Mahkeme, Deniz Göktaş’ın iddianamesini kabul etmiş ve “tutukluluğa devam” demiş. Gerekçelerden biri de “delillerin tam olarak toplanmamış olması!” :)
Bari bunu yazmasaydınız 👇🏼
İmam Hatip'de demek ki ağaç dikmeyi öğretmiyorlar. İlahiyat Fakültesi olsa kesin bilirdi. Orada illaki öğretiyorlardır.
Bu arada ''tarım bakanı bu işleri bilmese de olur'' denecektir. Memleket eyiye gidiyi.
Melih Gökçek Almanya’ya servet transferi iddiasına karşılık, ekranda kendisini “FETÖ'nün ölüm listesinde olan 4 kişiden biriyim” diye savunmuş…
Eee? Konuyla ilgisi ne? FETÖ Melih Gökçek’i hedef alıyor diye savcılık kolaylık mı yapsın? FETÖ’nün ölüm listesinde olduğu için Gök��ek’e ayrıcalık mı tanınsın? Savcılık gazeteci Murat Ağırel’in ortaya çıkardıklarını görmezden mi gelsin?
Ölüm listesine gelince…
Gökçek’in Fethullah Gülen’i nasıl savunduğu, Gülen’e karşı çıkanlara ekranlardan nasıl tepki gösterdiği başta pek çok desteği haber arşivlerinde mevcut.
Öte yandan FETÖ’nün ölüm listesindeki diğer üç kişi kim acaba? Melih Gökçek’e soru soran gazeteciler bu konuyu da netleştirebilir mi?
Sayın Reis Sedat PEKER, Türkiye’de yaşadığı dönemlerde çok sayıda insanla görüşmüş ve bu kapsamda Süleyman Balcı ile Erman Yavuz isimli şahıslarla da geçmişte diyalog içerisinde bulunmuştur.
Ancak kendileriyle çok uzun süredir herhangi bir görüşmesi, yakınlığı veya ilişkisi bulunmamaktadır.
Bu şahıslarla ilgili herhangi bir mağduriyet yaşayan kişilerin kolluk kuvvetlerine ve ilgili adli mercilere başvurarak şikayette bulunmaları önemle rica olunur.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
30 Ağustos: 'Kurtuluş' kavramından niye kurtulmak isteniyor?
🔴1919’da başlayan Kurtuluş Savaşı, yalnızca Yunan ordusuna karşı verilmemişti. Düşman safında iki ittifak vardı. Biri emperyalizmdi, diğeriyse Osmanlı saltanatı ve onun ülkeye yayılmış işbirlikçi ve gerici ağıydı.
https://t.co/ILmF40SihW
Emperyalizme karşı elde edilen zaferin üzerinden 104 yıl geçti. Aradan geçen yüz yıldan sonra ülkemiz bir kez daha emperyalist planların kuşatması altında.
1919 yılında Mustafa Kemal ve yol arkadaşlarının önderliğinde emperyalizme karşı büyük bir mücadele başlatıldı. Bu mücadele, Sevr dayatmasına ve işgalcilere teslim olan köhnemiş saraya karşı yoksul Anadolu halkının biricik umudu haline geldi.
30 Ağustos Zaferi, her şeyden önce Anadolu halkının emperyalizme karşı gösterdiği eşsiz bağımsızlık iradesinin ve cephedeki kararlı direnişinin sonucudur. Bu ölüm kalım mücadelesinde, 1917 Ekim Devrimi ile kurulan devrimci ittifakın, Sovyetler Birliği’nin sağladığı lojistik ve diplomatik desteğin de büyük payı olmuştur. Başta İngiliz emperyalizmi olmak üzere karşıdevrim cephesine karşı elde edilen bu büyük askeri zafer; tebaadan yurttaşlığa geçişin, tarikat ve cemaatlerin tasfiyesinin ve bağımsız bir ülkenin de kapılarını aralamıştır. Cumhuriyet böylece kurulmuştur.
Bugün ülkemiz ve bölgemiz yine kanlı hesapların hedefindedir.
Yüz yıl önce bu topraklarda yenilgiye uğrayan emperyalistler, bugün yine aynı karanlık planları devreye sokmaktadır. Emperyalist güçler, sermaye sınıfı, işbirlikçi iktidarlar ve tarikatlar, bölgemizi yeniden kanlı bir savaş alanına çevirmiştir. AKP iktidarı ve Türkiye sermaye sınıfı, Yeni Osmanlıcılık hedefleriyle bölgesel gerilimleri beslemekte, emperyalist heveslerle ülkemizi maceraya sürüklemektedir.
Son çeyrek asırda Türkiye, emperyalizmin bölgesel stratejileriyle giderek daha fazla bütünleşme doğrultsunda bir eşiği aşmıştır. Cumhuriyet’in imzasını taşıyan tüm kamusal kaynaklar holdinglere teslim edilmiş, ülke tarikat ve cemaatlerin karanlığına bırakılmıştır. 103 yıl önce kurulan Cumhuriyet, sömürücülerin ve cumhuriyet düşmanlarının elbirliğiyle tasfiye edilmiştir.
104 yıl önceki zafer, bir halkın boyun eğmeyip ayağa kalkmasıyla, emperyalist işgalcilere ve işbirlikçi saltanata karşı saf tutmasıyla kazanıldı.
Bugün ülkemizin, sömürüden, gericilikten, savaştan ve bu çürümüş düzenden kurtulmasının tek yolu vardır: Halkın kendi kaderini eline alması, kurtarıcı beklemeden örgütlenip ayağa kalkması…
Yeni zafer, yerli ve yabancı patronlara, emperyalist ittifaklara, tarikat ve cemaat yapılanmalarına karşı tavizsiz bir mücadele yürütmekten doğacaktır.
Ülkemizin, holdinglerin ve emperyalist işgalcilerin egemenliğinden tamamen kurtulacağı emekçilerin cumhuriyetine ihtiyacı vardır.
Kurtuluş kendi kollarımızdadır.