Bir şeyi ezbere bilen, o konuyu bildiğini sanır. Oysa onu açan, açıklayan ve hakikatini gösteren bir bilen vardır. Kişi de bunun farkındadır; ne var ki benliğinden geçemediği için bunu dile getiremez.
“Allâhümme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfeu.”
“Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden sana sığınırım.” (Hadis)
“Halîfe Beyin”in açığa çıktığı yeryüzünde “DÎN”in İKAME’si (Lâ ilâhe İllAllâh gerçeği ve SİSTEM realitesi’ni esas alan yaşam) için NEBÎ RESÛLLER işlevlidir!
Bunun için de SALÂT’ın İKAMESİ, “dîn”de farz kılınmıştır; “dîn’in direği’dir”!!!
İlk ulul’azm Resûl Hzİbrâhim as.dan beri bu kavram (nebî-resûl vb istidatlı) kişi bazlı bir mükellefiyet olarak var iken, ümmet bazlı ve cemaat (ikame ettirecek imam) şartlı mükellefiyet Mûsâ ümmetinde başlar!
Tüm insanlığa açılım rahmetli Ümmeti Muhammed’de “B”sırrı basîretli ve mi’râc maksatlı bir mükkellefiyet (ferd) olarak ufuk açar!
Ümmeti Muhammed’in hepsi ve her yerde birbirine imam olabilir…!
"LA İLAHE İLLA ALLAH" sözünün anlamını kavrayan imanlıdır ve KUL HAKKI YEMEZ!
KUL HAKKI YİYEN DE 100.000 DEFA BU CÜMLEYİ TEKRARLASA GENE DE CEHENNEMDEN ÇIKAMAZ. Kâbir âlemi, cehennem çukurlarından bir çukurdur!
“LA İLAHE İLLALLAH" a iman edip anlamını kavrayan, Allah Resulleri gibi, Din bilgisini insanlara karşılıksız verip, dini dünyalık çıkar konusu yapmaz!
“LA İLAHE İLLALLAH”a iman eden her an Allah ile muhatap olduğunun bilinciyle yaşar ve ona göre davranış ve eylem ortaya koyar!
Anlayalım ki, sözler HİSSEDİŞİ aksettirmiyorsa, lâf kalabalığından öteye geçmez!
AHMED HULÛSİ
❝Ehli İrfan'dan bir nasihat; İnsan iyileştirirken iyileşir, yardım ederken yardım görür, elini uzatırsa bir el uzanır, dua edip isterse, bir cevap gelir.❞
Kurân’a göre İsmi “ALLAH” olan, yalnızca ve sadece var olandır; O’nun gayrı olan, yanısıra var olan hiç bir şey yoktur! Çağdaş bilim de, bilebildiğimiz evrende, Quantum TEKİLLİK yanısıra hiç bir şeyin var olamayacağını dillendirmektedir.
“Adı” ALLAH OLAN, BU İSİMLE İŞARET EDİLEN, KENDİSİNDEN GAYRI OLMADIĞI İÇİNDİR Kİ,
HER ZERREDE TÜM VARLIĞIYLA MEVCUTTUR; çünkü varlığı bölünmez, parçalanmaz, cüzlere ayrılmaz varlıktır; sonsuz sınırsız ilimdir! Çağdaş bilim de derki, evren tümüyle HOLOGRAFİK EVRENDİR; varlığın tümünde var olan, evrendeki her zerrede de aynıyla mevcuttur!
BU YÜZDENDİR Kİ…
İSLÂM DİNİNİ VE KURÂNI DİLLENDİREN ALLAH RESÛLÜ MUHAMMED a.s., tanrıya tapınma anlayışındaki din anlatımlarının ötesinde, HAKİKATIN OLAN ALLAH ADIYLA İŞARET EDİLENİ KEŞFET VE TANI, TEMASINA DAYANAN BİR ANLAYIŞI İNSANLARA FARK ETTİRMEYE, BUNA İMAN ETTİRMEYE ÇALIŞMIŞTIR.
AHMED HULÛSİ
“BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM” i söyleyebilmek için ne gerek? Üzerinde düşünelim mi?
Öncelikle kişinin, “LA İLAHE İLLALLAH” diyebilmesi gerekir!
