#SumudSaldırıAltında@Israel
Ne mutlu bana ki nurunu tamamlayacağını vaad eden yüce Allah (cc) var ve o asla vaadinden dönmez.
Ve ne acı ki bunu sizler bizden daha iyi biliyorsunuz,sizi bukadar delitye döndürende bildiğiniz hazin sonunuz.
Yenileceksiniz
Erdoğan en sonunda sadede geldi ve
"Türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim ve transit ticarette cazibe merkezi, İstanbul'u da dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri yapmaya çalışıyoruz" dedi.
Şifremiz: "ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER İÇİN!"
Vatanı, bayrağı, yeri yurdu olmayan o şirketler için çalışacağız bundan böyle.
Çok uluslu şirket → davranış modeli
Finans merkezi → kontrol
Transit ticaret → bağımlılık getirir.
Sen şirketi getirdiğini sanıyorsun
ama aslında:
Bu ulus ötesi kurumlar seni ve ülkeni fena halde dönüştürüyor ve
Hukuk, gelen küresel şirketin ekonomik ve sosyolojik çıkarına göre şekilleniyor, insan profili de ona göre “optimize ediliyor”.
Bazıları buna sermayenin Türkiye'yi batılılaştırması diyecek kadar şuursuz.
23 Senelik Erdoğan hükümeti, öz sermayemizi ve devlet kurumlarını çok uluslu şirketlere batı sermayesi ile entegrasyon için sata sata ne Avrupa kıvamında batılılaştı, ne de devlet yüksek standartlı hukuk devleti oldu.
Ne mi oldu?
Eskiden ülkede ürettiğimiz en temel tarımsal ihtiyaçlarımızı dahi üretemez duruma geldik.
Tüm bu batılılaşma sevdasıyla özelleştirme furyasından sonra dünyanın en büyük gıda enflasyonu da bizde.
Coğrafya derslerinde öğretilen "Türkiye bir tarım ülkesidir" ibaresinden kurtulduk ama onun yerine bir sanayi, hatta yarı sanayi ülkesi bile olamadık.
Devlete ait olan sanayi tesislerini bir bir elden çıkarıp, ÇOK ULUSLULUK için feda ettik.
Tabii, bunun zenginlik, bolluk ve istikrar getireceği vaadi ile vatandaşın ağızına bir parça bal da çaldılar.
"ŞAHLANIYORDUK"
"Türkiye, dünyaya açılıyor" dediler.
"Türkiye zincirlerini kırıyor" dediler.
Ve dönemin bakanı Unakıtanın "start" vermesiyle özelleştirip BABALAR GİBİ sattılar.
Zenginleşmeden sonra ne mi oldu? Para bitti.
Tarlasını satıp zengin oldum sanan çiftçi, parayı çarçur edince, aslında sadece parayı değil, temel gelir kaynağını ve işini de kaybettiğini ancak elindeki para bitince anladı.
Eskiden mülkü vardı ama verimli çalışmıyordu. Şimdi satıştan gelen parası vardı ama mülk elden gitmişti ve nihayet para da bitmişti.
Parayla balayı sona erdi!
O zaman da köylümüz satacak başka şeyler aramaya koyuldu.
Kendisi de TEFECİYE REHİN DÜŞTÜ.
Özelleştirme kısa vadede nakit getirir
ama üretim kapasitesi zayıflarsa uzun vadede BÜYÜK sorun çıkar.
Senden önceki iktidarların yaptığı köprüleri bile satışa çıkartacak kadar DÜŞERSİN.
Böyle bakınca, iktidarın neden sürekli" YERLİ ve MİLLİ" diye avazı çıktığı kadar bağırdığını daha iyi anlıyorum.
"TÜRKİYEMİZİ DAHA FAZLA YERLİ VE MİLLİ HALE GETİREBİLMEK İÇİN ÜLKEMİZİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERİN MERKEZİ HALİNE GETİRECEĞİZ"
Orwell'in çift düşün dili gibi.
