Can we perceive another person’s finger as part of our body? ☝️This new paper shows that the sixth finger illusion can blur the boundary between the self & the other.
Earlier this year I was getting frustrated with Claude's charts, fed this book to claude and had it generate a Tufte skill. Instantly got simpler/more beautiful visualizations.
https://t.co/lfXwyQfmQG
We may be underestimating how deeply connected human biology really is.
A large new study published in @Lancet Psychiatry found associations between GLP-1 use and lower risks of depression, anxiety, substance use disorders, and other psychiatric outcomes across nearly 95,000 people.
We are still early in understanding what is driving this. Some of it is likely indirect: better metabolic health, weight loss, lower inflammation, improved sleep, mobility, and the psychological impact of finally feeling healthier again.
But there is also growing evidence that GLP-1s interact more directly with the brain’s reward and impulse pathways in ways that extend beyond appetite regulation.
For decades, medicine has treated metabolic health, cardiovascular health, and mental health as separate systems. Biology may not work that way.
The same pathways tied to obesity and insulin resistance may also influence addiction, compulsive behavior, mood, and cognitive health.
There is still a lot we need to learn, but the potential impact of these medicines keeps getting bigger - especially as they grow increasingly more affordable.
#Healthstack #Healthspan #Longevity #PatientBack
https://t.co/yHcwOD1TzX
Did Freud anticipate the brain’s “hidden” networks?
His model of the Id, Ego, and Superego was not a map of the brain.
But modern neuroscience offers useful parallels through networks involved in drive, salience, self-reference, and control. 👇🧵
Last chance to apply for our virtual summer workshop on R Programming for Psychology and Neuroscience. Funded by NSF, this FREE workshop provides direct training in using R to analyze data. Open to students from any university. Apps due May 15!
https://t.co/Ghjnv6Buk6
OKUL SALDIRGANLARI ANALİZİ
Peter Langman, yıllarca okul saldırganlarının günlüklerini, mektuplarını, adli raporlarını okumuş. Vardığı ilk sonuç rahatsız edici derecede sade. Tek bir okul saldırganı profili yok. Tek bir neden yok. Tek bir saldırı tipi yok.
Bu basit görünen cümleler, medyanın onlarca yıldır tekrarladığı klişeyi çürütüyor. Ergen, yalnız çocuk. Şiddet içerikli video oyunları oynuyor. Zorbalığa uğruyor. Bir gün dayanamıyor ve kendisine eziyet edenleri vuruyor. Langman diyor ki bu hikâye yanlış. Sadece eksik değil, yanlış.
Üç Psikolojik Tip
Langman saldırganları üç kategoriye ayırıyor. Her biri farklı bir iç dünyanın fotoğrafı.
PSİKOPATLAR. Aşırı narsisizm. Ahlakın reddi. Empatinin, suçluluğun, pişmanlığın yokluğu. Sadizm. Kendilerini hep kurban olarak görüyorlar, hiçbir şey onların hatası değil. Çabucak öfkeleniyor, kendilerini her şeye hak kazanmış sayıyorlar.
PSİKOTİKLER. Halüsinasyonlar. Paranoid sanrılar. Dağınık konuşma ve davranış. Derin bir yalıtım. Daha başarılı akranlarına karşı kıskançlık.
TRAVMATİZE OLMUŞLAR. Dağılmış, kaotik aileler. Ebeveynde madde bağımlılığı, suç geçmişi. Fiziksel, cinsel, duygusal istismar. Sık taşınmalar. Değişen bakım verenler.
Bu Tipoloji Bize Ne Söylüyor?
İlk ders, tekil nedenselliğin çöküşü. Medya bir saldırı sonrası hep aynı soruyu sorar. Video oyunları mı, silahlar mı, zorbalık mı, ruh sağlığı mı? Langman'ın verisi bu soruya tek bir cevabın olmadığını gösteriyor. Bütün saldırganları aynı çerçeveyle açıklayamazsınız. Biri narsist bir avcı. Öteki yaralı bir çocuk. İkisi de öldürdü ama motivasyonları, iç dünyaları, acıları aynı cinsten değil.
İkinci ders daha rahatsız edici. Psikopati, psikoz ya da travma tek başına saldırıyı açıklamıyor. Langman bunu açıkça söylüyor. Bu özelliklere sahip insanların büyük çoğunluğu hiç kimseyi öldürmez. Saldırı çok etkenli bir olay. İçsel yapı artı toplumsal tetikleyici. Kim olduğun artı başına ne geldi.
