Ağrı Barosu, Diyadin ilçesinde 12 Ağustos 2015'te öldürülen Muhammet Aydemir (16) ve Orhan Arslan’ın (15) dosyasında 11 yıldır süren cezasızlığa karşı Adalet Bakanlığı’na başvurdu. Baro, takipsizlik kararının bozulmasını istedi
https://t.co/6R8WEhOsa0
Kanuni Sultan Süleyman'ın Kürtler hakkındaki cümleleri:
"Noksan sıfatlardan münezzeh ve yüce olan Allah, İskender-i Zülkarneyn'e Ye'cüc Seddi'ni inşa etmeyi nasip ettiği gibi; benim korunan topraklarımdan (Osmanlı ülkesinden) Acem (İran) fitnesini defetmek için de Kürdistan'ı sağlam bir sed ve demir bir kale eylemiştir.
Allah'a binlerce şükürler olsun. Umulur ki çocuklarımız (gelecek nesillerimiz) gaflet ve ihmal gösterip Kürt emirlerinin (beylerinin) bağlılıklarını elden kaçırmazlar ve onlara lütuf ve güler yüz göstermekten geri durmazlar."
(Azîz Efendi 1632 “Kânûn-nâme-i Sultânî Li-Azîz Efendi” adlı risalesi)
Orijinal ifadeler: “Hak süphanehu ve teâla sedd-i Yecüc binâ etmeyi İskender-i Zülkarneyne müyesser etdiği gibi memâliki mahrûsemden fitne-i yecüci Acem define Kürdistanı bir seddi sedîd ve hisârı hadîd eylemiştir.
Allah’a bin şükürler olsun. Ümiddir ki evlâdımız gaflet ve ihmal ile ümereâi Ekrâdın tabiiyetlerini elden kaçırmayalar ve onlara iltifat etmekten geri durmayalar”.
Kaynak:
(Azîz Efendi (1632) “Kânûn-nâme-i Sultânî Li-Azîz Efendi” adlı risalesi, Berlin Staatsbibliothek, Preussischer Kulturbesitz, Orientabteilung (Berlin Devlet Kütüphanesi Doğu Bölümü), Nr. 227, Ms. or. quart 1209, Teil 11 (bölüm 11)’de kayıtlıdır; Osmanlı Tarihçisi Murphey, 1985: 33-36. Aziz Efendi’nin Risâlesinde Kürt Emîrleri (IV. Murad Dönemi, 1623-1640) Yıl 2019, Cilt: 10 Sayı: 1, 1 - 19, 30.05.2019 Feridun Bilgin
Alın size Kim 500 milyar ister yarışma sorusu.
Dünya'da iki ülkede evlerde portre ibadeti yapılır.
Biri Kuzey Kore, diğeri Türkiye.
Kuzey Kore'de bu uygulamaya Uisanghwa / 우상화) denir.
Türkiye'deki ismi nedir?
(Joker hakkınız mevcut.)
Azerbaycanli kardeşlerimiz artik açık açık tc ve ermenistanda Kûrtlere soykırım ve asimilasyon yapıldığını söylüyor. Bence guzel gelişmeler.
@presidentaz
Spas bu Kardeşlik daim olsun.
Cumhuriyet’in kurucu dört liderinden biri olan İsmet İnönü…
Diğerlerine kıyasla en zayıf, en donanımsız ve en vasıfsız olanıydı.
Şartlar hep onun lehine işledi.
Kazım Karabekir’i sahadan eledi.
M.kemal ile karşı karşıya getirerek din tartışması üzerinden,
Lozan’da Naim Naum üzerinden süreci kendi lehine çevirdi Ayrıca Fransızca hocası idi,
M.kemal'in ölümü ardından Fevzi Çakmak’ı kullanarak bir gecede Cumhurbaşkanı oldu.
Celal Bayar ve Adnan Menderes üzerinden iktidarı “rejim tehlikede” endişesiyle devretti.
