmaz;
liyakat yok sayılırsa adalet çoktan bozulmuştur.”
Mikrofonu tutan ses bir an sustu.
Ama kalabalık artık susmuyordu.
O günden sonra herkes şunu fark etti:
Bir ülkede adalet,
teraziyi kimin tuttuğundan çok,
kimin tartıldığıyla ilgilidir.
Ve bazen,
en çok yük taşıyanlar,
en hafif sayılanlardır.
Ve artık mesele terazinin bozulması değildi.
Mesele, bozuk olduğunu bilenlerin susmasıydı.
Adalet, herkes rahat etsin diye eğilmez.
Eğiliyorsa, orada artık adalet yoktur.
Teraziyi tutamayanlar,
onu devirmekten söz etmeye başladığında
en ağır yük yine
en çok taşıyanların omzuna biner...
@avabdullahguler@mehmedmus@MKalayci42@ifarukaksu