Ben teknik olarak açıklayayım. Kemer tokası taktığınız zaman aracı kandırıp ötmesini engelleyebilirsiniz. Lâkin emniyet kemeri airbag sistemiyle beraber çalışır. Sensörler kazayı-kuvveti algıladığı zaman sinyal gönderir. Basınç tüpü veyahut fişek tüpleri olur. Küçük bi patlama olur ve kemerdeki boşluğu alır, boşluğu aldıktan sonra kemeri sıkmaya başlar. Bu işlem milisaniyeler içinde gerçekleşir. Yani kısaca emniyet kemeri sadece ani çekildiğinde kitlenmez, çarpmanın kuvvetiyle ön cama fırlamamanız için sizi ayrıca koltuğa yapıştırır, sıkar.
Bir yıl önce evlat edinen çift, çocuklarıyla ilk kez buluştukları gün yaşadıkları tarifsiz heyecanı ve aradan geçen zaman ile birlikte mutluluklarını paylaştı.
Saçmalamayın; tabi ki fakir olmamızın gelir dağılımındaki eşitsizlikle, yüksek enflasyonla, ezici vergilerle bir ilgisi yok. Tek neden sabah 5’te kalkmayıp soğuk suyla duş almamamız.
Bunları kim giyiyor?
Fiyat karşılaştırması videolarıyla tanınan fenomen Aslıhan Mert Özcan, bu kez kıyafetlerin giderek kısalan boylarına tepki gösterdi.
"Kıyafet değil, kumaş satıyorlar. Normal uzunlukta kıyafet bulmak zor değil mi? Yani giydiğim etek popoyu gösteriyorsa bence orada bir dur denmeli yani..."
Özcan'ın sözleri sosyal medyada gündem oldu.
Bazen psikolojik sorun yoktur, az para vardır. Parasızlık yüzünden katlanmak zorunda kaldıklarımızdır çoğunlukla psikolojimizi bozan..
..bizi kötü giden bir evliliğe, acımasız bir patrona, berbat bir mahalleye, çürük bir binaya katlanmaya zorlayan da bu çıplak gerçektir işte.
Kocasıyla sorunları olan kadınların evlerinin aşırı temiz ve düzenli olduğunu iddia eden psikolog:
• Evli bir kadının evinde aşırı temizlik ve düzen varsa %90 ihtimalle o kadının kocasıyla olan ilişkisinde problem vardır.
• Çoğu zaman da o problem yatak odasındadır.
• Çünkü mutlu ve doyurulmuş bir kadın bütün gün elinde çamaşır suyuyla gezmez.
• Kadın sürekli bir yerleri silip, temizliyor ise bu titizlik değildir.
• Ev zaten hep temizdir ama içindeki gerginlik geçmediği, kendini kadın gibi hissetmediği için temizlik yapmaya devam eder.
Bir kadın, nişanlısından gelen ve nişanı atmasına neden olan mesajı paylaştı:
"Ben aileme çok düşkünüm ve annem gibi olmanı istiyorum. Sabahları kahvaltımı yatağımdan kalkmadan yapmak istiyorum. Hatta gündüzleri annemin yanına gidersin bana yaptığı yemekleri öğretir. Sen de aynısını yaparsın. Ben başkasının yemeğini yiyemem.
Hafta sonları da annemlerde kalırız, çok ayrı kalamam. Sen istersen kendi annene de gidersin. Bir de annem beni uyutmadan önce sırtımı kaşıyordu. O görevi de sana devredecek artık.
İnşallah onun standartlarını yakalarsın."
Türkiye’de avukatlık mesleğini bırakıp Avustralya’ya giden ve boyacılık yapan Türk vatandaşı:
Avukatlığı bırakıp Avustralya’da boyacı olduktan sonra hayatımdan çıkan 5 şey:
- Stres
- Saatlerce duruşma beklemek
- Adliye koşturmacası
- Ofis hayatı
- Yerli yersiz çalan telefon
Çocuklarına "kıyamayan" ama aslında onların geleceğini kendi elleriyle mahveden dev bir ebeveyn kitlesi var.
Çantasını annenin taşıdığı, ödevini babanın yaptığı, yatağını başkasının topladığı bir çocuktan ileride güçlü bir "şahsiyet" bekliyoruz. İşin aslı şu; kendi yükünü taşımayan çocuk, yarın öbür gün hayatın o ağır yükü altında saniyeler içinde ezilecek.
Geçenlerde İlber Ortaylı'nın bir tespiti önüme düştü, aslında tam da bu konunun temelini özetliyor: Evde kendi tabağını bile kaldırmayan, sofraya yardım etmeyen çocuk ileride topluma karşı nasıl bir sorumluluk hissetsin? Çocukların en başta, kendi evlerinde "hizmet etmeyi" öğrenmesi gerekiyor.
İş o boyuta geldi ki, okul kapısında elinde beslenme çantasıyla nöbet tutan veliler var ve bu durum memleketin geleceğine vurulan en büyük darbelerden biri. Bırakın o çocuk acıksın, bırakın kendi kendine bir çözüm arasın. Bugün acıktığında çözüm üretemeyen, hazıra alışmış bir çocuk, yarın gerçek bir kriz anında nasıl sorumluluk alacak veya bir haksızlığa karşı nasıl dimdik durabilecek?
Çocuklarımıza evde sürekli hizmet ettikçe onları daha çok sevdiğimizi sanıyoruz ama çok büyük bir yanılgı içindeyiz; onları hayata karşı tamamen silahsız bırakıyoruz. Biz yanlarında olmadığımızda bir bardak suyu bile başkasından doldurmasını bekleyen devasa "yetişkin bebekler" yetiştiriyoruz. Hayatında hiç terlememiş, yorulmamış, en ufak bir zorluk görmemiş bir insan ne başarının tadını bilebilir ne de bir başkasının emeğine zerre saygı duyar.
Karakter, yani şahsiyet dediğimiz şey, tıpkı insan sorumluluk aldıkça kalınlaşan bir deri gibidir. Çocuğun önüne çıkan her taşı siz temizler ve her sorumluluğu onun elinden alırsanız, onu kağıt helva gibi inanılmaz kırılgan yaparsınız. Ve hayatın o gerçek rüzgarı ilk estiğinde, maalesef dağılıp giderler.
Lafın kısası; evde bir prens veya prenses yetiştirmeyin. Bırakın düştüklerinde kendi başlarına kalkmayı, kendi hayatlarının yükünü sırtlamayı öğrensinler.
Bedelli askerlik ücretinin Almancılar için de 472.653,60 TL olarak uygulanacağı açıklandı.
Gurbetçiler sosyal medyada “Vatandaşlıktan çıkarız, Türkiye’ye gelmeyiz” yorumlarıyla tepki gösterdi.
Bir anne, Down sendromlu olduğu için birçok kreşin kabul etmediği minik kızının, kreşte arkadaşlarıyla birlikte gerçekleştirdiği dans gösterisini paylaştı:
“Kreş aradık, çoğu kabul etmedi. Birçoğu ‘Butik kreşleri tercih edin, alamayız, kontenjanımız dolu’ gibi bahaneler sundu.
Ama bugün bu peri kızı, herkese gücünü gösterdi.”
Terbiye almış insan gibisi yok. Nerde, kimle nasıl konuşacağını bildiği gibi susacağı zamanı da biliyor. Her sohbette kalitesini belli ediyor. Bi de terbiye görmemiş kesim var 3 dakika katlanabiliyon. Bunların da meslek, sosyal statü, zenginlik fakirlikle ilgisi yok.