Nur Sürer…
90 yıllarda Madenci Yürüyüşlerinde en ön saftaydı bugün de sözünü sakınmıyor. Öyle iki tane Yılmaz Güney eleştirisi yapıp tiviti atan ve kenara çekilen, kendine kariyer yapan lümpen ödleklere benzemez.
Yalnız kalmayı, kendini yalıtmayı seçen insanları hassas veya hasta sanmayın. Onların çoğu, toplumca kanıksanmış iki yüzlü ve zorba insan ilişkilerinden artık tiksinmiş ve en küçük zorbalığa bile toleransı kalmamış, gerçek ruhlardır.
Kendini akıllı bilen kurnazlar, nazik bilen nevrotikler, cesur sanan sinikler, taraf değil hakem olanlar, sürekli yetkili ve asla sorumlu olmayanlar… Kamusal alan Ork’larla, özel alanlarımız da bu enfeksiyonla dolu.
Tuvalete yalnız giden insan güzelleyecekler yakında.
Tuvalete yalnız gidebilen insan. Eğitimini almıştır. Artık üç yaşında değildir. Poposunu kendisi siler. Bu insanı kimse yıkamaz. Radyoaktif serpintiyi ekmeğine sürüp yer.
Eskiden “sevgi” demek yeterdi. Şimdi “gerçek sevgi” diyoruz. Eskiden “aşk” vardı; şimdi “gerçek aşk” ayırımı yapıyoruz. Eskiden “ilişki” derdik; şimdi “gerçek ilişki”nin farklarını anlatıyoruz.
Sahteliğin bu kadar yaygınlaştığı bir çağda, gerçek olanı tarif etmek zorunda kalmamız ne acı.
Bu çağda allah ufak bir yel ile yaraları akmayan, dalga boyu hafif yükseldiğinde asabi buhran yaşamayandır.
Bu kadar şizofren ne ara birikti ne ara bu kadar nevroz yığıldı…
Sıyrılıp Gelen, protest müziğin en güçlü bestelerinden biri. Aradan yüzyıllar geçse de eskimeyecek, her dinleyişte aynı etkiyi bırakacak türden bir eser. Bilen bilir… Şarkının sözleri Ahmet Telli’ye ait. Bir insan için bundan daha büyük bir ölümsüzlük var mı? Ne mutlu ki şiirlere, şarkılara karışanlara…
Macron için park kapatılması utanç verici bir durum. Macron kendi ülkesinde koşacak diye değil bir parkı, bir sokağın köşesini kapatamaz Fransızlar topa tutar. Macron da az bir insan olaymış, benim için park kapatmanızı uygun bulmuyorum, benim koşum halkın günlük hayatından önemli değil diyeymiş. Hepsi birbirinden rezil.
Beştepe'de NATO Zirvesi'nin akşam yemeği menüsü:
Başlangıç:
— Taş Fırın Pide
— Trabzon Tereyağı ve Hizan Karakovan Balı
— Zeytinyağlı Sebze Sote
— Yanık Denizli Yoğurdu
Ara Sıcak:
— Kayseri Mantısı
— Yanık Denizli Yoğurdu ve İsli Ayaş Salçası
Ana Yemek:
— Deniz Levreği
— Tarama, Urla Sakız Enginarı ve Tokat Yaprağı
veya
— Ağır Ateşte Pişmiş Dana Kaburga
— Yanık Trabzon Tereyağı, Köz Patlıcan ve Kuzugöbeği Mantarlı Firik Pilavı
Tatlı:
— Sütlü Nuriye
— Antep Fıstığı Köpüğü, Maraş Dondurması ve Bergamot
Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Aslan ile konuştum. İki özel bilgi paylaştı…
Bir: Deniz tutuklama sonrası avukatlarına “neşemizi çalamayacaklar” demiş.
İki: Kendisiyle görüşen Kılıçdaroğlu’na “CHP’yi salın” demiş.
Deniz Göktaş'ın emniyetteki ifadesi ortaya çıktı:
"Komedyenim, yüksek gelirliyim.
Deniz Göktaş rumuzlu YouTube hesabı bana aittir. Burada yapılan paylaşımlar benim tarafımdan yapılmıştır.
Soruşturmaya konu olan video, 1 Haziran 2026 tarihinde Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda yapmış olduğum stand-up gösterisine aittir.
Bu stand-up gösterisindeki konuşmaların metni daha öncesinde benim tarafımdan hazırlanmıştır.
Tarafıma yöneltilen 'halkın belirli bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' kastım kesinlikle yoktur.
Bu gösteri benim yaklaşık 3 yıldır Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde yaptığım bir gösteridir. 100 binin üzerinde seyirci bu gösterimi izlemiştir ve hiçbirinden bu kısma dair incindiklerine ilişkin bir şikayet gelmemiştir.
Gösterim boyunca birçok konuda konuşuyorum. Sadece dindarlar değil, her türlü politik görüş ya da popüler figür hakkında konuşmalarım vardır.
Burada da kötü bir şey demiyorum. Favori kitabım diyorum. 'Çeviride sorun var' cümlemi de yıllardır duyduğum meal tartışmalarına atıf olarak söylüyorum.
İnançlı bir insanı kırmak gibi bir amacım kesinlikle yoktur. Böyle bir yorumu günlük hayatta bir seyirciden duysam üzülürdüm.
Cumhurbaşkanına hakaret suçunu işlediğimi reddediyorum.
Herhangi bir şekilde Cumhurbaşkanını aşağılamak gibi bir niyetim yok.
Diktatör kelimesi siyasi bir nitelemedir ve sık sık kamuoyuna açık şekilde tartışılan bir konudur.
Demokrat, otokrat gibi bir kelimedir sadece.
Gösteri boyunca bu tarz popüler figürlere, ideolojilere ve Türkiye'ye dair sosyolojik olaylara yaptığım gibi mizahi bir yaklaşımdır.
Başka bir amacım yoktur.
Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum."
https://t.co/RRpccCikeb
Nato toplantısı öncesi tüm yolları vs. makyajlanan Ankara'nın ,
1968'de 6. Filo gelecek diye badana boya yapılan Karaköy Genelevlerinden ne farkı kaldı acaba?
Natoculuğun bizleri düşürdüğü durum da tam olarak bu.