Trollerin hakkı yeniyor bence. Habire sövüyoruz, aşağılıyoruz hatta bazen sövmeye de gerek duymuyoruz, sadece ‘trol’ demek yetiyor, kulakta büyük bir küfür gibi tınlıyor ama yanlış. İnanılmaz bir yeteneğe sahipler aslında. Tabii bahsettiğim vatsapta çeteleştikleri gruplara gelen talimatları kopyalayıp tivitıra yapıştıran, aynı cümleyi 100 farklı hesaptan aynı anda paylaşan ekip değil. Onlar çok terliksi, bahse lüzum yok. Benim saygımı kazanan direkt elden para alan, mavi tik sahibi ağır toplar.
Mesela ‘bunu da asla savunamazlar artık’ dediğim her şeyi savundular. Bir gün önce bağıra bağıra övdükleri konuları, ertesi gün inanılmaz manevralarla itin götüne soktular. Muhakkak şahit olmuşsunuzdur. Kolay mı? Siz yapabilir misiniz? Mümkün değil. Tek tek örnek verip uzatmayacağım, illa birkaçına denk gelmiş, hayretler içinde kalmışsınızdır zaten. Ancak bugün karşılaştığım iki olay beni baya baya hayran bıraktırdı kendilerine. Anlatmazsam olmaz.
İlki gündem temizlikçisi bir trolden geldi. Ne zaman büyük bir pot kırılsa ya da gaf yapılsa ellerinde ıslak mendillerle koşup geliyorlar ya X’e, o tayfadan. Hani üzerinden henüz bir gün geçmiş konulara ‘geçmişte kaldı’ deyip, sizin 100 sene öncenizi sorgulayanlar. Hah o işte. Genç, başörtülü bir hanımefendi sığınmacıları eleştiren bir yazı yazmış. Mahallesinin sığınmacılarla dolduğundan yakınmış. İşten eve dönerken ne kadar tedirgin olduğundan bahsedip, ‘onlar müslüman kardeşlerimiz’ savunması yapanlara ‘bunun dinle ne alakası var!?’ sorusunu sormuş. Çok merak ettim tabii, sanırım bu durumu da savunamazlar artık dedim. Cevap- ‘Ben de sizin semtinizde oturuyorum, ben de işimden geç dönüyorum ve evet ben de tedirgin oluyorum. Ne zaman karanlık bir yerden geçsem dua ediyorum, ettikçe rahatlıyorum.’ diye başlıyor, sonra bu durumun zamanla unuttuğu duaları ona tekrar hatırlattığıyla, daha çok dua ettiğiyle ve bunun ona manen huzur verdiğiyle devam ediyor. Ayakta alkışladım. Kembiriçlerde, Oksfortlarda parlatacağı aklını nerelerde heba ediyor dedim buruldum.
İkincisi gündemden ziyade direkt kişiyi savunmak üzerine piyasaya salınanlardan geldi. Hani şu parayı kim verirse onun şahsi askeri olanlardan. Geçtiğimiz gün Kızılay eski başkanı Kınık beyefendinin kızı trafik kazası yapıyor ve maalesef motorsikletli bir gencin ölümüne sebep oluyor. Duymuşsunuzdur. Tutukluluk, yargı şu bu tartışılırken bu kişisel trollerden biri devreye giriyor. Konuyla ilgili, görsellerle desteklediği uzuuuun bir yazı yazıyor. Yok artık! Bunu nasıl savunur!? mu dediniz? Hahh, sizi gidi şapşallar. Elbette savunur. Ne yapmış biliyor musunuz? Ölen gencin bindiği motorun fotoğraflarını paylaşmış. Birinde genç motorun önünü kaldırıyor. Birinde sürat yaparken çekilmiş gibi bir kare… Alenen yazmıyor ama resmen ‘bu motorcu zaten serseridir, bakın motorun önünü falan kaldırıyormuş’ falan demek istiyor. Durun! Hemen ‘YUH’ demeyin! Paylaştığı fotoğraftaki motor sürücüsü ölen çocuk da değil… Başkası. Evet şimdi yuh diyebilirsiniz. Stephen King’in bin sayfada veremediğini 4 satır yazıyla beynime işledi adam. Ben bu soğuk kanlılığa, bu duygusuzluğa, bu acımasızlığa şapka çıkartırım hocam. Bundan sonra yok öyle trol deyip geçmek. Haklarını teslim edeceksiniz. Bi de bana ‘çok uzun yasıyorsun moruuuk’ diyorsunuz. Bunlar uzun okumaz diye yazıyorum. Çok rahat ediyorum. Ben kara para programı yapıp kaçırılan vergileri gündem yaptığım gün bana vergi kaçırıyorsun yazdılar olm bunlar 🥶 Deli miyim ben kısa yazayım?
Sizin mesela var mı ‘yok artık bu virajı da alamazlar’ dediğiniz ama aldıkları konular? En fantastiğini yazın yoruma. Buraya kadar okuduysanız tabii. Yazın da topluca şok olalım.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk; Gençler, cesaretimizi takviye ve idâme eden sizsiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık meziyetlerinin, vatan muhabbetinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsâli olacaksınız.” sözünün her gün daha da iyi anlaşıldığı günlerden geçiyoruz.
Özellikle son günlerde, Türkiye Cumhuriyetininin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün manevi şahsiyetini Anıtkabir’i ziyaret ederek kurucu başbuğa şükranlarını gösteren ve dua eden tesettürlü genç kızlarımıza bu kızlarımızı kendilerinin kölesi zanneden zihniyet tarafından saldırıldığını görüyoruz..
