لا تصحب من لا ينهضك حاله و لا يدلك علي الله مقاله
Hali ile seni manen ayağa kaldırmayan ve yüceltmeyen, sözü ile seni Allah Teala’ya yönlendirmeyen kişi ile yakınlık kurma.
Dostluk Hakk için olmalı,
Hakk’a götürmeli,
Bir günaha engel olmalı
Gafletten kurtarmalı
Aşk-ı ilahiye vasıl etmeli
Sözü ile ilmini, özü ile halini yüceltmeli.
Dostluktan ve arkadaşlıktan asıl maksut olan da işte budur.
Hak ehlinin hakka vasıl olmaktaki en temel esaslarından biri işte bu şarta haiz dostluktur.
…
Göçtü kervan kaldık dağlar başında.
Hakkı anlatalım, nasihat edeceksek edelim.
Nasihatten anlamayanın ve inat edenin peşinde dolaşmayı bırakmak lazım.
Gücü gençlere ve özellikle aile efradına sarf etmek lazım.
Söz tutmayan kişi ÖMÜR KURDUDUR, kişiyi ve en yüce varlığı olan ömrünü kendi inadı için yer bitirir, tüketir ve mahveder.
Arifan Külliyesi’den güzel bir hizmet daha başlıyor,
Uzun bir zamandır aktif olan dijital medrese çalışmamızı Dijital İmam Akademi adı ile Mesleki İhtisasa haiz olmak isteyenler için umumun hizmetine açıyoruz.
Meslekî İhtisas Programına
- İmam-Hatipler
- Müezzin Kayyımlar
- Meslek Dersleri Öğretmenleri
- DİKAB Öğretmenleri kayıt yaptırabilir.
‼️HATIRLATMA!
- Dersler ONLİNE yapılacak
- Hali Hazırda Görevde olmak zorunlu
SON MÜRACAAT TARİHİ:
🗓️ 30 MAYIS 2025
Pop müzik havasında ilahiler ve tabiki kameralar ile ailelerin ve hanımların Mevla’nın aziz kıldığı mahremiyeti şirketlerin ve görevlilerin daha çok müşteri bulma tamahına kurban edilmekte.
Ziyaret mekanlarının mehabetine uymayan ziyaret şekilleri. Defi kapan manevi mekanların ruhunu hissetmek yerine sanat icra etmeye ve kendini beğendirmeye gidiyor sanki.
Resulullah’ın hatıralarında tefekkür ve sükunet asıldır. Tazim asıldır, tantana vs değil. Kendin duyacak şekilde bir kaside mırıldanmak yerine ziyaret mekanlarında adeta konser verir gibi icraatlara başlanmış olması çok acı. Bu hal mekanların ruhundan ve hissiyatından koparıyor. Ama sorsan adam iş yapıyor. “Tilkiden din öğrenen tavuk çalmayı sevap zanneder” diyeceğimiz haller çokça.
Hanımların daha sükunetli ve dikkatli olması telkin edilecekken kimi zevatın genç kızları haremde koşturması ve peşine takıp sürüklemesi içler acısı.
Kabe’ye girerken tevazu gereği gövde gösterisinden ve “bak biz buradayız, biz varız” manasından anlaşılacak hallerden uzak hiçlik makamında girilmeli.
Nihayetinde artık Kabe’nin etrafında müşrikler yok ki kendimizi göstermemiz zaruret olsun. Hepsi iman etmiş insanlar. Tavaf yapmayı bilmeyenlerin ve ilk defa gelenler için şartlarına riayet edecekleri toplu tavaf yapmalarını kastetmiyoruz.
Şunun altını özellikle çizelim; Kabe hiçbir şahsın veya grubun varlığını ispat yeri değildir.
Maksadım kimseye acı konuşmak ve incitmek değil. Ama bu halleri konuşmaya konuşmaya eriyoruz. Bu hallerden uzak durulmalı.
Selam ve dua ile
Mekke-i Mükerreme’ye tazim ve hürmet ümmetin her açıdan geleceğine şekil vermekte. Ona hürmeti terk etmek geleceği zarara ve akamete uğratırken, ona tazim ise; fetihler, hizmetler ve manevi terakkilerin kapsını açar.