Dini kendi kontrolünde tutmak için İmam Hatip’leri ve İlahiyat Fakültesi’ni açtı. Böylelikle rejime nefes aldırdı,
Paralara kendi resmini koyarak M.kemal'in imajını pekiştirdi
Sonuç: En vasıfsız isim, Milli Şef olarak ülkenin başına geçti.
Pantürkistlerin “Türk dünyası” bir hafta içinde şöyle daraldı:
Çinliler Modu Şanyu'yu(Mete’yi) geri aldı, Moğollar Cengiz’i ve Timur’u.
Azerbaycanlılar ve Kazaklar ''bizi karıştırmayın'', ''bize de karışmayın'' dedi.
Atilla’nın Macar'ın yerlisi çıktı, Tomris’in İskitleri İranlı.
Alp Er Tunga’yı Şehname’de Afrasiyab olarak Firdevsi’nin elinde buldular. (Alp Er Tunga öldü mü, hayırlı Farsi çıktı)
Uygurlar da Çinliler bir olup Göktürkleri bitiren halk çıktı.
Mayalar ile Sümerler 1930'larda kadroya alınmıştı, ama sözleşmeleri yenilenmedi.
Senin şahsında tüm Türkçü cahiller dinlesin:
1- Öncelikle burası Anadolu değil. En basitinden, sizin de muteber kabul ettiğiniz Katib Çelebi, Cihannüma'da Sivas'ın batısı Anadolu, doğusu ise Kürdistan der.
2- 1071'de Alparslan gelince zaten burada Mervani Kürt Devleti vardı. Başkenti bugün Diyarbekir'in bir ilçesi olan Meyafarqin (Farqin) idi. Mervani Kürt Devleti kurulunca Alparslan daha anasından doğmamıştı. Yani biz buralardayken sizin esameniz bile yoktu.
3- Osmanlı hilafeti boyunca Kürtler'in ezici çoğunluğu Şafii ve Alevi idi. Teorik olarak Şafiilik ve Aleviliğe göre Türkler halife olamaz.
4- İslam'a göre ırkçı zalim sistemlerle mücadele etmek farzdır.
Bugün, 10 yıldır cezaevinde olan eşim Evin Zapsu’yu Kayseri Bünyan Kadın Cezaevi’nde ziyaret ettim. On yıldır görüş saatlerine sığdırmaya çalıştığımız hayatımıza, şimdi bir de hastalığın kaygısı eklendi. Evin şiddetli ağrılar içinde; yanından ayrıldım ama acısına tanık olmanın çaresizliği hâlâ benimle.
Evin ciddi sağlık sorunlarıyla boğuşuyor. Yapılan tetkiklerin ardından kanser şüphesi nedeniyle biyopsi alındı. Sonucun üç hafta sonra çıkacağı söyleniyor. Henüz kesinleşmiş bir tanı yok; fakat bugün yaşadığı acı gerçek. Ağrıdan duramıyor.
Biyopsi sonucunu beklemek, bir insanı ağrılarıyla baş başa bırakmanın gerekçesi olamaz. Evin’in derhâl hastanede kapsamlı değerlendirmeye alınmasını, ağrılarının giderilmesini ve ihtiyaç duyduğu tedavinin gecikmeden sağlanmasını istiyoruz.
Bir insanın sağlığı, cezaevi kapısında askıya alınamaz.
Milletvekillerini, insan hakları örgütlerini, hekimleri, gazetecileri ve vicdan sahibi herkesi Evin’in sesine ses katmaya çağırıyorum. Bu çağrıyı paylaşın; Evin’in acısı duvarların ardında duyulmadan kalmasın.
#EvinZapsuyaAcilTedavi
🚨TERÖRİST İSRAİL ORDUSUNDAN FİRAR EDEN ASKER: ARTIK SUSAMAZDIM
Ben, İsrail ordusundan firar eden binbaşı Avdar Şaylovski, aklım ve şuurum yerinde olarak beyan ediyorum: İsrail ordusunu terk ettim. Çünkü beş yıl boyunca İsrail ordusunda gördüğüm bütün suçlar karşısında insan onuruna ihanet eden sessiz bir tanık olarak daha fazla kalamadım.