Tetikleyiciler listesi tanıdık. Akademik başarısızlık. Disiplin sorunları. Romantik reddedilme. Hukuki sorunlar. Akranlarla çatışma. Gelecek algısının çökmesi. Kariyer hayallerinin bitmesi. Hepsi sıradan ergenlik krizleri aslında. Fark şu. Psikopatik, psikotik ya da travmatize bir zihin, sıradan bir başarısızlığı kozmik bir adaletsizliğe dönüştürebilir. Diğerlerinin atlattığı şeyler, bu zihinlerde farklı yankılanır.
Hedef Meselesi ve Zorbalık Miti
"Okul saldırganı kendisine zorbalık yapanı vurur" anlatısı yanlış. Saldırganların büyük çoğunluğu personeli vuruyor. Öğretmenleri, yöneticileri, güvenlikçileri. İkinci sırada kadınlar var. Romantik reddedilme, cinsel hınç, yapısal misoji. Sonra aile. Zorba en altta. Demek ki saldırı bir intikam eylemi değil büyük ölçüde. Bir otorite, cinsiyet ve aile meselesi. Bu, sosyolojik olarak ayrıca incelenmesi gereken bir örüntü.
Tehdit Değerlendirmesi ve Uyarı Sinyalleri
Saldırganlar büyük çoğunlukla ne yapacaklarını önceden birilerine söylerler. Böbürlenmek için. Birini uyarmak için. Bir arkadaşı dahil etmeye çalışmak için. Hayran oldukları başka saldırganları taklit etmek için. Sosyal medyada, günlüklerde, sohbetlerde.
Verinin Sosyolojik Okuması
Veri bize ne söylüyor? Birkaç katman var.
Birincisi, psikolojik indirgemeciliğin sınırı. Üç tipoloji (psikopat, psikotik, travmatize) önemli ama olayın bir boyutunu ortaya koyuyor.
Bu tiplere sahip milyonlarca insan var, çok azı öldürüyor. Demek ki bireysel patolojiyi, toplumsal düzenin reddettiği, küçük düşürdüğü, seçeneksiz bıraktığı koşullarla birlikte düşünmek gerekiyor. Saldırganlık bir karakter değil, bir kesişim noktası.
İkincisi, erkeklik ve hınç meselesi. Hedeflerin dağılımı tesadüf değil. Kadınların ve otorite figürlerinin öne çıkması, reddedilmiş erkekliğin şiddete dönüşümü hakkında kuvvetli bir sinyal veriyor.
Üçüncüsü, sızıntının sosyolojisi. Saldırganlar izole değil aslında. Çoğu önceden konuşuyor, paylaşıyor, ima ediyor. Demek ki sorun sadece "yalnız kurt" değil. Sorun çevrenin sinyalleri işleyememesi, kolektif inkar, ve raporlama altyapısının çalışmaması. Bu bir bireysel psikoloji sorunu kadar bir kolektif dikkat sorunu.
Dördüncüsü, cezalandırıcı mantığın iflası. Uzaklaştırma, atma, sert disiplin, hiçbiri problemi çözmüyor. Hatta büyütebiliyor. Bu, Türkiye'deki güncel çocuk suçluluğu tartışmalarında dikkate alınması gereken bir konu. Cezanın yaşını indirmek ya da sertleştirmek, önleme değildir. Önleme, erken tespit ve müdahale sistemidir. Bu sistemi kurmak hem pedagojik hem kurumsal bir iştir.
Özetle Langman'ın çerçevesi bize şunu söylüyor. Okul saldırganlığı çok etkenli bir olgudur. Bireysel patoloji (psikopat, psikotik, travmatize) toplumsal tetikleyicilerle (akademik, romantik, ailevi, hukuki başarısızlıklar) buluştuğunda, ve çevre sızıntı sinyallerini göremediğinde, ve kurumlar ceza-merkezli düşündüğünde, saldırı olasılığı büyür. Önleme mümkündür ama disiplin değil, dikkat ister. Tehdit değerlendirmesi statik bir karar değil, süreklilik gerektiren bir süreçtir. Ve en önemlisi, bu çocuklar genellikle söylüyorlar. Biz duyamıyoruz.
