Seher vakti, gecenin son kısmıdır ve imsaktan önceki (2-3 saat) zamandır.
Gecenin sessizliğinde insanın Rabbine yönelmesi, samimi bir kalple bağışlanma dilemesi ve ihtiyaçlarını O’na arz etmesi için eşsiz ve çok büyük bir fırsattır.Seherde edilen istiğfar, yalnızca dilin hareketi değil; kulun Rabbine yönelişinin ve O’na muhtaç olduğunu itiraf etmesinin güzel bir ifadesidir.
“Seher vakitlerinde de bağışlanma dilerlerdi.”
(Zâriyât, 18)
Resûlullah ﷺ de gecenin son üçte birinin faziletini şöyle bildirmiştir:
“Rabbimiz her gece, gecenin son üçte biri kaldığında dünya semasına iner ve: ‘Bana dua eden yok mu, duasını kabul edeyim? Benden isteyen yok mu, ona vereyim? Benden bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım?’ buyurur.”
(Buhârî, Teheccüd 14; Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn 168)
Hastalar, seher vaktinde rahatlar
Yûsuf aleyhisselâmı, kardeşleri kuyuya attıkları zaman, kuyunun dibinde taş vardı. Mübârek dizi o taşa geldi O kadar canı yandı ki, kardeşlerinin cefasından ve babasının ayrılığından daha zor oldu.
Bütün gece, onun ağrısından inledi. Seher vakti olunca, Allahü teâlâ acısını durdurdu. Cebrâil aleyhisselâm gelip; “Ey Yûsuf! Rabbin sana selâm gönderiyor ve 'Bu derin kuyunun dibinde, bu elem ve acı ile nasılsın?' diye soruyor” dedi.
Bundan sonra Cebrâil aleyhisselâm “Ey Yûsuf! duâ et, ne arzu ediyorsan dile, Rabbin sana verecek” dedi. "Ey Cebrâil, benim için sen duâ et" dedi. Cebrâil aleyhisselâm onun için duâ etti ve o da âmin dedi.
Sonra, "Ey Cebrâil, ben duâ edeyim, sen âmin söyle" dedi. Ellerini kaldırıp, duâ etti ve Cebrâil (aleyhisselam) âmin dedi. "Yâ Rabbî, bu seher vaktinde bana şifâ gönderdiğin gibi, dünyânın sonuna kadar, bütün hastalara, seher vaktinde şifa gönder” dedi.
Allahü teâlâ, duâsını kabul buyurdu. Bunun için, bir hasta ne kadar hasta olsa da, seher vaktinde rahatlar. Bu, Yûsuf aleyhisselâmın duâsı bereketi iledir.
Şeyh Abdürrezzâk el-Bedr حفظه الله
Kim zikirsiz kalırsa, şeytan onun peşini gölge gibi bırakmaz. Allah Teala şöyle buyurmuştur:
‘Kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse, ona bir şeytan musallat ederiz; artık o, onun yakın arkadaşıdır.’
Zuhruf, 36
Kul, kendisini şeytandan Allah Teâlâ’nın zikri dışında hiçbir şeyle koruyamaz. Bu da zikrin sayısız faydalarından çok büyük ve değerli bir faydadır.”
Fıkhu’l-Ed‘iyeti ve’l-Ezkâr, 1/17
"İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır."
Necm 39
"Ve şüphesiz onun çalışması (ileride ahirette) görülecektir."
Necm 40
"Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir."
Necm 41
"Ve şüphesiz en son varış ancak Rabbinedir."
Necm 42
📚 İSTİHBARAT TARİHİ
DEZENFARMOSYAN, SOSYAL MEDYADAN DA ÖNCE VARDI...
10. Kolordu Komutanlığı'nın 1940 tarihli yazısı:
🖇️Dimağı, yalnız işittiğini ve gördüğünü kabul etmeden aynen kabul eden saf halkımızı bu tehlikeli propogandadan korumak lüzumunu....🖇️
5 Haziran 1940... 10. Kolordu Komutanlığı, Milli Müdafa Vekâleti'ne (Milli Savunma Bakanlığı) iki hilal ibareli bir belge gönderir. İki hilal, o dönem askerî yazışma usulünde "çok gizli" manasına gelmektedir.
Yazı, son günlerde halk arasında "Edirne tahliye edilyormuş" şayiasının yayıldığı bilgisi ve şu notla başlıyor:
"Türk milletine tesanüt ve vahdeti bozcak, fikirlerde teşeddüt ve galeyan uyandıracak mahiyette düşman istihbaratının propogandaları da hayli kuvvetlenmektedir. Düşman istihbaratı, köylüler arasında ve şehir kahvelerinde Alman ve İtalyan radyo ajans servislerini tehalikle dinlemeyi isteyecek kadar fikirleri gıcıklanmaktadır..."
