Kamışlo ve Haseke’de yüzlere yansıyan mesaj:
📌"Suskunluk derinleşiyor, yüzler konuşuyor. Entegrasyon, Kürtlerin kurucu rolü ile ruhunu koruyabildiği ölçüde güçlenir."
Geçici Suriye yönetiminin Şam heyeti ile DSG yönetimindeki Rojava heyeti arasında 30 Ocak'ta varılan anlaşma için sahadaki adımlar atılmaya başladı.
Önceki gün, Şam yönetimine bağlı asayiş heyeti Rojava yönetime bağlı Haseke'ye anlaşma kapsamında geldi. Bugün de Şam heyeti Kamışlo'ya geldi.
Rojava yönetimi anlaşmanın sahada yürürlüğe girmesi için verdiği sözleri yerine getirirken, mücadelenin hafıza tanıkları olan Kürt direnişçilerinin, jest ve mimikleri Kürt öncüleri için derin bir mesajı niteliğinde. Bu mesaj ise halkın okumalarıyla bütünsellik oluşturuyor.
Sur Ajans'a yayımlama isteğiyle bir okurumuz da şu yorumu paylaşıyor:
"Kamışlo ve Haseke’de yaşananlar, sahadaki bir entegrasyon adımından çok daha fazlasını anlatıyor.
Hafızaya değen görüntüler, yüzlerde biriken anlamlar... Hissedilen kırılganlık tam da buradan doğuyor.
Haseke ile Kamışlo’da ortaya çıkan tablo, Kürt toplumunun barış isteğiyle kazanımlarını koruma bilinci arasındaki ince çizgide durduğunu gösteriyor.
Sokaktaki halkın sessizliği ile Asayiş ve YPJ komutasındaki Kürt kadınların yüz ifadeleri aynı duyguda buluşuyor: Bu bir reddiye değil; temkinli bir sahip çıkış.
Kürtler bu coğrafyada devleti sadece bir yapı olarak değil, bir deneyim ve hatıra olarak tanıyor. Bu yüzden tanınma ve iradenin görünürlüğüyle önem kazanıyor. Aksi halde suskunluk derinleşiyor, yüzler konuşuyor.
Rojava’da inşa edilen deneyim, Kürt hareketine askeri ve idari kazanımların ötesinde bir şey kazandırdı: özne olma bilinci. Bugün sahaya yansıyan temkin, bu bilincin doğal bir yansımasıdır. Ne kopuş arzusu var ne de çatışma çağrısı. Asıl hassasiyet, bugüne kadar elde edilenlerin masa başı süreçlerle silikleşmemesi yönünde.
Bu nedenle oluşan kırılganlık, Kürt örgütlerine ya da yapılara dönük bir güvensizlik değil; aksine birlik ruhunun diri tutulmasına dair güçlü bir beklenti ve mesaj niteliğinde.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, aceleci adımlardan çok dili, sembolleri ve görüntüleri gözeten yeni bir siyasal akıl. Entegrasyon, Kürtlerin kurucu rolü ile ruhunu koruyabildiği ölçüde güçlenir."
#saverojava #rojava #kamışlo
Almanya’da yaşamını yetiren DEP eski milletvekili ve eski Siirt Belediye başkanı,
Selim Sadak için oğlu Avukat Hakzan Sadak’ın babası için son sözleri…
Şeyh Murşid hutbede, Hz.Muhammed'in Bedir Savaşında ettiği duayı Kürtler için etti:
“Müslüman kardeşlerimiz bize bu kadar zulmediyor...
Yarabbi eğer bu sefer de kazanamazsak "فانك لا تعبد بعد اليوم هذا"*
*sana bundan sonra ibadet eden kalmayacak.”
Bir çok Kürt sanatçı var ama Türkler tarafından linçleneceklerini düşündükleri için ses kalıyorlar..
Belçim Bilgin belki biraz onlara cesaret olur..
Helal olsun sana saçını örmekle kalmamış Kürtçe "Îro Dîsa" şarkısı ile paylaşmış..
Kimisi ABD sattı diyor, kimisi Kürtler kaybetti diyor, kimisi Öcalan Rojava’yı sattı diyor, kimisi de daha türlü türlü şeyler. Hepsinin ederi çöp sepeti mesafesi kadar, hepsi manasız.
