Hepsa Diyarbekirê seranserê dinyayê bi îşkence, zilm û zordariya xwe ya li dijî mirovahiyê tê nasîn.
Girtîgeh wekî eslê xwe yê berê mîna muzeyeke bîranîn û etnografyayê tê dîzaynkirin.
Bu gün BAN'in (Bizava Aşitiya Navxweyi) İskenderpaşa konağında düzenlediği kahvaltı programına katıldık dört parça Kürdistandan gelen konuklar ile bir araya gelmek,fikir alışverişinde bulunmak güzeldi düzenleyen dostlara teşekkür ediyorum .
Mustafa OKUMUŞ
HAKPAR Amed il başkanı
İşkence uygulamasının önkoşulu iktidara karşı siyasi tavır alan bir insanın varlığıdır.
İnsan, onurunu korumak için verdiği mücadelenin bedelini öder.
Ve İşkenceci dahi, karşısındakini insan olarak kabul eder.
Diyarbakır cezaevinde durum daha farklıydı.
Hiç birimiz insan olarak kabul edilmiyorduk.
İşkence , bir iktidara karşı gerçekleşmiş fiillerin bir bedeli olarak değil, bir ulusal kimliğe karşı duyulan etnik- hınç ve öfkenin ya da cinnetin bir sonucu olarak uygulanıyordu.
Gardiyanların ezberlediği yegane soru, “Türk müsün Kürt müsün” sorusuydu.
Orda olanlar ya yok edilmeyi hak edenler ya da kimliklerinden arındırılması, başka bir şeye dönüşmesi gerekenler olarak görülüyordu.
İç Güvenlik Amiri Yzb. Esat cezaevinin her yerinden dinlenebilen konuşmalarında şöyle sesleniyordu mesela:
-Size öyle bir program uygulayacağım ki, burdan sağ çıksanız bile kendinizi tanıyamayacaksınız!
Cezaevi amiri bir binbaşı, burda uygulanan programı anlamamak ve tutuklularla, görülebilen bir merhametle yakınlaşan asteğmenini suçluyor ve şu uyarıyı yapıyordu:
- Asteğmenim siz galiba burada ne yapmak isteğimizi anlamıyorsunuz. Bunların genç- dinamik olanlarını önce dağlara süreceğiz, sonra orda azaltacağız, 2050 yılında Türk nüfusun azınlıkta kalacağını biliyor musun?
Diyarbakır cezaevi en acımasız ve çeşitlendirilmiş işkence uygulamalarının bir mekanı olmanın ötesinde bir hadisedir.
Bir etnik hınç öfke ve bir cinnet mekanıdır.
Siyasi hafıza arkeolojisi çalışır gibi, Diyarbakır Cezaevini mümkün kılan anlayışın kaynakları, sebepleri ve sonuçları araştırılmalı ve merak edilmelidir.
Bu yıl İstanbul Film Festivali’nde dünya prömiyeri yapacak olan “Posta Kutusu 213-Diyarbakır’ ismli belgeselimiz önemli bir yüzleşmeye davet ve tanıklıkların paylaşılmasının ötesinde, yıllardır peşimizi bırakmayan, huzursuz eden böyle bir merakın sonucudur.
Tarihe, bir ülkeye ve etnik- dini aidiyeti ne olursa olsun o ülkenin insanlarına ve bilhassa genç kuşaklara bir borcu ödeme, bir sorumluluğu yerine getirme hissiyatı içinde yapılan bu film bakalım ne kadar merak edilecek?
Adalet ve cezaevini müzeye dönüştürecek projenin sahibi olarak, Kültür- Turizm bakanlarımız başta, diğer bakanlarımız, siyasi liderlerimiz, devlet adamlarımız, kardeşlik, milli birlik ve demokrasi için kurulan komisyonumuzun değerli vekilleri, aydınlarımız, üniversitelerimiz, yazar ve sanatçılarımız, ve medyamızı, filmin 14 Nisan Beyoğlu sinemasında saat 21,30’da gerçekleşecek gösteriminde görecek miyiz, yoksa “karşıt hafızalardan” birine duyulan aidiyet duygusu ve tavrı daha mı ağır basacak?