Harem-i şerife tazimi tesis eden baş eserimizi ana metninden bir kez daha Arifan Umre grubu arkadaşlarımızla itmam etmek nasip oldu.
Müellif Hasan-ı Basri hazretlerinin feyz ve manasından nasiplenlemeyi ihsan buyuran Rabbimize hamd olsun.
Umrenin manasına muvafık olmayan bazı haller;
Grup halinde tavaflarda görevlilerin özellikle umrecilerin bağırması talep edilerek Kabe’nin ruhuna ve mehabetine uymayan bir tavaf şekline ısrarla devam etmeleri ve teşvik etmeleri.
Halbuki en azından İrşadu’s-Sari okumuş bir ilim adamına azıcık uğrasalar böyle bir tavafın kesinlikle caiz olmadığını görürlerdi.
Bu tavafta bu milletin evlatlarını abtal muamelesine tabi tutmakta ayrıca cabası.
Şöyleki;
görevli bağırıyor “allahım”
cemaat tekrar ediyor bağırarak “allahım”
görevli bağırıyor “beni”
cemaat bağırıyor “beni”
görevli bağırıyor “affet”
cemaat bağırıyor “affet”.
Allah aşkına bu aziz bir millete abtal muamelesi yapmaktan başka hiçbir anlama gelmez.
Dua kalpten olur, herkes kendi hacetini arz eder.
Allah Teala kimseden kafiyeli ve edebiyatlı dua falan istemiyor.
Son dönemde artık KADIN GÖRELİLER bağırtıyor cemaati. Dua ettiriyor demiyorum, evet BAĞIRTIYOR. Erkekler arkadan bayan görevlinin dediklerin tekrar ediyor.
Bu ne iştir allahım, başımıza taş yağacak.
Allah Teala’nın sağır olmadığı bilincini vermek umreden daha öncelikli bir vazife.
Tavafın namaz gibi olduğu iyice öğretilmeli.
Bizim eserlerimizde tavafta huşuyu bozacağından ve Kabe’ye hürmeti zayıflatacağından Kabe’nin tavanına doğru bakmak bile sui edep olduğu izah edilmişken ve tavaf yapanların yüzlerine bakmanın uygun olmadığı anlatılmış iken geldiğimiz hal içler acısı.
Kabe’ye hürmet artık çok ciddi derecede azalmış.
Bunun sebebi ise umrecilere ziyaret edilecek makamların hakları ve hürmetleri kafalarına kazınacak şekilde dersler ile kazınmalı. Misalen Teşviku’l-Enam, Fezail-i Mekke ve’s-Sekenü Fiha, Ahbaru Mekke, el-Azmu’s-Sakin okutulsa Ali Şeriatı denen ruhsuz İranlı sapık yerine konu daha net anlaşılır. Veya Gazali’nin İhyasından Haccın ve Umrenin Sırları okutulsa. Veya da Zekeriya Kahdehlevi’nin Fezailu’l-Hacc eseri kesinlikle okutulsa.
Bunları okumak ve okutmak için bizim önce kurum ve manevi aidiyetlerimizi taassuplaştırmaktan uzak olmamız gerekir.
Kim okuyup okutacak, kendi tetebbuatından bihaber zevat bu aziz milletin önüne Ali Şeriati denen ruhsuz adamı koydular.
Umrede - acı ama gerçek- normal hayatında tesettürlü olanlarda bile mahremiyet bilinci maalesef yerlerde geziyor.
Hacılar Mekke ve Medine’de sanki erkeklerden veya erkekler kadınlardan sakınmak ve uzak durmak gerektiği esasından tamamen muaf durumdalar.
Tavafın nasıl başlayıp nasıl biteceğinin yanında TAVAF ALANINA nasıl girilip tavaftan nasıl çıkılacağının pratiği HÜKMÜ ile anlatılmalı. Yanlış duymadınız evet hükmü ile.
Hacer-i Esved’i öpmekten veya izdiham alanlarından uzak durmanın yapılan o tavaftan daha öncelikli öğrenilmesi gereken mesele olduğu izah edilmeli.