Şahidi olduğum olayları size anlatmazsam, onların ağırlığı beni içimden boğacak.
Ben her an kederden ölebilirim. Bu yüzden gerçeğin yayılmasına kendi katkımı vermeliyim. Belki bu, suçluluk duygumu biraz azaltır ve belki de Tanrı, sırf İsrail Savunma Kuvvetlerinin safında olduğum için işlediğim bütün dehşetler dolayısıyla beni bekleyen azapları hafifletir.
Sonra bana bir işaret geldi. Sanki bana şöyle denildi: «Her şeyi bırak ve kendi yoluna git.»
Tanrım, gözlerimi açtığın için Sana şükrediyorum.
«El-Al» uçağı Varşova hava limanına inerken kendimi güvende hissettim — artık benim için hiçbir anlam ifade etmeyen İsrail topraklarından uzakta.
Bize Tanrı'nın vadettiği toprakları öğretiyorlardı. Ancak ben şimdi bunun, Yahudi halkını aldatmak için yaratılmış en büyük yalan olduğunu düşünüyorum. Bu yalan aralıksız devam ediyor ve bir saat bile durmuyor. İşte bu yalanın sonucunda savunmasız Filistin halkı seksen yıldır kendi topraklarından sürgün edilmiştir. Üstelik bu halk bugün de dehşetli azaplar içindedir.
Bu yalanı kim uydururdu? Ve hangi «aptal» halk buna inandı?
İsrail Savunma Kuvvetlerinde beş yıl hizmet ettiğim müddetçe gördüklerimi sözlerle ifade etmek çok zor...
İsrail ordusunun Filistinlilere karşı işlediği gaddarlığı, iğrençliği ve dehşeti hangi sözlerle tasvir edebilirsin?
Varlıklı adamın dediklerine inanmayın. O, zavallı bir yalancıdır. Özellikle de İsrail ordusunu «dünyanın en ahlaklı ordusu» olarak adlandırdığında.
Yalandır!
Gerçek ise şudur ki, benim gördüklerime göre bu ordu dünyanın en gaddar, amansız ve vahşi ordusudur.
Evet, baylar, ben artık Gazze'de gördüğüm yıkımlara ve viraneliğe bakamıyordum.
Ben 7 Ekim 2023 gecesi yaşanan olayların şahidi oldum. İsrail istihbaratının, o şahsın ve çetesinin bundan önceden haberdar olduğunu ve Gazze'nin yıkılmasına hak kazandırmak, ayrıca sakinlerini göç ettirmeye çalışmak için olayların gerçekleşmesini beklediklerini iddia ediyorum.
Ben Gazze'de hizmet ettim. Kendi gözlerimle gördüm ki bir tank komutanı tankının namlusunu sanki bir eğlence aracı gibi kullanıyor, çadırlarda toplanmış Filistinlilerin veya fırınların, erzak ve insani yardım getiren kamyonların önünde nöbete dayanmış insanların üzerine mermiler atıyor.
Kendi gözlerimle gördüm ki uçaklar insanlarla dolu konut binalarını bombalıyor, onları sakinlerin başı üzerinde birer yıkıntı yığınına çeviriyorlar.
Kendi gözlerimle gördüm ki işgalci ordunun keskin nişancıları yardım almak için nöbette bekleyen çocukları, kadınları ve yaşlıları hedef almayı sanki bir eğlenceye dönüştürüyorlardı.
Bu deliliktir.
Şahidi olduğum bu tür cinayetlerin dünyanın hiçbir yerinde, Filistin toprağından başka bir yerde gerçekleşebileceğine inanmak zordur.