Hatırlayalım ki, doğruluğu tartışmasız olan bir hadiste şöyle vurgulanmaktadır bir gerçek:
“MEN KALE LA İLAHE İLLALLAH FEKAD DEHALE CENNE!” Anlamı, KİM ANLAMINI DÜŞÜNEREK VE BÖYLE OLDUĞUNU HİSSEDEREK YANI SIRA BİR İLAH OLMADAN SADECE ALLAH OLDUĞUNU BİLEREK YAŞARSA CENNETE DAHİL OLUR!
Kurân’da geçen ‘kul&kale’ ifadeleri, papağanın demesi gibi ezberleneni tekrar anlamına gelmez! “DÜŞÜN, ANLA, KAVRA VE TASDİK EDİP DİLLENDİR” anlamınadır ‘kul’ kelimesi.
Bunu açıkladıktan sonra gelelim konunun hassas yanına… “İHLÂS” Sûresine…
“İHLÂS” Sûresine İMAN etmemiş olanın İMANI YOKTUR!
KELİMEİ TEVHİDDE İFADE EDİLEN “illa ALLAH”ın açıklaması “İHLÂS” sûresidir. İSMİ “Allah” olanın tarifi tanımı bu Surededir ki, bu tanımı kavrayıp, tasdik etmemiş olanın “ALLAH” imanından söz edilemez!
Nasıl başlıyor “İhlâs” Sûresi.. ‘KUL” yani, düşün, anla, kavra, hisset ve sonra dillendir ki…
1. Allah “AHAD” dır;
2. Allah “SAMED”dir;
3. Doğurmamış, doğurulmamıştır!
Şimdi bu üç tanımı iyi irdeleyelim..
Her yöne veya boyuta sonu olmaksızın bir TEK ten sözeden AHAD!
Ne içine bir şey girmesinden ne de içinden bir şey çıkmasından söz edilemeyen “SOM TEKİLLİK” anlamında “SAMED”! (Samed’in bu açıklaması GAZALÎ’ye aittir.)
DOĞURMAMIŞ VE DOĞURULMAMIŞ metaforu O TEK’in kendinden ayrı bir şey meydana gelmediğini ve dahi onu da bir meydana getiren olmadığını vurgular!
İsmi “ALLAH” olanın tanımı böyle bildirildiğine göre…
GERÇEKTEN BU TANIMLAMAYA İMAN EDİYOR MUSUNUZ?
Eğer olay bu ise, yaşam ve yaşamınız nedir? Nelerin kavgasını yaparak yaşamınızı yangın yeri yapıyorsunuz?
Neyse, konuyu dağıtmayayım…
Bu gerçeğe iman ettiğinizi kabul ederek, ANCAK İHLÂS SURESİNE İMAN ETMİŞLERİN DİLLENDİREBİLECEĞİ “BESMELE” ye gelelim…
“B”, “İSMİ”, “ALLAH”…
“B” HARFİ bizim müşahedemize göre, İHLAS SURESİNİN İŞARET ETTİĞİ ANLAM VE HAKİKATE İŞARET EDEN ŞİFRE HARFTİR! “HAKİKATİM,ORİJİNİM İHLAS SURESİNİN VURGULADIĞI GERÇEKLİKTİR Kİ; ben yoktan varolmuş yok olan bir varlığım; sadece ALLAH var, anlamındadır.
Buna şehadet eden, içselliğinde ve dışsallığında “ALLAH” tan gayrı olmadığına şehadet eder ki, gene şehadet eden de “ŞEHİDALLAHU….” Âyetinde anlatılan haldir!
Kısaca anlatmak gerekirse, “besmeleyi” okuduğunda sen yokluğunu yaşarsın, dillendiren, yaratan Allah olur!
Yaşamı İHLAS olanın dili de besmele olur!
Galiba ipin ucu kaçtı!
Estağfirullah!
(NOT: önce kelimei tevhid bildirilmiştir, sonra İhlâs suresi, sonra da Besmele)
8.7.2026
DÜNYANDA MI YAŞIYORSUN,
DÜNYANDA MI YAŞATILIYORSUN ?
Yıllar önce kuantum beyin konusunu açıklamıştım.
Eskilerdekilerin “RUH” adıyla işaret ettikleri şeyin, ÖLÜMSÜZ KUANTUM BEYİN olduğunu belirtmiştim.
Sonrasında da gerçekte KUANTUM BEYNİNİN DÜNYASINDA YAŞAMAKTA OLDUĞUNU; ne var ki algıların yüzünden BEDEN BOYUTUNDA YAŞADIĞINI “KABULLENDİĞİNİ” açıklamıştım.