Haremde bir tek canlıya ezadan uzak durmanın tavaftan daha öncelikli olduğu anlatılmalı.
Umreciler ihram yasaklarını çok rahat ihlal ettiğinde çoğu görevliler bu duruma mezhep aidiyet bilinci ile değil tam bir cehaletle “Mesele değil, ufak bir sadaka ver” diyerek dem cezası gereken hususları bile çok rahat geçiştirerek mezhep aidiyetlerini terk ediyorlar. Yani mezhepsiz olmanın kısa bir pratiği sergileniyor desek yanlış olmaz. sadakanın miktarı muayyen olmasına rağmen bu dahi izah edilmiyor. “İşte ver birşeyler.” Yazık, çok yazık.
Hacılar umre değil sanki kameraman veya Kabe’den ailesine canlı yayın yaparak riya ve gösteriş peşinde. Tavaf alanı da sanki -haşa, yüzbinlerce haşa- sahne.
Riyanın müminin hayatında umreden daha öncelikli bir konu olduğu ve mutlaka terk edilmesi gereken zorunlu bir mesele olduğu öğretilmeli.
Hocalar ve şirketler müşteri memnuniyeti ve popülist gündeme teslim olarak elin kadınlarının ve kızlarının resimlerini ve videoları çok rahat sosyal medyanın tüm mecralarında ve vatsaplarda paylaşmaktan haya etmiyorlar ve bunun haramlığından çok çok uzaklar.
Otellerde hacı ve umreci karşılama merasimleri başlamış. Zannedersiniz düğün gecesi gibi, bir şeyler patlatmalar, hacıların üzerlerine serpiştirmeler.
Ömer Faruk Müderrisoğlu Hocamızın anlatımlarıyla;
Perşembe Sohbetleri
“Siyer-i Nebi ve Şemail-i Şerif” derslerine ailenizle birlikte davetlisiniz.
5 Aralık | 19:30 | Arifan Külliyesi
Not; Hanımlara yer ayrılmıştır.
Halep vatandır.
Halep’in kurtuluşuna sevinemeyen sözde islamcılar kesinlikle bizim adamlarımız değildir ve olamaz.
Yüzlerce alim tehcir edilmiş, onlarca medrese ve ilmi merkez tahrip edilmiş bunu göremeyen ve bu zulmün bitirilmiş olmasına sevinmeyenin ya kanı bozuktur ya da imanı.
Kasım Süleyman’ın denen namussuz onbinlerce kadınımıza kızımıza tecavüz edip sonra katletmiş tarihin böylesi en büyük katilini mücahit diye tanımlayanlar,
İran’ın ve şianın kuyruğu olmayı kendilerine şeref bilenler bir gün olsun bu coğrafya ve ülkesi için sevinmeyi hiç beceremediler.
Bunlar bu ülkenin Müslüman gençliğinin her şeylerini çaldılar, islam adına olan hayallerini, tarihi müktesebatımızdan gelen geleceğe yönelik tüm fikriyatlarını çaldılar, milli ve manevi kişilikleri çaldılar. Bu nesli sahabeyi eleştirmekte cüretkar kılarken götürüp Humeyni’ye hayran birer yama ettiler.
Bunlar asıl tokadı başta müminlerin annelerinden ve sahabiden yiyecekler “siz, bize hakaret edenleri nasıl sevdiniz ve nasıl oldu da sizin peygamberinize, hanımlarına ve kur’ana hasım olanları dost diye bağra bastınız” diye.
Allah’ın intikamı çok çetin olacak.
Üç nokta ile bitirmiş. Bir öz elestiri bu. Hemen adama çullanıyorsunuz.
Adam belki de şunları demek istedi
"Özür dileriz Esma. Ben ve benim gibi 'hocalar' yıllardır Mısır'da darbecilere karşı duran. İhvan liderlerini koruyan Erdoğan'ın altını oyduk.
Özür dileriz Esma, ne Suriye'de, ne Mısır'da ne de kendi ülkemizde iyi olan hiçbir uygulamasına destek vermedik.