Doğrusu merak etmiyor değilim…
📌 Refik Karakoç: “Ahmet Şara’nın Kararnamesi Kürtleri Aldatmaya Yönelik”
🗣️ HAK-PAR eski Genel Başkanı Refik Karakoç, Ahmet Şara tarafından yayımlanan kararnameye ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Karakoç, söz konusu kararnamenin Kürtlerin en temel insani haklarını dahi içermediğini belirterek, belgenin Kürtleri oyalamaya yönelik bir planın parçası olduğunu savundu.
📌 Karakoç, ana dilde eğitim hakkının evrensel ve temel bir hak olmasına rağmen kararnamede yer almadığına dikkat çekerek, “Bu durum, kararnameye yaklaşırken son derece temkinli olunması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır” dedi. Kararnamenin içeriğinin Kürtlerin gerçek taleplerini karşılamaktan uzak olduğunu ifade eden Karakoç, planın Türkiye tarafından kurgulandığını ileri sürdü.
🔗 Cumhuriyetin kuruluş sürecinde Kürtlere yönelik uygulamaları hatırlatan Karakoç, benzer bir yöntemin bu kez Rojava Kürtleri üzerinde hayata geçirilmek istendiğini belirtti. “Her yönüyle Türkiye tarafından hazırlandığı anlaşılan bir kararnameyle karşı karşıyayız. Üstelik içindeki sınırlı taahhütlerin dahi ilerleyen süreçte çeşitli gerekçelerle uygulanmayacağı bilinmelidir” ifadelerini kullandı.
📌 Karakoç, Rojava yönetimine de çağrıda bulunarak, bu sürecin ciddi riskler barındırdığını vurguladı. Kürtlerin tüm kurumlarının sorumluluk alması gerektiğini belirten Karakoç, “Rojava yönetimi bu oyuna gelmemelidir. Kürt kurumları bu konuda Rojava’yı uyarmalı ve yalnız bırakmamalıdır. Aksi halde tarih, Kuzey Kürdistan’da olduğu gibi yeniden tekerrür edecektir” uyarısında bulundu.
📌 Refik Karakoç: “Rojava’da Kürt Katliamına Sessiz Kalınmamalı”
Haber Merkezi — HAK-PAR eski Genel Başkanı Refik Karakoç, Suriye’nin Halep kentinde Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelere yönelik saldırılara sert tepki gösterdi. Karakoç, bu saldırıların “kabul edilemez” olduğunu vurgulayarak, Kürtlerin demokratik bir Suriye içinde kendilerini yönetme hakkına sahip olduğunu ifade etti.
Karakoç yaptığı yazılı açıklamada, yalnızca Kürtlerin değil, Suriye’de yaşayan tüm halkların ve inanç gruplarının da kendi kaderlerini tayin etme ve kendilerini yönetme hakkına sahip olduğunu belirtti. Bu nedenle Suriye’nin demografik yapısına en uygun yönetim modelinin federal bir sistem olduğunu savunan Karakoç, Irak’ı bu konuda somut bir örnek olarak gösterdi.
Kürtlerin temel demokratik ve ulusal hak talepleri nedeniyle zorla asimilasyona uğratıldığını ve hatta yok edilmeye çalışıldığını ifade eden Karakoç, “Artık bu Kürt katliamlarına dur demenin zamanı gelmiştir” dedi.
“Kürtler artık tamamen çaresiz değildir” diyen Karakoç, Kürt halkının bir parçada özgürlüğe kavuştuğunu, örgütlü bir yapıya ve güçlü bir diasporaya sahip olduğunu hatırlatarak, esas eksikliğin kolektif hareket edebilme iradesi olduğunu vurguladı.
Karakoç, dünyadaki tüm Kürtlerin ortak çalışma ve etkinlikler etrafında birleşmesi gerektiğini ifade ederek, özellikle Avrupa’daki Kürtlerin lobi ve diplomasi faaliyetlerini artırması ve uluslararası kurumlar ile devletler nezdinde daha etkin girişimlerde bulunması çağrısında bulundu.
Açıklamada ayrıca dünya kamuoyunun doğru bilgilerle bilgilendirilmesi gerektiğini vurgulayan Karakoç, Birleşmiş Milletler nezdinde olası ağır insan hakları ihlallerini önlemeye yönelik başvuruların yapılmasının hayati önem taşıdığını dile getirdi.