Sonrasında, beynin simülasyonunda yaşandığını izaha çalışanlar oluştu ve konu daha da yayıldı.
KUANTUM BEYİNİN “hardware” değil “software”den ibaret olduğunu; ayrıca MADDE BEYİN OLMADIĞINI; MADDE KABULÜNÜN KUANTUM BEYİNDEKİ PROGRAM SONUCU OLUŞAN ALGIDAN KAYNAKLANDIĞINI da yazmıştım.
Bu BİLİMSEL bilgilerin sonucunda ortaya çıkmıştır ki, “DİN” adı altında anlatılanların hepsi, açıkladığımız sisteme ait METAFORLARDIR, bildirildiği zamanki yaşam koşullarına GÖRE şekillenmiş olarak.
Şimdi gelelim bu anlattıklarımıza dayalı olarak “DÜNYALARIMIZI/âlemlerimizi” çözümlemeye…
Önceki mesajlarımızda açıklamıştık ki, HOLOGRAFİK SİSTEME GÖRE, KUANTUM POTENSİYELİN TÜM ÖZELLİKLERİNİ YAPISINDA BARINDIRAN KUANTUM BEYİN, HER AN, KENDİSİNE ULAŞAN DALGABOYU/DATA/BİLGİYE GÖRE, GEREĞİNİ YARATMAKTADIR!
Yani beyninde yaşadığın, hissettiğin, farkettiğin HER ŞEY, mekânsız olarak, BİLGİ ÇÖZÜMÜ OLARAK, BİLGİDEN İBARET ALANDA YENİ BİR HÂL (şe’n) olarak algılanmaktadır.
HER AN SİSTEM “OKU/İKRA” düzeni içinde gelişim göstermektedir!
Her şeyin HAKİKATI TEKLİK/VAHDET te nasıl “ilmiyle ilminde ilmini OKUDU” denerek tanımlanmışsa, kuantum beyinlerde de AYNI SİSTEM GEÇERLİDİR.
KUANTUM BEYİN VE KUANTUM BEYİNLER NİÇİN DEDİK…
Yapı orijini itibariyle TEK BİR (Vahid-Ehad) yapıdır, TEK BİR KUANTUM BEYİN VARDIR. Ne var ki, sonsuz özellikler ihtiva eden kuantum beyin (potansiyel) her an, her noktada kendisine yansıyan bilgilerin cevabını vermesi (yaratması) itibariyle, SONSUZ KUANTUM BEYİNLER (varlıklar) algısını oluşturmaktadır; beyinlere GÖRE! İşte bu yüzden de, sanki farklı kuantum beyinler varmış algısı oluşmaktadır kuantum beyinlerimizde! OYSA KUANTUM BEYİN TEK, KUANTUM BEYİNİN FARKLI BİLGİ TABANLARINA GÖRE YARATTIĞI KUANTUM BEYİNLER (bilinçler) “ÇOK”tur! “Çok” luk bilgiseldir; birimsel değil!
Şimdi gelelim kuantum beynimizin (RABBİMİZİN) YARATTIĞI dünyamıza…
Şunu kesinlikle farkedip hissetmeye çalışalım ki, HEPİMİZİN DÜNYASI/ÂLEMİ FARKLIDIR; HİÇ KİMSE BİR DİĞERİNİN DÜNYASINDAKİLERİ ANLAYAMAZ, ALGILAYAMAZ; çünkü herkesin değerlendirme yapan bilgi tabanı diğerinden farklı oluşmuştur.. Bilgi tabanındaki kabuller, değerler farklıdır!
Dışarıdan, kimden ne bilgi gelirse gelsin, siz o bilgiyi kendi veri tabanınıza göre çözümleyeceksiniz, yanınızdaki farlı şekilde çözümleyecektir.
YAŞAM, TEK KİŞİLİK OYUNDUR!
Siz, her an, VERİ TABANINIZA, KABULLERİNİZE, OLUŞMUŞ BİYOLOJİK DEDİĞİMİZ BİLGİ BİRİKİMİNE (hormonlarınıza) GÖRE anınızı yaşarken; dünyanız oluşurken; hâla sanırsınız ki dış dünyada yaşamaktasınız!