Özür dileriz Esma, Suud ve BAE, Türkiye'yi İhvan'ı desteklediği için hedefe alınca buna karşı çıkmadık.
Özür dileriz esma, yıllardır sen ve rabia meydanı aklımıza gelmemişti, derdimiz Erdoğan'a çakmak olmasa gene de aklımıza gelmezdin.
Özür dileriz Esma, biz şımarıkca yıllardır size terörist diyen adamların kazanması için uğraşıyoruz."
Ümmet olarak manen tevbe ile, ibadet ile, ahlak ile ve birlik beraberlikle kendimize gelip manen ayağa kalkabilirsek bu mazlum yetim çocukların tahtadan terliklerinin altından kalkabiliriz.
Allahım bizi sen kaldır,
Bizi bize bırakma Allahım!
SİSİ
MÜSLÜMAN KARDEŞ MISIR HALKI İLE İLİŞKİ KURMANIN ADIMI
Devlet başkanının tasarrufu kumunun maslahatına binaen caizdir.
Ümmete veya millete gelen veya gelebilmesi kuvvetle muhtemel bir fesadı defetmek bir faydayı ve faydaları celp etmekten daha evladır (amel açısından daha önceliklidir).
Zaruretler miktarınca takdir edilir ve zaruretler durumunda sair zamanda haram olan şeyler miktarınca mübahtır.
Bu fıkhı kaidelerden hareketle meseleye bakmakta fayda var.
Bunları hatırlattıktan sonra Sisi’nin Türkiye ziyaretini tükürdüğünü yalamak değil; ümmetin ve milletin maslahatı için atılmış adım olarak görmek gerekir.
Asr-ı saadette de düşmanla ebedi düşman olunmamıştır.
İlişki kesmeyi gerektiren süreç oluşursa ilişki durdurulur, ilişkiyi devam ettirmek gerektiğinde ilişki devam ettirilir.
Ümmetin darboğaza düştüğünü oturdukları koltuklarında gördüklerini söyleyenlerin meseleleri hiçte görmedikleri ortada.
Devlet idaresinde fıkhî meşru alanları anlamak için herkesin
-Fıkhu’l-Evleviyyat (öncelikler fıkhı) okumasını,
-Kitabu’s-Siyer’den küffar veya zalimler ile anlaşmanın meşruiyet zamanlarını ve durumlarını okumak lazım.
Zira sosyal medyada bacak bacak üzerine atarak kaybedeceği hiçbir şey yokken yazıp çizmekle devlet idare etmek aynı fıkhı keyfiyete ve zarurete taalluk etmiyor.
Devlet başkanının ve idarecilerin halka açıklamadıkları hangi zaruretleri gördüklerini biz bilmiyoruz.
Bu ilişkiyi tesis etmelerinin bir zarurete binaen olduğuna ve burada zaruret ahkamı dairesinde bir adım atılmış olacağına hüsnü zan ederiz ve otururuz.
Şayet yoksa bir zaruret, hesabını Allah’a verecekler.
Ortada zaruret ahkamı ile amel etme ihtiyacı olmuş olabilir. O zaman ziyaret mübahtır, gayet meşrudur.
Ortada ümmetin ve milletin menfeatine olanın ilişkiyi kesmek değil; ilişkiyi devam ettirmek olduğu hususu devlet başkanı tarafından görülmüş ise o zaman bu ilişkiyi devam ettirmek gayet meşrudur.
Boş beleş uzaktan ahkam kesmek ise tam manası ile boş bir iştir.
Müslümanlar ve özellikle Türkiyede islami camiada ÖNCELİKLER FIKHI konusunda ve SİYASET FIKHI konusunda ciddi eksiklik kasıtlı olarak devam ettiriliyor.
Çünkü bu boşluktan nemalanmak isteyen ciddi bir kesim var.
Kemaleddin ibn Hümam Es-Sivasi şöyle diyor; zalimlerle, kafilerle anlaşmak noktasında;
الموادعة: المسالمة، وهو جهاد معنى لا صورة
Anlaşmak/Karşılıklı barışmak; şekil itibariyle değil mana itibariyle cihattır.
