@AA12GA12 Dünyanızda şuan ;
8.292.002.701 insan binici mevcuttur!
Hiçbiri kim olduğunu hatırlama'dan tahliye olamaz!
Bu İMKANSIZDIR M
Size yolu gösteriyoruz göstermeye devam edeceğiz M
@timurlenk29@HavaForum Tüm olasılıkları yaşayacaksınız 6 büyük olasılık yaşayacaksınız yaşamanızı bekliyoruz M
Zihnini yen ve koru. Seni zihnin kurtaracak hamle daima zihne yapıldı M
💢 Mülkiyetin kutsal, sultanın gölgesinin baki, tebaanın ise sadece itaatle mükellef olduğu bir çağda; sarayın başköşesinden çıkıp "Yarin yanağından gayrı her şey ortaklaşa" demek ! ...
Delilik mi, yoksa zamanının çok ötesinde bir deha mı ?
Gelin, Osmanlı elitlerinin rüyalarına yüzyıllarca kâbus gibi çöken, Anadolu’nun Hasan Sabbah’ı Şeyh Bedreddin’in hikayesine saray dalkavuklarının değil, hakikatin gözüyle bakalım. Peki bu adam tam olarak ne istiyordu ?
Koltuğunu neden feda etti ? 👇
Nurullah Efe ANKUT'tan sonra, Erkan BAŞ da Kürt ırkçılarına restini çekti.
Kürtçü Faşist Sırrı SAKIK, Erkan BAŞ'a neredeyse ana avrat küfür edecekti.
*
Sonunda anladılar...
1 asırdır, Marksizm ortak idealiyle Kürt Irkçısı faşistlerin hamam oğlanlığını yaptıkları kafalarına dank etti.
*
Hümanizm diyerek, halkların kardeşliği diyerek Kürt Irkçısı bölücü faşist piçlerin hain emellerine alet olduklarını sonunda anladılar.
*
İmamoğlu'nun cezaevinden yazdığı son mektubu okudunuz mu?
İmamoğlu da, Cumhuriyetin temel ilkelerinden, Atatürkçülükten, Türk Milliyetçiliğinden bahsetmeye başlamış.
*
Eminim Özgür ÖZEL de zamanla anlayacak, Kürt Irkçısı Faşist teröristlerin ne denli zehirli olduklarını, bunlarla yol gidilmeyeceğini...
*
Ulusalcı Sol düşünceli, Atatürkçü, Devrimci herkesin Kürt ırkçıları ile araya mesafe koyması, Kürt ırkçılarını AKP-MHP-BBP-HÜDAPAR ittifakının kucağına itmesi en akla mantığa yatkın çözümdür.
*
Cumhuriyetimizi tekrar kazanabilmemizin tek çaresi Atatürk'ün ipine sıkı sıkıya sarılıp, Atatürk ilke ve devrimlerini rehber edinip Türk Ulusal değerlerini yüceltmekle mümkündür
Türkiye cumhuriyeti'nin kurulduğunu göremeden ölen Türkçü yazar ömer seyfettin Türklük ülküsü’nü kaleme almıştır. Türklük sözleşmesi geçerliliğini yitirdi, bundan sonra "egeden denize dökülecek olanlar Türkler olacaktır" diye aba altından sopa gösterenler önce Türklük ülküsünü okusunlar.
“Türklerin milliyetperver olmalarında hiçbir tehlike yoktur.”
“cahil milletler toplanamaz, birlik yapamaz, mahvolur. Türkler de okuyup ilim ve fen
öğrenmezlerse milletlerini anlayıp terakki edemezler ve düşmanlara esir olurlar. onun için her Türk ilme, fene son derece ehemmiyet vermelidir.”
“bir çocuk nasıl Türk milliyetçisi olur?
1- konuştuğu Türkçeyi sever, konuştuğu lisanı yazar ve bu güzel Türkçesini herkese öğretmeye çalışır.
2- dini gibi milliyetini de sever ve mukaddes bilir. Türklüğün aleyhinde bulunanlara karşı Türklüğü savunur, milliyetine laf söyletmez.
3- her fırsatta Türklüğü över, Türklüğe kıymet verir. her fırsatta Türk tarihini, Türk cihangirliğini, Türk bilginlerini anar.
4- en büyük cihangirlerin çıktığı gibi, ibni sina ve uluğ bey gibi en büyük bilginlerin de Türk milleti’nden geldiğine iman eder.
5- her şeyden önce Türk tarihini bütünüyle öğrenir.
6- askerlik, tüccarlık, sanatkarlık, memurluk, kısaca hangi meslek için hazırlanırsa hazırlansın, en başta gelen emeli, Türklüğe, Türk ülküsüne hizmet etmek olur.