Üzüntüleriniz ve sevinçleriniz, yangınlarınız ve mutluluklarınız hep veri tabanınıza GÖRE, KUANTUM BEYNİNİZDEKİ POTANSİYELDEN (Rabbiniz) YARATILMAKTADIR!
BEYİNİNDEKİ SINIRSIZ POTANSİYELE, ŞARTLANMA VE KABULLERİNLE YÖNELİRSEN, SANA ONUN GETİRİSİNİ YAŞATIR; YORUMSUZ OLARAK, HAKKINDA HAYIRLISINI İSTERSEN, ONU YARATIR!
Sonuç, öyle veya böyle, her hâlukârda sonsuza dek, TEK KİŞİLİK OYUN İÇİNDESİN!
SANA BUNU YAŞATAN KUANTUM BEYİNİNİ FARKEDİP KAVRAYAMADAN, “BEN YAPTIM” algısıyla sürüyorsa hayatın, pişmanlık ve getirisi yangınlarla başın dertte demektir!
TEK KİŞİLİK DÜNYANDA, BUGÜN DE, YARIN DA, SONSUZA DEK TE YALNIZSIN; dünyandakileri VAR SANARAK! Oysa yangınlarını senden başkası söndüremez!
Bilgi vardır, ulaşır sana cenneti yaşattırır, bilgi vardır ulaşır sana cehennemî ateşi tutuşturur!
TESLİM OL RABBİNE, SELÂMET DİLE; ânın da da geleceğin de de sana selameti yaşatsın.
“BEN”lik iddiasını terkedip teslim olan SELÂMET BULDU.
31.3.2026
ÇOK BASİT ANLATAYIM HERKES İÇİN…
“ALLAH İSTEMEDİKÇE SİZ İSTEYEMEZSİNİZ!”
Yani, ‘Allah istediği içindir ki siz istersiniz’ !
BU Âyet bir realiteye işaret ediyorsa; Allah neye göre ister?
Bu ayette kullanılan “ALLAH” ismi, kuantum beyninizdeki tüm özelliklere atıf yapar. Yani, her şeyi yaratacak sınırsız potansiyele (esma özelliklerine) işaret eder.
Öyle ise, “ALLAH’IN İSTEMESİ” neye bağlıdır?
Herkeste, her birimde geçerli olan bu sistem neye GÖRE ÇALIŞMAKTADIR?
“ALLAH”ın, sınırsız potansiyelindeki BİR ÖZELLİĞİ, DUANA İCABET için kullanmayı İSTEMESİ NEYE BAĞLIDIR?
KONUNUN PÜF NOKTASI, O ANA KADAR BİLGİ TABANINA GİRMİŞ OLAN BİLGİLERDİR.
Beyin, Her an, bilgi tabanına ulaşmış bilgileri analiz ve sentez yaparak, an içinde bunun sonucunu yaratır. Bu sonuc bir sonraki an için fıtrî DUANDIR!
YA İÇİNDEN GELEN DUAN? O da gene o ana kadar veri tabanına girmiş bilgilere göre, “ALLAH”ın sende yarattığı İSTEKTİR. Bu durum ALLAH’ın İSTEMESİ olarak anlatılmıştır.
Yani bilgi tabanına hangi bilgiler sürekli giriyorsa, ona göre isteğin oluşur; ki bu durum da Allah’ın istemesiyle bağdaştırılır.
Muhatap olduğun giren bilgiler beşeriyetinle ilgiliyse, otomatikman DUAN, İSTEKLERİN DE O YOLDA OLUŞUR.. Aynı şekilde, veri tabanındaki bilgiler hakikatını hissedip yaşamaya yönlendiriyorsa, DUAN ve isteğin de o olur ki, bu isteği sende açığa çıkaran da ALLAH OLUR!
KİMLERLE OTURUP KALKARSAN, ONLARDAN GELEN BİLGİ, VERİ TABANINI DOLDURUR; İSTEĞİN/DUAN ONLAR GİBİ OLMAK ŞEKLİNDE GERÇEKLEŞİR.
Daima, gelen bilgi yaratıcı potansiyele ulaşır; ona göre de, sonraki aşamanın isteği meydana gelerek, ‘şöyle istiyorum’ dersin. Böylece, ona göre Allah istetmiş, sen de istemiş olursun!
İbni Arabi’nin, “Allah mecburdur” demesinin arkasındaki sistem de bu açıklama çalıştığım döngüdür!