"NASIL YAHU?"
NE DEDİ, NE DEDİ?
Hem çok uluslu şirketlerin merkezi olacağız, hem daha fazla yerli ve milli olacağız dedi.
BLACKROCK geldikten sonra...
Dünyanın en büyük ve güçlü çokuluslu şirketinin CEO'su Larry Fink Türkiye'ye gelip Erdoğanla görüştükten sonra olup biten bu...
Çok uluslu şirket gelince sadece para gelmez.
Bir yaşam biçimi gelir.
Ve eğer dikkat etmezsen:
Sen şirketleri yönetmezsin…
Onlar seni sistemleştirir.
Onların istediği TEK siyaseti yaparsın.
Onların istediği TEK sağlık politikasını uygularsın.
Onların istediği TEK geleceğe oynarsın.
Türkiye bunların hangisinin dışına çıktı?
"Tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek dil."
Ama bu söylemin bizimle hiç de ilgisi yok.
Galiba buradaki TEK, başka birinin malı.
O halde bayrağın da, milletin de, dilin de, devletin de başkasının elinde olan bu TEKEL ile sana aitliği kalmıyor.
Evet bir devlet var ama...
Evet bir bayrak var ama...
Evet bir millet var ama...
Evet bir dil var ama...
VAR İŞTE.
Mesele, var mı yok mu ise VAR.
Mesele bu kadar basitse, VAR.
Mesele, isimse, bayraksa bunların hepsi sayı olarak var. Nicel olarak var. kurum olarak var, kağıt üstünde, bez üstünde var.
Ama ya temsil ettikleri değerler?
Elon Musk'tan üç çocuğu olan Grimes (Claire Boucher):
"İnsanlar yapay zekâ karşısında işlerini hızlıca kaybedecek ama iyi haber şu ki büyük bir nüfus azalması geliyor."
Yüreğiniz dayanırsa aşağıdakileri okuyun 🥺
Şu an ‼️
İsrail 'de bir hapishane var, çocuk hapishanesi...
Ve orda 😢
Çocuklara akla gelmeyecek işkenceler yapılıyor.
Kargalar bile bu Şeytanlara isyan etti🥺
Biz Müslümanlar Cihat demeye korkuyoruz. Normal hayatımıza devam edebiliyoruz.
Hesabımızın ne kadar çetin olacağını bilmiyorum.
Attila İlhan Anlatıyor : Türkiye komşuları ile neden düşman oldu?
"50 sene içinde etrafımızdaki dostlarla halimizi düşünün; herkesle düşmanız ve bunun bir tek sebebi var: Bizim Batı’ya kendimizi angaje etmemiz. Biz Batı’ya angaje olmasak kimseyle düşman olmayacağız. Çünkü hepsi Batı’nın kazığını yemiş ülkeler ve bunu istemiyorlar. Biz ilk kazığı yiyen ve o kazığı çıkaran tarafız; ama şimdi gene aynı kazağa talibiz, böyle acayip bir durumda oluyoruz.
Mustafa Kemal Paşa’nın savunma stratejisi, Türkiye’nin normal savunma stratejisidir. Onun sağlığı boyunca Batı ile hiçbir savunma anlaşmasına benzer bir anlaşmamız olmamıştır. Buna mukabil Batı bizi sürekli rahatsız etmiştir; önce Şeyh Sait’le etmiştir, sonra Nasturilerle etmiştir, sonra Dersim’le etmiştir. Her birinde isyanlar çıkartırlar, böyle sorunlar yaparlar. Boğazlar meselesini ortaya koyarlar; o, ikide bir karşımızda... Ama hepsinin üstesinden gelmesini Mustafa Kemal Paşa zamanında bilmişizdir."
#Attilaİlhan #BanuAvar #Atatürk #iran #Ortadoğu
İRAN'A Siyonist Saldırı ve BATI'NIN KUKLA KÜRDİSTAN HAYALİ!