7- şahsi hayatının fani, fakat milliyetinin ebedi olduğunu aklından çıkarmaz.
herkes mezara girecek ve ölecektir. tarihe giren kahramanlar ölmezler. milletlerinin kalbinde yaşarlar.
ruhunda büyüklük ve yükseklik meyli olan çocuk mutlaka türk milliyetperveri olur.
her yerde, her vakit ve her işte birinci olmaya çabalar. yorulmaz, bıkmaz, üşenmez. vücudunu izcilikle ve idmanla, fikrini bilgi ile teknikle, ruhunu milli mefkure ile kuvvetlendirir.
bilgisiz bir kuvvet ve cahil kafa altında sağlam bir vücut hiç bir işe yaramayacağı gibi ülküsüz bir ilim, ülküsüz bir bilgin de hiç bir işe yaramadıktan başka türk toplumuna tarif olunmaz zararları dokunur.
ey Türk çocukları!
hem kuvvet, hem bilgi, hem de ülkü sahibi olunuz.
ömer seyfettin
(Türklük ülküsü)
"sanırsın ki Mustafa Kemal arkadaşlarıyla İsmet İnönü'yle geldiler Kanuni Sultan Süleyman'ı darbeyle devirdiler. Her şey güllük gülistanlıkken, Osmanlı derdüstü muradüstüyken devirdiler ve Cumhuriyeti ilan ettiler. Ardından devrimler geldi"
İsmet İnönü'nin dine bakışı ve Cumhuriyetin laiklik konusunda yaptıkları hakkında konuşan Tarihçi Dr. Selim Erdoğan;
-Şimdi benim bugün elimde eğer yetki olsa, Kültür Turizm Bakanı olsam ya da işte Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürü olsam, ilk yapacağım iş bir Osmanlı Müzesi kurmak olur.
-Osmanlı derken kastettiğim Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim o yükseliş dönemi değil. Ben özellikle yakın çağdan bahsediyorum.
-Osmanlı çağdaşlaşmasından bahsediyorum. 1703'den hatta 1699'dan başlarım.
-Hepsi yani sırayla bütün silsileyle hangi padişah çağdaşlaşma adına ne yapmaya çalıştı. Niyazi Berkes'in kitabını herkesin okuması lazım. Onu okumayanlar için Osmanlı sanırsın ki Mustafa Kemal arkadaşlarıyla İsmet İnönü'yle geldiler Kanuni Sultan Süleyman'ı darbeyle devirdiler. Her şey güllük gülistanlıkken, Osmanlı derdüstü muradüstüyken devirdiler ve Cumhuriyeti ilan ettiler. Ardından devrimler geldi.
-Bütün bu devrimlerin hepsinin bir altlığı var. Laiklik sanıyorlar mı ki yani cumhuriyetten sonra ilan edildi. Adım adım yavaş yavaş padişahlar bunu gerçekleştirmeye çalıştılar.
-Şeyhülislam'ın divandan uzaklaştırılması, ulema sınıfının ödeneklerinin kesilmesi bunların hepsi adım adım yapıldı denendi. O zaman da onlara karşı çıkanlar oldu.
-Çünkü hayatta din kadar kolay istismar edilen bir şey yok. Laiklik dine karşı değil laiklik dini istismar edenlere karşı bir savunma mekanizmasıdır.
-Cumhuriyetin ilkesidir, temelidir. Şimdi burada en önemli husus şu herkes İsmet İnönü'ye bir şey söyleyebilir. Birey olarak dinini nasıl yaşadığı kimse ilgilendirmez. Bireyseldir. Ve İsmet İnönü mütedeyyin dinine düşkün.
-Dininin gerekliliklerini yapan bir insandır. Bunu nereden biliyoruz? Bu aile dostlarının, en yakın aile dostlarının, hatta siyasi yelpazeleri daha sonra ayrıştıkları, muhalif olarak karşı kutuplara göçtükleri insanlardan duyuyoruz bunu.
-Fakat laikliği özümsediği için bunu hiçbir şekilde devletin işleyişine, devlet yönetimine, o mekanizmaya yansıtmamış. Bak bugün İsmet İnönü'nün eğer hala mütedeyin mi değil mi, dini bütün bir insan mıydı değil miydi tartışılıyorsa ne kadar başarılı olduğunu gösterir.
-Çünkü insan ibadetini de gizli yapar, dinini de gizli bireysel yaşar. Kimse ilgilendirmez. O bir şov yeri değildir. İsmet İnönü'nün eleştirilebilecek yerleri var mıdır? Vardır.
