Sizin gerçekten dini değerlere karşı bir hassasiyetiniz olsaydı "her cuma bir ayet sallıyorum, bakara makara" diyen kişiyi büyükelçi yapmazdınız.
Sizin sadece çıkarlarınız var ve buna dini alet etmekten çekinmiyorsunuz!
#DenizGöktaşıSerbestBırakın
Bir “Lekeleme Yürüyüşü” mizanseni daha! Devletleri büyük yapan şey, hukuka uygun uygulamalar ve özgürlüklere saygıdır. Son örneğini Deniz Göktaş’ta gördüğümüz “Lekeleme Yürüyüşü” insan haklarına aykırıdır. #LekelenmemeHakkı#MasumiyetKarinesi#DenizGöktaş
Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması, ifade özgürlüksüzlüğümüzün yine suratlarımıza haykırılmasıdır. Kimse bunu "öyle yaparsan böyle olur" numaraları ile hafifletmeye kalkmasın. Deniz Göktaş'ın bu durumu asaletle taşıması ve hatta ön görmüş olması da bu durumu daha yutulur kılmaz.
Deniz Göktaş, özlediğimiz gülümsemeyi hatırlattı diye gözaltında. Şaşırdık mı?
Bu iktidar yıllarca sadece tek bir 'Gülen'i sevdi; onun dışında gülen ve güldüren kimseye tahammülleri yok.
Şakayı anlamayan dalgıçların, şakayı yapan komedyenin asılmasını istediği ülkede gel de espri yap ve insanların yüzünü güldür. Sağ siyaset erbabının insanların yüzünü güldürmekten vazgeçmesinin sebebi budur bence.
Bu Koruma-Makam aracı neden tünele bu kadar hızlı girdi biliyor musunuz?
Çünkü senin bir değerin yok.
Çakar gördüğün an toparlanman kümelenmen gerektiğini biliyor.
Bahanen yok.
Ama işte bazen fiziksel şartlar yolu çakara açmana yetmiyor.
- Soldaki, IŞİD operasyonunda yakalandı. Elleri cebinde kelepçesiz Emniyet’e götürüldü.
- Sağdaki, stand-up gösterisi yaptı. Hakkındaki kararı duyunca ülkeye döndü, ters kelepçe takıldı.
Ya susup oturacak ve sıranın “hiçbir şey yapmasanız bile” size gelmesini bekleyeceksiniz.
Ya tam da Deniz’in yaptığı gibi Saray’ın kendinden olmayan kim varsa yok etmeye and içtiği bu berbat rejime karşı çıkacak ve konuşacaksınız.
Susmayın.
👇🏽
Deniz Göktaş derhal serbest bırakılsın.
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
FUTBOL FEDERASYONU BAŞKANLIĞINA ADAYIM
TFF’nin 2025-26 bütçesi 8 milyar 525 milyon lira; yani yaklaşık 180 milyon dolar. Kurumda 400’ün üzerinde personel görev yapıyor. Süper Lig, yayın gelirinde Avrupa’nın beşinci, futbolcu varlığı bakımından altıncı büyük turnuvası konumunda. Böylesi dev bir ekonomiye rağmen, ne bu büyüklüğe yakışan sürdürülebilir sportif başarı var ortada, ne de Türk futbolunu geleceğe taşıyacak tutarlı bir vizyon.
Ben bu tabloyu değiştirmek için TFF başkanlığına adayım. Bilimi ve inovasyonu merkeze alan bir anlayışla Türk futbolunu 3 yılda hak etiği yere taşıyacağıma inanıyorum.
2024’te de açıkça yazmıştım, TFF başkanlığına adayım. Daha doğrusu “TFF başkanlığına aday adayıyım”. Bugün TFF başkanlığına aday olmanız için önce 5 kulübün onayını, kongre günü adaylığınızın kesinleşmesi için 64 delegenin imzasını toplamanız gerekiyor. Zaten toplam 320 delege var. Bunların 126 tanesi Süper Lig, 38 tanesi 1.Lig kulübü yöneticileri. Takdir edersiniz ki delege sayısı bu kadar az olunca, siyasi angajmanı bulunmayan benim gibi Atatürkçü sade bir vatandaşın 64 imza toplayıp aday olması mümkün değil.
Eğer bir gün yetki bende olursa değiştireceğim ilk şey şu: TFF kongresindeki delege sayısını 10 bine çıkaracağım. Eski-yeni tüm milli futbolcuları, Süper Lig’de görev yapmış tüm teknik adamları, hakemleri, futbol ailesinin her kategorisinden belli sayıda temsilciyi, gazeteciyi, doktoru, gözlemciyi (elbette uygun oranda) delege yapacağım. Yeni bir TFF seçim modeli yaratacağım. Şu anda Türk futbolunun patronunu seçen 320 delegenin sadece 5’i futbolcu, 4’ü teknik direktör, 4’ü hakem! Geri kalan 300 küsuru inşaatçı, ayakkabıcı, ihaleci, şucu-bucu! Bir teknik direktörseniz, TFF delegesi olmanız için A milli takımı çalıştırmanız gerekiyor şu anda. Hakemseniz Şampiyonlar Ligi’nde maç yönetmiş olmanız gerekiyor. Ama bir ikinci lig kulübü başkanıysanız delegesiniz otomatikman. Futbolun kaderini sahanın içindekilerin, sporcuların, antrenörlerin, hakemlerin belirlememesi tuhaf değil mi sizce de?
TFF Başkanı olduğumda değiştireceğim onlarca şey var aslında. Ancak en hayati gördüğüm 10 tane başlığı paylaşıyorum izninizle.
Bülent Turan @turanbulent farkında mıdır 40 yıl kaybettik dediği yıllarda biz onların devlet adına verdiği emirlerle teröristle mücadele ettik.
Ne oldu 40 yıllık kararlılıkları?,
Ne oldu giden canlar, ne oldu giden kollar bacaklar?
Ne oldu yetim kalan çocuklar?
Bülent Turan hamaset yaptığı İstiklal marşımızı ağzına almasın, hak etmiyor. Milli mücadele döneminde yaşasaydı Bu anlayışla insanlarımız ölmesin diye Sevri kabul ederdi…. İstiklal marşı hiç yazılmazdı.
Birileri Bülent Turan’a @turanbulent anlatsın, İstiklal Marşını ezbere bilmek değil hissetmek gerektiğini.
Türk bayrağından hele bize hiç bahsetmesin.
Varsın gitsin statü vermeye çalıştıkları bebek katiline bahsetsin,
Gitsin mitinglerde konuşmalarına izin verdikleri teröristlere bahsetsin
Gitsin meclisteki dem partili vekillere bahsetsin….
“Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilal” dedirtsin. Sonra da kendisi diyebilecek mi?;
“Olsun artık sana dökülen kanlarımızın hepsi helal “
Bülent Turan terörle mücadelede kan dökmediği için kanı dökülenler umrunda değil.
Şu yaptığı konuşmadan mideme ağrılar girdi…. İncitti bizleri
Ona oradan iki mısra yazayım.
“Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı
Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı”
İncitmesin, bizi incitmesin…..
Ama İncitiyor, çünkü bizde olan bazı şeyler onda hiç olmuyor.