GİREN BİLGİ, SONUCUNUN YARATILMASINI MECBUR KILAR!
Müşahedemiz budur!
29.6.2026
DUA NİÇİN YAŞAMDAKİ EN ÖNEMLİ ŞEY?
“DUA VE ZİKİR” isimli kitabımızda bu konuya biraz değinmiştim. Burada o konuya önemli bir açıklama yapmak istiyorum.
DİNDE, “RAB” ismiyle işaret edilenin, holografik sistem sonucu, kuantum potansiyelin tüm özelliklerini barındıran KUANTUM BEYİN olduğunu önceki mesajlarımda yazmıştım.
Metaforik DİNSEL anlatımda, beyindeki bu potansiyeldeki özelliklere de “ALLAH ESMÂSI” denildiğine işaret etmiştim.
Dolayısıyla, her insan denilen beyinde bu özellikler tümüyle potansiyel olarak vardır.
“ALLAHA İMAN” denildiğinde, ÖTEDEKİ VEYA İÇİNDEKİ BİR VARLIKTAN DEĞİL; varlığının TÜMÜYLE kendisi olan KUANTUM BEYİN dediğimiz “POTANSİYELİNE İMAN”dan söz edilmektedir!
Sonsuz sınırsız özellikleri barındıran KUANTUM BEYİN/RABBIN, her an, kendisine ulaşan bilgilere GÖRE, O bilgilerin gereğine/icabına/farkındalıklı ya da farkındalıksız DUANA GÖRE, bir an sonranı YARATMAKTADIR!
İşte konunun en incelikli alanı burasıdır…
Oluşmuş bilgi tabanına GÖRE, sonsuz özellikler barındıran kuantum beyinin, AN içinde tüm verileri analiz edip, sonraki ANINI yaratır!
Bu hususa Resulullah, “TAKUNYANIZIN TASMASI DAHİ KOPSA ONUN İÇİN DUA EDİN” diyerek konunun önemine müthiş bir dikkat çekmiştir!
Çünkü yaşadığın her an, önceki andaki farkındalığın kadarıyla yönelişinin/DUANIN sonucu olarak açığa çıkacaktır!
“İLİM ÇİN’DE BİLE OLSA GİDİP ALIN” işareti Resûlullah’ın, her anki açığa çıkışının, İLMİNE GÖRE DUANA dayalı olarak meydana gelmekte olduğu esasına dayanır.
“RABBİM İLMİMİ ARTTIR” âyetiyle işaret edilen de; DUAN İLMİNE GÖRE/KADARDIR, SİSTEMİNE dayalı olan uyarıdır!
Eğer buraya kadar yazdıklarımla muradımı anlatabilmişsem…
ÖNCELİKLE GEREKLİ OLAN, ister RABBIM diye anla ister sonsuz potansiyelli olan KUANTUM BEYNİN diye anla; bu anladığına İMAN ETMEKTİR!
İMAN ETMEKTİR, çünkü akılla bu sistemi zihninde bir tür somutlaştırman mümkün değildir; ancak İMAN EDİLESİ bir konudur. BU YÜZDENDİR Kİ, DİN, AKIL DEĞİL, İMAN ESASINA DAYALI OLARAK ANLATIMIŞ VE ANLATIMLAR METAFOR ÜZERİNE GELİŞMİŞTİR!
İşte eğer sende böyle bir İMAN HALİ/İLMİ açığa çıkıyorsa, bu farkındalıkla ihtiyaç duyduğun her konuda, anında DUA EDERSİN! DUAN OLMAYAN HER ANIN DA İSRAFTIR, BİR BİLEBİLSEN!
YAŞAMIN, FARKINDALIKLI VEYA FARKINDALIKSIZ DUALARINA RABBININ İCABETİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR; BİR BİLEBİLSEN!
SELÂMETİN DUANDADIR,
RABBİM, ENTES SELÂM VE MİNKES SELÂM, TEBAREKTE YA ZÜL CELÂLİ VEL İKRAM !
26.6.2026
KURÂN “BEYİN” demiyor ama…
Biz tutturmuşuz, BEYİN DE BEYİN, diyoruz!
Eleştiriyorlar bu yüzden.
“HALA AKLINIZI KULLANMAYACAK MISINIZ” derken Kurân, akıl kelimesiyle “BEYİN”e işaret etmiyor da başka bir organdan mı sözediyor?