-İsmet İnönü dediğim gibi iki kelimeyle bir tamlamayla ifade edecek olursak görev adamı. Milli mücadelenin o döneminde Mustafa Kemal Atatürk'ün sahadaki eli kolu yani en ihtiyaç duyduğu dönemde en ihtiyaç duyduğu türde bir komutana sahipti. O da İsmet İnönü'ydü.
Kurtuluş Savaşı bittiği gün;
Yunanistan'da ihtilal oldu,
Yunan bakanlar kurşuna dizildi
Yunan Kral devrildi ve kaçtı,
İngiliz hükümeti düştü. Mısırlı
ve Hint milliyetçiler ayaklandı.
Fransa, Afganistan, Hindistan
Bulgaristan, Arnavutluk, Rusya,
İtalya gibi ülkeler İngiltere'nin
değil Türkiye'nin yanındaydı.
Bir Kemal Paşa dehasıdır bu.
Kendi kanlarını kendilerine yeniden veriyorlar!
Kendi bedenlerine ait her iki ayak topuktan kan alıyorlar.
Biri beyaz kan diğeri kırmızı kan!
Bunu labaratuvar da mineraller ile zenginleştiriyor veya çocuk topuk kanı ile birleştiriyor'lar.
İki yöntemde geçerlidir.
Torbalara alınan zenginleştirilmiş kendi kanlarını yine kendilerine veriyorlar.
Her iki bacağınızı arka baldır da sağ ve solda iki tane mikro kalp vardır.
Bu kalp kırmızı kanı ayak topuğuna aşağıya doğru büker! M
Topukta bulunan beyaz su ile birleşir.
Bu birleşen her iki kan yani ruhunuz damarlardan hücrelere canlılık vermek için yukarıya doğru bükülür! M
Bu iki karışım hem yukarı kalbe hemde omurgaya yol alır!
Bu her insan bedeninde gerçekleşir M
Bu birleşimi kullanıyorlar!
Ölmüyor, hücrelerini yeniliyor, uzun yaşıyorlar. Bunu fizik yasaları ile yapıyorlar.
Sizi, dünyanızı, krallıklarını, ülkelerini yönetiyorlar kontrol ediyorlar zihniniz zombiye dönüşüyor, algılar ile sizi KANDIRIYORLAR M
Hâlâ anlamıyorsunuz ve algılar inançlar ile YAŞIYORSUNUZ M
Ruh Kutsal değildir M
Ruh kandır hücre'dir içinizde yaşar hücrelere canlılık vermek içindir M
Ruh ve beden madde dünyasına aittir!
İlahi değil Fizik yasaları ile var olur!
Fizik yasaları ile madde EVRİLİR ölür geri dönüşüme gider!
Bilinç kimliğinizdir varoluşunuzun ön koşuludur M
Yeryüzünde hiçbir madde kutsal değildir!
Kutsal olan senin görmeye korkuttukları inanmadıkların!
Bilmek istedikleriniz!
Sanrıların verdiği rahatlığa gizlenen gerçekler!
TURGUT ÖZAKMAN'DAN: ATATÜRK'E YAKARIŞ
👇👇👇
Ey Sevgili Atatürk!
Sana padişah/halife olman teklif edilmişti. Kabul etseydin haremin olacaktı, hazinen olacaktı, sarayların olacaktı, mutluluk ve keyif içinde bir ömür sürecek, içkini (afiyet olsun!) sarayında, gizli içeceğin için kimse de bu konuda olur olmaz konuşmayacaktı. Ama sen bu teklifi elinin tersiyle ittin. Milletinin geleceği için devrimler yolunu açtın. Bu nedenle kaç kez ölüm tehlikesi atlattın, iftiralara uğramayı göze aldın. İstedin ki yurttaşların bağımsız olsun, ilkellikten, bilgisizlikten, onursuzluktan, yoksulluktan, hurafelerden, din ve çıkar sömürücülerinden kurtulsun, ilerlesin, gelişsin, her alanda kalkınsın, Ortaçağ’dan çıksın, çağının ve hayatın güzelliklerini paylaşsın, dilediği gibi ibadet etsin, huzur içinde yaşasın, bir daha da Batı’nın kölesi olmasın.
Ama biz seni, idealini, başarılarını, halkımıza, gençlerimize anlatmayı beceremedik. Araştırıp öğrenebilirlerdi ama doğruyu, gerçeği araştırma hevesini de alışkanlığını da veremedik.
Bu konudaki beceriksizliğimizin son örneği de Mustafa adlı film. Bu filmi yapanlara, destekleyenlere, övenlere, seni, Milli Mücadele’yi, Cumhuriyetin neleri başardığını öğretemediğimiz anlaşılıyor.
