📍Vergilerimizle yayın yapan TRT1, dünyada 1,5 milyar insanın canlı izlediği Shakira’nın dünya kupası şarkısını yayınlamıyor.
Vergilerimizden aldığınız her kuruş haram olsun.
İnadına yayınlıyorum!
Mali müşavirler olarak yine nefes almadan çalıştığımız bir dönemdeyiz.
Şubat/2026 KDV beyan son günü: 30 Mart
2025 Yıllık Gelir Vergisi son günü: 31 Mart
İki kritik beyan arasında bırakılan 1 günlük süre, ne insani çalışma şartlarıyla ne de sistemin taşıyabileceği yükle bağdaşmaktadır.
Gereğini ve takdirini ilgili makamların bilgisine arz ederim.
@gibsosyalmedya@turmob@HmbSosyalMedya
Bugün 196. kez Vera ile birlikte Tayfun’u cam ardından 1 saat görmek için Silivri’deydik.
Tayfun’un alnındaki kabuk tutmuş yarık yaralarına, kemikleri çatlamış eline dokunamadık bile…
Tüm kamuoyu ile paylaşmak isterim;
Adli Tıp Kurumu yetkisi gereği kişilerin adil yargılanıp yargılanmadığı ile ilgilenmez;
hukuken gerçek suçlular haklarında verilmiş cezaları sağlık koşullarından bağımsız olarak hayatlarının son günlerine kadar çekmek zorundadır.
Adli Tıp Kurumu ancak ve ancak hayatlarını tek başına sürdüremeyecek ve son günlerini yaşayan kişiler hakkında onlara refakat edecek yakınları cezaevine alınamayacağı için tahliye ile infaz erteleme kararı vermektedir. Bu koşulda dahi kişiler iyileşmeleri halinde cezaevine geri dönerek infazları devam etmektedir.
Bu nedenle, Adli Tıp Kurumu’na herhangi bir başvurumuz yok ve olmayacak.
Evet, Tayfun 22 senedir Multiple Skleroz hastası ve şu anda hastalığı akut atak döneminde;
ancak Tayfun Allah’a çok şükür ki ölüm döşeğinde değil ve ömrünün son günlerine kadar cezaevinde kalması gereken azılı bir suçlu değil.
Anayasa Mahkemesi kararı ile hukuken de tescillendiği üzere Tayfun adil yargılanmamış, suçlu olduğuna dair hakkında en ufak bir delil olmayan masum bir insan ancak dahası bu insan MS hastası.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti ise ve Anayasamız yürürlülükte ise olması gereken;
ikinci AYM başvurumuzun ivedilikle karara bağlanması, derece mahkemesinin Anayasa’ya uyması, Tayfun’un yeniden ve bu kez adil yargılanmak üzere tahliye edilerek tedavisinin de hastane ve ev koşullarında sağlanmasıdır.
Neredeyse 4 senedir eline bir çakıl taşı alıp kimseye fırlatmamış masum bir insan ailesinden, ilk ve tek çocuğundan mahrum, sağlığı ile de sınanır haldedir.
Başta tüm hukukçular, tüm siyasi parti genel başkanları ve TBMM çatısı altında görev yapan tüm milletvekillerine sesleniyorum;
Adalet istiyoruz.
Adaletten başka bir şey istemiyoruz.
Savcı, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının “sahte” olduğuna dair iddiasını diplomayı veren İstanbul Üniversitesi’ne bile inandıramadı!
İstanbul Üniversitesi’nin kendi avukatı mahkemede açıkça söylüyor:
“Davacının doğrudan yaptığı bir eylemi belirtmiyoruz.”
Yani ortada “fail” yok,
ortada “sahtecilik” yok,
ortada “suç” yok…
Ama yine de 8 yıl 9 aya kadar hapis isteniyor!
Bu ne demektir?
Bu, hukuk değil;
siyasi tasfiye girişimidir.
Bir ülkenin geleceğini sandık belirler.
Ama iktidar kaybedeceğini anlayınca,
rakibini diplomayla, mahkemeyle, savcıyla devre dışı bırakmaya çalışıyor.
İmamoğlu’nun dediği gibi:
“YSK” vurgusu şu anlama geliyor:
‘Bu kişi her an Cumhurbaşkanı adayı olabilir, acele edin!’
Bu dosya artık bir “diploma” dosyası değil;
bu dosya millet iradesine kurulan kumpastır!
Türkiye bir hukuk devleti ise,
hukuk; delille, suçla, eylemle konuşur.
İftirayla değil!
Milletin seçme hakkını gasp ettirmeyeceğiz!
Bakın bu günler iyi günlerimiz.. Güzel yüzlü kurbanlarımız olacak.. Hiç sebepsiz insanlar birbirini ve zavallı hayvanları öldürecek. Çünkü bu çağ dijital çağ değil öfke çağı.. Uyuşturucu, şiddet, pandemi ve yeni dünya düzeni şiddetiyle gelecek..
Ekrem İmamoğlu’nun diploma davası öncesi CHP Beyoğlu İlçe Başkanımız Jandarma tarafından joplarla darp ediliyor!
Bu kabul edilemez. Silahsız, şiddetsiz bir insana bu denli sert müdahale kesinlikle kabul edilemez!