Yaşamınıza yön veren her düşünce ve davranışınız “BEYİNinizden başka bir organdan mı açığa çıkıyor?
Kesin olarak bilin ki, KENDİNİ TANI cümlesindeki KENDİN, BEYNİNDİR!
“BEN” sözüyle aklından geçen HER ŞEY BEYNİNİN YARATISIDIR! ÇÜNKÜ BEYNİN BARINDIRDIĞI ÖZELLİKLER İTİBARİYLE RABBİN OLARAK BİLDİĞİN ALLAH ESMASINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR!
BEYİN YARATIYOR DEDİĞİMİZ ZAMAN, BU RABBİN YARATIYOR CÜMLESİYLE AYNI ŞEYİ ANLATIR.
Ne var ki, beyin kelimesini İLİM boyutundan değil, GÖZ sınırlarında değerlendirenler BEYİNİN HAKİKATİNİ KAVRAYAMAZLAR!
“BANA HER ŞEYİN HAKİKATİNİ GÖSTER” duasına devam eden Resûlullah, yaşamdakileri göz boyutundan değil, ilim boyutundan değerlendirmeyi taleb etmiştir.
KUANTUM BEYİN, dedik; gözün algılama sınırlarına GÖRE tanımlamalarının ötesine geçirebilmek için. Maddenin yalnızca göz sınırlamasından kaynaklanan ALGI olup, GERÇEKTE 2D DALGABOYU EVRENDE VAR OLAN BEYİNİN DE BİR DALGABOYU/BİLGİ KOMPOZİSYONU OLDUĞUNU ANLATMAK İÇİN KUANTUM BEYİN TANIMINI KULLANDIK!
Yaşam, her an yeni bir şan alan bilgi kompozisyonundan ibarettir beyin için!
Bilinen BEYİNİN ORİJİNİ OLAN KUANTUM BEYİN, HER AN KENDİNE ULAŞAN BİLGİLERE GÖRE (ister evrenden ister zerrenden) yeni şanını yaratır!
“O HER AN YENİ ŞANDADIR” âyeti ötendeki tanrıdan değil, her an yeni şanda/kompozisyonda olan KUANTUM BEYNİNİN POZİSYONUNDAN sözeder.
Kurân’ ın, geldiği günün sosyal şartlarına göre olan önerilerini bir yana koyarsak, ana işlevi İNSANA HAKİKATİNİ/ORİJİNİNİ HATIRLATMAKTIR!
Bu hatırlamanın sonucu ise “Kaldır kendini aradan, ortaya çıksın Yaradan” işaretine çıkar!
İşte İHLÂS SURESİ de bunu anlatır ki, o yüzden Kurân’ın üçte biri olarak tanımlanmıştır.
İHLÂS SÛRESİ SENİN HAKİKATİNİ SANA FARK ETTİRMEK, KENDİNİ TANIMAN İÇİN BİLDİRİLMİŞTİR!
İster, her an kendine ulaşana/duaya göre yeni bir şan alan, yanısıra “BEN”inin olmayışına bilimsellik açısından bak; ister de, “KUL (anla ve de ki) HU VALLAHU AHAD, ALLAH US SAMED, LEM YELİD VE LEM YULED” de; ulaşacağın son nokta, YALNIZCA VAR OLAN TEK’dir ki, ONDAN GAYRI HİÇ BİR ŞEY YOKTUR!
Gerisi, HER AN YENİ BİR ŞAN DA OLAN TEK’TİR!
HER AN HER NOKTADA ALGILAYAN, ALGILANAN, KENDİNİ SEYREDEN TEK’TİR Kİ; SEN DE O SEYR İÇİNDE SEYRETTİĞİSİN!
İSTEYEBİLİYORSAN, İSTE KENDİNİ TANIMAYI, DUAN OLSUN!
BU BÖYLECEDİR Kİ, SENDEN AÇIĞA ÇIKAN HER ŞEY DUAN OLARAK KUANTUM BEYNİNE/ RABBİNE ULAŞIR VE O DA İCABET EDİP GETİRİSİNİ YAŞATIR.
Rabbim niye vermiyor deme, duan olan düşünce ve davranışlarına bak! GÜNÜN NE KADARINDA BEYNİNDE NELER VAR, NE KADARINA RABBİN
TANIMAYLA MEŞGUL!
“RABBİNE FİRAR ET” uyarısını iyi düşün!
28.6.2026