“Makamlar geçer, kameralar kapanır, kalabalıklar dağılır; fakat evladının fotoğrafını elinde taşıyarak adalet arayan bir babanın hesabı kapanmaz.
Hakikat ortaya çıkana kadar bu fotoğraf, vicdanların önünde duran bir iddianamedir.”
Bunu çok sahici bir yerden söylüyor ve diliyorum:
Bugün Ekrem İmamoğlu'nun yanında durmayan, hainlerin yanında konumlanan kim varsa o da haindir. O da namussuzdur!
Bu adamı yalnız bırakmaya cüret edenler, evlatlarının suratına vicdan rahatlığıyla bakamasın. Dilerim, allah sizi en sevdiğiniz yerden sınasın.
Bu zulmün karşısında durmak, boynumuzun borcudur. Bu zulmün karşısında boyun eğmemek, bu ülkede yetişen milyonlarca çocuğa karşı sorumluluğumuzdur. Herkes elini taşın altına koysun. Bir an evvel!
Evet gerçek. Yunus Emre. Şol Cennetin Irmakları Akar Allah Deyu Deyu diyor. Adnan Saygun oratoryo versiyonu olması sizi rahatsız eden. O da normal zaten
“Tarihi cımbızlamanın hafifliği”
DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat yazdı: Tarihi cımbızlamanın hafifliği.
📄 Bu bildirgenin ortaya çıkışı, üzülerek söylemek gerekir ki talihsiz bir örnek olmuştur.
⚖️ Kürt özgürlük hareketi, yarım asrı aşkın tarihi boyunca aynı zamanda bir Alevi hareketi olmuştur.
🤝 Kürt halkının demokratik haklarının tanınması Alevilerin kaybı değildir.
https://t.co/eeeuo9AK3m
#ÖZELHABER I Girne Limanı'nda umutlu bir haber bekleyen baba: Oğlum hastanede mi suyun altında mı?
Girne Limanı’nda umutla bekleyen bir babanın sözlerini yazdım bugün. O baba, iki gündür oğlundan gelecek tek bir habere tutunuyor. Ne hastanede, ne denizin altında, ne de başka bir yerde olduğunu biliyor. Elinde telefon, gözleri limanda… Bekliyor.
Söylediği cümle ise her şeyi anlatıyor:
“Kimse de bize bir şey söylemiyor. Kimse bilmiyor oğlum nerede? Hastanede mi? Suyun altında mı bilmiyorum. Canım yanıyor. Yüreğim yanıyor. Ben oğlumu istiyorum.”
Buna literatürde “Chameleon Journalism” diyoruz, yani Bukalemun Gazeteciliği: “Gazetecinin kamusal veya editoryal pozisyonunu, çalıştığı medya kuruluşunun hâkim çizgisine uyarlaması.”
Bulunduğu kabın şeklini almak anlamında “Sıvısal Gazetecilik/Fluid Journalism” de diyebiliriz.
Madenciler kalacak yer bulamadılar. Mamak Belediyesi’nin spor salonunda turnuvalar olduğu için artık kalamıyorlar. Tamamı sünni ve şafi geleneğinden gelen madencilere bir tek Dikmen Hacıbektaş Cemevi kapılarını açtı, 2. kezdir. Sağolsunlar, baştacılar!
Korkakları herkes görüyor!
Arkadaşlarım, resmen 132 kişi üye oldu! Hatta ben bu tweeti atarken 3 kişinin üyelik bildirimi daha geldi. Yağıyoor, yağııyoooor!
Bu 135 kişi ile Beylikdüzü İlçe Başkanlığı'na aday olayım mı? Ekibim de hazır. Nasıl olsa delege ağalığı bitti, isteyen istediğini seçer, belki biz de bir gün seçtiğimiz gibi seçilen oluruz🤍
Şaka şaka, vallahi şaka. Kalbine inmesin şimdi başkanımın🙂
🔗 linke tıklayıp üye olabilirsiniz, devam, durmak yok. https://t.co/XlPm4YEkdX
Bir belediye başkanı çocuğunun eğitimi gerekçesiyle başka şehirde yaşamak yerine, belediye başkanlığı yaptığı şehri kendi çocuğu dahil tüm çocukların sağlıklı bir birey olarak yetişebileceği hale getirmeye çalışmalı.
Ne oldu, bakıyorum da İzmir'de grev olunca "Tunceli çetesii", "Kürtleerrr", "Cemil başkanımm işçi o kadar alır mı şunlara bi şey söyle" gibisinden ağlayanlar, Cemil Tugay'ın AKP'ye geçeceği söylentileri üzerine hemen küfretmeye başlamış...
O grev günlerinde bazı 'muhalif' kişilerin yazdıklarını söylediklerini asla unutamıyorum sanki İzmir'i yıllardır b*k götürmüyormuş da işçiler greve çıkınca her şey bozulmuş gibi.
Dün 🇧🇷Brezilya Şampiyonluğu için seremoni provası yapılmış:
Esra Gümüş Kırıcı: "Dünkü maçtan sonraki izlenimlerim buralarda provalar yapıldı."
Enes Yalnız" hep Brezilya özelinde yapılan bir seremoni çalışması"
Esra Gümüş Kırıcı: "FIVB Başkanı evet Brezilyalı, belki çok fazla çalışan var ama erken bir prova yapıldı diye düşünüyorum. Bugün bunu sahada gösterip seremonide biz olmalıyız diye düşünüyorum. "
( TRT Spor ) #FileninSultanları
Nasıl da durup dururken güvenlik kameralarına bakarak gür sesiyle ajitasyon çekerdi… Dev-Yol’cuydu. İşkencede akli dengesini kaybetmişti. O haliyle hapse attılar ta 2017’de. Yıllarca hapis yattı. Bizim kuşağın Ankaralı gençleri 12 Eylül faşizmini Yaşar Öztemel’e bakarak anladı.
33 yıl geçmiş 33 yıl. Hala bir neden bulma, bir bahane bulma çabası. Olabilirmiş gibi. Biz sizin o içten içe fırsat arayan kokunuzu alıyoruz aşağılık herifler.
Olayı Madımak'a bağlayacaklara şimdiden söyleyelim. Madımak olayları Hz. Aişe ve peygamberin tüm eşlerine "genelev, fahişe" iması yapıldığı için çıkmıştı. Selman Rushdie peygambere edebi yolla hakaret etti ve kitabında genelevdeki tüm karakterlere peygamberin yüce hanımlarının ismini verdi. Zaten öncesinde de defalarca müslüman halka ağır ifadeler kullanan Aziz Nesin tüm tepkiye rağmen bu kitabı savundu ve çevirdi. Ayrıca kitap Kur'an'a başka hakaretler de içeriyor.