TSMC, en üst düzey çip üretim tesislerini (wafer fabrikalarını) ABD'ye taşıdıktan sonra, üretim hattında çalışacak yeterli nitelikte personel bile bulamıyor.
Jensen Huang, ABD'de yarı iletken üretimi kurmaktan bahsettiğinde şunları söylemişti:
"ABD'de dünya standartlarında çip fabrikaları kurmak, lanet olası derecede zor."
Bunun nedeni ise şu:
"Yeterli insan kaynağı yok."
"Yerel düzeyde, üretim hattında çalışacak nitelikli insanları bir araya getirmek bile mümkün değil."
"Sonuç olarak, Tayvan'dan gruplar halinde mühendis getirmek zorunda kalıyorsunuz; bir yandan üretim hattını ayakta tutmaya çalışırken, diğer yandan yeni gelenleri eğitiyorsunuz."
Çip üretmek, bilgisayar parçalarını birleştirmeye benzemez.
ASML'nin en gelişmiş litografi makinelerini satın alıp fabrikayı çalıştırsanız ve üretim reçetelerini bilgisayarlara girseniz bile, çipler kendiliğinden ortaya çıkmaz.
İçeri girip bir kez baktığınızda, bunun bambaşka bir dünya olduğunu anlarsınız.
Tek bir çip (wafer) üretmek, üç ay boyunca temiz odalarda (cleanroom) süren bir döngü demektir.
Binin üzerinde işlem adımından geçmeyi gerektirir.
Litografi, aşındırma (etching), iyon implantasyonu, ince film biriktirme, kimyasal-mekanik parlatma gibi...
Her bir adım, birkaç nanometrelik ölçekte gerçekleşir.
Bu, yüksek hızla uçan bir uçağın kanadının üzerine mikro minyatürler oymaya benzer.
Eğer tek bir işlem adımında basınç on binde bir oranında saparsa,
ya da bir reaksiyon odasındaki sıcaklık yarım derece bile değişirse,
milyonlarca dolar değerindeki tüm çip partisi anında çöpe gider.
En pahalı makineleri, bütçesi olan herkes satın alabilir.
Peki, gece yarısı bir alarm çaldığında, kim bakıp sorunun ne olduğunu anında tespit edebilir?
İşte tüm bunlar, üretim hattındaki mühendislere bağlıdır.
Gelişmiş çiplerde verim oranları sadece teorik hesaplamalarla belirlenemez; bunlar, makinelerin başındaki çalışanlar tarafından adım adım, büyük bir titizlikle ayarlanır. Hangi makinenin mikronun onda biri kadar bir ayara ihtiyacı var,
hangi kimyasal temizleme solüsyonunun oranının partiye özel olarak düzenlenmesi gerekiyor,
hangi vana contasının yüksek ısı altında deforme olma riski var?
Bu detaylar, yıllarını atölyede bizzat çalışarak, sorunları yerinde çözerek geçiren mühendislerden gelir.
TSMC’nin Tayvan’da %90’ın üzerinde verim oranlarına ulaşabilmesinin nedeni,
temiz odalarda günün her saati vardiyalı çalışan ve her bir makinenin kendine has özelliklerini en ince ayrıntısına kadar bilen on binlerce üst düzey mühendislik mezunudur.
Peki, ABD neden böyle bir ekip oluşturamıyor?
Son otuz yıldaki yetenek akışına bakmak yeterli; durum gayet net.
Amerika’nın seçkin mühendislik ve fen bilimleri mezunları
ya Wall Street’e gidip yüksek frekanslı nicel (kantitatif) işlemlerle uğraşıyor,
ya da Silikon Vadisi’ne yönelip yapay zeka algoritmaları kodluyor ve yazılım geliştiriyor.
Altı haneli maaşlarla ofiste oturup klavye başında çalışmak varken,
kim hava geçirmez özel koruyucu kıyafetler giyip kapalı bir temiz odada üç vardiya çalışmak ister ki?
Onlarca yıl süren dış kaynak kullanımı (outsourcing), tüm üretim ekosistemini kökünden kopardı.
Üniversiteler çip tasarımı konusunda pek çok mezun veriyor, ancak ileri üretim teknolojileri üzerine eğitim verenlerin sayısı ise yok denecek kadar az.
Çip tasarımı mı? Bir bilgisayar ve birkaç yazılım paketiyle bunu yapabilirsiniz.
Çip üretimi ise; günlerce, aylarca makinelerin başından ayrılmayacak, her bir üretim detayına saplantı derecesinde odaklanacak binlerce yetenekli işçi ve mühendis gerektirir.
Jensen Huang, teknolojik açıdan Tayvan’ın Amerika’nın gerçek stratejik ortağı olduğunu söylüyor.
Fabrika inşa etmek için yüz milyarlarca dolarlık teşvikler verebilirsiniz;
ancak üretim hatlarında onlarca yıl boyunca sayısız mühendisin biriktirdiği süreç bilgisini ve o zanaatkarlık alışkanlıklarını—
bunları bir gecede parayla satın alamazsınız.