YARGIYA MÜDAHALE Mİ VAR.
Sn. Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı dosyalarda ortaya çıkan tablo ürkütücüdür.
Karar arifesinde hâkim değişiyor.
Beraat veren ya da dosyanın sürüncemede bırakılmasına itiraz eden hâkim başka ile gönderiliyor.
Muhalefet şerhi yazan üye ağır ceza görevinden alınıyor.
Tutuklama talebini reddeden hâkim görevden çekiliyor başka mahkemeye gönderiliyor.
İddianame yazan savcılar terfi ettiriliyor.
Heyetler bölünüyor özel heyetler kuruluyor.
Bu tesadüf değil yargının siyasallaştırılmasıdır.
Yargı iktidara göre karar vermez.
Yargı millet adına adalet dağıtır.
Anayasa açıktır.
Hâkimler bağımsızdır kimse talimat veremez.
Ama görünen o ki tarafsız yargılama değil karar mühendisliği yapılmak isteniyor.
Bu mesele bir kişinin meselesi değildir.
Bu mesele 85 milyonun adalet güvencesi meselesidir.
Dosyaya göre hâkim karara göre heyet olmaz.
Doğal hâkim güvencesi çiğnenemez.
Adalet talimatla değil hukukla olur.
Hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz.@ankahabera@halktvcomtr@szctelevizyonu@bizimtvcomtr@BirGun_TV@evrenselgzt
#etuğra dan aldığı e-imzayı sim kart yazılımı ile ilgili güncelleme sebebiyle aktive edemeyen mükellef benden yardım istedi. 15 gündür problemi çözemediğimiz gibi az önce teknik servise bağlanmak için tam bir saat telde bekledim ve bir saat dolunca telefon kapandı. #smmmeziyeti
Yorumlarda, mesajlarda sıkça gelen önerilere bir cevap: Bizim bir ütopyamız var! Eğitimli kesimi kırsala entegre etmek istiyoruz. Sadece üretim biçimini değil, yaşam tarzını ve kırsalın kültürel dokusunu da dönüştürmek istiyoruz. Topluma faydalı nitelikli insanları kendi yaşam kampüslerini inşaa etmek üzere ücretsiz 500 m2 arsalar, ekilebilir alanlar vererek ve inşaatı tamamlayıp yerleşme için belirli bir takvim şartıyla şehir çeperlerine yerleştirmek istiyoruz.
Bunu neden istiyoruz?
- Kırsalın Sosyolojik Dönüşümü:
Beyaz yaka olarak nitelendirilen kesimin kırsala yerleşmesi, kırsalın entelektüel sermayesini artırır. Tarım artık “çaresizlikten yapılan” değil, bilinçli tercihle yapılan bir uğraş haline gelir. Bu durum, köylerde yeniden güven, üretim disiplini ve toplumsal motivasyon oluşturur. Gündüz şirketinde uzaktan çalışan birey akşam üzeri otomasyonlu sistemi ile tarlasını sürer. Akşam yürüyüşünde bahçesini/tarlasını kontrol eder.
-Teknoloji ile Geleneğin sentezi:
Otomasyonlu sulama, sensör tabanlı üretim, güneş enerjili sistemler gibi yenilikler, verimlilik ve sürdürülebilirlik sağlar. Aynı zamanda ata tohumlarını koruma, blockchain üretim, el emeği, imece gibi geleneksel unsurlar korunarak modern teknotarım kültürü oluşur. Teknoloji kullanılırsa suyumuzu ve toprağımızı daha kolay koruruz.
-Küçük köy kooperatifleri ile güvenli ekonomi:
Kooperatif çatısı altında birleşmek, pazar garantisi ve lojistik desteği sağlar. Üretici yalnız kalmaz; pazarlama, satış, sertifikasyon gibi konularda merkezi bir koordinasyon olur. Kooperatif, bu yapıların “kentsel yaşamdan kırsala geçiş danışmanı” gibi davranabilir.
-Kırsalın Ekonomik Değerinin Artması
Eğitimli kesimin yerleşmesiyle bölgelerde altyapı, sosyal yaşam ve hizmetler gelişir. Yeni iş kolları doğar (eko-turizm, eğitim, organik pazar, tarım teknolojileri). Kırsal göç tersine döner.
-Akademik çıktılar:
Akademik çalışmalar tabana yayılır. Yakın köy nufusundan lisans mezunu gençler kendi mentorunu bulup proje yazarlar. Kendi projelerinde istihdam olur.
-Ulusal Çıkarlarımız
Türkiye’nin gıda güvenliğini ve kendi kendine yetebilme kapasitesini güçlendirir. Tarımın niteliğini artırarak ithalata bağımlılığı azaltır. Eğitimli insanların üretime katılması, yenilikçi tarım girişimlerinin ve Ar-Ge projelerinin önünü açar.
Sizin yorumunuz nedir? Görüşlerinizi dinlemek isteriz.
@gulbenergen 📍Bu fotoğraflara iyi bakın…
15 yaşındaki Ahmet Minguzzi sokak ortasında öldürüldü.
Ve onu öldürmekten yargılanan çocuklar, ellerinde uzun namlulu silahlarla poz veriyor.