Suriye ve Irak'ı kan gölüne çeviren küresel çetenin 'böl ve yut' şablonu şimdi İran için devrede!
Asıl tehlike şu: Nihai hedef, Türkiye'nin güneydoğusunu da yutacak 4 parçalı bir 'kukla Kürdistan devleti' kurmaktır. Unutmayalım; Avrasya'nın kapısı İran düşerse Türkiye üşür, sıradaki felaket bizim olur!
Youtube kanalımızdan izleyin : https://t.co/biv7PmeFqy
“Türkiye’ye Kar Yağsa Biz Burada Üşürüz”
Öncelikle, şu Epstein çetesinin İran’ı bombardımanı sürerken molla rejimini demokrasi terazisine oturtanların manasızlığının altını çizmek istiyorum. Bu konuşmalar Amerikan/İsrail Siyonist saldırısını meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Ortadoğu yangın yerine dönmüşken önceliğimiz, dört parçalı Kürdistan projesine odaklanmaktır. Bu çerçevede 22 Şubat’ta açıklanan ittifakı bir kez daha dikkatinize sunmak istiyorum. Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren durum budur.
İran’a saldırıdan 6 gün önce 22 Şubat günü https://t.co/cb6vsicJBZ’da bir haber yer aldı. Haber başlığı şöyleydi: “Irak'ta faaliyet gösteren İranlı Kürt örgütler, Tahran yönetimine karşı ittifak kurdu.”
Bu ittifakın adı : "İran Kürdistan’ı siyasi güçler koalisyonu"
PKK’nın İran kolu PJAK önderliğinde 4 Kürtçü parti daha bu koalisyonda yer almış ve bir ortak açıklama yayınlamışlar ana hedefleri ise: "İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmek ve Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesini sağlamak."
Malum benzer cümleler Irak’ta Suriye’de de aynen bu şekliyle söylenmiş ve hayata geçirilmiştir. Şimdi küresel çete İran’ı hedefe koyarken aynı anda özerk bir İran Kürdistan’ı yaratmak için de adımlarını hızlandırmış görünüyor.
İran’a hava saldırısından birkaç gün önce ırak’ta kurulan bu Amerikan yapımı İran Kürtçü koalisyonu saldırı paketinin önemli bir parçası. Çünkü bu haberin hemen akabinde Amerikan basınında Trump’ın İran içindeki rejim karşıtı silahlı grupları kara gücü olarak kullanacağı bu yönde adımlar atıldığına ilişkin haberler yer almaya başladı.
Aynı anda İranlı Kürt grupların askeri operasyonda destek almak amacıyla Washington ile görüşme yaptıkları haberleri basına düştü.
Aslında şablon bayat bir şablon!
Biz bunları yakın zamanda birçok ülkede yaşadık. Önce hedef ülkeye Amerikan, İngiliz ve İsrail istihbaratı sızıyor. Medya mensubu kılığında ajanlar istihbarat topluyor. Uluslararası Kriz Grubu gibi şer odaklarının sözüm ona uzmanları içerdeki Kürtçü grupları bir araya getiriyor. Wladimir van Wilderburg bunlardan biri. Bu çağdaş Lawrence 15 -20 yıldır Suriye, Irak, İran içinde PKK türevi partilerle çalışma sürdürüyor. Ve bu onlarca isimden sadece biri…
Kriz Grubunun muhbiri van Wilgenburg geçen yıl “Suriye’deki Kürt milli konseyi İran’daki baskıcı rejimi kınıyor, haberini yapmış ve – buraya dikkat- Uluslararası Toplum’a İran’a müdahale için çağrıda bulunduklarını yazmıştı. Bunlara bir ülkede ayaklanmanın ‘iklim yaratıcıları ‘ ‘kolaylaştırıcılar’ da deniyor. Suriye’deki Kürtçülerle İran ve Irak’takileri entegre etme görevini de yürütüyorlar. Çeşitli provokasyonları hazırlayanlar var. Terör gruplarıyla temasta olan onların Pentagon ve Black Waters gibi terör şirketleriyle temasını sağlayanlar var. Siyasi kadroyla ilişkileri yürütenler var.