Savunma sanayiinde çok sıkıntılı bir noktaya doğru gidiyoruz. Birçok firma birbiri ile aynı işlevi gören, aynı kapasiteye sahip sistemleri üretip sonra devlete satmak için hükümet içinde tanıdık arıyor. Teşvik almak yine sadece sistemde tanıdık bulmaktan geçiyor. Baykar ve Tusaş'ın el attığı bir sektöre zaten kimse bulaşamıyor; paralel veya bu firmaların ürettiği ürünü boğacak bir alternatif üretiliyorsa da bu firmalar o firmanın büyümesini engelliyorlar. Kritik ana sistemlerde (Belki havacılık/ gemi inşası alanları hariç) sürünür gibi ilerliyoruz. Prototipten seri üretime geçişte halen zorlanıyoruz. Velhasıl kol kangren olmuşken serçe parmağı sağlıklı olamıyor. Harcanan para ise hep vatandaştan alınan vergiler...
Taksicilerin ardından nakliye komisyoncuları da dijital nakliye uygulamalarının haksız rekabete yol açtığı gerekçesiyle kapatılmasını talep etti.
"Bugün nasıl taksiciler Martı TAG'a ekmeğini kaptırdıysa; bizimde ekmeğimiz için mücadele etmemiz gerekiyor."
Not: Uygulama doğrudan şoför ile müşteriyi birbirine bağlıyor. Aradaki komisyoncuları devre dışı bırakıyor.
@huseyinkanturk Bencede hatta düşman olan bu fırsatı kaçırmaz tepesine çökerdi karabasan gibi
Rusya'ya yapılanın 10'da 1'i bize yapılsa Anadolu'daki varlığımız tehlikeye düşer Türkü tekrar sürmek için aksiyona girişirlerdi.
Bu halimizle biz hiçbir savaşa hazır değiliz.
2032 acilen 2034 olmalı
İstanbul’da yaşanan sel felaketinin asıl nedeni sadece aşırı yağış mı?
Şehir planlaması, kentleşme politikaları, yetersiz yağmur suyu drenaj sistemleri, geçirimsiz yüzeylerin artması, dere yataklarının yapılaşmaya açılması ve taşkın risk yönetimindeki eksiklikler yıllardır bilim insanları tarafından dile getiriliyor.
Ülkemizde bu konularda son derece yetkin akademisyenler ve teknik uzmanlar var. Ancak bilimsel çalışmalar çoğu zaman konferans salonlarından çıkıp uygulamaya dönüşemiyor.
Kurumlarda çözüm üretmek isteyen teknik personel bürokratik engellere, liyakat sorunlarına ve kısa vadeli siyasi önceliklere takılabiliyor.
Bilim riskleri önceden hesaplıyor, mühendislik çözüm üretiyor; fakat karar mekanizmaları her zaman aynı hızda harekete geçmiyor.
Oysa afet yönetimi, felaket yaşandıktan sonra müdahale etmek değil, felaketin etkilerini önceden azaltabilmektir.
Peki, İstanbul’un asıl sorunu yağış miktarı mı, yoksa bilimsel bilgiyi uygulamaya dönüştüremeyen yönetim anlayışı mı?
#İstanbul #Sel #yağmur #AfetYönetimi
@malkocoglu_x Rabbim bela yağdırıyor.
İklim değişikliği demeyin.
Bu kadar basitçe açıklanacak konu değil
Tepeden tırnağa yozlaşmanın uyarısı bu
Devam ederse daha şiddetlisi gelecek
Turkuaz boğazı elimiden aldı resmen şuna bak
Ah foncular ah yaktılar memleketi
Çöp olan yatırımlar
Dünya ticaret merkezi ve yerine yapılan otel
Reşadiye köprü
Hacıkasım katlı otopark mekanik
Iskenderpaşa katlı otopark mekanik
Uzunsokak zemin değişecek
Maraş zemin değişildi
Haçkalı yaya asansörü 1 yıl sonra söküldü .
Kayyumun atadığı başkan yardımcısının evinden balya balya para çıktı.
Esenyurt'ta kayyum atandıktan sonra göreve getirilen Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş'ın evinde yapılan aramada nakit para, altın ve ziynet eşyası ele geçirildi.
•Evde 450 bin 854 dolar, 31 bin 815 avro ve 2 milyon 580 bin lira nakit para bulundu.
•Aramada 35 bilezik, 36 kolye, 42 küpe, 17 yüzük, 9 bileklik, 4 saat ve 2 lüks marka saat çıktı.
•Soruşturma, firma sahiplerinden belediyeden aldıkları hakedişlerin ortalama yüzde 20'si oranında para istendiğini tespit etti.
•3 gizli tanık benzer yönde ifade verdi.
•Ses kayıtlarında Erhan Toprak'ın hakedişlerini alabilmek için Seyrantepe'deki bir pastanede 3 milyon lira verdiği anlatıldı. Paranın ardından şirketin hakedişleri ödendi.