Geleceği emanet ettiğin gençlerin birçok akımların, farklı düşüncelerin etkisi altında kalmaların��, bölünmelerini engelleyemedik. Gençlerimiz tarihsiz ya da sulandırılmış ya da tersine çevrilmiş bir tarihle yetişiyor. Kendi kahramanlarını unutturduk, çocuklarımızın başkalarının kahramanlarına hayranlık duymalarına yol açtık.
Senden sonra birçok zikzaklar çizdik. İzinden ayrıldık. Borçla kalkınmaya çabaladık. Bağımsızlığın milli ekonomi ile olan ilgisini unuttuk. Bağımsızlık duygusu zayıfladı. Anadolu aydınlanması gittikçe kararıyor. Emperyalizm konuşulmaz oldu. Batı karşısındaki aşağılık duygumuz yeniden hortladı. Kendimize güvenimiz sarsıldı. Senin, özü yurtseverlik, toprak, tarih ve yazgı kardeşliği olan milliyetçilik görüşünü canlı tutamadık. Birliğimiz, dirliğimiz sorunlar içinde. Seni de sana benzemeyen büstlere dönüştürdüler. Bu gidişin nelere mal olacağını tarih açıklıyor ama kimse tarihe kulak vermiyor.
Bütün bunlardan dolayı senden, aziz anından, derin bir utanç içinde özür diliyorum.
Bizi affet.
Turgut Özakman
(Vahdettin, M. Kemal ve Milli Mücadele, s.783)
TURGUT ÖZAKMAN'DAN: ATATÜRK'E YAKARIŞ (BİZİ AFFET)
Ey Sevgili Atatürk!
Sana padişah/halife olman teklif edilmişti. Kabul etseydin haremin olacaktı, hazinen olacaktı, sarayların olacaktı, mutluluk ve keyif içinde bir ömür sürecek, içkini (afiyet olsun!) sarayında, gizli içeceğin için kimse de bu konuda olur olmaz konuşmayacaktı. Ama sen bu teklifi elinin tersiyle ittin. Milletinin geleceği için devrimler yolunu açtın. Bu nedenle kaç kez ölüm tehlikesi atlattın, iftiralara uğramayı göze aldın. İstedin ki yurttaşların bağımsız olsun, ilkellikten, bilgisizlikten, onursuzluktan, yoksulluktan, hurafelerden, din ve çıkar sömürücülerinden kurtulsun, ilerlesin, gelişsin, her alanda kalkınsın, Ortaçağ’dan çıksın, çağının ve hayatın güzelliklerini paylaşsın, dilediği gibi ibadet etsin, huzur içinde yaşasın, bir daha da Batı’nın kölesi olmasın.
Ama biz seni, idealini, başarılarını, halkımıza, gençlerimize anlatmayı beceremedik. Araştırıp öğrenebilirlerdi ama doğruyu, gerçeği araştırma hevesini de alışkanlığını da veremedik.
Bu konudaki beceriksizliğimizin son örneği de Mustafa adlı film. Bu filmi yapanlara, destekleyenlere, övenlere, seni, Milli Mücadele’yi, Cumhuriyetin neleri başardığını öğretemediğimiz anlaşılıyor.
Geleceği emanet ettiğin gençlerin birçok akımların, farklı düşüncelerin etkisi altında kalmalarını, bölünmelerini engelleyemedik. Gençlerimiz tarihsiz ya da sulandırılmış ya da tersine çevrilmiş bir tarihle yetişiyor. Kendi kahramanlarını unutturduk, çocuklarımızın başkalarının kahramanlarına hayranlık duymalarına yol açtık.
Senden sonra birçok zikzaklar çizdik. İzinden ayrıldık. Borçla kalkınmaya çabaladık. Bağımsızlığın milli ekonomi ile olan ilgisini unuttuk. Bağımsızlık duygusu zayıfladı. Anadolu aydınlanması gittikçe kararıyor. Emperyalizm konuşulmaz oldu. Batı karşısındaki aşağılık duygumuz yeniden hortladı. Kendimize güvenimiz sarsıldı. Senin, özü yurtseverlik, toprak, tarih ve yazgı kardeşliği olan milliyetçilik görüşünü canlı tutamadık. Birliğimiz, dirliğimiz sorunlar içinde. Seni de sana benzemeyen büstlere dönüştürdüler. Bu gidişin nelere mal olacağını tarih açıklıyor ama kimse tarihe kulak vermiyor.
Bütün bunlardan dolayı senden, aziz anından, derin bir utanç içinde özür diliyorum.
Bizi affet.
Turgut Özakman
(Vahdettin, M. Kemal ve Milli Mücadele, s.783)