Karakoç açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Gün, birlik olma, dayanışmayı büyütme ve ulusal haklar için mücadele etme günüdür.”
Refik Karakoç
HAK-PAR Eski Genel Başkanı
📌 ORTADOĞU KAYNIYOR: KARAKOÇ’TAN KÜRTLERE KRİTİK UYARI
🗣️ HAK-PAR eski Genel Başkanı Refik Karakoç, Ortadoğu’da art arda patlak veren krizlerin merkezinin Kürdistan coğrafyası olduğuna dikkat çekti. Karakoç, “Risk ve fırsat birlikte geliyor, Kürtler hata yapmamalı” dedi.
📍 Haber Merkezi — HAK-PAR eski Genel Başkanı Refik Karakoç, Ortadoğu’daki hızlı ve sarsıcı gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede bölgenin çok boyutlu bir kriz sarmalına girdiğini belirterek, özellikle Kürt halkı açısından sürecin tarihsel önemde olduğunu vurguladı.
🟢 Karakoç, Ortadoğu’nun sosyal, kültürel, ekonomik ve demografik yapısı itibarıyla dış müdahalelere son derece açık bir coğrafya olduğunu ifade ederek, bölgenin sahip olduğu zengin yeraltı enerji kaynaklarının küresel güçlerin iştahını kabarttığını söyledi. Aynı zamanda Ortadoğu’nun devasa bir tüketim pazarı olduğuna işaret eden Karakoç, yaşam için gerekli pek çok unsurun ithalat yoluyla karşılandığını, bunun da bölgeyi sürekli dış projelerin hedefi haline getirdiğini dile getirdi.
🔴 Suriye’deki belirsizlik devam ederken İran’da halkın sokaklara döküldüğünü hatırlatan Karakoç, bunun ekonomik krizle birleşen derin bir siyasi krizin işareti olduğunu belirtti. “Mollalar rejimi bir kez daha sallanıyor” diyen Karakoç, Ortadoğu’nun yeni bir dalga halinde istikrarsızlığa sürüklendiğini savundu.
🟡 Türkiye’nin de Kürt sorunu nedeniyle benzer bir endişe ve baskı altında olduğunu kaydeden Karakoç, daha önce “kırmızı çizgi” olarak görülen pek çok tabunun aşılmaya başlandığını ve yeni arayışların gündeme geldiğini söyledi. Karakoç’a göre asıl kritik olan, bütün bu gelişmelerin Kürdistan coğrafyasında yoğunlaşıyor olmasıdır.
✅ Bu nedenle Kürtlerin bu süreçte hata yapmaması gerektiğini vurgulayan Karakoç, mevcut kazanımların korunması ve güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Risk ve fırsatın aynı anda kapıda olduğunu ifade eden Karakoç, Kürdistan’ın dört parçasında kolektif ulusal haklar için tüm çelişkilerin bir kenara bırakılarak ortak mücadelenin öne çıkarılması gerektiğini dile getirdi.
🕹️ Rojava’da federe bir statü için tüm Kürtlerin destek vermesi gerektiğini savunan Karakoç, Rojhilat’taki Kürt partilerinin de sürece ortak ve etkin biçimde müdahil olması için güçlerini birleştirmesi çağrısında bulundu. Kürtlerin sahip oldukları imkânları yalnızca Kürt halkının çıkarları için kullanması gerektiğini söyleyen Karakoç, ulusal çıkarlar dışında hiçbir devlet ya da yapıya entegre olunmaması gerektiğini vurguladı.
♻️ Karakoç, doğru siyaset ve doğru zamanlama ile Kürtlerin de diğer halklar gibi bir devlete sahip olma ihtimalinin güçlü olduğunu ifade ederek, “Modern dünyanın yeni bir devleti Kürtlerin de hakkıdır. Bu hak ancak doğru zamanda ve doğru siyasetle alınabilir” dedi. Karakoç, devletsizliğin Kürtlere yaşattığı acıların, sürgünlerin ve katliamların yakın zamanda sona ermesini umut ettiğini belirtti.
