Bence zihinsel yorgunluk, fiziksel yorgunluktan çok daha ağır hissedilebiliyor. Çünkü beden dinlenmeyi bilir. Ama zihin bazen durmayı bilmez. İnsan saatlerce hiçbir şey yapmadan oturabilir. Yine de günün sonunda tükenmiş hissedebilir. Çünkü o süre boyunca zihni hiç susmamıştır. Belki gerçekleşmeyecek konuşmaları defalarca yapmıştır. Geçmişte yaşanan bir olayı yeniden yaşamıştır. Henüz ortada olmayan sorunlara çözüm üretmeye çalışmıştır. Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey olmuyormuş gibi görünür. Ama içeride, saatlerdir mesai yapan bir zihin vardır. Bu yüzden bazen insanı yoran şey hayatın kendisi değildir. Hayatın içinde yaşadıkları değil... Zihninin onlarla durmadan meşgul olmasıdır.
@AsliTasKayabas Yoruma neden kapalı? Çünkü bazı sorularımızın cevabı yok. Bunun farkında bu dernek. Hep bu tutumda oldular. Kendi başlarına bir şeyler yapmak istiyorlar. Buyursunlar yapsınlar tek başlarına.
Türk Psikologlar Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Gökhan Malkoç, Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Şube Başkanı Uzm. Psk. Ali Demirel, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve Samsun Şube Başkanı Uzm. Psk. Emrah Talay, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sağlık Meslekleri Daire Başkanı Sayın Erkan Sanmak’ı ziyaret etti.
Görüşmede, psikologların serbest çalışma koşulları, mesleki yetki ve sorumluluk alanları ele alınarak, çözüm önerileri ve iş birliği imkânları tartışıldı.
Toplantıda ayrıca, 1219 sayılı Kanun’un güncellenmesinin ve psikologların yasada açık biçimde tanımlanmasının mesleğin bağımsız ve bilimsel temelde icrası açısından zorunlu olduğu vurgulandı. Görüşme, psikologların sağlık sistemindeki konumunun güçlendirilmesi yönündeki ortak iradeyle tamamlandı.
Hanno Sauer’in Ahlak: İyinin ve Kötünün İcadı kitabı, ahlakın aslında doğuştan gelen bir şey olmadığını, insanların tarih boyunca oluşturduğu bir sistem olduğunu anlatıyor. Yani “iyi” ya da “kötü” dediğimiz şeyler evrenden bize verilmiş değil, biz insanlar tarafından tanımlanmış. Sauer’e göre insanlık hayatta kalmak, birlikte yaşamak ve düzen kurmak için bu kavramları icat etti. Zamanla da toplumlar değiştikçe, bu kavramların anlamı da değişti. Kitap, insanın hem doğasını hem de kültürünü anlamaya çalışan bir bakış sunuyor. Bazen “doğru” dediğimiz şeyin başka bir dönemde “yanlış” sayılabileceğini hatırlatıyor. Kısacası ahlakın sabit olmadığını, koşullara ve insana göre şekillendiğini söylüyor. Benim için en etkileyici kısmı da buydu: aslında hepimizin “iyi” ve “kötü”yü kendi hikâyemize göre tanımladığını fark ettiriyor.
Yaptığım içerikleri bu tarz sayfalar sürekli paylaşıyor. İçeriklerimi almalarına bir şey demiyorum. Ama neden ismimin olduğu yerleri kırpıyorsunuz ki!?🤔
Yaptığım içerikleri bu tarz sayfalar sürekli paylaşıyor. İçeriklerimi almalarına bir şey demiyorum. Ama neden ismimin olduğu yerleri kırpıyorsunuz ki!?🤔
Arkadaşlar, videodaki kişinin yaşadığı şeyin bir adı var: Major depresyon.
Bu, sadece üzülmek değil…
İnsanın içindeki tüm enerjinin sönmesi,
hayata karşı duyarsızlaşması,
kendini çaresiz ve tükenmiş hissetmesi halidir.
Birçok depremzede bu sessiz acıyı yaşıyor,
ama çoğu farkında bile değil.
Bu bir karakter meselesi değil, bir hastalık.
Ve evet… bu major depresyonun ileri boyutu.
Tedavisi zorlayıcı olabilir ama imkânsız değil.
Doğru destekle, yeniden ışığa ulaşmak mümkün. 🌱
Ama geç kalınmaması gerekir. Bu durum kronikleşmiş gibi.