Kendi gözlerimle kanla ıslanmış kurumuş bir parça ekmeği elinde tutan, annesinin cesedi üzerinde ağlayan bir çocuk gördüm.
Askerler ise sanki komik bir videoya bakıyormuş gibi gülüyorlardı.
Şöyle diyorlardı: «Bu insanlar bizlerle — Yahudilerle — bir değiller.»
Ben kendimi toparlayıp yoldaşlarıma söylüyordum:
«Kardeşim, onlar bir maymun sürüsü olsalardı bile, onları bu şekilde öldürmek olur mu?»
Onlar ise bana cevap veriyorlardı:
«Sen korkaksın, zayıfsın. Sen Yahudi olmaya layık değilsin.»
Ben Şeria Nehri'nin Batı Şeria bölgesinde yerleşenlerin zeytin ağaçlarını kökünden söktüklerini ve kendi tarlalarında çiftçilere saldırdıklarını gördüm.
Ben onların evleri dağıttıklarını da gördüm. Önce ev sahiplerine derhal orayı terk etmeleri konusunda uyarıda bulunuyor, ardından da evleri insanların başı üzerine uçuruyorlardı.
Kendi gözlerimle gördüm ki bir asker Filistinliye şöyle bir mesaj gönderdi:
«Evin damına çık, yoksa senin yüzünden evi ailenin başına uçuracağız.»
O şahıs damın üstüne çıktı, elinde beyaz bir parça salladı ve asker onu olduğu yerde vurdu."
Buna kim inanır?
Bütün bu İsrail gaddarlığına başka hiçbir izah bulamıyorum. Bence bunun kökünde bizleri — Yahudileri — büyüten ve eğiten düşünce yatıyor.
Bize diyorlardı ki, Araplar kirli, vahşi, ekstremist Müslümanlar ve katillerdir. Bize diyorlardı ki, eğer onlara karşı yumuşak davransak, bizi denize atacaklar.
Düşünün, bize yıllarca böyle düşünceler aşılandı.
Bize öğretiyorlardı ki, Filistin toprağı bizim — Yahudilerin toprağıdır.
Golan Tepeleri ve bütün Levant toprakları Siyon oğullarına mahsustur.
Bize öğretiyorlardı ki, «Büyük İsrail» Fırat nehrinden Nil nehrine kadar uzanır.
Bütün bu yalanlara inandığımız için biz Yahudiler ne fena duruma düşmüşüz!
Eğer biz fena, cahil ve ahlaksız olmasaydık, bütün bu emirleri yerine getirmezdik.
Ben artık bütün bu dehşetlere bakamıyordum.
Geceleri ağlıyordum. Yoldaşlarım ise bana istihza ediyor ve «Sen korkaksın» diyorlardı.
Diyorlardı ki, bir Yahudi Arapları öldürmek ve kutsal toprağı onlardan «temizlemek» tutkusuyla yaşamalıdır.
Ümit ediyorum ki, bir gün Araplar uyanacak ve İsrail'in bir illüzyon, bir yalan olduğunu anlayacaklar.
Eğer onların liderleri suçlu Netanyahu ve onun çetesiyle el birliği etmeseydiler, biz bütün bu cinayetleri ve vahşetleri törətdiyimiz (işlediğimiz) gibi işleyemezdik.
Rabbim, günahsız Filistinlilere ettiğimiz her şey için beni bağışla.
Allahım, işlediğimiz bu dehşetler dolayısıyla beni bağışla.
Sen, Müslümanların dediği gibi, «Bağışlayan ve Rahmet edensin». Bu yüzden eminim ki beni bağışlayacaksın. Çünkü ben yolumu şaşırmıştım, sonra ise gözlerim açıldı.
Allahım, beni doğru yola yönelttiğin için Sana şükrediyorum.
Gerçeğin, sevginin ve barışın yoluna — suçlu İsrail devletinin yolundan uzak olan yola.
Êzîdîler, Kürt milletinin orijinidir.
Şengal, Kürdistan’dır!