Suriye iyi bir örnek... Suriye’de 2004 itibariyle Amerikan büyükelçisi eliyle Sünni, Alevi, Şii, Kürt, Dürzî, Hıristiyan ayrılıkçılığı körüklenmişti. Bunun için Irak’ta da uygulandığı gibi farklı gruplardan insanlar katledildi. Suç, diğer grupların üzerine atıldı. Kaos yayıldı. Önce Humus’ta selefi örgütler hazırlandı. Amerikan özel kuvvetleri, Suriye’den, Irak’tan, Lübnan ve Ürdün’den ‘iş’e alınan adamlarla ölüm mangaları oluşturdu. Bir tarafta IŞİD bir tarafta ÖSO bir tarafta YPG’ye para dağıtıldı. Hepsi aynı kasaya bağlıydı.
Ordudan medyaya, işadamlarından politikacılara kadar her alanda önemli isimler satın alındı. Bir gecede Esad’ın ordusu ellerinde dolar dolu bavullarla ortadan kayboldu. Özetle, Irak ve Suriye örneği çok önemli örneklerdir. İşte bunların bir benzeri İran için hazırlanıyor.
Amerika ve İsrail, İran’ı parçalama ve kara savaşına öncülük edecek güç olarak Kürt koalisyonunu görevlendirmiş görünüyor. İran’daki PJAK, Suriye’de SDG ve Irak’taki PKK birlikte hareket edecek. Son hedef ise ortada kalan Türkiye’nin güneydoğusu olacak. Bu dört parçanın birleşimi kukla bir Kürdistan devleti oluşturacak ve enerji kaynakları ve yollarının ortasında yerini alacak.
Hayalleri bu!
Biz bu hayal doğrultusunda yayınlanmış birçok kaynağı yıllardır açıklıyoruz. Amerikan istihbaratının yayınladığı çok sayıda belge, kitap, raporu deşifre ediyoruz. Freedman’ın Fuller’in kitap ve raporlarında adımlar açık seçik ortaya konulmuştu: Milli meclislere Kürt ayrılıkçı partilerin sokulması, açılım ve çözüm süreçleriyle halkın bölünmeye hazırlanması, komisyonlar kurularak bölücülere meşruiyet kazandırılması CIA’nin önerileri arasındadır. (Graham Fuller, Hanri Barkey kitabı Türkiye’nin Kürt Meselesi)
Her ülke için yol haritaları var ama Avrasya’nın kapısı İran kolay lokma değil.
Bölgedeki en güçlü imparatorluk geleneği olan 3 devletten biri İran. Diğerleri Rusya ve Türkiye… Bu devletler ve genetik hafızaları oldukça derin tarihsel tecrübeleri taşır.
İran Avrasya’nın kapısı, Rusya ve Çin’in müttefiki bu ülkedeki bir çöküş Türkiye başta olmak üzere tüm Avrasya’yı felakete sürükler. O nedenle Asgar Fardi’nin sözünü tekrarlayarak bitirelim: “Türkiye’ye kar yağsa biz burada üşürüz” demişti.
Bunun tersi de geçerli…
Bu coğrafyada Epstein çetesinin çöktüğü her ülkenin felaketi bizim de felaketimiz olur.
İran’da bizim kendimizi yakın hissetmediğimiz bir sistem olabilir. Atatürk Irak, İran ve Afganistan’la ittifaka girerken bu ülkelerin krallıkla mı şahlıkla mı yönetildiklerine bakmamıştı. Bölgesel çıkarları öne almıştı.
Banu AVAR, 4 Mart 2026
Sadece merakımdan soruyorum.
Bu aşıları yaparken “aşılar hakkında hiçbir bilgi olmamasına rahmen”yinede onam istenecek mi???
#aşı#haber#gündem#milliyet