"Partisinin" yönettiği belediyeler silkelenirken, belediye başkanları ve belediye görevlileri masumiyet karinesi ve adil yargılama hakkının en temel ilkeleri ayaklar altına alınarak tutuklanırken, suçlu ilân edilirken, nihâyetinde bir önlem olan tutuklama daha hüküm kurulmadan cezaya dönüştürülür iken, bir kez olsun ses çıkarmayan, adeta rehin alınmış olan "eski yol arkadaşlarını" bir kez olsun cezaevinde ziyaret etme ihtiyacı duymayan muhterem zat, hukuken yok hükmündeki bir adlî yargı kararına sığınarak eski koltuğuna oturduktan sonra "partisini" hırsızlardan, yolsuzlardan, "FETÖCÜLERDEN" arındıracakmış...
Sevsinler !
🔻Açıklama:
EGEMENLERİN DÜZENİ ÇÜRÜYOR! BURJUVAZİ'NİN MAHKEMELERİNE YEDEKLENMEYECEĞİZ. KURTULUŞ SOKAKTA, FABRİKADA, TARLADA, ÖRGÜTLÜ MÜCADELEDEDİR!
Siyasal düzlemin alabildiğine bulandırıldığı, burjuva hukukun bizzat muktedirler eliyle bir sopa gibi kullanıldığı tarihsel bir kesitten geçiyoruz. Son olarak, egemen devlet mekanizmasının devreye sokulmasıyla burjuva siyasetin ana aktörlerinden CHP’nin, 38. Genel Kurulu’nun mahkeme kararıyla iptal edilmesi, iktidarın bir bütün burjuva muhalefeti bölme, etkisiz hale getirme, olası bir erken ve genel seçimde önündeki bütün bariyerleri, engelleri ortadan kaldırma ve kendi iktidarını mutlak biçimde tahkim etme hedefiyle birlikte, sistem içi çürümenin ve dalaşın kristalize olmuş en somut özeti olduğu çıplak bir durumdur.
İşçiler, Emekçiler, Devrimciler olarak bizler, burjuva partilerin kendi iç hiziplerini, koltuk kavgalarını ve delege hesaplarını şüphesiz ki birincil gündemimiz yapmayız. Ancak, egemenlerin kendi arasındaki bu it dalaşının, devlet aygıtının hukuku nasıl araçsallaştırdığını göstermesi bakımından ideolojik ve politik olarak teşhir edilmesi şarttır!
Egemen sınıf klikleri arasındaki hegemonya mücadelesi, kitlelerin bağrında biriken öfkeyi sönümlendirmek ve statükoyu tahkim etmek üzerine kuruludur. CHP 38.Genel Kuruluna yönelik bu mahkeme müdahalesi, burjuva demokrasisinin kâğıt üzerinde kalan kırıntılarının bile bizzat sistemin kendi sahipleri tarafından nasıl bir çırpıda yutulabileceğini açıkça belgeliyor.
Dün kitleleri "sandık siyasetine" mahkûm eden, her hak arama eylemini "aman provokasyona gelmeyelim" diyerek sokağa çıkmaktan alıkoyan ve burjuva siyasetin kaçınılmaz bir sonucu olarak çıkar ilişkileri ve koltuk sevdasından başka hiç bir derdi olmayan burjuva icazetli muhalefet çizgisi, bugün bizzat yaslandığı o kurumsal nizamın duvarlarına toslamıştır. Buradan çıkarılması gereken temel ders şudur: Hukuk, sınıflar üstü bir adalet mekanizması değil gücü elinde bulunduranın, rakiplerini hizaya çekmek ve halkı baskılamak için kullandığı bir baskı aygıtıdır!
Toplumda ve doğada her şey çelişmeler üzerinden yürür. Önemli olan baş çelişki ile tali çelişkiyi birbirinden ayırmak, düzen içi çatışmaların kitlelerin bilincini bulandırmasına izin vermemektir. CHP özgülünde gelişen bu tasfiye ve iptal davası, iktidarı ve muhalefetiyle bir bütün burjuva siyasetin emekçi halk kitlelerine hiçbir gelecek vaat edemeyeceğinin en somut kanıtıdır.
Sistem kendi içinde çürürken ve kendi kurallarını dahi paspas ederken işçi sınıfına, emekçilere, gösterilen yegâne kurtuluş reçetesi yine egemenlerin kendi mahkemeleri, kendi sandıkları olamaz!
Düzen partilerinin mahkeme kapılarındaki iktidar kavgalarına yedeklenmeyin! Kurtuluş, burjuvazinin mahkeme kararlarında değil sokakta, fabrikada, tarlada ve örgütlü mücadelededir. Ne mevcut ceberut nizam ne de onun icazetli, mahkeme koridorlarına sıkışmış burjuva muhalefet çizgisi halkın dertlerine derman olamaz.