Demek ki kimse zalimlerle anlaşınca dost falan olmuyor.
Yazılanlar ve çizilenlere bakınca koca koca islam davasını sığ adamlar konuşur olmuş.
Son 50 yıllık siyasal islam hattının çoğu samimi ferdini sloganlarla oyaladılar. Öyle de devam ediyor, maalesef.
Hatta radikal kardeşlerin ellerinden düşürmedikleri İbn Kayyım da konuya bakınız şöyle açıklık getiriyor;
أن مصالحة المشركين ببعض ما فيه ضَيم على المسلمين جائزةٌ للمصلحة الراجحة ودفعِ ما هو شرٌّ منه، ففيه دفع أعلى المفسدتين باحتمال أدناهما”
“Müşrikler ile karşılıklı anlaşmak bazı Müslümanlara zarar ve hasar olsa bile daha büyük bir şerri ortadan kaldırmak için ve daha öncelikli ve makbul bir maslahat adına caizdir.
Burada (Hudeybiye Musalahası’nda) iki fesat yolundan daha büyüğü; ikisinden basit mefsedetten biri ihtimali ile def edilmiştir.”
Keşke slogan atmayı bırakıp kafayı biraz kitap okumaya ve anlamaya versek bu sorunlar olmaz.
Velvele koparanlar bu metinleri bilmiyor mı? Biliyorlar.
Hatta Tevbe Suresi müşrikler ile yapılan bir anlaşmayı zikrederek başlıyor.
Bal gibi biliyorlar. Peki niye ortalıkta tekfir, hakaret ve şeran hiçbir ilmi zemini olmayan laflar dolaşıyor???
Onların derdi o bir müslümanla kavga etmek, dertleri bu olduğu için her fırsatı değerlendiriyorlar. Çünkü dükkanları kapanacak kavga etmezler ise.
Çünkü biliyorlar ki samimi niyetle onları takip edenler ne söyleseler onları alkışlayacaklar ve cihat naraları atacaklar.
Allah Teala bize akıl ve izan versin.
Ebu Hanife Dinveri naklediyor
Haccac bir adamı öldürecekti.
Ona “kendinin deli olduğuna şahitlik yap, seni affedeyim” dedi.
Adam dediki;
“Rabbim bana afiyet verdiği halde ben nasıl olurda Rabbime karşı yalan isnat ederim. “Ancak beni imtihan etti, sınadı” derim”
Ve öldürüldü.
*
Bu adam yalan söyleyim kurtulup yaşamak yerine öldürülmeyi tercih etti.
Bugün içinde bulunduğu türlü sayısız nimetlerin varlığını inkar eden bir nesil yetişti.
Rabbinin verdiğine her daim küfran içinde olup verilen onlarca nimeti halen yok sayan ve böylece Rabbine yalan isnat eden bir nesil..
Bu halin ana sebebi herkes başkası gibi olmak istiyor.
Kimse kendi gibi ve kendisi olmak istemiyor. Başkası gibi olmayı ve kendinden vazgeçmeyi ise televizyon ve medya araçları ile yaptılar.
Nezaketle konuşmaya çalışacağım!
Siyer-i Nebi’yi doğru anlamak için önce akıl mizanı ile fıkhın getirdiği adaletli bakışı sonra idrakin getirdiği en azından insaniyeti tahsil etseydiniz içine düştüğünüz bu halde siyerden bigane konuştuğunuzu idrak ederdiniz.
Arifan Külliyesi
2024-2025 öğrenci kabulleri
başlamıştır.
Bünyemizde yeni hizmete başlayan hizmet binalarımız bir çok kolaylığı beraberinde getirdi.
📌 Arifan Külliyesi merkez binamıza
16 yaş ve üzeri ve Yüksek Öğrenim çağındaki gençlerimizi Siyer-i Nebi ve İslami İlimler Eğitimine kabul edeceğiz.
Merkez Binaya;
📌 İlahiyat Öğrencilerini
📌 Hafızları
📌 Lise Mezunlarını
📌 Ön Lisans Öğrencilerini
📌 Açık Lise Öğrencilerini (16 yaş üzeri)
kabul edeceğiz.