Güney Kürdistan’da iki ayrı Kürdistan durumu mutlaka aşılmalı.
Her kim ki Ulusal Birlik diyorsa bugün;
Güney Kürdistan’ın siyasi ve coğrafik birliğini,
Kürdistan Federal Bölgesi ile Rojava Kürdistan’ının ortaklaşmasını savunmalı!
Êzîdî halkımızın özerk bir yapıda ve yerel savunma gücüne sahip olması tartışılmaz.
Olması gereken Özerk Êzîdîxan’ın Irak’ın değil Federal Kürdistan Bölgesi içinde özerk statüye sahip olmasıdır.
2017 bağımsızlık referandumunda, “biz klasik ulusal devlet değil çok etnikli ve çoğulcu demokratik bir devlet kurmak istiyoruz” diyen devamında “bağımsız Kürdistan içinde Türkmenlere özerklik tanınacağını” belirten Mesut Barzani ve Federal Kürdistan Hükümetinin Êzîdî halkımızın özerkliğini tanımaması düşünülemez.
Şengal’de bulunan Kürt siyasal partilerin mutlaka görüşüp bu durumu aşmalıdırlar. Gerekiyorsa Êzîdî halkımızın özgür iradesi için referanduma başvurulmalı. Şengal meselesi böyle devam ederse Ulusal Birlik çok zor.
@GamzeBurcin0720 Kürt halkının dilini yasaklıyan,köylerini yakan,binlerce Kürdü öldürenler gerçek Teröristlerdir ,geri zekalı ırkçı bölücü salak Kemalistler.
HARF İNKILABI, 01 KASIM 1928
Bu milletin Şah damarı kesilmiştir.‼️
Kemalist totaliter rejimin fedaileri istila ettikleri Anadolu'da
98 yıl önce bugün 1 Kasım 1928 tarihinde
Müslüman Türk milletine
Dikte ettiği soykırım planlarından (inkılaplarından)
biriside Harf- inkılabı'dır.
Bir milletin Tarihi ve Kültürel medeniyetini daha birçok sebeplerle
Birbirine bağlayan dili (Osmanlı Türkçesi) Güçü ele geçirenler tarafından katledilmişti.
Dünyada ecdadının mezar taşını okuyamayan,
Bizden başka hiç bir millet yoktur.
Düşmanın dahi yapamayacağı inkılaplarla ecdadın idamı,
Bu milletin Şah damarı kesilmiştir.
Nitekim, Üstad Necip Fazıl bu gerçeğe şöyle dikkat çekmiştir;
"....1923-1950 arası ne yapılmışsa,
Türk milletini,
Ruhta, ahlâkta, irfanda, tarihte, fikirde, sanatta,
Sıhhatte, millî benlikte,
Şahsiyette, bir daha dirilmemecesine vurmak için yapılmıştır."
@aysenazcimen14 Ama önce DNA testi yapıp Türklüğünzü ispatlayın yoksa Türk geçinen zavalının birisiniz bu durumda bir psikratriye görünmenizi tavsiye ederim,ayrıca bu ülkede yaşıyan milyonlarca Kürt,Ermeni,Arap,Rum çekezlere ana lisanda eğitim hakını kabul edin saygılarımla.
Sovyetler Birliği Türk Kurtuluş Savaşı'nı Niye Destekledi
🟢 "Çok ciddi parasal yardımda bulundu ve Kurtuluş Savaşı denilen savaş büyük ölçüde Sovyet desteğiyle kazanıldı."
🟢 "Sovyetler Birliği'nin en büyük düşmanı, uluslararası davası, İngiliz emperyalizminin dünyadaki yayılmasını önlemekti. Türkiye'yi üs olarak ele geçiren İngilizler, Karadeniz'e çıkarak Rusya'nın yumuşak karnını tehdit etme durumundaydı."
🟢 "Yani savaşta kahramanlık, vatanperverlik falan filan, çok güzel şeyler de para konuşur. Para yoksa ordun olmaz. Paran yoksa ordu besleyemezsin, bu da bir gerçek."