Kendi kaderimizi kendi ellerimize almalı, sistemin bu kriz anlarını devrimci bilinci ve örgütlülüğü büyütmek için birer kaldıraç olarak kullanmalıyız!
Faşizme Karşı Omuz Omuza!
Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!
Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz!
Sosyalist Meclisler Federasyonu
Çocukluklarını en mutlu, huzurlu, verimli şekilde yaşamış; ömür boyu güzel anılarla hatırlayacağı bir nesil yetiştireceğiz. Ulusal egemenliği çocuklara hediye ve emanet etmiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e olan sözümüzü tutacağız.
Ulusumuzun, dünyanın göz bebeği, en büyük umudu olan çocuklarımıza güzel bir dünya sunmak için durmaksızın çalışıyoruz.
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun!
#23NisanUlusalEgemenlikveÇocukBayramı
Çok üzgünüz...
Geçmiş dönemlerde İHD İzmir Şubesi Eş Başkanlığı ve İHD Bölge Temsilciliği yapan arkadaşımız Avukat Ali Aydın bugün uğradığı saldırı sonucu yaşamını yitirmiştir.
Olay İHD üyesi avukat arkadaşlarımız ve İzmir Barosu tarafından takip edilmektedir.
Olaya dair detaylar netleştirildikten sonra, gerekli bilgiler soruşturma gizliliği ilkesi çerçevesinde kamuoyuyla paylaşılacaktır.
Ailesine, yakınlarına ve insan hakları savunucularına başsağlığı diliyoruz...
KESK 30 Yaşında!
Kesk Malatya Şubeler Platformunun düzenlediği geceye İHD Malatya Şube adına yöneticimiz Av. Osman AKYOL katılmıştır. Kamu emekçilerinin eşitlik, özgürlük ve adalet yolunda sürdürdüğü 30. yıllık mücadelesinde her zaman yan yana, omuz omuza ve dayanışma içindeyiz.
-Güneydoğu'da DEM'in yönetimindeki büyükşehir ve diğer belediyeler ile CHP'nin yönetimindeki belediyelere Anayasa'ya ve hukuka aykırı olarak kayyım atanmış iken,
-Bu kayyım uygulamasını sonlandırmak için hiçbir adım atılmamış iken,
-15 milyon yurttaş oyu ile Cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenen Sn. İmamoğlu, pek çok belediye başkanları ve bürokratları halen mesnetsiz iddialarla tutuklu olup, tutuksuz yargılanmalarının önü açılmamış iken,
-AİHM ve AYM kararlarının gerekleri yerine getirilmemiş iken,
-Yargı siyasal amaçlar uğruna araçsallaştırılmış iken,
-Sayıları 100.000'i aşan KHK mağdurları için yıllardır bir çözüm bulunmamış iken,
-Ezcümle hukukun üstünlüğü tesis edilmemiş iken,
- Emekli maaşları ve asgari ücreti açlık sınırına dahi çıkarmamak için bin türlü mazeret ileri sürülür iken,
-Gerekli önlemler alınmadığı için yüzlerce canımız yaşamlarını yitirilmiş/yitirilmekte iken,
-Doğa yağmalanır, zeytinlikler yok edilir iken,
.... vs. vs...
Başlatıldığı iddia edilen "barışma süreci" nasıl başarıya ulaşabilecek ki?
Anayasa Mahkemesi Başkanı,anlı şanlı Başsavcı Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olduğu dönemde AYM'nin bir ihlâl kararı karşısında "Anayasa Mahkemesi kararı beni bağlamaz" dediğinde, o zaman da
üzüntüsünden ağlamış mıydı?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suç işlemiştir:
Soruşturma evresi, iddianamenin kabulüyle sona erer. Mahkemece henüz kabul edilmemiş olan çuval iddianamenin bitpazarına düşürülmesiyle, TCK, m. 285’de tanımlanan suç işlenmiştir!
Her hukukçu gibi ben de İmamoğlu iddianamesini, süreçteki önyargılı olmamıza sebep olan tüm hukuksuzluklara rağmen, önyargısız okumaya gayret ediyorum.
Lakin bir şey var ki bunun için iddianameyi baştan sona kadar okumaya gerek yok.
Bilhassa ceza davalarıyla ilgilenen meslektaşlarım çok iyi bilir ki bir iddianameyi kaleme alan Cumhuriyet savcısı kendinden ve yaptığı soruşturmadan ne kadar eminse iddianame de o kadar kısa olur. Net iddia, net delil, net irtibat…
Eğer iddianame uzunsa iddialar, deliller ile şüpheliler arasında irtibat kurmak o kadar zordur ve bu nedenle iddia sahibi hırsını alamayıp yazar da yazar…
Uzun iddianame ceza yargılamalarında iddia makamının kendine güvenmediğini resmeder.
Selahattin Demirtaş acilen tahliye edilmelidir...
Kimilerinin tahliyeyi "hayırlı" bulması nedeniyle değil, Anayasa'nın 90. maddesi ve Türkiye'nin tarafı olduğu AİHS gereği!