2026 Yılı HAK-PAR’ın Kuruluş Ruhuna Döneceği Yıl Olacak !
Partimiz HAK-PAR (Hak ve Özgürlükler Partisi) 2002 yılında her kesimi bir araya getirerek güçlü bir birlik zemini yakalamıştı. Kitle partisi olarak tasarlanmış olan partimiz, yakalamış olduğu bu zeminin üzerine güçlü bir Kürd temsiliyeti oluşturmayı hedeflemişti.
Kürd milletinin gasp edilmiş temel ve ulusal haklarını elde etmek için top yekün demokratik bir mücadele partinin birincil görevi olmuştu.
Bu amaçla kurulan partimiz, güçlü Kurdistani bir temsili yeti oluşturma çabası Kürd kamuoyunda heyecan da yaratmıştı.
Fakat zaman ilerledikçe yönetimde görev alan kadroların sevk ve idaredeki davranış ve tutumları bu farklı kesimleri bir arada tutmayı ve birlikte mücadeyi sürdüremedi. Bu sebeple partimiz gelişip büyüme yerine daha çok kan kaybına kaybetti.
Neticede süreç 2015 yılında gerçekleşen kendi içerisinde ikiye bölünmeye kadar gitti. Bugün itibarıyla partimiz HAK-PAR kuruluş dönemindeki farklı kesimlerin çok az bir kısmı şu an parti bünyesinde durabilmekte. Yani farklı kesimlerin çoğu artık partili değiller. Kadrolarımız bu önemli birlik fırsatını milletimizin lehine kullanamadık ve güçlü bir Kürd temsili yetini oluşturamadık.
Geldiğimiz aşamada partimiz de dahil olmak üzere diğer tüm Kurdistani partilerin ayrı siyasal partiler olarak büyüme ve kitleselleşmeye ilişkin çabaları Kürd milleti içerisinde ne yazık ki karşılık bulamadı. Ayrıca bu stratejinin hayat bulması için yapılan pratik çabalar da oldukça yetersiz ve etkisiz kaldı. Yaşanan bu durum Kurdistani partiler içerisinde bir tıkanmaya, ümitsizliğe yol açtı ve yaprak dökümüne neden oldu.
Kadroların ve partilerinin ayrı partiler şeklinde parçalı olarak büyüme ve kitleselleşme modeline olan inançları ve umutları bu süreçte deneyimlenerek tüketildi. Bu parçalı durum ve partilerin yetersizliği Kürd kamuoyunda da bir hayal kırıklığı yaşanmasına sebep oldu. Ancak tüm bu yaşanan olumsuzluklar kalıcı olmayacağı gibi süreklilik göstermesini engellemek için elimizden gelen tüm gayreti sarf edeceğiz.
Dağınık ve parçalı olarak devam etmekte olan bu süreç artık Kurdistani partileri yeni bir aşamaya getirmiştir. Şimdi tüm bu başarısız deneyimleri hep birlikte el ele vererek başarıya ve umuda çevirmenin arifesine gelmiş bulunuyoruz.
Bizim parti içi muhalefet olarak (Mala Me) bu parçalı duruma son verecek, kronikleşmiş birlik sorununu ortadan kaldıracak bir anlayışa sahibiz. Nihai olarak güçlü bir Kürd temsili yetini oluştura bilmeye ilişkin inancımız, kararlılığımız ve irademiz en üst seviyededir.
Bu gün tüm partileri ve bireyleri bu sürece destek vermeye ve süreçte yer almaya davet ediyoruz. Şunu çok iyi biliyoruz ki başarıyı elde etmek ancak birlikte mücadele, ileri düzey dayanışma ve kardeşlik duygusu ile mümkündür. Şimdi bu duygu ve düşüncelerle hareket etme zamanıdır.
2026 Yılının biz Kürd milletinin güçlü bir temsili yetinin oluşması dileklerimizle tüm milletimizin yeni yılını kutlar, yeni yılın tüm ulusumuzun fertlerine sağlıklı bir hayat, huzurlu bir yaşam, özgürlük yolunda mücadele dolu bir yıl olmasını temenni ediyoruz.
HAK-PAR
HAK VE ÖZGÜRLÜKLER PARTİSİ
MALA ME