Lombroso böyle biyolojik determinist yaklaşımla kemik/kafa yapısına, yüz/çene hatlarına, gözün donuk/hareketli oluşuna filan bakarak suç tiplerini kategorize edip hırsız şöyle olur, katil böyle dedi. Yaptığı şey; ırksal/fiziksel stereotipler üretmenin, suçu biyolojik bir nedene
“Şiddet eylemlerini psikiyatrize etmek (hastalıkla ilişkilendirmek) bilerek ya da bilmeyerek şiddeti meşrulaştırmaktır. Bir insanın şiddete başvurması, diğer canlılara, insanlara zarar vermesi hasta olduğu değil suç işlediği anlamına gelir.”
—Agâh Aydın
My latest blog for @PsychToday on the 'relational brain.'
I argue that relational models of mind & mental distress are not just philosophically & ethically necessary, but are strongly supported by the neuroscience of brain development.
Comments welcome!
https://t.co/PZn24fB1TQ
La UNESCO lanzó el Marco de Competencias para Estudiantes en Inteligencia Artificial (2025), una referencia global para integrar la IA en los currículos y orientar políticas educativas.
Una herramienta clave para quienes diseñan y actualizan propuestas formativas en un contexto educativo cada vez más digital.
📘 Acceso al documento:
👉 https://t.co/VlRQqlvBFc
#IA #habilidades #educación
Anthropic Fellows Program - 4-month, fully funded research fellowship at Anthropic for promising talent in AI safety, security & economics/societal impact
Fellows receive a weekly stipend of $3,850 USD, ~$15K/month in compute, direct mentorship from Anthropic researchers & access to workspaces in Berkeley or London
Must have work authorization in the US, UK or Canada. Prior AI safety experience not required.
Deadline: April 26 (for July 2026 cohort)
https://t.co/rdp53Fq3ly
BİLİM ÇALIŞANLARINI TEŞVİK VE MESLEKİ SAYGINLIK İÇİN AKADEMİK ZAM ŞART
▪️Öğretim elemanlarının üniversite ödeneği ve yükseköğretim tazminatı oranlarında artış sağlanması ile ek ders ücreti gösterge rakamlarının en az iki kat artırımlı uygulanması yönünde düzenlemelerin yapılmasını Cumhurbaşkanlığına yaptığımız yazılı başvuru ile talep ettik.
▪️ Öğretim elemanları, "eşit işe eşit ücret" uygulaması olarak bilinen 666 sayılı KHK düzenlemesinde en fazla ihmal edilen kesim olarak, ücretlerinde diğer meslek gruplarıyla orantılı bir artış gerçekleşmeyen nadir meslek gruplarından biri olmuştur.
▪️Son yıllardaki enflasyonist ortamda mali haklarında reel bir artış gerçekleşmeyen akademisyenler, büyük zorluklarla karşı karşıyadır.
▪️Öğretim üyelerinin mali sorunlarının çözümündeki gecikme, Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmayı da kısıtlayacak bir faktördür.
▪️Üniversitelerden mezun olan başarılı öğrenciler, akademik kariyer yapmaktan kaçınmakta ya da akademik kariyerlerine devam etmek istememektedir. Bu durumun sebeplerinden biri de farklı kurum ve kuruluşlarda elde edecekleri gelirlerin, akademik personel olarak elde edecekleri gelirden çok daha yüksek olmasıdır.
Eğitim-Bir-Sen olarak, öğretim elemanlarının üniversite ödeneği ile yükseköğretim tazminatı oranlarında artış sağlanması ve ek ders ücreti gösterge rakamlarının en düşük iki kat olmak üzere artırımlı uygulanması konusundaki taleplerimizin hayata geçmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Haberimizi okumak için: https://t.co/Q5Rr0FWjCA
Bilişsel bilimi disiplinlerarası doğasını yansıtacak şekilde Ankaralılarla buluşturmaya devam ediyoruz! Nörobilim ve yapay zeka günlerinin ardından psikoloji günleri serimizi de Dr. Nazlı Altın'ın (@NzlAltin ) "Başkalarını Anlamak: Empati ve Zihin Kuramı" başlıklı 19 Nisan Pazar tarihli konuşmasıyla başlıyor!
Bu konuşmada empati ve zihin kuramı ilişkisini bilişsel psikoloji perspektifinden ele alıyoruz. Başkalarının duygularını "aklen" anlamakla duygusal olarak hissedebilmek arasındaki farka ve bu farkın hangi mekanizmalara dayandığına eğiliyoruz. Sen de gel!
Kayıt ve bilgi:
https://t.co/Vx2VWKaqaj
This is so good/useful/enlightening I'm even thinking of creating a One-Pager (!?!) to encourage people to read it.
Yes, I know. Damn it, that's how flexibility works you know.