Geçtiğimiz yıl Türkiye'nin başkentinde emeklilerin, leş gibi otel odalarında günlüğü 200 liraya 4-5 kişi kaldıkları, duş bile alamadıkları ortaya çıktı.
Aile Bakanı "bireysel bir tercih" diyerek dalga geçti. Birkaç sol, sosyalist örgüt dışında sokağa çıkıp protesto eden olmadı.
Kadir İnanır, tüm mirası ve telif haklarını Jülide Kural’a bıraktı.
🔹 Vasiyetinde, Jülide Kural’ın hayatta olmaması durumunda tüm mirasının Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Nesin Vakfı ve İnsan Hakları Derneği’ne bırakılmasını istedi.
Kaynak: T24 / Sibel Yükler
Üsküdar Belediyesi nasıl AKP'ye geçti?
🔴Sinem Dedetaş tutuklandı
🔴Belediye Meclisi Sibel Tan Çetinkaya'yı başkanvekili seçti
🔴AKP seçime itiraz etti, seçim iptal edildi
🔴4 CHP'li Meclis üyesi AKP'ye geçti
🔴2 CHP'li Meclis üyesi tutuklandı
🔴Bugün yapılan "seçim"i AKP kazandı
https://t.co/Cw75hn6u6j
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
- Soldaki, IŞİD operasyonunda yakalandı. Elleri cebinde kelepçesiz Emniyet’e götürüldü.
- Sağdaki, stand-up gösterisi yaptı. Hakkındaki kararı duyunca ülkeye döndü, ters kelepçe takıldı.
Curaçao futboluna tek başına çağ atlattı. 150 bin nüfuslu ada ülkesini tarihinde ilk kez dünya kupasına taşıdı. Kupa öncesi kızının hastalığı nedeniyle görevden ayrıldı, ayrılığı sonrası kötü sonuçlar alınınca geri döndü. Ve şimdi dünya devi karşısında kupa tarihine geçecek bir golün ardından gözyaşlarına boğularak kupa mirasına unutulmaz bir kare ekledi. Dünya kupaları tarihinin en yaşlı teknik direktörü 78'lik Dick Advocaat, maçın sonucu ne olursa olsun tarihe geçti.
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Kadıköy'de ne oluyor?
Kadıköy'de geçen ay yapılan ev ve iş yeri baskınları sonrası şimdi de pek çok mekan mühürlendi.
Mühürlenen bazı mekanların sahipleri ile konuştum. Evlerinin de basıldığını, aramalarda uyuşturucu maddeye rastlanmadığını, tutanaklar tutulduğunu ama 'uyuşturucu ticareti yapmakla' suçlandıklarını söylüyorlar. İtibarlarının zedelendiğini ifade ediyorlar.
Mahkemeye başvurular da yapıldı. Somut delil olmadan 'şüphe üzerine' mekanların kapatılmasına itiraz edildi.
Asıl kaygı ise uygulamaların Kadıköy'ün 'yaşam tarzına' yönelik bir ablukaya dönüşmesi.
Yerebatan Sarnıcı için verdiğimiz tüm emeklerimiz güzel İstanbullu hemşehrilerimize helal olsun.
Eskisinin ziyaretçi sayısını 5 katına çıkardık. Rüya gibi bir restorasyonla 3 yılda 10 milyon turist çektik. Türkiye’nin açık ara en çok turizm geliri elde edilen müzesi yaptık.
Buradaki gelir İstanbul’da yaşayan yoksullara sosyal yardım olarak gidiyordu.
Yerebatan sizindir…
#yerebatansarnıcı
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşananlar, tek bir alana müdahale ederek, salt güvenlik tedbirleri ile çözülebilecek sorunlar değil. Çocuğun gelişimi birden fazla sistemin etkileşimiyle şekilleniyor. Dolayısıyla çözüm de ancak bu sistemlerin eş zamanlı ve birbirini tamamlayan biçimde güçlendirilmesiyle mümkün. Bu tür olaylar karşısında en kolay yol, sorumluluğu tek bir yere yüklemektir. Ama en etkili yol, sorumluluğu paylaşmaktır. Bir çocuk, yalnızca ailesinin, yalnızca okulun ya da yalnızca toplumun ürünü değil ki; tüm bu sistemlerin kesişiminde var oluyor çocuklar. Herkes şapkasını önüne alıp biz nerede yanlış yaptık demek zorunda, muhalefeti yok etme peşine düşeceğinize memleketin hayati sorunlarına mı odaklansanız biraz da...
Yerebatan Sarnıcı modern müzecilik anlayışımızın en güzel örneklerinden.
Yaptığımız restorasyonla dünya çapında bir ziyaret alanına dönüştü ve milyonlarca insanı ağırladı.
İstanbul’da yaptık, tüm Türkiye’de yapacağız.
"Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde"
Çalıştık didindik, uykusuz kaldık sağlığınızdan feda ettik, aldığımız görevi, binlerce yıllık İstanbul’un emanetini hak ettiği güzelliğe getirdik.
Türkiye koruma ve restorasyon tarihinin en büyülü eserini İBB Miras olarak ortaya çıkardık; Yerebatan Sarnıcı’nı İstanbul’un şanına yakışır hale getirdik☀️
Biz şimdi gururla ve onurla bu güzel eserin karşısında söyleyecek tek sözümüz var;
İşimiz, emeğimiz, eserimiz sözümüz, mesleki rütbemiz Yerebatan Sarnıcı restorasyonudur.
Kendi emeğimizle var olmanın gururu ve onuru ile Yerebatan Sarnıcı’nın girişine yazdığım küratör metninden:
"Yerebatan yerin üstüne aittir.
O ölmemiş, bir ömrün sınırını çoktan aşıp 1500 yaşına dayanmıştır. Yerin altına inip oradan ölümsüzlüğü almış bir kahraman, ömrünü kendi zamanının ötesine taşımış bir efsanedir.
Yeraltına iniş kapımızdır Yerebatan"
#YerebatanSarnıcı
Gönlünde güzellik ve taşıyan tüm dostlara sevgi ve hürmetle…
İktidarın, “Ben yaptım oldu” aymazlığının, seçimleri kaybetme hazımsızlığının, seçmene had bildirme hadsizliğinin son örneği Yerebatan Sarnıcı oldu.
İBB Miras tarafından titizlikle restore edilen, milyonların ziyaretine açılan bu kentin en kıymetli hazinelerinden birisi olan Yerebatan Sarnıcı’nın tapusu, hiçbir hukuki ve vicdani dayanağı olmadan Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil ettirildi.
Galata Kulesi, Gezi Parkı, Beykoz Sosyal Tesisleri, Beşiktaş İskelesi, Şerefiye Sarnıcı’nda nasıl hukuksuzlukların altına imza attılarsa aynısı yaptılar.
2019’dan beri Galata Kulesi için sürdürdüğümüz hukuk mücadelesi de maç devam ederken kural değiştirildiği için sonuçsuz kaldı maalesef.
Meclisten bir yasa çıkardılar, dava devam ederken vakıfların matkapla, hilti ile yaptığı restorasyonu el koymaya gerekçe saydılar.
Ortada açık bir tablo var:
Bir “çökme” kararı verildiyse;
ne hukuku dinliyorlar, ne adaleti gözetiyorlar ne de kamu vicdanına kulak veriyorlar.
Gerekiyorsa kanunu değiştiriyorlar,
Gerekiyorsa hâkimi değiştiriyorlar,
Ve sonunda göz koydukları mülke çöküyorlar.
Ama herkes şunu bilsin: Bu kararlar nihai değildir.
Nihai kararı millet verir.