Pazar Sohbeti 241 - 22 Eylül 2024
👆 Tüm kesitler profilimizdeki linkte
Yaşar Kemal ağabeyle vefatından yaklaşık on yıl kadar önce başlayan dostluğumda şunu açıkça gördüm.
Bu çevre Yaşar Abi’den yararlanmayı değil, Kürtler’den uzak tutmayı başardılar.
Beni telefonla aradığında ilk sözü hep şu olurdu:
- Kuro lavo ez Kurdî zanîm ha! ( Oğlum ben Kürtçe biliyorum ha!)
Sonra bir süre Kürtçe konuşurduk.
Kürtçe bildiğini ispat etmeye çalışma sebebini çok düşünürdüm ama.
Kürtçe konuşmaya hasret kalmak, ve hasreti, Kürt meselesiyle ilgili bulduğu bir Kürt dostuyla bir kaç kelime konuşarak giderme arzusu diye bir sonuca vardım.
Ölümünün ardından, ‘Yaşar Kemal Kürtçe konuşmaya hasret kaldı ‘ diye yazmamın sebebi buydu
Rahmetli Memed Uzun’un bunlarla dostluğu da çok farklı değildi.
Kürtçe roman yazıp Can yayınları yönetmeni rahmetli Erdal Öz’e basması için götürüyor, ‘Kürtçe roman mı olurmuş’ diyor Erdal Öz.
Memed, ‘Ama oldu işte Kürtçe roman bu, yazdım’ diyor ama derdini anlatamıyor.
Kemalizm ve Türkiye solu arasında aşılmaz duvarlar yoktur.
O duvarlar PKK’nin silahlı mücadelesi sonrasında aşılır gibi oldu, bunların bir kısmının, PKK ve Öcalan’la kurduğu temasların sebebi az çok biliniyor ve mahiyetini en iyi Yalçın Küçük söylüyor:
Kürtlerle Barzani milliyetçiliği arasına mesafe koymak.
Gelişmelere bakan herkes bunun sonuçlarını ve Kürt hareketlerine maliyetini görebilir.
‘Anadili Kürtçe Cumhurbaşkanı adayı istemeyiz ‘ diyen ve Kürtler’in oyuyayla meclise gelen Erkan Baş’tan başlayın Türk solu aslına yani Kemalizme sert bir dönüş yapacak.
DEM’den aday adayı veya aday olmuş kişileri önümüzdeki seçimlerde , içinde milliyetçi partilerin olduğu bir milli ittifak koalisyonu içinde görebiliriz.
İstanbul’da İBB meclisinde DEM’in meclis üyelerinin kendi partileri adına siyaset yapacak kararı almasına çok öfkelendiler.
PKK’nin tasfiyesi, genel olarak Kürtler’le ve özel olarak da DEM’le Türk solu arasındaki siyasal ilişkiler safhasını bambaşka bir yere taşıyacak.
Livaneli’nin önce Amedspor atkısı takıp, sonra da bu çevreler tarafından eleştirilince , Minguzzi Davasına sarılmasının sebebi iddia ettiği gibi insani ve vicdani sebeplerle değildir.
Davayı esir alan, siyasallaştırarak etnik hınç ve öfkeye boğan çevrelere hoş görünme çabasından başka bir şey değildir.
Kürtler sosyalizmi elbette savunabilir, kimsenin itirazı olmaz.
Ama bi zahmet bunu kemalizm, ulusalcılık ve Neo- İttihatçılık formatında adamlarla beraber yapmasınlar.
Çünkü bu adamlar Kürtler’in elde silah dağda olanın sever.
Bunların bir teki bile PKK’nin kendini tasfiye etmesini istemez.
Yeni çözüm süreci Kürtler’in bir zincirden daha kurtulmasını sağlayacak tarihi ve çok da sonuçlar doğuracaktır.