•Namık Çebi İnşaat'a hakediş ödendikten sonra aynı gün veya bir gün içinde tutarın yaklaşık yüzde 20'si nakit çekildi.
•10 milyon liralık hakedişin ardından yaklaşık 2 milyon 100 bin lira, 5 milyon liralık hakedişin ardından yaklaşık 1 milyon 125 bin lira çekildi. Aynı yöntem yaklaşık 15 ödemede tekrarlandı.
•Parayı çekenler, Ulutaş'ın aracı olarak kullandığı değerlendirilen İbrahim Doğancıoğlu ve Anıl Alioğlu ile aynı bölgelerde baz sinyali verdi.
•Eski Başkan Yardımcısı Ümit Ünal bir görüşmede şunları söyledi: Belediyenin anahtarı Yusuf Ulutaş, Can'ın (kayyum belediye başkanı Can Aksoy) anahtarı da o, para Yusuf'ta dönüyor.
•MASAK raporuna göre Ulutaş'ın para transfer işlem hacmi 2024'te 10,6 milyon TL iken 2025'te 231 milyon 26 bin TL'ye yükseldi.
•Rüşvet istediği ileri sürülen şirketlere ödenen hakediş toplamı 248 milyon 56 bin 808 TL.
Petrol fiyatlarının 150 USD'lara ulaşmamasının ana nedeni Çin'in ithalatı yavaşlatması, bu artık herkesçe biliniyor.
Ama, bunu uhrevi nedenlerle mi yaptı?
Çin'in 9 aylık dış ticaret fazla 1 TRL USD'a yakın ama iç talep hiç iyi durumda değil.
150 USD petrol fiyatıyla, Enflasyonu atak yapmış ve talep kırılmasıyla stagflasyona girecek diğer ekonomilerle bu ihracat seviyesini yakalayamaz ve çökmüş iç taleple beraber üretim fazlasını stoklayacak depo aramaya çalışırken kendi de resesyona girerdi.
Yani, Çin, oldukça stratejik bir karar verdi ve bu karar tamamen kendi çıkarlarına hizmet ediyordu...
@huseyinkanturk@memetsimsek HK abi senin borsa işi yattı sanki
Sittin sene 100.000 görmez artık.
Bir kere piyasalardan güveni sarstı mı yerine getirmesi en zor olandır.
Yeni sistem, yeni yüz, yeni hikaye olmadan artık çok zor.
Eski CHP, şimdiki Yeni Parti'nin çalışma prensibi:
1. Herhangi bir konuda halkta bir homurdanma başlamışsa hemen harekete geçip homurdanmayı bastıracak kadar bir ses çıkarmak.
2.Bu arada nabız tutup homurdanmanın azalıp azalmadığını kontrol etmek.
3.Azaldıysa kendi sesini da yavaş yavaş kısıp susmak.
4.Arttıysa sesini biraz daha yükselterek yine homurdanmayı bastırmak.
5.Homurdanma bir türlü dinmiyorsa halkın sokağa inme riski ortaya çıkacağı için hemen küçük bir sokağa inme temsili organize etmek.
6.Temsili zamana yayarak halkı yormak ve umudunu kırıp evine yollamak.
7.Ortalık sütliman olunca yeni bir yumuşama açılımı yapıp iktidara alan açmak.
8.Birinci maddeye dönüp aynı zinciri tekrar etmek.
Şunu sebze, meyve ve balıktada da gördük ya 😡
Bizim vallahi düşmana ihtiyacımız yok düşman içimizde.
Bunların müsebbiplerini bulup çok özür dileyerek g..tünden kan almayan devlette ben ne bileyim??
🇦🇿🇹🇷🇮🇷Güney Azerbaycan'ın (Tebriz) Tractor futbol kulübünün paylaşımı: Müslüman bir ülkede başörtüsü yasağı olamaz ama Türk düşmanlığı olabilir!
● İran'da 40 milyona yakın Türk var ama 100 yıldan fazladır okullarda Türk dilinde eğitim yasak, hiç kimse kendi dilinde konuşamaz.
●Hiç kimse çocuğuna Türkçe isim koyamaz. Hiç kimse Türkçe bir şirket, mağaza ve benzeri işlerde Türkçe ad koyamaz. Sadece Farsça ve Arapça geçerli!
● Cumhurbaşkanının bile kendi dilinde konuşmasına zor izin veriliyor!
● Ama Azerbaycan'da bir haftadır başörtüsü yasağı var diye hepiniz kendi kardeşlerinize karşı düşman oldunuz!
● Ama 100 yıldır İran'da yaşanan Müslüman Türklere yapılan asimilasyona gıkınız çıkmıyor!
● Madem Müslüman insanların hukuku sizin için çok önemli, çok insanlıktan dem vuruyorsunuz, buradaki insanlar Müslüman değil mi? Niye konu İran olunca susuyorsunuz?!