Sisteme bak sisteme.
Gazeteci Rıfat Söylemez:
- Ayakkabısının altı delik adam (Zeydan Karalar) bugün 200 milyonluk villada oturuyor, oğlunun 4 tane fabrikası oldu
- Otobüslerin kasalarını Zeydan Karalar üretiyor ve Temsa'ya satıyor, belediye de Temsa'dan alıyor
- Dünürünün yaptığı sanayi sitelerinin içine kadar pırıl pırıl asfalt yapıyorlar, o sınır bittiği anda çukurlarla yeniden karşılaşıyorsunuz
- Karalar arkadaşına Altın Koza Film Festivali ihalesini verdi, KDV'si ile 90 milyon lira ödedi
- Toplam süresi 3 buçuk saat süren bir yarı maraton etkinliğine 13.600.000 lira ödedi
- 11 tane heykel ve büstün temizliğine, bakımına 1 milyon lira ödenir mi ya? Yenisini yaptırmaya kalksalar o paraya yaptırırlar zaten
- Ayakkabısının altı delik adam (Zeydan Karalar) bugün 200 milyonluk villada oturuyor, oğlunun 4 tane fabrikası oldu
- Otobüslerin kasalarını Zeydan Karalar üretiyor ve Temsa'ya satıyor, belediye de Temsa'dan alıyor
- Dünürünün yaptığı sanayi sitelerinin içine kadar pırıl pırıl asfalt yapıyorlar, o sınır bittiği anda çukurlarla yeniden karşılaşıyorsunuz
- Karalar arkadaşına Altın Koza Film Festivali ihalesini verdi, KDV'si ile 90 milyon lira ödedi
- Toplam süresi 3 buçuk saat süren bir yarı maraton etkinliğine 13.600.000 lira ödedi
- 11 tane heykel ve büstün temizliğine, bakımına 1 milyon lira ödenir mi ya? Yenisini yaptırmaya kalksalar o paraya yaptırırlar zaten
/ Gazeteci Rıfat Söylemez
▪️ Ayakkabısının altı delik adam (Zeydan Karalar) bugün 200 milyonluk villada oturuyor, oğlunun 4 tane fabrikası oldu
▪️ Otobüslerin kasalarını Zeydan Karalar üretiyor ve Temsa'ya satıyor, belediye de Temsa'dan alıyor
▪️Dünürünün yaptığı sanayi sitelerinin içine kadar pırıl pırıl asfalt yapıyorlar, o sınır bittiği anda çukurlarla yeniden karşılaşıyorsunuz
▪️ Karalar arkadaşına Altın Koza Film Festivali ihalesini verdi, KDV'si ile 90 milyon lira ödedi
▪️ Toplam süresi 3 buçuk saat süren bir yarı maraton etkinliğine 13.600.000 lira ödedi
▪️ 11 tane heykel ve büstün temizliğine, bakımına 1 milyon lira ödenir mi ya? Yenisini yaptırmaya kalksalar o paraya yaptırırlar zaten
__Taha Hüseyin Karagöz / Rıfat Söylemez
Bir tilki vardır; tavuk kümesine girerken kuyruğunu siler, izini yok eder. Sabah olduğunda kümesteki katliam ortaya çıkar ama tilki çoktan kendi yuvasında, masum gözlerle uyanır. Suçu hep rüzgâra atar, hep çitin açık kalmasına, hep tavukların dikkatsizliğine... Kendi dişlerindeki kanı bile başkasının kanı sanır.
Bir yılan vardır; ısırdığı eli unutmaz ama ısırdığı kişiyi tanımaz. Zehri kendisi için tatlıdır, başkası için ölümdür. Soğuktur, çünkü ısınmak için başkasının sıcaklığına muhtaçtır; sarılır gibi yapar, oysa sadece avını ölçer. Ve gittiğinde geriye bir iz bırakır: derinin altında, yıllar sonra bile sızlayan o izi.
Bir akrep vardır; sırtında zehrini taşır ama "ben böyle yaratıldım" der. Sokar, sonra "elimde değildi" der. Karşısındakini kurban ettikten sonra bile kendini kurban ilan eder. Çünkü onun hikâyesinde kahraman hep kendisidir, kötü adam hep bir başkası. Aynaya baksa kendini tanımaz; bir akrep değil, bir kelebek görür orada.
Bir çakal vardır; aslanın artığıyla beslenir ama aslan gibi kükremek ister. Güçlüye yaltaklanır, zayıfa diş gösterir. Sürüsü vardır ama dostu yoktur; çevresinde insanlar değil, fırsatlar dolaşır. Bir gün kıtlık geldiğinde anlayacak: sürüsündeki çakallar, ilk önce onu yiyecektir. Çünkü çakal sürüsünde sadakat yoktur, sadece sıra vardır.