Yazı şöyle devam ediyor:
"Dimağı, yalnız işittiğini ve gördüğünü muhakeme etmeden aynen kabul eden saf halkımızı, bu tehlikeli propagandalardan bir an evvel teşkilatlı bir surette korumak ve daima bu dimağları memleket hayrına olarak bir el altında, bir istikamette sevk etmek lüzumunu yüksek takdirlerine arz ederim"
YÖNTEM DEĞİŞTİ, HEDEF AYNI
1940 tarihli bu belge, dezenformasyonun sosyal medya ile ortaya çıkmadığını, sosyal medyanın yalnızca çok daha eski bir istihbarat yöntemine benzeri görülmemiş bir hız, erişim ve ölçek kazandırdığını gösteriyor.
O dönemde araç, radyo, kahvehane, köy ve şehir dedikodularıydı. Bugün ise X, Telegram, TikTok, YouTube, bot hesaplar, yapay zekâ üretimi içerikler ve anonim ağlar...
Ancak kara propaganda ve dezenformasyonun temel mantığı aynı kaldı: Gerçeği değiştirmek kadar, insanların gerçeği algılama biçimini değiştirmek.
1940'taki "Edirne tahliye ediliyor" şayiası, toplumda korku ve belirsizlik üretmeyi hedefliyordu. Bugünün dezenformasyon operasyonlarında da aynı yöntem farklı ambalajlarla karşımıza çıkıyor.
1940'ta bir söylentinin yayılması günler alabiliyordu. Bugün aynı söylenti, birkaç anonim hesap, birkaç bot ağı ve doğru zamanda üretilmiş yapay zekâ içerikleriyle saatler içinde milyonlara ulaşabiliyor. Araçlar değişti. Teknikler gelişti. Hız arttı.
İstihbarat savaşının temel sorusu ise hâlâ aynı:
Kim söylüyor, kim inanıyor, bu inanç kimin işine yarıyor?
(İSTİHBARAT RAPORU HABER MERKEZİ)
Farkında mısınız?!
Sürekli maymun hareketleri, maymun gibi suretler, maymun gibi bağırmalar bunlarda egemen. Acaba maymun denen hayvana yakın bir fıtrat arzettikleri için mi dedeleri maymuna çevirilmişti?
Bu yüzden onlara: “Aşağılık maymunlar olun” demiştik. [Bakara, 65]
Resulullah efendimiz buyurdu ki;
“Mümin kullar öldüğünde, dünyanın yorgunluğundan kurtulur; kötü kimseler öldüğünde ise tüm canlılar, onların kötülüklerinden kurtulur”
(Müslim, Cenâiz, 21)
Osmanlı'nın Afrika'da ki en uzak yeri olan Agadez bölgesinde hala Osmanlı yaşıyor.
Yıldırım Bayezid’ın oğlu Sultan Yunus'un soyundan gelen Tuareg halkının liderlerinden Agadez Sultanı Oumarou İbrahim Oumarou
Bir genç Hz. Peygamber (s.a.v.)'e gelerek; "Ya Resulallah! Benim dünyada hiçbir şeyim yok. Herhalde ben bu ayetin muhatabı değilim" der.
Efendimiz (s.a.v.)'in Cevabı: "Gölgelendiğin bir ağaç var mı? İçtiğin tatlı su var mı? Ayağına giydiğin bir ayakkabın var mı?" diye sorar.
Genç "Evet" deyince, "İşte sen bunlardan da sorulacaksın" buyurur.
Enes İbn Mâlik radıyallâhuanh şöyle dedi:
"Sabredin!
Sonra gelecek zaman bir öncekinden daha kötü olacaktır.
Ölüp de Rabbinize kavuşuncaya kadar böyle devam edip gidecektir."
(Buhari, Fiten 6, nr. 7068.)
Resûlullah sallâllahu aleyhi ve sellem bir gün Enes radıyallâhu anh'a şöyle nasihat eder:
"Enesciğim!
Abdestini güzelce al ki ömrün bereketli olsun ve koruyucu meleklerin seni sevsin.
Müslümanlardan karşılaştığın herkese selam ver ki, sevapların çoğalsın.
Evine girdiğin zaman ailenden kiminle karşılaşırsan ona selam ver ki evinin bereketi artsın.
Ey Enes!
Küçüklere şefkat, büyüklere saygı göster ki cennette bana eşlik edesin.
Kur'an'ı çok oku ki kıyamette seninle beraber gelsin.
Yavrucuğum!
Sabah-akşam kalbinde kimseye karşı kötü düşünceler olmaması için gayret et."
(Taberânî, Evsat, VI, 123)
🔵 Düzce'de dinlenmek için oturan yunus polisi ile yanına gelen tanımadığı küçük kız çocuğu arasındaki iç ısıtan sohbet;
➕️"Motordan düşmüşsün, ben senin yanındayım. Kıpırdama polis abi."
➖️"Teşekkür ederim, iyi ki varsın."
🎥 (duzceasayis81)
Enver
20’li yaşlarında çetelerin korkulu rüyası,
25 yaşında İttihatçı,
27 yaşında Hürriyet Kahramanı,
30 yaşında Trablusgarp Kahramanı,
32 Yaşında Edirne Fatihi,
Harbiye Nazırı,
Başkumandan Vekili
…
Bir 4 Ağustos günü;
41 yaşında Türkistan’da şehit…
Bir Kumuk Türk’ünün sesinden şiir;