Ne Mutlu Türküm Diyene… Araplar Türklere sokırım yapmıştır o nedenle hiçbir Arap ve Arap kıçı yalayıcısını sevmem..cadılar bayramında devlet bahçeli iti tak
Bir okulun mezunlarına, bir siyasi partinin destekçilerine veya dini gereği belirli kıyafetleri giyenlerde benzer sözler söylendiğinde tutuklama kararı çıkmıştı. Bakalım bu kez ne olacak.
Türk vatandaşları Temu’dan 30 dolara ürün alıp ülkeye sokamazken elin yabancısı kaynağı belirsiz milyon dolarlarını vergi bile ödemeden ülkeye sokabiliyor.
Ukrayna Kamikaze dron ile sivil bir yolcu otobüsünü hedef alırken diğer ülkeler sessiz.
Nükleer santrali hedef alırken sessiz.
Kolej vurup çocuk öldürürken sessiz.
Türk diplomasisi dünya arenasında rol alacaksa figüran olmayı bırakıp başrole oynayıp Ukrayna'yı kınamalı, ayıplamalı ve ses vermeli.
Ruslar aptal değil, deve kuşunu tanırlar ve ona göre muamele ederler.
Yüksek perdeden kınama bile büyük doğalgaz indirimine neden olur.
AKP’li kayyum Kemal Kılıçdaroğlu, bu videosundan ötürü gazeteci Timur Soykan hakkında hapis cezası talepli suç duyurusunda bulunmuş.
Bu yönteme başvurduğuna göre videoda anlattığı her şey doğru demektir.
Kayyum Kemal’e inat elden ele paylaşalım.
Ben Dezenfektan Hanım;
"Kendi Bakanlığıma ,kendi şirketim üzerinden yüksek fiyatla dezenfektan aldım. Ve kendi bakanlığımı zarara uğrattım.
Fakat hakkımda hiçbir işlem yapılmadı…"
Türk vatandaşlarına vize uygulamasında, uygulayanlardan daha çok buna yol veren ve şimdilerde yine gündemde olan meşhur ve meçhul devlet aklı (!) sorgulanmalıdır.
Bakınız, 1980 yılına kadar nerdeyse hiçbir ülke Türkiye’ye vize uygulamıyordu. 12 Eylül darbesinin ardından politik sebepler başta olmak üzere Türk vatandaşları yurt dışına (batıya) akın akın gitmeye başlayınca önlem olarak vize uygulamasına başladılar. Bu uygulama Türk devlet yetkililerinden/hükümetinden bağımsız değildi. Bizimkiler de elbette böyle olmasını özellikle istedi.
Hatta Kanada 🇨🇦 1987 yılına kadar Türk pasaportuna vize istemezken aynı durumla karşılaştı. Türkler keşfettikleri Kanada’ya kalabalık gruplar halinde göç etmeye başlayınca Kanada hükümeti bu durumu araştırmaya başlar. Acaba Türkiye’de deprem, iç savaş, salgın hastalık vs gibi olağanüstü bir durum mu oldu da bu insanlar ülkemize akın akın gelmeye başladı diye Türk hükümetine sorarlar.
Bizimkiler gayet pişkin bir şekilde: hayır olağanüstü bir durum yok, çok şikayetçiyseniz vize uygulayın diyerek meseleyi Türk usulü ile çözerler. !!!
Kanada örneği, vize uygulayan diğer ülkelerin durumu ile örtüşen bir hal arzediyordu ki bugün tek bir farkla değişen bir şey yok, o da rant…
Vize ve özellikle yeşil pasaport uygulaması hakkında AB/Türkiye arasındaki gizli mutabakat konusunda bir paylaşım daha yapacağım.
@enformasyon56 Ukrayna’nın birinci Meclisi’nde onaylanan kanunu biliyor musun bu kanuna göre beş yıldır herhangi bir oturum içerisinde insan yaşamadığı bir evli buraya ben baktım diyenler o evin her şeyine sahip olacaklar bu kanun çıkarsa mülkiyet hakkı Ukrayna’da son bulur
Soru basit:
F-35 alıp kime karşı kullanacaksınız?
Rusya'ya değil.
Diğerleri için F-35 e gerek yok. Bizim mahalledekiler yeterli.
Füzeleri geliştirin İran gibi.
Trump'ın övgüleri lafta kaldı: 'Türkiye F-35 alamaz' https://t.co/OqbjHlil6K #gazetesozcu@gazetesozcu aracılığıyla
@kont_alucard@mervekayap@AnastasiosNwaka@0iamely Ameliyatı ya da benzeri operasyonu yapacak olan insan değil misin ve bunun tahmini olaraktan kaç saat süreceğini ve herhangi bir olasılık terslik çıktığı zaman ne olacağını bilmiyor musun o zaman ameliyata öğle saatinde gelmeden önce başlacaksın planlamayı sen yapacaksın
Seni anlıyorum aileni malını mülkünü dağıttılar. Ne derlerse yapacak kıvama getirdiler. Ama şunu bil ki bu devran öyle veya böyle dönecek. Sen bu dönüşü geciktiriyorsun. Zorlaştırıyorsun. Sana yapılanları geri alamazsın dediklerini yaparak ama cezalarını çekmelerini geciktirirsin
Sayın AKP Genel Başkanı’nın delegelere hediye ettiği saatinde 4:00 1200 TL civarındadır. Delegelerin sayısıyla çarptığımızda 7 milyon TL gibi bir rakam çıkmaktadır.
Sayın AKP Genel başkanı 7 milyon TL’yi nereden bulmuş olabilir çünkü hesabı yaptığımızda maaşı yetersiz kalmaktadır.