Kızlarımız arasında Tesettürlü, tesettürsüz ayrımı yapmayız. Hepsi evlatlarımızdır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bizlere aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür yaşayabileceğimiz bir vatan bırakmak için ömürlerini verdiler. Nicesi bu ülkü uğruna şehit düştü. Bizde siyaseti onlardan aldığımız bu emaneti bu pırıl pırıl gençlere en azından aldığımız gibi devretmek için yapıyoruz.
Türk kızları, Hepinizi cesur duruşunuzdan, bu zavallı milliyetsiz, vatansız cibilliyetsizlere taviz vermemenizden ötürü tebrik ediyorum. Sizleri Zafer Partisi’ne davet ediyorum. @zaferpartisi
Bir gün başka bir ülkenin askerleri evinizi bombalıyor ve gidecek hiç bir yeriniz yok.
Elinizi vicdanınıza koyun ve bu çocuğun çığlığını dinleyin.
Bu videodan sonra Netenyahu’yu alkışlayan Amerika Temsilciler Meclisinin önüne gidip lanet okuyasım var.
- Ama oğlu Kuran-ı Kerimleri toplattı.
Evet toplandı. Çünkü yabancılar tarafından değiştirildiği devlet tarafından fark edilince ne kadar Kuran-ı Kerim varsa hepsi toplatıldı. Düzeltildi. Mühür vuruldu ve tekrar iade edildi. O dönemki Kuran-ı Kerimlerde hala mühür vardır.
- Ama oğlu İskilipli Hoca gibi hocaları, şapka takmadığı için astı.
Evet asıldı. Ama şapka yüzünden değil. Hoca olduğu için hiç değil. Osmanlı zamanında da 31 Mart'a karıştığı için askeri mahkeme tarafından yargılanan, 'Kudurmuş haydutlar' dediği Kuvayi Milliyecilere karşı Yunanlıları tutmasına hatta bildirileri Yunan uçaklarıyla Anadolu'ya atılmasına rağmen affedildi. Ama ne zaamanki çeşitli şehirlerde çıkan isyanlar sonucunda, hükümet konakları basılıp görevliler öldürülünce ve bu olaylarda onun da etkisi olduğu anlaşılınca idam edildi. O dönem yargılanan Tahirül Mevlevi, Hafız Osman, Ömer Rıza gibi hocalar beraat etti, 'hoca' oldukları halde!
- Ama oğlu camileri ahır yaptı.
Evet camiler ahır da oldu. Sinan Meydan, İtalyan arşiv belgelerinde Yunan ordularının camileri tahrip ederek, Kuran-ı Kerimin ayaklar altında çiğnenmesi gibi maddi-manevi baskılar yapıldığını, Milli Mücadele sonrasında Atatürk'ün emriyle yakılan, yıkılan camiler konusunda bir rapor hazırlandığını ve 1 yıl içinde 126 cami ve mescidin onarıldığını, Atatürk'ün Eskişehir Mihalıççık Camii için cebinden 5000 lira vererek yeniden yaptırdığını, İnönü'nün Ankara Bükteş Sokak' ta bir caminin yapımı için 2500 lira bağışladığını, 1924-1935 arasında yüzlerce tarihi camiyi tamir ettirdiğini yazar.
Yalanlar, yalanlar, yalanlar...
İnsanları böyle kandırdınız. Atatürk düşmanlığı henüz Atatürk'ün sağlığında başlamadı mı zaten?! Ölmesi de etkilemedi.
İşin tuhafı mesela çoğu içkiye bağlı nedenlerden ölen Osmanlı padişahları umrunuzda olmadı. Abdülhamit'in torunu 'Dedem rom içmeyi severdi.' demesine rağmen o 'cennetmekan' oldu, ama Atatürk'ün rakısı battı... Alfabe Osmanlı'da 70 yıl tartışıldı ama
70 yılı konuşmayıp bir gecede değişti yalanını yaydınız ve size inanan safi koyunları bu yalanlarınıza inandırdınız!
Abdülhamit döneminde Türkiye'nin iki katı olan, 1 milyon 592 bin 806 kilometre karelik toprak kaybedilmesine rağmen, bunu hiç sorgulamadınız. Ama Londra ve Uşi anlaşmalarıyla çoktan kaybedilen 12 Adaları,bu adalar 26 ada olarak da söyleniyor .. yıllarca Lozan'da kaybettik yalanını yüzünüz hiç kızarmadan söylediniz. Üstüne atılan birçok iftiraya gözünüz kapalı inandınız. En çok da din üzerinden vurmaya çalıştınız, bağımsız bir ülke hediye etmese dini sanki çok yaşayabilecekmişsiniz gibi...
BİZ OĞLUNUZU ÇOK SEVDİK,
Ve öyle bir evlat yetiştirdiğiniz için, bu yıl 'da' saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz sizi..., Zübeyde Annemizi.
Vargas'ı getir, vatandaşlık ver, voleybola o kadar yatırım yapıp sınıf atlattır başarının meyvelerini "Mustafa Kemal'in kızları" sloganıyla üstüne çökerek yesinler.
Yok öyle yağma ...
Bir ülkenin gücü, vatandaşları arasındaki dayanışma duygusunun derecesi ile ölçülür. Vatandaşlar arasındaki dayanışma duygusunu zayıflatan, ayırımcılığı körükleyen, ülkenin bir kesimini ötekileştiren birisi ülkeyi dışarıya karşı zayıflatan bir cibiliyetsizdir.