Avrupa'nın cümle Afrika kıtasını sömürmesi 50-60 yıl, öyle yüzyıllar falan değil. Sıtma ve sarı humma hastalığından dolayı kıta içine pek giremiyorlar. Kıyılarda ufak ticaret bölgeleri var. Afrikalılar savaşlarda birbirlerini esir alıp bunlara satıyor.
İtalya, İspanya'nın AB serbest dolaşımından çıkartılmasını istiyor.
Mesela New York, Latin göçmen geliyor diye Florida'nın ABD'den çıkartılmasını istemez. Tem tersine, sınıra federal devlet görevlileri gönderir ve tüm birliğin güvenini sağlar.
Bu nedenle "de" AB asla ABD'yle rekabet edemeyecek.
To, co dziś dzieje się w hiszpańskiej Ceucie, jest brutalnym ostrzeżeniem dla całej Europy.
Granice państwa nie są dekoracją. Jeśli władza traci nad nimi kontrolę, pierwsi płacą za to zwykli obywatele - swoim bezpieczeństwem, spokojem i codziennym życiem.
Polska nie może i nie będzie powtarzać błędów Zachodu. Nie zgodzimy się na chaos, bezradność i politykę otwartych drzwi, która kończy się strachem na ulicach europejskich miast.
Jutro, podczas pierwszego wydarzenia Stowarzyszenia @RozwojPlus, zaprezentujemy kompleksowy pakiet konkretnych rozwiązań, które zagwarantują, że Polski nie czeka ten los.
Bezpieczeństwo obywateli, szczelne granice, skuteczna polityka migracyjna i interes narodowy ponad ideologicznymi eksperymentami.
Polska ma być i będzie najbezpieczniejszym miejscem na świecie!
🇵🇱🛡
Bazı eşekler Ceuta schengene dahil diye yazmış, ulan adamlar o faslılara yasal statü verecek o yasal statüden sonra schengen areaya geçmeyecek mi sanıyorsunuz ne salak adamlarsınız amk
Milliyetçilikten gözü dönmüş biri tarafından yönetilen bir ülke tabikide solcu hıyarlar tarafından yönetilen bir ülkeyi madara edecek burada şaşırtıcı bişey yok
Adamların Anayasa mahkemesi daha Temmuz başında ''Ceuta ve Melilla'ya gelenler gönderilemez'' diye karar çıkarmış hala İspanya'ya operasyon çekiliyor falan denmesi... Operasyon varsa İspanya'nın kendisi İspanya'ya yapıyor bunu
Bir yanda ömrünü çalışarak geçirmiş, en temel insani ihtiyaçlarını karşılamakta (kira, gıda, sağlık) zorlanan emeklinin veya asgari ücretlinin aldığı üç kuruş zam "ekonomiye yük" ya da "fazla" olarak görülürken; diğer yanda kulüplerin milyonlarca Euro borç batığındayken yabancı futbolculara aktardığı servetlerin devasa bir coşkuyla alkışlanması tam bir toplumsal hipnoz örneği.
Kendi mutfağındaki yangını, cebindeki boşluğu unutup; milyoner futbolcunun attığı golle sahte bir gurur, bir "biz başardık" illüzyonu yaşamak…
Sistem insanlara reel hayatta bir başarı veya saygınlık hissettirmediğinde, kişiler bu hissi tuttuğu takımın harcadığı milyon Euro'lar üzerinden devşirmeye çalışır, daha çok yazılır bu konu üstüne de neyse en azından kendinize saygınız olsun :)