Son 2 haftadır Selçuk Ü. Hukuk Fakültesi öğrencilerinden 500’e yakın mesaj aldım. Hukuk fakültesinde devamsızlıktan kalma riski altında olduklarını ya da işlerinden ayrılacaklarını ifade ediyorlar. 2015’ten itibaren uzaktan eğitimin yaygınlaşmasıdır. Aslolan bilgiye ulaşmaktır.
Sevdiğimiz bir yazarın hoşumuza giden cümlelerini, hayranı olduğumuz bir hoca efendinin sözlerini okumak ya da ezberlemek ibadet değildir.
İbadet değeri olan ve yüzde yüz doğru olan yegane bilgi vahiydir.
Zihnimizde onlarca cümle ve söz varken Kur’an’dan bir ayet bile bulunmaması ne kötü bir durumdur.
O halde, hep birlikte Kur’an’a yönelelim. Bir ayet bile olsa zihnimizi onunla dolduralım. Okuyalım, ezberleyelim, yaşayalım.
İlk üç maddede toplumsal mutabakat olduğunu nereden çıkardınız? İkinci maddedeki Atatürk Milliyetçiliği ve Laiklik tanımsız. 28 Şubat, bu maddelerin yorumuyla gerçekleşmedi mi?
Geldiğimiz noktada Atatürk Milliyetçiliği tanımsızlığı ateizmi, deizmi, hatta siyonizm destekçiliğini doğurmadı mı? Devlet açısından düşünürsek, Atatürk Milliyetçiliğiyle ortaya çıkan nesil, hangi doğal afette, savaşta ya da ekonomik krizde devletin yanında yer almış? Türkiye'nin son yıllardaki inkişafında en çok da bu ülkenin Müslümanlarının imzası yok mu? Kör ebe oynamaya gerek yok. Darbede tekbirlerle sokağa çıkanlar da, depremde sosyal medyada dezenformasyon yapmak yerine sahaya inip tekbirlerle enkazdan yaralı kurtaranlar da Müslüman kitleler. Savaşa gönderdiğiniz ve tekbirlerle düşmana saldıran öldüğünde şehit olarak resmi tören düzenlediğiniz çocuklar, Anadolu'nun gariban Müslüman çocukları. Müslümanlığı belli bir sınır ve seviyede tutmak için her gelenin bir yorumla Müslümanlar eziyet edecek bir tanımı değiştirilmez kabul etmek art niyetlilik ve toplumsal barışa vurulan bir kelepçe ve art niyetliler için her daim hazırda duran bir mengene. Herkes olsun, itirazımız yok. Beraber yaşayalım, zaten biz beraber yaşamak konusunda bin yılı aşkın bir tecrübenin ve hukukuk sahibiyiz. Ama her defasında bize eziyet edip durmayın kardeşim. Hesap vereceğimiz muasır medeniyet falan kalmadı, rahat olun biraz.
Hayır, kurucular toplumsal mutabat mı sağladılar? Niye ilkokul seviyesi İnkılap Tarihi malumatıyla aynı şeyleri tekrar edip duruyorsunuz. Birinci Dünya Savaşını veren Kurtuluş Savaşını veren ve sonra çeşitli siyasi manevralarla makamını, mekanını ya da hayatını kaybedenler ne olacak? Unutalım deyince unutuluyor mu?
Süreklilik dediğiniz ne? Ne iyi oldu da onu sürdüreceğiz? Laiklik oldu mu yani? Bizimle hiçbir ortak tarihi ve dini hafızaya sahip olmayan Fransız tipi bir laikliği apar topar ben yaptım deyince mission civilisatrice mi oluyor, ne oluyor, anlamıyorum vallahi. Olmamış demek ki Diyanet İşleri Başkanlığı var. Ben itiraz ediyorum. Vatandaş olarak, yeni bir anayasa talebim var. Eski yasanın tanımladığı kişi ben değilim. Büyük bir kitleyi dışarıda bırakan, büyük bir kitlenin ortak hedefi olmayan hedefler koyan bir anayasa, kendini tekrar eden yeni bir anayasa bizi yorar. İster kabul edin ister etmeyin. Laiklik ve sekülerlik devletin asla değiştirmem dediği bir kod olduğu müddetçe yeni 28 Şubatlara hazırlık yapmak zorunda kalacağız. Bunları dayattığınız sürece, bir türlü özgürleşemeyeceğiz, bir kolumuz, bir kanadımız, bir bacağımız en en önemlisi de kalbimiz ve aklımız eksik olacak. Sen de eksik ol demeyin, biz öyle azınlık falan değiliz. Süreklilik dediğin şey biz Anadolu Müslümanlarında zaten var.