Son üç günde yaşananlar kimsenin ve hiç bir gücün yapamayacağı bir şey yaptı ve yer yüzündeki bütün kürtler aynı şey için dünyaya taşırdı. Millet olma şuuru ve Kürdistani ruh. Yani, ONUR
Kürtleri bitireceklerini düşünen Kürt düşmanları uyuyan bir devi uyandırmıştır. Her bir Kürdün, her birimizin geldiği nokta, “Bir milletiz ve boyunduruk altında yaşamayacağız. Mevzu ölmek ise biz hazırız.” olmuştur ve bu yüzden yaşadığımız şey bir kırılma olabilir ancak dirilen şey, Onur olmuştur ve bunun karşısında dünya dursa vız geçer.
Kimseye kızgın değiliz, AMERİKA’ya bizi satan bir hain gibi bakmıyoruz. İstail’in düşmanımız olmadığını biliyoruz, ‘Allahu Ekber’ diyerek kadınlarımıza, evlerimize saldıran barbarlara dur demeyen dünyanın onuru bizi ilgilendirmiyor. O barbarları dün İŞİD olarak saldırtanlar bu gün ‘meşru Şam hükümeti donunda yeniden saldırtanların ta kendisidir ve onların da onuru bizi ilgilendirmiyor.
Barbarlardan halklardan kardeşliği devşirme fiyaskosu ve ideolojik iflasıyla da ilgilenmiyoruz. Hep beraber Kürdüz ve gün hepimizin sırf bunun için karar verdiği gündür.
Dün bu barbarları bu gün bizi yalnız bırakan dostlarımızla birlikte çöle gömdük. Sağolsunlar dostlarımıza müteşekkiriz. Bir hata varsa bizimdir ve bu kez dersimizi almış bulunduk. Günü geldiyse ve gerekiyorsa tek başına ve kendimizle birlikte de olsa onları yeniden çöle gömeyi iyi biliriz.
İşte bu yüzden kaybeden kim kazanan kim gün sonu raporunda görüşürüz.
Tv ekranlarından Suriyecilik oynayanları boş verin. Bu platformlardan türlü türlü şaklabanl��k yapan gazetecimsi tiplere boş verin geçin. Bir milletin onuru için dirilişini filmlerden bilen, tarihi romanlardan okuyanları boş verin. Kürdün varlığından duyulan korkunun kendisi bile Kürdün varlığından daha büyük bir kabus olmuşken, salın gelsinler, emê bibînin kî berxe kî beran!
Leyla Zana,
Kürtler için yalnızca bir isim değil;
inkâr edilen bir dilin, bedel ödeyerek konuşan bir hafızanın simgesidir. Sadece Kürtler için değil vicdan sahibi, insani duygulara sahip herkes için ��nemli bir barış kadını olarak bakmak gerek ona.
Ona edilen hakaret,
bir kişiye değil;
bir kadına, bir halka ve insan onuruna yönelmiştir.
Bir futbol tribününde,
bir kadının hedefe konması
ne sporla, ne fikirle, ne de vatan sevgisiyle açıklanır.
Bu, nefretin sıradanlaşmasıdır.
Tribünlerinde yükselen bu dil,
susularak, alkışlanarak maalesef meşrulaştırıldı.
Daha acısı, bazı siyasetçiler bu utancı kınamak yerine
arka çıktı.
Hakaret fikir değildir.
Irkçılık siyaset değildir.
Nefret, cesaret hiç değildir.
Bugün Leyla Zana’ya,
yarın başka bir kadına…
Çünkü nefret doymak bilmez.
Ben bu dili reddediyorum.
Bu utancı kabul etmiyorum.
İnsanlık tribünde değil, vicdanda kazanılır.
#LeylaZana
Demirtaş'ın siyasi hesaplarla içeride tutulduğunu herkes gibi Yapıcıoğluda çok iyi biliyor. Kobani işgal altındayken kendine Kürdüm diyen bir siyasetçi,K.Kürdlerini destek için sokağa çağırması değil,çağırmaması Kürd milleti nezdinde suçtur. Filistin de bir kuş ölse kendi kitlesini sokağa çağıran ama 10 bin Kürdün öldürüldüğü Rojava için sokağa çağırma bir yana,işgale karşı direnen Kürdleri ABD askeri olarak itam eden Yapıcıoğlu suçludur,Demirtaş değil. Y.Börü gibi gençlerin ellerine satırlar verip sokağa salan ve sonrasında kurban eti dağıtıyorlardı yalanına sarılanlar asıl suçlu olanlardır. Bu konuda vicdan ve adaletten bahsedecek olan,en son kişi Yapıcıoğlu ve partisi HUDAPAR dır.