Bir kedi vardır; dokuz canı olduğuna inanır, her ihaneti bir can sayar. Birini harcar, ötekine geçer; birini tüketir, yenisine sıçrar. Ama kediler bilmez ki insan dokuz canlı değildir, ve harcanan her can geri gelmez. Bir gün son canına geldiğinde, etrafında kimse olmayacak; çünkü dokuz kere terk eden, dokuzuncuda terk edilmeyi öğrenecek.
Bir sırtlan vardır; kendi avlamaz, başkasının avını yer. Kendi sevmez, başkasının sevdiğini çalar. Güler, ama o gülüş gülmek değildir; dişlerini göstermektir, tehdittir, korkudur. Geceleri uluması, mutluluktan değil, içindeki o doldurulamayan boşluktandır. Ne kadar yerse yesin, hep aç kalır; çünkü doyuran şey karın değil, vicdandır ve onun vicdanı çoktan kurumuş bir kuyudur.
Bir örümcek vardır; ağını sabırla örer, kurbanını bekler. Ağa düşen, kurtulamaz; çünkü çırpındıkça daha çok dolanır. Onun zaferi avlamak değil, avının kendi kendini bağlamasıdır. Sonra yaklaşır, zehrini akıtır, için için tüketir... ve kabuğunu fırlatır attığında, kimse o kabuğun bir zamanlar nefes alan bir canlı olduğunu hatırlamaz bile.
Bir baykuş vardır; gece görür, gündüz kördür. Karanlıkta avlanır, aydınlıkta saklanır. Çünkü ışıkta görünmek ister gibi yapar ama görülmekten ödü kopar. Ne zaman biri ona aynayı tutsa, "gözlerim kamaşıyor" der ve kanat çırpıp uzaklaşır. Oysa kamaşan gözleri değil, vicdanıdır.
Bir hayvan vardır ki insan kılığında dolaşır; en tehlikelisi budur. Çünkü tilki kürkünden, yılan derisinden, akrep iğnesinden tanınır... ama bu hayvanın postu yoktur. İnsan gibi konuşur, insan gibi güler, insan gibi ağlar. Sadece bir şey eksiktir onda: kalp. Ve kalbi olmayanın, ne kadar insan göründüğü önemli değildir; bir gün dökülecek o maske, altından çıkan yüzü kimse tanımayacaktır en çok da kendisi.
Hayvanlar âleminde bile kural vardır; aslan açken bile yavrusunu yemez, kurt sürüsüne ihanet etmez, fil ölen dostunu yıllarca hatırlar. Bir tek insan vardır ki, bazen, bir hayvanın bile yapmayacağını yapar... Ve sonra döner, kendine "ben insanım" der.
Hangi hayvansın sen, söyle bana? Yoksa hiçbiri misin? Bütün hayvanların reddettiği o tek şey misin?
CHP'nin yeni genel başkanını belirlemek üzere kurultay düzenlediği 6 Mayıs 1972 sabahı CHPlilerin timsah gözyaşı döktüğü Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan idam edilivermişti.
Bu kaderin bir ironisi miydi?
CHPlilerin “Üç Fidan” diye ardından yalancıktan ağladıkları Gezmiş, Arslan ve İnan’ın 12 gün önce gerçekleşen oylamasında evet oyu veren tam 28 CHP milletvekili olduğunu da söylemezler.
Öte yandan 2 CHP’li vekilin o oturumda çekimser kalarak idamlara dolaylı onay verdiğini düşünürsek evet diyenlerin sayısı 30’a yükselir.
Peki şu olguya ne buyurulur:
O gün TBMM’deki oturumuna tam 67 CHPli milletvekili katılmayarak idama yine dolaylı yoldan destek vermişti.
Böylece ne oldu?
28+2+67=97 eder değil mi?
Bir başka deyişle tam 97 CHPli vekil Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamlarına onay vermişti.
İdamlara hayır oyu kullanan CHPli vekil sayısı ise 47 idi.
Bu durumda 144 CHPli vekilden 97’si evet diyerek olsun, çekimser kalarak veya oturuma katılmayarak, yani oyunu belli etmeyerek olsun idamlara onay vermiştir ki, bu miktar toplam red oyu kullanan CHP’linin iki katıdır.
Recep Tayyip Erdoğan 10 yıl sonrasını görüp planlar yaparken;Özgür Özel ve chp burnunun ucunu göremeyecek kadar vizyon fukarası.
Buna Liderlik ve Vizyon farkı diyoruz..
Seninleyiz Reis
📌İlber Ortaylı:
“Avrupa'ya giderim ve kurtulurum, kurtulamazsın. Gençler o çok bilmedikleri dünyaya aşıklar, bu çok kötü.
Dış örgütlerin çok büyük payı var. Türkiye’den nefret edilmesini teşvik ediyorlar.
Sanal medyanın arkasında Alman istihbarat örgütleri var.”
Erdoğan, hayalini kurdugu pek çok şeyi yaptı.
Bunu, ona düşmanlık yapanlar da biliyor..
Onların korktukları ise,
Erdoğan'ın ekran önünde söylemediği hayalleri,
Ya onlarıda yaparsa...!