Bakın bu bir fırsat. Bizim kimseyle geçim derdimiz yok. Geçmişte bir takım mevzular oldu, bir hesap hesap görelim, alacak verecek çıksın bir ortaya, gerekirse helalleşelim. Ama lütfen şu biriken hesabı ödemeden kalkmayın. Önceki nesillerde bu masaya her oturan hesabı ödemeden kalktı, faturalar kabardı. Ödeyelim geçelim neyse borcumuz.
2004'e kadar itlaf vardı sorun yoktu. 5199 geldi itlaf kalktı kısırlaştırma ve sokağa salma geldi sorun başladı. İtlaf kesin çözümdür. 4 milyon köpek için barınak yapmak emeklinin yetimin parasını buna harcamak haramdır.
Sağolsun hükumet başıboş köpek sorunu ile ilgili çözüm arıyor. Ama neden imkansız çözümlerden söz ediliyor da dünyada denenmiş ve başarılı olmuş çözümler uygulanmıyor. Hala saçma sapan çözümler gündeme getiriliyor. Adeta milletle alay ediliyor. La havle ve la kuvvete illa billah!
İsrail;
Gazze’deki 1200 camiden 1000 tanesini bombalayıp yıktı.
ABD’nin askeri gücü, silahları ile. Avrupa’nın askeri gücü, silahları ile.
“İslam’la Savaş”ın bütün göstergeleri apaçık ortada.
Hangi süslü cümleyi, hangi kibirli kavramı kullanırlarsa kullansınlar, bize saldırıları onlara göre din savaşıdır.
Din savaşı ile birlikte bir yağma, talan, hırsızlık savaşıdır.
İsrail ve Batılı ortakları Gazze'de;
Soykırım, katliam, bebek öldürmek, hırsızlık, yağma, şehirlerin ve evlerin yok edilmesi, susuz ve yiyeceksiz bırakmak..
İnsan ırkının yaşaması için gereken ne varsa yok etti.
Hala ayakta kalanları öldürmeye devam ediyor.
“Müslüman Soykırımı” kavramını iyi düşünün.
100 yıl önce bunu yaptılar.
Şimdi de devam ediyorlar.
Batı bu soykırımı bilinçli, sistematik olarak, hep birlikte yapıyor.
Geriye hangi cümleler kalır ki…
Bize öğretilenlerin tamamı yalandı.
Yüz yıl boyunca konuştuklarımızın tamamı yalandı.
Yeryüzünde, kanını akıtmadıkları, zarar vermedikleri tek bir millet, tek bir ülke kalmadı.
Sarsıcı bir bilinç devrimine ihtiyacımız var.
Tag’de #GazaStarving baskıyı Mısır’a yönlendirmek anlamlı değildi. Çünkü ;
1-Mısırdan kapı açılsa dahi Gazze orta hattan bölünmüş durumda. Problem daha çok kuzeyde. Refah kapısından giren malzeme güneyden girecek. Kuzeye geçmesi İsrail tarafından yine engellenirdi.
2-Mısır buna kendi başına karar verecek güçte değil. Dışarısı ne isterse onu yapacak.
3-O zaman her şey İsrail’de düğümleniyor. İsrail de diasporadaki siyonist iradeden başkasını dinlemez.
4-Diaspora siyonizmine baskıyı sadece batı halkları yapabilir. Batı yönetimleri bile etkisiz.
5-Bir domino etkisi oluşturmak lazımdı. Bu yüzden ana eksene yine batı halklarını koymaya çalıştık. İnşallah faydası olur. Allah kerim.
Kadına dokunulmaz. Yaşlıya dokunulmaz. Zaten kimseye hakaret edilmez. De bune?
Bu şu demek : biz sizi insan kadın yaşlı ayırt etmeden yok edilmesi gerekli olan düşmanlar olarak görüyoruz gücümüz yetmediği için bunu dillendiremiyoruz öfkelendiğimizde gizlediklerimiz açığa çıkıyor.
1- İslâm'da diledikleri gibi yasa koyan, arzularına göre yöneten "din adamları" sınıfı yoktur. Âlim ve fakihler vardır. Bunların kendilerine özgü giysileri yoktur. Bunlar bir sınıf olmadıkları gibi siyasal, toplumsal ve ekonomik bir otoriteleri yoktur. +
Arzu edilen sabır, bu dinin emirleri ve gereklerini yerine getirme, dinin emirleri üzere dosdoğru yolda olma ve düşmanlar ne yaparlarsa yapsınlar dinde ısrar etme anlamındaki sabırdır. +
+ Sonra onlar, tüm durumlarda sonuçlardan emin değildirler. Dolayısıyla İslâmî cihad, bastırılamayan bir ruhtur. Askerî bir yenilgi ile bir süreliğine bastırılsa da şüphesiz ölmez. Herhangi bir zamanda, bir kez daha canlanabilir.
/Muhammed Kutub