@yunus_arinci Kardeş siz hangi hakla fonlarda adı geçen aracı kurumların, müşterilerinin hisse senedi hesabında bulunan paralarının kendi banka hesaplarına yollanmasına müdahale edersiniz? Milletin parasına mı göz diktiniz? İnsanlar EFT talimatı veriyor haddiniz aşacak şekilde engelliyorsunuz.
SPK, A1 Capital, Bulls ve Pardus'un, tasfiye sürecindeki fonlarını kendilerinin tasfiye etmesine karar verdi.
Bulls, A1 Capital ve Pardus fon krizi patlak verdiği andan itibaren müşterilerine ödeme yapabileceklerini açıklamıştı.
TAKASBANK, ARACI KURUMLARI NEDEN TEMERRÜT RİSKİNE SÜRÜKLÜYOR?
Türkiye'nin günlerdir yaşadığı fon ve borsa krizine artık yalnızca "fonlarda ne oldu?" sorusuyla bakmak yetmiyor. Çünkü eldeki zaman çizelgesi böyle bir ihtimalin bütün yönleriyle soruşturulmasını gerektiriyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Akın Gürlek'in başsavcılığı dönemi olan 26 Şubat 2025'te SPK'ya gönderdiği müzekkereyle Muhammet Yarız ve bağlantılı sermaye piyasası işlemlerinin ayrıntılı biçimde incelenmesini istemişti. Başsavcılık, bazı işlemler bakımından raporların diğer incelemeler tamamlanmadan ivedilikle gönderilmesini talep etmişti.
Aradan yaklaşık 19 ay geçti. Bugün ise yedi portföy yönetim şirketinin 131 fonu tasfiye sürecine sokulmuş durumda. SPK, yedi portföy şirketinin fonlarının tasfiyesi için Ziraat Bankası ve İş Bankası'nı görevlendirdi.
Ve tam burada TAKASBANK düğümü ortaya çıkıyor.
Bulls Portföy Yönetimi A.Ş.'nin müşterilerine yapılması gereken ödemeleri karşılayabilecek seviyede likiditesi bulunmasına rağmen, TAKASBANK nezdindeki işlemler nedeniyle bu ödemelerin gerçekleştirilmesinde sorun yaşandı.
Daha da önemlisi, Bulls Portföy'ün elindeki BIST 30 hisselerinin gerektiğinde 24 saat içerisinde nakde çevrilerek müşteri yükümlülüklerini karşılayabilecek olmasına rağmen TAKASBANK tarafından ödeme mekanizmasının çalıştırılamaması, ister istemez akıllara, "Likiditesi bulunan bir aracı kurumun müşterisine ödeme yapmasının önündeki engel tam olarak nedir ve TAKASBANK'ın bu engelinin hukuki dayanağı nedir?" sorusunu getiriyor.
TAKASBANK'ın hangi karar, talimat veya hukuki işlem kapsamında Bulls'un müşteri ödemelerini fiilen sınırlandırdığı açıklığa kavuşturulmalı. Çünkü bir aracı kurumun elinde ödeme yapabilecek nakit veya kısa sürede nakde çevrilebilecek likit varlık bulunmasına rağmen ödeme kanalının kullanılamaması, kurumun kendi iradesi dışında temerrüt riskiyle karşı karşıya kalması sonucunu doğurabilir.
Daha önemli olan ise bunun yaratacağı algıdır. Bulls'un ödeme gücü bulunduğu halde ödeme yapamaması, kamuoyunda kurumun müşterilerine karşı yükümlülüklerini yerine getiremediği izlenimi oluşturabilir. Oysa burada birbirinden tamamen farklı iki durum vardır. Ödeme gücünün bulunmaması ile ödeme mekanizmasının kullanılamaması.
Bulls'un likiditesi yeterliyken müşteri ödemelerinin engellenmesi, ardından kurumun temerrüt riskiyle karşı karşıya bırakılması ve bunun sonucunda zararın aracı kurumdan yatırımcıya taşınması planlanmış veya öngörülmüş olabilir mi?
Çünkü burada mesele yalnızca bir fonun tasfiyesi değildir. Fon - Bulls - Takasbank - müşteri hattında likiditenin nerede ve hangi gerekçeyle bloke edildiği sorusudur.
Tam da bu nedenle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025 yılında başlattığı sürece yeniden bakmak gerekiyor.
Acaba Başsavcılık, sermaye piyasasındaki bu yapının henüz sistemik bir krize dönüşmeden önce daha büyük bir finansal operasyonun işaretlerini mi gördü? Eğer bugün Bulls örneğinde ortaya çıkan mekanizma daha geniş bir zincirin parçası olsaydı, aracı kurumların temerrüde sürüklenmesi yalnızca özel şirketlerin değil, yatırımcıların ve nihayet kamu kaynaklarının da karşı karşıya kalacağı bir maliyet yaratabilirdi.
Bu nedenle cevaplanması gereken soru yalnızca "fonlarda ne oldu?" değildir.
Asıl soru, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu sürece müdahale etmeseydi ne olacaktı? Takasbank üzerinden aracı kurumların temerrüt riskine sürüklenmesi, bunun yatırımcı zararlarını büyütmesi ve nihayetinde kamuya milyarlarca liralık bir maliyet doğurması üzerinden Türkiye ekonomisini hedef alan daha büyük bir finansal operasyon mu söz konusuydu?" olmalı.
Takasbank herhangi bir savcılık veya SPK kararı olmaksızın aracı kurumların müşteri nakit çekim taleplerini uygulamasını fiilen durdurmaktadır. Takasbank,aracı kurumların müşterilerine ödeme yapmasına engel olmaktadır ve bazı aracı kurumların temerrüde düşmesine yol açmaktadır.
SON DAKİKA!
Adalet Bakanlığından 81 ildeki Cumhuriyet Başsavcılıklarına talimat:
Çocukları ve gençleri cinsiyetsizleştirmeye teşvik ettiği değerlendirilen faaliyetlerin arkasındaki amaç ve kullanılan yöntemlerin araştırılması, çeşitli suçlarla bağlantı tespit edilmesi hâlinde ise derhal adli işlem başlatılması istendi.
Sen ezik misin?
Senin tapu dediğin ve özgürün yayınladığı görseller tapu senedi değil. Kendilerinin oluşturmuş oldukları ve sağ üst köşelerinde örnektir yazılı kâğıt parçaları.Böyle somut belge olabilir mi?Sana da yapalım 100 ev yazalım, aklın gider.
https://t.co/EwA6FWChMA
Mesela diyelimki sen 5 sene önce üniversiteden mezun oldun, ancak o tarihte diplomanı almadın bugün gidip aldın ya da diplomanı kaybettin bugün gittin yenisini çıkarttın, heh işte o zaman 5 sene önce dekan ve Prof. olmayan kişi bugün olduğu için o imzalıyor.Sende çözemiyorsun.
Başak Kaya:
“Fahrettin Altun’un paylaştığı Tayyip Erdoğan’ın diploması 1981 yılı şubat ayının tarihini taşıyor ve altında ‘Dekan Prof. Ömer Faruk Batırel’ imzası var.
Batırel 1982’de profesör oluyor ve 1981’de dekan da değil.
Eski YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan da katıldığı bir yayında ‘Ben de diplomayı sordum, çıkmadı’ diyor.”
Yani şu konuyu bir kişi netleştiremiyor mu? Yıllardır aynı şey … Bu kadar belge öne sürülüyor… İsteseniz her yere ulaşabiliyorsunuz…