Hatay'da depremin ardından yaşama hevesini kaybeden ve okuduğu üniversiteyi yarıda bırakarak sürekli bilgisayar ve cep telefonuyla oynamaya başlayan ve 3 yıldır evden çıkmayan 23 yaşındaki Barış Özbay:
"Hiçbir şey yapmak istemediğim için banyo da yapmak istemiyorum, elimde olsa tuvalete de gitmem ve yemek de yemem ve onları mecbur olduğum için yapıyorum."
1. Pencere
“Dışarıyı izliyorsan, belki de içeri bakmaya henüz hazır değilsindir.”
Pencereyi seçen kişiler genellikle içsel çatışmalarla yüzleşmek yerine, dikkatlerini dış faktörlere yönlendirme eğilimindedir. Bu bir kaçış olabilir ama aynı zamanda umut arayışıdır. "Orada bir yerde daha iyi bir şey var" inancıyla geleceğe tutunmak isteyen bireyler, çoğu zaman bugünü yaşamakta zorlanır.
---
2. Tablo
“Görüntülerde anlam arayan zihin, iç dünyasında çözülmemiş duygular taşır.”
Tabloya bakan kişiler genellikle sembollerle, imgelerle düşünen, anlam derinliği arayan bireylerdir. Belirsizlik içinde bir yapı bulmaya çalışırlar. Bu kişiler sıklıkla geçmişte yaşanmış olaylara dair zihinsel çözümlemeler yapar; duygularını bastırmazlar ama onları tarif etmekte zorlanabilirler.
---
3. Halı
“Detaylarda kaybolanlar, çoğu zaman büyük resmi kaçırır.”
Halıya odaklanan kişiler genellikle zihinsel olarak aşırı analiz eden, kontrol etmeye çalışan bireylerdir. Mikroskobik düşünme eğilimindedirler. Bu durum bazen mükemmeliyetçilik ya da anksiyete ile ilişkilidir. Halının desenleri onlar için zihinsel bir oyalama ve kaçış yolu olabilir.
---
4. Kitaplık
“Bilgiye sığınan zihin, duygulardan korunmak ister.”
Kitaplığa yönelen bireyler genellikle bilişsel savunmalarla hareket eder. Hissetmektense düşünmeyi seçerler. Bu kişiler için bilgi bir kalkandır. Duygusal zorluklar karşısında çözümü önce akılda ararlar. Bazen bu durum içe dönüklükten değil, duygusal acılara karşı geliştirilmiş bir koruma mekanizmasından kaynaklanır.
---
5. Boş Duvar
“Hiçbir şeye odaklanmamak, belki de zihninin doluluğunu gösterir.”
Boş duvara bakan kişiler, sıklıkla içsel olarak fazla yüklü ve yorgun hissederler. Gözlerini bir yere sabitlemek, zihindeki yoğunlukla baş etmenin bir yoludur. Bu durum, bastırılmış duyguların, tükenmişliğin ya da depresif eğilimlerin bir yansıması olabilir. Duvar bazen bir ‘beyaz perde’ olur; zihin oraya kendi iç filmlerini yansıtır.
@amatorsezarr@dogamsi "Yani gerekli adımları attığımız zaman neden olmasın?" diyebiliriz Jung'a göre.
Çok çok ilginç bir konu hocam bu. Bir süre sonra algımız yetmiyor. Ama üzerine düşünmenin en keyifli olduğu konulardan bence rüyalar. Aynı zamanda ürkütücü 😊
Benim anlamadığım şey şu: Evet fantastik eserler de bize bir şeyler katabilir. Fakat diyelim ki katmadı. Hiçbir faydası yok. Ben keyif aldığım için ve hayal gücümü zorlamak için okumak istiyor olabilirim. Bunu anlamak neden bu kadar zor?! İlla akademik okumalalar mı yapmalıyız🤔
Fantastik kitaplara karşı bir linç girişimi görüyorum. Şurada gördükleriniz —ki bu fotoğraf eski sahip olduklarımın sadece yarısı—, bir evrenin yaradılışından, diline kadar ince ayrıntısıyla düşünülüp yazılmış eserler. Anlayamadığınız şeyleri kötü sanmaktan vazgeçin bence.
@esenliktir Kitabı belki bilgi edinmek için okumuyordur. Belki sadece hobi amaçlı hayal etmeyi sevdiği için okuyordur. Kaldı ki orada çok dolu kitaplar da var. Yani şöyle göz ucuyla baktım ve bu kitapları yarısı benim de kitaplığımda var. Ve donanımlı bir kitaplığım olduğunu düşünüyorum.
@zeynepkologluu Lan bu videoyu ben yapmıştım 😁 İnstagramıma atmıştım. Arkasına ingilizce söz ve yazı eklemişler. Baya bir degişmiş konsept. Güzel de olmuş. İnternet ortamı ne fena 😁