Ölçülü ödeneklerinde böyle bir şey yapması doğru bir hareket değildir çünkü cumhurbaşkanlığı makamı bütün halkı temsil eder sadece AKP delegelerine hitap etmez.
Bu fotoğraf sonrası kızım annesi ile uyumaya gitti, ben de otelin barında viskimi yudumlayıp telefonu karıştırırken yanıma iki Ukraynalı adam oturdu.
Konuşmalarından Ukraynalı olduklarını hemen anlamıştım.
Daha sonra barmene birşey anlatmak istediler fakat barmen anlamayınca "abi tercüme edermisin" diyerek yardım istedi.
Bir kaç gündür orada olduğum için barmenler Rusya'dan geldiğimi biliyorlardı.
Ben Rusça konuşarak ne istediklerini sordum, önce hoşlarına gitmedi fakat benim Rus olmadığımı anladıklarında hangi kokteyli istediklerini söylediler.
Ardından Rusça'yı nerede öğrendiğimi sordular, ben de Rusya da yaşayıp daha sonra Türkiye'ye döndüğümü söyledim.
Haber haberdir ve bazen yalan söylemeniz gerekiyor haberi almak için. 😉
Sohbet ilerledikçe kendilerinin savaştan kaçmadıklarını, bilakis Ukrayna dan tatile geldiklerini öğrendim.
Kokteylleri bitirdikten sonra votka'ya başladılar, "Votka, connecting people" 😊
Savaşın onlara neler getirdiğini, Zelensky'i sormaya başladım, duyduklarım benim için sıradışı değildi, sadece cephe bölgesinde yaptığım röportajların bir sağlamasıydı.
Zelensky'nin Avrupa tarafından kullanılan bir başkan olduğu, siyasilerin her dönem cebini düşündüğünü anlatıyorlardı.
En önemlisi, ellili yaşlarındaki bu adamlar, anne ve babalarının Sovyetler Birliğinin dağılması hakkında yapılan referandumda, karşı oy kullanmalarını, referandumda birliğin dağılmaması taraflı çıkan sonuca rağmen dağıtıldığını anlatıp, bunu aptal ve para aşığı siyasetçiler yüzünden olduğunu anlattılar.
Bandera ve Naziler konusunu açtım, hiç bilmiyormuşum gibi "bu konu nedir" diye sordum.
Yaşlı olan Artem, kendisinin eski bir Banderacı olduğunu söyledi, fakat 25 yaşında bu ideolojinin bir yerler tarafından finanse edildiğini, 2. Dünya Savaşı'nda büyük dedesinin ölümüne neden olan ideolojinin desteklenmemesi gerektiğini anladığını söyledi.
En sonunda ise, Batıdan gelen para ile Banderacı gençlerin son 15 yıl da nasıl zehirlendiğini anlattı.
Barmen viski ve votkaları tazelerken ben sormaya devam ediyorum, "Rusya bu kadar güçsüz mü gerçekten, herkes kısa sürede Kiev'i alır diyordu fakat savaş 4.5 senedir devam ediyor" diyerek topu ortaya attım.
Dima, votkayı kafaya dikip küçük bir dilim limonu arkasından ısırarak cevap verdi.
Tüm dünya iyi biliyor ki o sarayında oturan Putin bir şeyi doğru söyledi, o da Ukrayna da gerçekten cerrahi ameliyat yapıyor, çünkü sivil insan ayrımı yapmak zorundalar. Sen Türksün bilmezsin belki, Rusya'da kimin Ukrayna kökenli, Ukrayna da kimin Rus kökenli olduğunu asla bilemezsin. Rus ordusu Ukrayna da buna dikkat etmezse, ileri ki yıllarda bunun sorumluluğu ile çok ağır yaşar.
Bak ben Ukraynalıyım, ülkemde gerçek anlamda savaş olsa burada seninle oturamazdım.
O yüzden aptal insanlar Rusya'yı güçsüz zannediyor, asıl problem Ukrayna da yaşayanların Avrupa tarafında nasıl kullanıldığıdır".
Peki ama 2014 de olanlar neydi diye sordum, halk Avrupa'yı istemiyor mu ?
Dima şöyle dedi, "dostum, binlerce gence 100 dolara yakın para verildi ve suni krizler çıkartılıp AB'den gelen paralar ile siyasiler cebini doldurup birbirinin kuyusunu kazdı, halen de gelen paraları yiyiyorlar, öz eleştiri yapmak gerekirse bu tüm coğrafyamızda yaygın."
Ben daldan dala atlayıp bu sefer askere nasıl alınmadıklarını soruyorum, Artem cevap veriyor.
"Ben Polonya sınırına yakın bölgede, Lviv de yaşıyorum ve ticaret ile uğraşıyorum. Eğer yeterli paran varsa askere gitmezsin, ben 3 yıl evvel askerlik şubesi komutanına 270 Bin dolar ödedim ve kimse bana dokunmuyor, belki bunu hainlik olarak düşünebilirsin, fakat cephede yabancı ülkeden gelenler bile ölürken ve şehirlerde normal hayat, ticaret devam ederken benim askere gitmem aptallık olurdu." diyerek kendince haklı bir argüman öne sürdü.
Dima'da aynı şehirdenmiş, fakat o Askerlik şubesine Artem'dan daha az rüşvet verdiği için övünüyordu kahkaha atarak.
Barmenler barın kapanacağını söyleyerek nazik bir şekilde bizi uyardı, kendilerine iyi tatiller dileyerek odalara dağıldık.
Sizce bu adamların rüşvet karşılığı askerlikten kaçmaları mantıklı mı ?